İstanbul 22. Asliye Ticaret Mahkemesinin, ticari alacak davasında davacıların tacir sıfatı taşımaması nedeniyle göreve ilişkin değerlendirme kararı.
Özet: Bir alacak davasında, davacılar tarafından davalı şirkete yapılan ödemelerin denkleştirici adalet ilkesi uyarınca güncel değeri ve faiziyle iadesi talep edilirken, mahkeme, taraflardan hiçbirinin Türk Ticaret Kanununa göre tacir sıfatı taşımaması ve uyuşmazlığın mutlak ticari davalar arasında yer almaması nedeniyle, davanın nispi ticari dava niteliği taşımadığı ve bu haliyle ticari mahkemenin görev alanına girmediği sonucuna varmıştır.

T.C.

İSTANBUL
22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Alacak (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı şirkete müvekkili davacı ... tarafından 17.04.2024 tarihinde ödenen miktarın denkleştirici adalet ilkesi gereği dava tarihinde ulaştığı değerin tespiti ile şimdilik 500.000 TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müvekkiline iadesine ve davalıdan tahsiline, davalı şirkete müvekkili davacı ... tarafından 08.04.2024 ve 17.04.2025 tarihinde ödenen miktarın denkleştirici adalet ilkesi gereği dava tarihinde ulaştığı değerin tespiti ile şimdilik 500.000 TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müvekkiline iadesine ve davalıdan tahsiline, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ile dava ettiği görüldü.
DELİLLER VE GEREKÇE;
Dava, davalıya ödenen tutarların sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca tahsili talebidir.
█████/2012 tarihli, 6335 sayılı yasa ile değiştirilen TTK 4. maddesinde, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği belirtilmiştir.
TTK 4. maddesinde; "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda; Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun mal varlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır" denilmektedir.
Anılan maddede, tek tek belirtilen davaların, mutlak ticari dava niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.Ayrıca, mutlak ticari davadan başka, nispi ticari davaların da tanımı yapılmış ve bir davanın nispi ticari dava olarak kabul edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve aynı zamanda uyuşmazlığın da her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerektiği ifade edilmiştir.
Somut olayda, davanın alacak davası olduğu, ... Vergi Dairesi’nin █████/2025 tarihli cevabi yazısı ile davacılardan ...'ın "...█████/2022 tarihinden itibaren Hukuk Danışmanlığı ve Temsil Faaliyetleri (Avukat Faaliyetleri) nedeniyle serbest meslek faaliyeti kapsamında mükellefiyet kaydının bulunduğu ve serbest meslek defterine tabi olduğunun..."; ... Vergi Dairesi'nin █████/2025 tarihli cevabi yazısı ile diğer davacı ...'ün "...Vergi mükellefiyetini gerektirecek herhangi bir faaliyet yürütmediğinin dolayısıyla herhangi bir mükellefiyet kaydının da bulunmadığının..." İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün █████/2025 tarihli cevabi yazısı ile davacıların "...gerçek kişi ticari işletme kayıtlarının bulunmadığı, ...Master ...Hiz.Tic.Ltd.Şti.'nin ortağı olduklarının..." bildirildiği, davacılar her ne kadar Limited şirket ortağı iseler de, tacir sıfatı şirkete ait olup, ortakları tacir olmadığından, (TTK m. 16/1) dava tarihi itibariyle davacıların tacir olmadıkları anlaşılmıştır. (İstanbul BAM 37.HD. █████/2022 T. ████████ E.-█████████ K. sayılı ilamı)
TTK hükümlerine göre, nisbi ticari davanın varlığından söz edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerekir.Bu iki koşuldan birinin olmaması halinde ortada bir ticari davanın varlığından bahsedilemez. Başka bir deyişle yasada ifade edilen iki koşulun aynı anda gerçekleşmesi zorunludur.Taraflardan birinin tacir olması durumunda ticari işten bahsedilebilirse de, ticari davanın mevcut olduğundan söz edilemez.
Dava konusu ve sunulan deliller kapsamında davaya konu uyuşmazlığın, TTK 4. maddede belirtilen, mutlak ticari davalardan olmadığı gibi, aynı maddede dayanağını bulan nispi ticari dava niteliğinde de bulunmadığı görülmektedir.
HMK 114. Maddesinde; mahkemenin görevli olması hususunun dava şartı olarak belirtildiği, HMK 115. maddesinde de, dava şartlarının, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetileceği açıklanmakla yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebilir. HMK 2. madde ve TTK. 4. ve 5. maddesi gereğince davaya bakma görevi Mahkememize ait olmayıp davacı tarafça açılan davanın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK.nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
2-Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği taktirde, HMK nun 20.maddesi gereğince re'sen davanın açılmamış sayılmasına ve aynı yasanan 331/2.maddesi gereğince yargılama giderleri hakkında karar verilmesine,
3-Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, dosya üzerinden, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istanbul Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere mahkememize hitaben yazılmış, mahkememize verilecek ya da başka mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderilecek bir dilekçe ile gidilebilecek İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025
Kâtip ... Hâkim ...
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!