Dul aylığı alan davacının babasından aldığı yetim aylığının gelir tespiti sonucu kesilmesi ve borç tahakkuku nedeniyle açtığı iptal davasının temyiz incelemesi.
Özet: Bir sigortalının hem eşinden dul aylığı hem de babasından yetim aylığı alırken, belirli dönemlerde gelirinin asgari ücretin üzerinde olduğu gerekçesiyle yetim aylığının kesilmesi ve adına borç tahakkuk ettirilmesi üzerine açtığı davada; ilk derece mahkemesi kurum işlemini iptal ederek kesintilerin iadesine hükmetmişken, istinaf mahkemesi babanın vefat tarihindeki mevzuatta yer alan "geçimini sağlayacak başka geliri olmama" şartına dayanarak davayı reddetmiş; uyuşmazlık, davacının çift aylık alma hakkı, gelir tespiti uygulamalarının geçerliliği, 2003 ve 2016 yıllarındaki yasal düzenleme ve genelge değişikliklerinin, özellikle 4/1-b hak sahibi kız çocukları için gelir tespiti şartının kaldırılmasının, borç tahakkuku ve aylık kesintisi üzerindeki etkisi kapsamında yeniden değerlendirilmektedir.
10. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ
: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Hatay 1. İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde; 1974 yılında vefat eden SSK sigortalısı eşi ...... nedeniyle 4/a kapsamında dul aylığı, 1979 yılında vefat eden 1479 sayılı Kanun kapsamında Esnaf Bağ-Kur sigortalısı olan babasından dolayı ise 4/b kapsamında yetim aylığı aldığını, ███████ sayılı Genelge uyarınca gelir tespiti yapılması sonucu, davacının 01.06.2013 – 31.12.20 15... .07.2016 tarihi sonrası gelirinin brüt asgari ücretin üzerinde olduğunun tespit edilmesi nedeniyle aylıklarının durdurularak, geriye dönük borç tahakkuk ettirildiğini, 01.10.2016 tarihinden itibaren babasından dolayı tekrar aylık bağlanmakla birlikte, 20.816,55 TL’nin aylıklarından kesilmeye devam etmesi nedeniyle aleyhine borç tahakkuk ettirildiğini iddia etmiş, davalı Kurum işleminin iptaline ve aylıklarından yapılan kesintilerin yasal faiziyle birlikte tarafına iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum cevap dilekçesinde; davacının vefat eden babasına ait 0...6 sayılı Bağ-Kur dosyasının Antakya Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlüğünde bulunması ve davacı adına borç kaydının Antakya Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlüğü tarafından yapılması sebebiyle inceleme öncesi yetkisizlik nedeniyle reddi gerektiğini, davacının vefat eden eşinden dolayı 01.06.1974 tarihinden itibaren ölüm aylığı almaya devam ettiğini, ayrıca vefat eden babasından dolayı da 0...6 sayılı Bağ-Kur tahsis dosyasından 01.10.2012 tarihinden itibaren ölüm aylığı almaya devam ettiğinin tespit edildiğini, davacı hakkında gelir tespiti yapıldığını ve denetim raporu sonucunda 01.06.20 13... .12.2015 tarihleri arasında ve 01.07.2016 sonrası gelirinin ''brüt asgari ücretin üzerinde'' olduğunun tespit edilmesi üzerine aylığının kesilerek, davacı adına borç kaydedildiğini, ancak Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 22.09.2016 tarih ve E.5040387 sayılı 4/1-b Hak Sahibi Kız Çocuklarının Gelir Tespiti İşlemleri hakkındaki yazısına istinaden gelir tespiti unsuru kaldırıldığından yeniden hak sahibi koşullarını sağlaması nedeniyle aylığının 01.10.2016 tarihinden itibaren tekrar başlatıldığını, aylığı durdurulan dönem için 20.816,55 TL borç kaydı oluşturulduğunu ve Kurum işleminin mevzuata uygun olduğunu savunmuş davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 13.03.2020 tarihli kararı ile dava konusu Kurum işleminin yerinde olmadığı anlaşıldığından davanın kabulüne davalı Kurumun 20.816,55 TL tutarındaki borç kaydının iptaline ve davacının borcu olmadığının tespitine, davacının 4/a ve 4/b aylıklarından yapılan kesintilerin toplamının her bir ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı Kurumdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 13.03.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 10.11.2023 tarihli kararı ile yasal düzenlemeler kapsamında dava irdelendiğinde; bu tür ölüm sigortasından aylık tahsislerinde, ayrık durumlar dışında genel kural olarak hakkı doğuran olay tarihinde yürürlükte olan yasal mevzuatın uygulanması gerekmekte olup buna göre Bağ-Kur sigortalısı olan babanın yaşamını yitirdiği 21.08.1979 tarihi itibarıyla davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Kanun'un 2229 sayılı Kanun'la değişik 2. fıkrasının (c) bendi olduğu, Kanun maddesi açıkça geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak koşulu aradığından 1974 yılından eşi dolayısıyla ölüm aylığı alan davacının bu koşulu sağlamadığı sabit olup, İlk Derece Mahkemesinin değerlendirilmesi yerinde bulunmadığı gerekçesiyle kararın kaldırılarak talebin reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 10.11.2023 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, "Davacının eşinin 4/a sigortalı iken 01.06.1974 tarihinde vefat ettiği, davacıya eşinden dolayı 01.06.1974 tarihi itibariyle aylık bağlandığı, babasının 1479 sayılı Kanun'a tabi Bağ-Kur sigortalısı olduğu, 21.08.1979 yılında vefat ettiği ve davacının talebi üzerine 01.10.2012 tarihi itibariyle aylık bağlandığı, davalı Kurum tarafından davacının babasından almakta olduğu ölüm aylığının iptal edildiği, davacı tarafça söz konusu Kurum işleminin iptalinin talep edildiği eldeki davada; 4956 sayılı Kanun ile 08.08.2003 tarihinde yapılan değişiklikten sonra, 45/2. madde hükmünde yer alan "bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik Kanunları kapsamında çalışmayan, bu yasalar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine "aylık bağlanır" şeklinde düzenleme gözetildiğinde davacının her iki aylığa hak kazandığı anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozma nedenidir." belirtilerek bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının eşinin 4/a sigortalı iken 01.06.1974 tarihinde vefat ettiği, davacıya eşinden dolayı 01.06.1974 tarihi itibariyle aylık bağlandığı, babasının 1479 sayılı Kanuna tabi Bağ-Kur sigortalısı olduğu, 21.08.1979 yılında vefat ettiği ve davacının talebi üzerine 01.10.2012 tarihi itibariyle aylık bağlandığı, davalı Kurum tarafından davacının babasından almakta olduğu ölüm aylığının iptal edildiği, davacı tarafça söz konusu Kurum işleminin iptalinin talep edildiği eldeki davada; 4956 sayılı Kanun ile 08.08.2003 tarihinde yapılan değişiklikten sonra, 45/2. madde hükmünde yer alan "bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik Kanunları kapsamında çalışmayan, bu yasalar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine "aylık bağlanır" şeklinde düzenleme gözetildiğinde davacının her iki aylığa hak kazandığı anlaşılmakla davanın Yargıtay Bozma ilamında belirtildiği şekilde kabulüne karar verilerek ;
Davalı Kurumun 20.816,55 TL tutarındaki borç kaydının iptaline ve davacının borcu olmadığının tespitine,
Davacının 4/a ve 4/b aylıklarından yapılan kesintilerin toplamının her bir ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı kurumdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; SGK ███████ sayılı Genelge gereğince davacının gelir tespiti unsuru nedeniyle aylığı durdurulmuş ve bu dönem için adına borç oluşturulduğunu iddia ederek Kurum işleminin yerinde olduğunu kararın bozulması gerektiğini belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, eşinden ve babasından çift ölüm aylığı bağlanması ile Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!