Hatalı tapu kaydı nedeniyle mülkiyet hakkı zarar gören mirasçıların, Hazineden tazminat istemli davasının zamanaşımından reddine karşı temyiz başvurusu incelenmesi.
Özet: Davacılar, murislerine ait olduğu iddia edilen bir taşınmazın tapu kayıtlarındaki hatalar neticesinde önce Maliye Hazinesi adına tescil edilip, ardından murislerinin bina sahibi olduğuna dair şerh bulunmasına rağmen kendilerine satış hakkı tanınmadan üçüncü bir kişiye satılması üzerine uğradıkları zararın Türk Medeni Kanununun 1007. maddesi uyarınca tazmini talebiyle dava açmış; davalı Hazine ise taşınmazın eski bir mahkeme kararıyla adına tescil edildiğini ve genel zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak davanın reddini istemiş, ilk derece mahkemesi ile istinaf mahkemesi de davayı zamanaşımı nedeniyle reddetmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ Esas, █████████ KararKARAR
: Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 27. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ███████ Esas, ████████ KararTaraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle tapu iptal ve tescil olmadığı takdirde uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacılar vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili, ..... ilçesi, .... Mahallesi 5574 ada 22 parsel sayılı taşınmazın maliki iken tapu kayıtlarında yapılan hatalar neticesinde önce maliye hazinesinin malik gösterildiğini, sonrasında ise müvekkilinin murislerine satışı yapılması gerekirken üçüncü bir kişiye satılarak mülkiyet hakkının zarara uğratıldığını, davacıların annelerinin bu evde yıllarca oturduğunu, ancak daha sonra bu bölgeden ayrılmak zorunda kaldıklarını, davacının babasının vefatından sonra söz konusu yeri bulmak için araştırmalara girdiğinde söz konusu bilgilere ulaştığını, ailesinden yadigar olan ve şu an oldukça değerli olan bu yerin başkaları tarafından tasarruf edilmiş olması nedeni ile ciddi zarara uğradıklarını, davacı murisleri adına şerhi bulunan mülkün Hazine tarafından başkasına satılmasından kaynaklanan zararın tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL bedelin faizi ile birlikte tahsili ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkeme kararı ile Hazine adına tescil edilen taşınmaz nedeniyle davacının tazminat alacağını 10 yıllık genel zaman aşımı süresi içerisinde dava konusu etmesi gerektiğini, bu nedenle 1997 yılında kesinleşen mahkeme kararının üzerinden 10 yıllık zaman aşımı süresi geçtikten sonra dava açıldığından zamanaşımı itirazının kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın tamamı malik hanesi açık olarak kayıtlı iken Kadastro Mahkemesi sıfatıyla İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 18.08.1997 tarihinde kesinleşen 25.10.1995 tarihli karara istinaden hükmen 14.10.1997 tarihinde Maliye Hazinesi adına tescil edildiğini, taşınmazın 16.06.2008 tarihinde yapılan ihalesinde bir taliplinin geçici teminat yatırarak ihaleye katılması sonucunda 07.07.2008 tarihli ve 49027 sayılı yazı ile Kağıthane Tapu Müdürlüğü'nden taşınmazın ipotekli olarak .... adına tapuya tescilinin istenildiğini, Hazine lehine verilen hükmen tescil kararıyla tescil edilen taşınmazın satışından davacının zararı doğmadığından tazminat talebinin reddinin gerektiğini, açıklanan nedenlerle davanın reddine, yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. İstinaf SebepleriDavacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın, davalı Hazinenin müvekkillerinin ön alım hakkını kullanmasını engellemiş olması nedeniyle ayrıldığını, taşınmazın Hazine adına tesciline ilişkin işlemler sonrasında müvekkilinin murisinin dava konusu taşınmazın kütüğünde binanın sahibi bulunduğunun şerh düşülmüş olmasına karşın, 08.07.2008 tarihli ve .... yevmiye no ile Hazine tarafından ..... oğlu ....’a 670.000 TL bedelle üzerindeki belirtme alıcı tarafından kabul edilerek satışının yapıldığını, müvekkillerince yapılan kadastro işlemine itiraz edilmediğini, kadastro işlemi ile taşınmazın Hazine adına tespiti ve bu işlem sırasında üzerinde murislerine ait yapı bulunduğuna ilişkin bildirimin bulunduğunu, taşınmazın beyanlar hanesinde müvekkilleri murisi adına bina beyanı bulunmakta iken taşınmazın öncelikle usule uygun olacak şekilde müvekkillerinin murisine satılmamış olmasının ve taşınmazın satışa çıkartıldığının müvekkilleri murisine bildirilmemesinin hak kaybına yol açtığını, taşınmazın mülkiyetini kendi üzerine tescil ettiren Hazinenin, 12 yıl sonra üzerindeki belirtme şerhi sahibi olan müvekkillerine herhangi bir bildirim yapmaksızın mülkiyet hakkına aykırı şekilde taşınmazın üçüncü kişiye satışını yaptığını, müvekkilinin bu satıştan daha sonra yaptığı araştırma neticesinde haberdar olduğunu, müvekkilleri açısından zararın doğduğu tarihin mirasçı oldukları tarih olduğunu, mirasçı sıfatını kazandıkları tarihin 2015 yılı olduğunu, bu nedenle yerel mahkemenin zaman aşımı nedeniyle davanın reddi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı yan dava konusu taşınmazın açık arttırma usulü ile satışına karar verildiğini ve bu hususta gerekli ilanların yapıldığını, taşınmaz hissedarı olan müvekkillerinin murislerine de ihaleye davet yazısını gönderildiğini ileri sürmüşse de müvekkillerinin bu satıştan haberdar olmadığını, şerhin silinmesinin idarenin hatası sonucu oluştuğunu ve müvekkillerinin miras bırakanının mülkiyet hakkının kısıtlandığını, müvekkillerinin ilgili parselin satışındaki önalım hakkını kullanmasının engellendiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasın talep etmiştir.C. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacılaınr beyanlar hanesinde murisleri .... lehine olan muhdesat şerhine rağmen dava konusu 5574 ada 22 parsel sayılı taşınmazın 2008 yılında dava dışı üçüncü şahsa satılması sebebiyle tazminat talebinde bulunmuş olup iddianın sürülüş biçimine göre talebin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine dayalı olduğu, 4706 sayılı Kanun uyarınca satış işleminden taşınmazın 8.07.2008 tarihinde dava dışı üçüncü şahıs adına tescil edildiği, işlemin yapıldığı tarihten itibaren davanın açıldığı 22.01.2020 tarihine kadar on yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davalı ... vekili tarafından süresi içinde zamanaşımı itirazında bulunulduğu, her ne kadar mahkemece tapu iptal tarihi itibari ile zamanaşımı değerlendirilmiş ise de davacıların talebinin 2008 yılında yapılan satış işlemine dayandığı, bu tarihi itibari ile de zamamaaşımı süresinin dolmuş olduğu, mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine ilişkin kararı usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriDavacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş; davanın zamanaşımına uğradığından söz edilemeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.1. Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeUyuşmazlık, tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.2. Değerlendirme1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Taşınmazın tapu kaydında davacılar murisi lehine olan muhdesat şerhine rağmen taşınmazın Hazine tarafından üçüncü kişiye satılması nedeniyle uğranılan zararın tazmini davasında 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi şartları oluşmayıp genel hükümlere göre değerlendirme yapılması gerekirse de Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar sonucu itibarıyla doğru olduğundan bozma konusu yapılmamıştır.3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,24.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.