Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, alt işveren nezdindeki çalışma süresinin asıl işveren bünyesindeki kıdeme eklenmesi ve fesih tarihindeki ücretten işçilik alacaklarının hesaplanmasına ilişkin yerel mahkeme kararını onadı.
Özet: Davacı işçinin alt işveren nezdinde geçen çalışma süresinin asıl işveren bünyesindeki kıdeme esas süreye eklenip eklenmeyeceği, alacakların hesaplanma yöntemi ve zamanaşımı itirazı konularında taraflar arasında çıkan uyuşmazlıkta, Bölge Adliye Mahkemesi, işçinin çalışmasının kesintisiz olduğunu ve alt işveren nezdinde geçen sürenin kıdeme ve yıllık izne esas süreden sayılmasının, fesih tarihindeki ücret üzerinden hesaplama yapılmasının ve ihbar tazminatı talebinin reddinin doğru olduğunu hükmederek davayı kısmen kabul eden ilk derece mahkemesi kararını onamış, davalının temyiz başvurusu üzerine Yargıtay ise bu kararı usul ve yasaya uygun bularak Bölge Adliye Mahkemesi kararını onamıştır.

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: KDZ.Ereğli 2. İş MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının alt işvereni olan şirketlerde kesintisiz çalıştığını, daha sonra istifa ettirilip davalı tarafından kadroya alınarak çalışmaya devam ettiğini, iş sözleşmesinin feshedilmesi üzerine de davalının alt işverenleri olan şirketlerdeki çalışmaları dikkate alınmadan alacaklarının eksik hesaplandığını iddia ederek fark kıdem tazminatı, fark ihbar tazminatı ile fark yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştirII. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının alt işveren şirkette çalışırken kendi iradesi ile istifa ettiğinden kıdem tazminatına hak kazanmadığını, sonrasında yine kendi iradesiyle müvekkiline ait işyerinde çalışmaya başladığını, alacaklarının eksiksiz ödendiğini, yıllık ücretli izinlerini kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının çalışmasının kesintisiz olması nedeniyle fesih tarihindeki ücret düzeyi üzerinden hesaplama yapılmasının doğru olduğu, kesintisiz çalışma olgusu da gözetildiğinde davalının zamanaşımına yönelik itirazlarının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, İlk Derece Mahkemesince alt işveren nezdinde geçen kesinti bulunmayan sürenin davacının işinden ayrılmaması ve devir kabul edilmesi nedeniyle kıdeme esas süreden sayılmasında ve fesih tarihindeki ücret üzerinden kıdem tazminatı hesaplatılarak buna göre karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, bu sürenin yıllık ücretli izinde de dikkate alınarak son brüt ücret üzerinden yapılan hesaplamalara göre karar verilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu, davacının oğlunun işe alınması hâlinde kıdem tazminatını alarak işten ayrılmayı teklif ettiği, bu teklifin işverence kabul edildiği anlaşılmakla ihbar tazminatı talebinin reddine karar verilmesinin yerinde görüldüğü gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde;1. Davacının müvekkili Şirket personeli olmayı kendi menfaatine daha uygun bulduğu için kendi iradesi ve isteği ile çalıştığı firmadan istifa ettiğini, davacının iradesinin sakatlanmadığını,2. Müvekkili Şirket ile davacının çalıştığı firmalar arasındaki asıl işveren alt işveren ilişkisinde muvazaa bulunmadığını,3. Davacının kendi işvereninin dahi sorumlu olmadığı bir miktardan müvekkili Şirketin sorumlu olmasının kabul edilemeyeceğini,4. Davacının müvekkili Şirketten aldığı son ücret üzerinden alacakların hesaplanmasının hatalı olduğunu,5. Alacakların net olarak hüküm altına alınması gerektiğini,6. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda yıllık ücretli izin ödemelerinde kullanılacak günlük ücret hesaplanırken aylık ücretin 30 yerine 26 güne bölünmesinin hatalı olduğunu,7. Zamanaşımı def'i değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, alt işveren bünyesinde geçen çalışma süresinin davalı bünyesindeki kıdeme esas süreye eklenip eklenemeyeceği, davalı işverence yapılan ödemelerin eksiksiz olup olmadığı ve hüküm altına alınan alacakların hesaplanma yöntemi noktalarındadır.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeple;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,15.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.