Yargıtay 2. Ceza Dairesi, hırsızlık suçunda kovuşturma evresinde delillerin duruşmada açıkça okunup tartışılmamasını ve soyut tutanak ibarelerini hukuka aykırı bularak istinaf kararını bozdu.
Özet: Yüksek mahkeme, hırsızlık suçundan ilk derece mahkemesince verilen ve istinaf mahkemesince onanan beraat hükmüne dayanak teşkil eden soruşturma evresinde toplanan araştırma, CD izleme, olay tutanakları ve bilirkişi raporları gibi esasa müessir delillerin kovuşturma aşamasında duruşmada usulüne uygun şekilde okunup taraflarla tartışılmaması nedeniyle savunma hakkının kısıtlandığını, bu durumun 5271 sayılı CMKnın 217/1 ve 289/1-i maddeleri gereğince hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş delil niteliği taşıdığını ve mutlak bozma nedeni oluşturduğunu, dolayısıyla istinaf incelemesinin bu yönüyle hatalı olduğunu tespit etmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.SUÇ
: HırsızlıkHÜKÜM
: İstinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Onamaİlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin; şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği beraat kararı verilmesi gerektiğine, tanık beyanının mahkeme huzurunda doğrulanmadığına, dosyada mevcut görüntülerin sanıkla örtüşmediğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 280/1.fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hallerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, İstanbul Anadolu 26. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.12.2019 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı dosyasında verilen hükme yönelik istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 23.06.2020 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile, "...Somut dava dosyasında ilk derece mahkemesince işbu belgelerden soruşturma evresinde kolluk tarafından tanzim olunan 01.11.2017 tarihli araştırma tutanağının, soruşturma evresinde kolluk tarafından tanzim olunan 01.11.2017 tarihli CD izleme ve tespit tutanağının, soruşturma evresinde kolluk tarafından tanzim olunan 22.11.2017 tarihli olay tutanağının, uzman bilirkişi raporunun her birinin son hükmün kurulmasında esasa müessir belge oldukları ve soruşturma evresinde toplanan bu delillerin ancak kovuşturma evresine getirilerek kovuşturmada okunmak ve kamu davası taraflarına tartıştırılmak suretiyle hüküm kurulmasına esas alınabilecekleri, ilk derece mahkemesince ise bu belgelerin duruşmada okunmadığı ve taraflara tartıştırılmadığı,Her ne kadar ilk derece mahkemesince sanığın savunması alındığı duruşmada "Dosyadaki tüm belge ve bilgiler, ifadeler, tutanaklar, raporlar okundu." şeklinde soyut mahiyette belge ve tutanak okuma işlemi yapıldığı zapta geçmiş ise de;Yargıtay Ceza Genel Kurulunun █████/2011 gün ve 2011/1-130 esas ve ████████ karar sayılı ilamında; "...Somut olayda, sanıklar ve müdafilerinin hazır bulundukları duruşmada, “iddianame ve ekleri ile hazırlıktaki tutanaklar ve dosya içeriği okundu” biçimindeki, duruşma tutanaklarına yansıyan soyut ifadelerin, yerel mahkemece hükme esas alınan ölü muayene ve otopsi tutanağının da okunduğu anlamına gelmeyeceği açıktır.Ölü muayene ve otopsi tutanaklarının duruşmada açıkça okunmamasının savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğu, bu halin ise 1412 sayılı CYUY’nın, 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 308/8. maddesinde sayılan mutlak bozma nedenlerindendir..."Denilmiş olmasına göre, bu tutanakların isimleri ve tarihleri açıkça belirtilmek suretiyle okunmadan "Dosyadaki tüm belge ve bilgiler, ifadeler, tutanaklar, raporlar okundu." biçimindeki duruşma zaptına geçmiş soyut ifadelerin ilk derece mahkemesince beraat hükmüne esas alınan mezkur tutanakların okunduğu anlamına gelemeyeceği, böylece iş bu esaslı delillerin CMK.nın 217/1. maddesi gereğince duruşmaya getirtilmemiş olduğu ve hakimin huzurunda tartışılmamış olduğu, buna rağmen işbu delillerin beraat hükmüne esas almış olmasının iş bu delillerin kovuşturma evresi bakımından CMK.nın 289/1. maddesi gereğince hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş niteliğini kaybettirdiği ve hukuka uygun yöntemlerle elde edilmemiş delil niteliğine büründürdüğü ve bu durumunda CMK.nın 289/1-i maddesi kapsamında kesin hukuka aykırılık sebebi olup, bozma müeyyidesine tabi olduğu, sanık için beraate esas alınan delillerin kovuşturmada okunmamış ve tartıştırılmamış olması nedeniyle dairemiz bozma ilamında hukuka aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiş,Soruşturma evresinde 22.11.2017 tarihinde alınan ve dosyanın sanığı ... açısından beyanı tanık ifadesi olarak hukuki değer bulan ...'nın sıcağı sıcağına alınan beyanında; olay tarihi olan █████/2017 tarihinde Sanık ... ile birlikte mahale gittiklerini, Sanık ...'ın, Tanık ..'a davaya konu aracın anahtarını gösterip "senin mi" diye sorduğunun, tanığın da "yok benimki çantamda" diye cevap verdiğinin, daha sonra oradan çıktıktan sonra Sanık ...'ın numuneyi almak için anahtarın çalındığı mahale tekrar geri döndüğünün bu tanık beyanından anlaşılmış olmasına, Soruşturma evresinde ve kovuşturma evresinde sıcağı sıcağına beyanı alınan şikayetçinin █████/2017 tarihinde iş çıkışında aracını park ettiği yerde bulamadığını ve anahtarlarını da bulamadığını belirtmiş olmasına,Kovuşturma evresinde aldırılan uzman bilirkişi raporundan aracı çalan kişinin görüntülerine göre sanık ile kuvvetle mümkün derecede aynı kişi olduğunun anlaşılmış olmasına göre, sanığın tereddütsüz sabit olan suçundan dolayı mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmiş olması, '' şeklindeki gerekçeler ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak verilen bu bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280/1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği anlaşılmakla, buna göre Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı gözetilerek; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 23.06.2020 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile bozma üzerine İstanbul Anadolu 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.12.2020 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede;5271 sayılı Kanun'un 280/1-g maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.