5. Ceza Dairesi, tefecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmünü, sanığın taşınmaz satışı savunması, yetersiz deliller ve "şüpheden sanık yararlanır" ilkesiyle bozdu.
Özet: Tefecilik suçundan mahkum olan sanığın temyiz başvurusu üzerine, yerel mahkemenin sanığın tefecilik yaptığına dair yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmamasına, sanığın taşınmaz alımı amacıyla para verdiğini ve satışın iptaliyle parasını geri alıp teminatları iade ettiğini beyan etmesine, katılanların aleyhe ifade vermemesine ve kolluk araştırmasının tefecilik tespiti içermemesine rağmen mahkumiyet kararı vermesinin hatalı olduğuna ve "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereğince beraatine karar verilmesi gerekirken mahkumiyet hükmettiğine, ayrıca ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğine ilişkin ihtaratın yasal düzenlemelere aykırı olduğuna kanaat getirildiğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI
: ████████ Esas, ████████ KararSUÇ
: TefecilikHÜKÜM
: MahkumiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: OnamaMahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:Sanığın katılan ...'e faiz karşılığı ödünç para vermek suretiyle tefecilik suçunu işlediği kabulüyle mahkumiyetine karar verilmiş ise de; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 241. maddesinde tanımlanan tefecilik suçunun oluşabilmesi için kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verilmesinin gerektiği ancak sanığın aşamalarda, katılan adına kayıtlı taşınmazı satın almak amacıyla 15.000,00 TL verdiğini, bu bedel üzerinden söz konusu taşınmaz üzerinde ipotek tesis ettirdiğini, güvenmediği için aynı miktarda senet aldığını, daha sonra katılanın babası olan diğer katılan ...'ün satıştan vazgeçtikleri gerekçesiyle kendisine 15.000,00TL ödeme yapması üzerine ipoteği kaldırarak aldığı senedi de iade ettiğini, kazanç sağlamak amacıyla borç para vermediğini savunması keza katılanların aşamalardaki beyanlarının da sanık aleyhine atılı suçu işlediğine dair ifadeler içermemesi, katılan ...'in sanığı ilk kez tapuda gördüğü, sanığın kendisini evi alacak kişi olarak tanıttığı yönündeki beyanlarının sanık savunmasını destekler nitelikte olması, kolluk araştırma tutanağının sanığın tefecilik yaptığına dair bir tespit içermemesi hususları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın savunmasının aksine atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından, bozma ilamından sonra yapılan yargılamada da sanığın tefecilik yaptığına ilişkin yeni bir delil elde edilemediğinden "Şüpheden sanık yararlanır." ilkesi gereğince sanığın yüklenen suçtan beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yanılgılı değerlendirmeler sonucu yazılı şekilde mahkumiyetine hükmolunması,Kabule göre de;28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/2. maddesindeki düzenlemeye aykırı olarak infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına karar verilmesi,Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. ve 326/son maddeleri uyarınca hükmün BOZULMASINA 09.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.