İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinde Görülen Ticari Satımdan Kaynaklı İtirazın İptali Davasında Alacak, Ayıplı Mal ve Teslimat İhtilaflarının Bilirkişi Raporuyla İncelenmesi
Özet: Bu dava, müteveffa davacının ahşap ürün satışından kaynaklanan ticari alacağının tahsili amacıyla davalı hakkında başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep etmektedir; davalı, ürünlerin ayıplı olduğunu ve fazla ödeme yaptığını iddia ederek borcu reddetmiş, bilirkişi raporu ise davacının ticari defterlerine göre bir alacak bulunduğunu ancak belirli bir faturadaki mal teslimatını ispatlayamadığını ve davalının tartışmalı faturalar için iade faturası düzenlediğini tespit etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
:████████ Esas
KARAR NO
:████████
DAVA
:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
:█████/2024
KARAR TARİHİ
:█████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, dava konusu faturalara konu ahşap çıtaları ve tahta parçalarını davacı müteveffadan satın aldığını, davalının, davacı müteveffaya 17.712,00 TL borcu olduğunu, alacağın tahsili için .... İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını, davalının icra takibine itiraz ettiğini bu yüzden takibin durduğunu, arabuluculuğa başvurulduğunu fakat anlaşmaya varılamadığını belirterek davanın kabulünü, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı arasında 14.08.2023 tarihli kurulmuş ticari ilişkinin bulunduğunu, takibe konu faturaların Aralık 2023'de yapılan iki siparişe ilişkin olduğunu, müvekkilinin müteveffa davacıya bir borcunun olmadığını aksine ayıplı ürünlerden dolayı müteveffa davacıdan alacaklı olduğunu, müvekkilinin davacıya sehven olarak iki defa 7.912,80 TL olmak üzere ödeme yaptığını, müteveffa davacının sehven yapılan bu ödemeleri iade etmediğini, 13.12.2023 tarihli fatura bedellinden düşüldüğünü, ürünlerin yaş ve çatlak olduğunu, bu yüzden sipariş teslimlerinde ve üretimde aksama yaşadığını, müvekkilinin hiçbir borcunun bulunmadığını belirterek davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememiz dosyasının █████/2024 tarihli celsesinin 5 numaralı ara kararı uyarınca dosyanın bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup, █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" Yüce Mahkemeniz tarafından dosyaya aldırılan Vergi Daireleri yazılarına göre; davacı yanın davalı şirket adına düzenlediği tüm faturaların, davacı Bs ve davalı Ba formunda yer aldığı ve birbiriyle örtüştüğü,
Tarafların Vergi Dairesine Vermiş olduğu Ba-Bs formlarının birbiri ile uyumlu olduğu, tarafların birbirlerine düzenlediği faturaların ba-bs bildirimlerine bulunduğu, ancak; 25 Ocak 2021 tarihli ve 31375 sayılı Resmi Gazete'de Form Ba ve Form Bs uygulamasında değişiklik yapan 523 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği gereği, 2021 Yılının Temmuz ayından itibaren mükelleflerin birbirlerine düzenledikleri e- faturaların kendileri tarafından ba- bs formunda bildirilmediği, Gelir İdaresi Başkanlığı sistemi üzerinden otomatik olarak Ba-Bs formuna işlendiği, bu nedenle Ba- Bs formlarından yola çıkarak tarafların birbirine düzenledikleri e-faturaların tebliğ edilmesi ile ilgili karine oluşmadığı,
Ödeme emrine konu edilen fatura içeriği mal/hizmet teslimi ile ilgili; davacı tarafından mal/hizmet teslimine ilişkin herhangi bir sevk irsaliyesi sunulmadığı, ancak 13.12.2023 tarihli 7.452,00.-TL bedelli fatura içeriği malın davacı tarafından teslim alındığı ancak ayıplı çıktığının iddia edildiği ve dava haklarının saklı tutulduğunun belirtildiği, “ayrıca bu faturaya karşılık davalı şirketin davacıya 8 geçtikten sonra 22.12.2023 tarihinde iade faturası düzenledi. bu malın davalı uhdesinde bulunduğu,
Davacı yan 2023 Yılında Ticari defterlerini TTK 64/3 hükümlerine uygun bir şekilde açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yaptırdığı, defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı davacı yana ait 2023 Yılı ticari defterlerin HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil ettiği,
Davacı yan ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; davacı yanın davalı şirketten ödeme emri tarihinde 15.289,20.-TL alacağının olduğu, ancak ödeme emrine konu edilen 21.12.2023 tarih, 10.260,00.-TL bedelli faturaya ilişkin mal/hizmeti davalı şirkete teslim ettiğini ispatlayamadığı bu nedenle alacağının (15.289,20-10.260,00) 5.029,20.-TL olması gerekiği,
Davalı şirketin 2023 Yılında Ticari defterlerini TTK 64/3 hükümlerine uygun bir şekilde e- defter uygulaması ile tutulduğu, envanter defteri noter tasdikinin zamanında yaptırdığı, defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı davacı yana ait 2023 Yılı ticari defterlerin HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil ettiği,
Davalı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; davacı tarafından davalı şirkete düzenlenen 13.12.2023 tarihli 7.452,00.-TL bedelli faturaya karşılık davalı tarafından 22.12.2023 tarihinde aynı tutarda iade faturası düzenlendiği, yine davacının, davalı şirkete düzenlediği 21.12.2023 tarihli 10.260,00.-TL bedelli faturaya karşılık davalı şirket tarafından davacı adına 23.12.2023 tarihinde aynı tutarda iade faturası düzenlendiği, ödeme emri tarihinde davalı şirketin davacı yandan 2.422,80.-TL alacağının olduğu, ancak davalı şirketin; davacının düzenlediği 7.452,00.-TL tutarındaki faturaya iade faturası düzenlense de; davalının bu malı aldığını ancak ayıplı olduğu ve dava hakkını saklı tuttuğunu beyan etmesi neticesinde bu tutarın davalı borcu olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu durumda davalı şirketin davacıya (7.452,00- 2.422,80) 5.029,20.-TL borcunun olması gerekiği,
Ayıplı edildiği iddia edilen ürünler ile ilgili bu raporda herhangi bir tespit yapılmasının mümkün olmadığı,
Tüm bu nedenlerle;
Davacının ödeme emri tarihinde davalı şirketten talep ettiği 50.29.20 TL fatura alacağı ile icra inkar tazminatı hükmünün Yüce Mahkemenize ait olacağı, sonucuna ulaşılmıştır." şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulduğu görüldü.
Mahkememiz dosya davacısının █████/2024 tarihinde vefat ettiği görülmekle, mirasçılar ... ... ve ... adına vekaletname ve .... Noterliğinin █████/2024 tarihli ... yevmiye numaralı mirasçılık belgesinin sunulduğu görüldü.
Davacı-mirasçılar vekilinin █████/2025 tarihli beyan dilekçesi ile; davalıyla sulh olduklarını, bu yüzden davadan feragat ettiklerini, tarafların karşılıklı olarak birbirlerinden yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri olmadığını beyan ettiği görüldü.
Davalı vekilinin █████/2025 tarihli beyan dilekçesi ile tarafların sulh olduklarını, bu yüzden yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinden feragat ettiklerini beyan ettiği görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE:
Dava; davacı tarafından fatura alacağının tahsili için davalı aleyhine başlatılan .... İcra Müdürlüğünün... E. Sayılı dosyasındaki takibe davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan █████/2025 tarihli dilekçe ile davadan feragat edildiği bildirilmiştir.
Davalı vekili tarafından dosyaya sunulan █████/2025 tarihli dilekçe ile taraflarının yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmayacağı bildirilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 307. maddesinde feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış olup aynı yasanın 309. maddesinde feragat ve kabul beyanının dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabileceği, hüküm ifade etmesinin karşı tarafın muvafakatine bağlı olmadığı, feragat ve kabulün kayıtsız ve şartsız olarak yapılması gerektiği ve hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği belirtilmiştir. Yine aynı yasanın 311. maddesinde de feragat ve kabulün kati bir hükmün hukuki neticelerini doğuracağı hüküm altına alınmıştır.
Açıklanan yasal hükümler ışığında davacı vekilinin feragatinin usulüne uygun olduğu anlaşılmış ve feragat nedeniyle Harçlar Kanununun "Davadan feragat, davayı kabul veya sulh" başlıklı 22. Maddesinin "Davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa,karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır.
" şeklindeki düzenlemesi uyarınca hesaplama yapılarak davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, davalı vekili tarafından dosyaya sunulan █████/2025 tarihli dilekçe ile vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin bulunmadığını bildirdikleri görüldüğünden tarafların beyan dilekçeleri dikkate alınarak vekalet ücreti hususunda karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş, hazine bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücreti ise; dava feragat ile sonuçlandığından davadan feragat eden davacı üzerinde bırakılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince Davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinden sonra vuku bulduğundan, maktu karar ve ilam harcının üçte ikisi olan 410,27-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 17,33 TL'nin yatıran tarafa iadesine,
3-Tarafların karşılıklı olarak birbirlerinden vekalet ücreti talebi bulunmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı vekilince yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde kendilerine iadesine,
6-Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.600,00TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına.
Dair, hazır bulunanların yüzüne karşı miktar itibari ile kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025
Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!