Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen ticari satıştan kaynaklanan itirazın iptali davasında, tarafların fatura sahteciliği ve kötü niyet iddiaları ışığında mahkemenin görev yetkisi tartışması.
Özet: Bu hukuki evrak, ticari satıştan kaynaklanan bir itirazın iptali davasını özetlemektedir; davacı, faturaya dayalı ürün satışı alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini ve takibin devamını, faiz ile kötü niyet tazminatını talep ederken, davalı ise faturanın gerçek olmadığını, mal satışı yapılmadığını, davacının tehdit ve kötü niyetle ticari itibarını sarsmak amacıyla takip başlattığını iddia ederek davanın reddini ve tazminat ödenmesini istemektedir. Mahkeme ise uyuşmazlığın esasına geçmeden önce, davanın görevli mahkemede açılıp açılmadığı hususunu, Türk Ticaret Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında ticari dava ve görev kavramlarını detaylıca irdeleyerek kamu düzeni gereği resen inceleme ihtiyacı duymaktadır.

T.C.

ANTALYA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ███████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle
: Davacı müvekkilinin alacaklı olduğu, davalı borçlu aleyhinde Antalya Genel İcra Dairesinin .../... Esas sayılı dosyasından faturaya dayalı ürün satımından kaynaklı alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, icra takip dosyasından davalı borçluya gönderilen ödeme emrinin ... tarihinde tebliğ edilldiğini, davalının ... tarihinde takibe itiraz ettiğini, başlatılan takibe yapılan itirazın ...-USD asıl alacak üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, ...-USD asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince USD üzerinden devlet bankalarınca 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödenen en yüksek faiz uygulanmasına, haksız ve kötü niyetli olarak itiraz eden davalı aleyhinde asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle
: Müvekkili ile davacı taraf arasında ticari ilişki bulunduğunu, daha önce alınan mallar için gerekli ödemelerin yapıldığını ancak icra takibine konu olan faturanın gerçek olmayıp, alım satım yapılmamasına rağmen müvekkili adına kesildiğini, davacı taraftan alınan mallarda arıza olması nedeniyle şikayette bulunulması üzerine müvekkili ile davacı arasında anlaşmazlık çıktığını, daha sonra tartışma yaşanması ve aralarının bozulması üzerine karşı tarafın ''canını yakarım, üzerine fatura keser, çıkışları sana bağlarım şeklinde'' tehdit edici cümle kurması üzerine sorunun derinleştiğini, Bunun üzerine karşı tarafın dediğini yaptığını ve mal satışı olmamasına rağmen gerçek alacak ilişkisi dayanağı olmadan fatura keserek icra takibi başlattığını, faturada gösterilen malların gerçek bedeline bakıldığı zamanda görülecektir ki fatura gerçek bir alacak ilişkisinden yoksun olduğunu, Zira perdelerin fiyatının bu şekilde ... USD olması gibi bir durum ticari hayatın da olağan akışına aykırı olduğunu, söz konusu malların metresinin fiyatı ...-... USD olduğunu, bu şekilde bir işlemin gerçekleşmediğini, özel belgede sahtecilik gerçekleştirildiğini, müvekkiline fatura içeriğinde belirtilen malların teslim edilmediğini, söz konusu malların teslim edildiğini davacı tarafın ispat etmekle yükümlü olduğunu, yapılan icra takibinin kötü niyetli olduğu, müvekkilinin ticari itibarını sarsmak amaçlı yapıldığını, haksız ve kötü niyetli açılan davanın esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, satış sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili amacıyla İİK 67.maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup,
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkindir. HMK m. 114/1-c gereğince görev dava şartı olup HMK m. 115/1 uyarınca taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmelidir. Taraflar da yargılama süresince mahkemenin görevli olmadığını ileri sürebilirler.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde nisbi ve mutlak ticari davalar düzenlenmiş olup her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nisbi ticari dava olup, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın maddenin ilk fıkrasında a, b, c, d, e ve f bentlerinde sayılan hususlardan doğan hukuk davaları ise mutlak ticari dava niteliğindedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır.
HMK'nın 2. maddesinde asliye hukuk mahkemelerinin görevi düzenlenmiş olup, bu hükme göre "Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir." Ancak aynı maddenin ikinci fıkrasında istisna öngörülerek "Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." ifadesine yer verilmiştir.
6102 sayılı yeni TTK 11.maddesine göre ticari işletme tanımı yapılmış olup, ticari işletme ile esnaf arasındaki sınır Bakanlar Kurulunca çıkartılacak kararnamede gösterilir hükümleri bulunduğundan, █████/2007 tarih 26589 sayılı resmi gazetede yayınlanan ██████████ sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile esnaf, sanatkar ve tacir sanayici ayrımı belirlenmiştir.
Davalının tacir olup olmadığının belirlenmesi amacıyla 2024 yılına ait kayıtlarının celbi için bağlı bulundukları Esnaf ve Sanatkarlar Odası'na, Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve Vergi Dairesi'ne ayrı ayrı müzekkere yazılmış, müzekkere cevaplarının tetkikinden;davalının ticaret sicil kaydının bulunmadığı, işletme hesabını göre defter tuttuğu, Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odası kaydının da bulunmadığı tespit edilmiştir.
Bu belirlemeye göre VUK 177.maddesinde belirtilen hadlerden 1. ve 3. bendindeki konularda faaliyette bulunanların yarısını, 2.bendindeki faaliyetlerde bulunanların tamamı dikkate alınarak bu rakamları aşanlar tacir olarak kabul edilmiştir. Vergi Dairesinden gelen cevabi yazılardan davalının işletme hesabına göre defter tuttuğu, tacir hadlerinin altında kaldığı, davacı tacir olmakla birlikte davalının esnaf kabul edilebileceği anlaşılmakla, işletme hesabı esasına göre defter tutan davalının da , VUK 177 uyarınca hadlerinin esnaf sınırında kaldığı, böylelikle davalının tacir değil esnaf olduğu açıktır. Bu nedenle dava nispi ticari davaya da vücut vermediği, dava konusunun tarafların tacir olmasına bakılmaksızın TTK 4. Maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan da olmadığı, tacir hadlerine bakılması gerektiği, eldeki davanın davalının tacir hadlerinde olmadığı nisbi ticari dava olarak kabul edilemeyeceği gibi davanın mutlak ticari dava olarak da nitelenemeyeceği kabul edilmekle HMK'nın 2. maddesi gereğince davanın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden mahkememizin görev alanına girmeyen davada mahkememizin görevsiz olduğu anlaşılmakla, davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olduğundan, davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğundan-usulden reddine karar verilerek ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (İstanbul BAM 3.Hukuk Dairesi █████████-████████E-K.█████/2025 tarihli, İzmir BAM 14.HukuDairesi ████████-███████E-K.-█████/2025 tarihli, Antalya BAM 16.Hukuk Dairesi █████████-████████E-K.-█████/2024 tarihli emsal kararları)
HÜKÜM
: Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK.nun 114/1-c ve 115/ 2 maddesi uyarınca usulden REDDİNE,
2- Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna,
3-Karar keşinleştiğinde, iki haftalık süre içerisinde talep halinde dosyanın görevli Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, HMK'nun 20/1. maddesi uyarınca taraflardan birinin 2 hafta içerisinde Mahkememize başvurarak talep etmeleri halinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderileceği, talep etmemeleri halinde ise davanın açılmamış sayılacağına karar verileceği hususunun ihtarına,
4-Yargılamaya görevli mahkemede devam edilmesi durumunda yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, anlatıldı. █████/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!