Eski yönetim kurulu üyesinin ticari sırları kullanarak haksız rekabet oluşturan eylemleri nedeniyle açılan tazminat davasında ilk derece mahkemesi kabul kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu istinaf incelemesi, davacı şirketin eski yönetim kurulu üyesi ve ortağının, şirkete ait ticari sırları hukuka aykırı şekilde elde ederek, katıldığı rakip şirkete haksız kazanç sağladığı ve bu durumun satışlarda düşüş ile müşteri kaybına yol açtığı iddiasıyla açtığı haksız rekabetten kaynaklanan tazminat davasına ilişkindir; ilk derece mahkemesinin davayı kabul eden kararına karşı her iki tarafça istinaf yoluna başvurulmuştur.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2023NUMARASI
: ████████DAVANIN KONUSU
:Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)Taraflar arasındaki haksız rekabetten kaynaklanan tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen hükme karşı, taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDavacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 1968 yılında ...Yıkama Ltd. Şti. unvanı ile hazır giyim ve konfeksiyon ürünleri imalatı faaliyetlerine başladığını, 1998 yılından itibaren ... Tekstil markası ile hazır giyim ve konfeksiyon ürünlerini yurt dışına ihraç ederek faaliyetlerini yerli ve yabancı piyasalarda sürdürdüğünü, hazırladığı koleksiyonlar, gelişmiş teknoloji kullanımı, ... çalışmaları ve başarılı satış/pazarlama stratejileri sayesinde yerli yabancı müşteri kitlesi ile kısa sürede sektörde önemli bir yer elde ettiğini, tekstil alanında dünya çapında hızla büyüyen bir üne sahip ve Türk ekonomisinin öncülerinden olan müvekkili şirketin 01.12.2015 tarihinde tür değiştirerek anonim şirket statüsüne geçtiğini ve ülke ekonomisine yapmış olduğu önemli katkıların bilinciyle ve 3.000.000,00 TL lik sermayesi ile faaliyetlerine devam ettiğini, müvekkilinin uzun yıllar içerisinde büyük özveri ile gerçekleştirdiği hazır giyim ve konfeksiyon ürünleri alanındaki satışlarında sistematik şekilde azalma görülmeye ve uzun yıllardır çalışılan müşteri işlerinde kayıp yaşanmaya başlandığını, anılan olumsuzlukların eski yönetim kurulu üyesi davalı ...'ın müvekkiline ait ticari sır niteliğindeki bilgileri hukuka aykırı şekilde ele geçirerek, elde ettiği bilgiler ile yönetim kurulu başkan yardımcısı ve yetkilisi bulunduğu diğer davalı ... Teksil San. Ve Dış Tic. A.Ş.'ye haksız kazanç sağlaması sebebi ile ortaya çıktığının tespit edildiğini, davalı ...'ın müvekkilinin eski ortaklarından olup bir dönem müvekkili şirket nezdinde yönetim kurulu üyeliği ve başkan yardımcılığı görevini üstlendiğini, 25.12.2017 tarihi itibari ile yönetim kurulundaki görevlerinden istifa ederek 07.03.2018 tarihli “Sulh ve İbra Protokolü” ile müvekkili şirket nezdinde hisselerini devrettiğini, ortaklık ilişkisinden ayrıldığını, davalı ... ile müvekkili şirket arasındaki ortaklık ilişkisinin devam ettiği süreçte, davalının kardeşi ... tarafından, müvekkili şirketin faaliyet gösterdiği hazır giyim ve konfeksiyon sektöründe faaliyet göstermek üzere ...Sanayi ve Dış Ticaret A. Ş. isimli şirketin kurulduğunu, davalı ...'ın, müvekkili şirket ile ortaklık ilişkisinin sonlanmasının ardından ...Sanayi ve Dış Ticaret A.Ş. nezdinde yönetim kurulu başkan yardımcısı ve şirket yetkilisi sıfatı ile çalışmaya başladığını, davalı ... ile müvekkili arasındaki ortaklık ilişkisinin sonlanması sonrasında müvekkili nezdinde müşteri temsilcisi olarak istihdam edilen ...'in çalışma arkadaşlarına görev tanımı içerisinde yer almayan konularda sorular sorarak bilgi toplamaya çalıştığının fark edildiğini, müvekkilinin iyi niyetli yaklaşımı çerçevesinde davalının söz konusu davranışlarının sorgulanmadığını, açıklanan sürecin devamında müvekkili şirket çalışanı ...'in şirket yetkililerine iletilmek üzere müvekkili şirket çalışanı ...'e whastapp isimli uygulama üzerinden göndermiş olduğu mesajlar neticesinde ...'in müvekkili şirkete ait ticari sır niteliğindeki bilgilere hukuka aykırı şekilde ulaşarak bu bilgileri davalı ...'a aktardığını, davalı ...'ın edindiği bu bilgileri kullanarak davalı ... Tekstil'e haksız kazanç sağladığının tespit edildiğini, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ███████████ Soruşturma sayılı dosyası kapsamında hazırlanan iddianame ile davalının “Ticarî sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması” suçunun sabit bulunduğu ve Bakırköy 8. Asliye Ceza Mahkemesi ████████ E. Sayılı dosya ile dava açıldığını, basiretli birer tacir olan davalıların anılan eylemlerinin TTK m. 54 ve devamı hükümleri çerçevesinde haksız rekabet teşkil ettiğini iddia ederek; HMK m. 389 ve devamı hükümleri çerçevesinde davalı hisseleri ile davalılar adına kayıtlı araç ve taşınmazların üçüncü kişilere devir ve temlikini önlemek üzere ihtiyati tedbir kararı verilmesine, haklı davalarının kabulü ile HMK'nun 107. maddesi uyarınca şimdilik 10.000 TL maddi 50.000 TL manevi tazminatın 05.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, savunmasında özetle; davacının, davalı müvekkillerinin Türk Ticaret Kanunu'nun 55/1(c)/2 ve ile 55/1/(d) hükümlerine aykırı fiilleri sebebi ile zarar uğradığını ve keyfiyetin Bakırköy 8. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ████████ esas sayılı dosyası ile hukuka aykırı fiilin mevcudiyetinin varlığının sübut ettiğini iddia ettiğini, ceza mahkemesi kararının hukuk mahkemesinde kesin delil teşkil etmediğini, Mahkeme'nin ceza mahkemesinde yapılmış olan yargılamada yapılan kusur ve zarar değerlendirmeleri ile bağlı olmadığını, ayrıca yapılan ceza yargılaması sonucunda hükmün açıklanmasının geri bırakıldığını, Yargıtay'ın müstakar içtihadının hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı hallerde kesin bir mahkûmiyet kararının mevcut olmaması sebebi ile verilen kararın hukuk hakimini bağlamayacağı yönünde olduğunu, tazminat talebi için zarar tehlikesinin yeterli olmayıp zararın varlığının şart olduğunu, zararın tespitinde esas alınacak anın öğreti ve Yargıtay kararları uyarınca haksız fiilin ika tarihi olarak kabul edildiğini, davacının faaliyet gösterdiği piyasada kendinden kaynaklanan veya kaynaklanmayan sebepler neticesinde gelirinde olan azalmanın davalı müvekkillerine atfetmesinin hukuki mesnetten yoksun bir iddiadan ibaret olduğunu, ihtiyati tedbir talebi için gereken koşulların mevcut olmadığını, davacının haksız fiilden neşet ettiğini iddia ettiği ancak zararın varlık ve miktarını ispat edemediği para alacağı talebine ilaveten talep ettiği tedbir talebinin dava konusunun para alacağı olması sebebiyle ihtiyati haciz içinde zararın yaklaşık ispat şartı yerine getirilemediğinden talebin reddi gerektiğini savunarak; ihtiyati tedbir talebinin ve davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... dikkate alındığında davalıların eylemlerinin TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde açıklanan (55/b/3; 54/2) haksız rekabet içerikli fiillerden sayılacağı, davalıların bu haksız rekabet içerikli fiillerden müşterek ve müteselsilen sorumlu bulunduğu, davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemleri sonucu davacının, iktisadi menfaatinin muhtemel zarar görme tehlikesine maruz kalması nedeniyle maddi zarara uğradığı, Mahkememizce 2 farklı bilirkişi heyetinden rapor alındığı, bilirkişi raporlarına göre davacının zarar miktarının dosya kapsamında yer alan bilgi, belge ve delillerle belirlenmesinin mümkün olmadığı hususlarının tespit edildiği, zarar miktarının dosya kapsamı ile belirlenmesi mümkün bulunmadığından davalıların kusur durumu, haksız rekabet teşkil eden eylemin kapsamı, işleniş biçimi ve tarafların sosyal durumları gözetilerek T.B.K.'nın 50. Maddesi uyarınca 10.000,00-TL maddi tazminat hakkaniyete uygun bulunmuş; haksız rekabet eylemi nedeniyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için davacının ekonomik menfaati yönünde zararın veya tehlikenin ve kusurun mevcudiyeti yeterli olduğundan haksız rekabet oluşturan eylemler nedeniyle TBK'nın 58. maddesindeki koşulların oluştuğu kabul edilerek somut olayın özellikleri ve ihlal tarihindeki paranın satın alma gücü de gözetildiğinde manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmiş, dava dilekçesinde talep edilen en yüksek mevduat faizi ticari faiz olmadığından ve haksız fiilde uygulanması mümkün bulunmadığından hükmedilen tazminata yasal faiz uygulanmasına..." gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı, taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince müvekkili şirket lehine hükmedilen maddi tazminat tutarının oldukça düşük olduğunu, dosyada mübrez bilirkişi raporlarında ve mahkeme ilamında davalının haksız rekabet içeren fiillerde bulunduğunun sabit olmasına rağmen maddi tazminat yönünden hesaplama yapılmadığını, davalı şirketin müvekkili şirketten haksız olarak elde ettiği ticari sırlar ile kurduğu müşteri ilişkileri ile kâr etmesinin müvekkil şirket açısından zarar niteliğinde olduğu, mahkeme tarafından TTK'nın 56/1 maddesi kapsamında tazminat belirlenmesinde davalıların elde etmesi mümkün görülen muhtemel kazanç bedelinin nazara alınması gerekirken bunun yapılmadığını, maddi tazminat tutarının manevi tazminat tutarından düşük olduğunu, bu durumun TBK'nın 50/2 maddesi uyarınca hakkaniyete uygun düşmediğini iddia ederek; maddi tazminata ilişkin hükmün ortadan kaldırmak suretiyle dosyanın yeniden bilirkişiye tevdi ile maddi tazminat hesabı yapılmasına, bunun mümkün olmaması halinde ticari defterler esas alınarak TBK'nın 50/2 maddesi uyarınca hakkaniyet gereği hükmedilen maddi tazminat tutarının günümüzün ekonomik koşulları dikkate alınarak arttırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının zararını ispat edemediği gibi, yapılan yargılamada da davacının zararının tespit edilemediği, TBK'nın 50/2 maddesinin işlerlik kazanabilmesi için davacının zararını maddi vakıa olarak ispat etmesi gerektiğini ancak eldeki davada davacının ispat yükünü yerine getirmediğini, zararın maddi bir vakıa olarak tespit edilememiş olmasına rağmen derece mahkemesinin gerekçeli kararında neden maddi ve manevi tazminata hükmedildiğinin gerekçeli kararda açıklanmadığını, TBK'nın 58/2 maddesi gereğince hakimin tazminat yerine başka bir giderime hükmedebileceğini, ancak davacının zararını ispatlayamamış ve yargılamada da zararın tespit edilememiş olmasına rağmen hakimin neden manevi tazminata hükmettiğin ve neden tazminatın para ile ödenmesini kararlaştırdığının açıklanmadığını, TTK'nın 56/1 maddesinden kaynaklı taleplerin vekaletsiz iş görmeye dayandığını, bu talebin maddi ve manevi tazminat taleplerinden ayrıca ileri sürülmesi gerektiğini, hâkimin taleple bağlı olduğunu, dolayısıyla re'sen menfaatin geçirilmesine karar veremeyeceğini, davacının da iddiasını genişletemeyeceğini iddia ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İNCELEME VE GEREKÇEDava, TTK'nın 54 vd. maddeleri uyarınca, haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, her iki taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamından, taraf şirketlerin ... kumaş ve konfeksiyon işiyle iştigal ettikleri, davalılardan ...'ın davacı şirketin %10 oranında payla kurucu ortağı olduğu ve █████/2018 tarihi itibariyle istifa ettiği tarihe kadar davacı şirkette yönetim kurulu üyeliği görevi yaptığı, ayrıca █████/2018 tarihli "Sulh ve İbra Protokolü" ile davacı şirket nezdindeki hisselerini devrettiği ve ortaklık ilişkisinden ayrıldığı, bunun akabinde davacıyla kısmen aynı alanda faaliyet gösteren █████/2018 tarihinde kurulan ...Sanayi ve Dış Ticaret A.Ş. nezdinde yönetim kurulu üyesi ve şirket yetkilisi sıfatıyla çalışmaya başladığı; Bakırköy 8. Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ esas sayılı dosyasında bulunan davalı ...'nun davacı şirket çalışanı dava dışı ... ile whatsapp uygulaması üzerinden yaptığı yazışmalarında dava dışı çalışanın davacı şirketin çalışmaları, faaliyetleri ve geleceğe ilişkin planlamaları ile şirketin ürettiği ürünlerin fotoğraflarını davalıya gönderdiğinin anlaşıldığı, dava dışı çalışanın davacı şirkete ait görevi gereği vakıf olduğu ticari sır niteliğindeki bilgi ve belgeleri davalı ...'a gönderdiği, bu nedenle ceza dosyasında dava dışı çalışan ve davalı ...'ın ceza aldığı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması (H.A.G.B.) kararı verildiği, söz konusu kararın kesinleştiği, anılan ceza dosyasının içeriğinde iddia olunan haksız eyleme konu whatsapp yazışmalarının mevcut olduğu, mahkemece tanıkların dinlendiği ve Bakırköy 22. İş Mahkemesinin ████████ esas sayılı dosyasında dinlenen tanık anlatımlarının dosya kapsamında mevcut olduğu görülmüştür.Eldeki davada, davalının iddia olunan haksız rekabete konu eylemlerinin davacıda bir zarara yol açıp açmadığı, açtıysa bu zararın miktarının tespiti ve zararın davalının iddia olunan eylemleri neticesinde gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespit edilmesi gerekmektedir.İlk derece mahkemesi, bu hususun aydınlatılmasına amacıyla dosyayı bilirkişiye tevdi etmiştir. █████/2021 tarihli raporda bilirkişiler davalının haksız rekabet eyleminde bulunduğunu, zarar konusunda davalının haksız rekabet nedeniyle elde ettiği gelirin tespit edilemediğini ifade etmişlerdir. Taraflar bu rapora karşı beyan ve itirazlarda bulunmuşlar, Mahkeme de tarafların itirazlarının değerlendirilmesi gerektiğini kabul ederek █████/2021 tarihinde bilirkişi heyetine haksız rekabet konusunda uzman bilirkişi ile giyim konusunda uzman bilirkişi eklemek suretiyle ek rapor alınması cihetine gitmiştir. █████/2022 tarihli ek raporda, davacının █████/2021 tarihli rapora karşı beyan dilekçesinde, davalının, 27 davacı şirket müşterisiyle ticari ilişkiye girmek suretiyle yaptığı haksız rekabet yaptığı yönünde kuvvetli şüphe duyulduğu yönündeki iddiası tartışılmış, bu 27 şirketten 5 tanesiyle davalının ticari ilişki kurduğu saptanmıştır. Bunun haricinde bilirkişiler kök rapordaki tespitlerden ayrılmayı gerektirici bir neden bulunmadığını ifade ederek kök rapordaki tespitleri aynen devam ettirmişlerdir. Bu rapora karşı da itirazlar neticesinde mahkemece dosya rapor almak üzere yeni bir heyete tevdi olmuş ve nihayetinde █████/2023 havale tarihli bilirkişi raporu dosya kapsamına alınmıştır. Söz konusu raporda, davacının █████/2021 tarihli rapora karşı beyan dilekçesinde ifade ettiği davalının, 27 davacı şirket müşterisiyle haksız rekabet fiilleri sonucunda irtibata geçtiği yönünde kuvvetli şüphe duyulduğu yönündeki iddiası tartışılmış, sayılan müşterilerinden sadece 6 tanesiyle davalı şirketin ticari ilişkisinin bulunduğu tespit edilmiş, buna karşın raporda davalıların davacıya ait sır niteliğindeki bilgileri kullanarak davacının müşterilerinden sipariş aldığı ve parasal kazanç elde ettiği ancak davacının parasal maddi zarara uğradığının dava dosyası kapsamındaki bilgi ve belgelerden anlaşılamadığı ifade edilmiştir.Davacı davasını HMK'nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak ikame etmiştir. Davacı, alacağının belirlenebilmesi için gerekli olan defter ve kayıtları ibraz etmiştir. Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporları, uyuşmazlığı çözüme kavuşturma kavuşturmak bakımından yeterli inceleme ve değerlendirme içermemektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda her ne kadar davacının defterleri incelenmiş ve mali tablolardan davacının kârının yıl bazlı olarak azaldığı tespiti yapılmışsa da bu azalmanın sebebinin denetlenebilir bir şekilde ortaya konulmadığı anlaşılmaktadır. Bir başka deyişle, bu azalmanın, davalının iddia olunan haksız rekabet eylemleri neticesinde gerçekleşip gerçekleşmediği hususu yani illiyet bağının mevcut olup olmadığı, bu azalmanın davalının davacı müşterileriyle yaptığı ticari ilişkiden kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususları aydınlatılmamıştır. Ayrıca, davalının ticari ilişki kurduğu tespiti yapılan 6 adet davacı müşterisinin, davacı olan ticari ilişkisi incelenip rapora yansıtılmamış, yalnızca davalının ticari defterleri bakımından değerlendirme yapılmıştır.O hâlde mahkemenin yapması gereken; öncelikle HMK'nın 31.maddesi kapsamında tarafların 2017-2019 yılları arasında ortak ticari ilişkisi bulunduğu bilirkişi raporunda ifade edilen 6 şirketle yaptıkları ticari alım/satımlara dayanak satış sözleşmesi, fatura ve bunları ispata elverişli sair belgelerin sunulmasını istemek; akabinde davacının 2017 ile 2019 tarihleri arasındaki ticari defterlerini, tarafların her ikisinin de ortak ticari ilişkisinin bulunduğu 6 şirket özelinde yeniden inceletip davalının defter kayıtlarıyla kıyas ettirilmek suretiyle, davacının bu şirketlerle olan ticaret hacminin yıllar itibariyle nasıl seyrettiği, davacının bu müşterileriyle iş hacminin düşüp düşmediği, düştüyse bu düşüşün davalının haksız rekabet eylemleri sonucunda olup olmadığı, şayet uygun illiyet bağı varsa zararın miktarının ne olduğu konularında inceleme yapıp, tüm dosya kapsamı değerlendirilmek suretiyle bir sonuca varmaktan biarettir.Diğer taraftan, davacı, dava dilekçesinde TTK'nın 56/1/e maddesi uyarınca davalıların elde etmesi mümkün görünen kazanç bedelini talep ettiğini açıkça beyan etmiştir. Mahkemece tazminata hükmedilecekse, öncelikle TTK'nın 56/1/e maddesi uyarınca değerlendirme yapılmalı, tazminat miktarı belirlenmeli, eğer zararın miktarının belirlenmesi mümkün olmuyorsa ancak o zaman TBK'nın 50/2. maddesine müracaat edilerek tazminat belirleme cihetine gidilmelidir. Zira bu madde gereğince tazminata hükmolunması için öncelikle zarar olgusal olarak ortaya konulmalıdır. Zarar olgusal olarak mevcut ancak miktar olarak ispat edilemiyorsa, hâkim, son çare olarak bu madde hükmüne başvurmalıdır.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1/a/6 maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, işin esası incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.KARAR
: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,2-Davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın ,kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince yatıran taraflara iadesine, 4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 26.09.202KARAR YOLU
:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.