İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında icra takibine itirazın iptali ve ayıplı mal savunması ile ticari defterlerin delil niteliği değerlendirmesi.
Özet: Bu hukuki evrakta, davacı şirketin, davalıya gerçekleştirdiği faturalı satışlardan doğan ve tahsil edilemeyen bakiye alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine davalının itiraz etmesi üzerine açılan itirazın iptali davası incelenmektedir; davacı borcun belgelerle sabit olduğunu ve davalının ödeme taahhüdünde bulunduğunu belirtirken, davalı ise teslim aldığı malların ayıplı olduğunu öne sürerek ödeme yapmaktan kaçındığını savunmakta ve mahkeme, ispat yükümlülüğü ile ticari defterlerin delil olarak kullanılabilmesi koşulları çerçevesinde uyuşmazlığı değerlendirmektedir.

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████DAVA
: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı borçlu şirkete 2024 yılı cari hesap kayıtlarına göre davalı firmaya 20.03.2024 tarihli ----- fatura numaralı 7.980-TL tutarlı, 29.03.2024 tarihli ------ fatura numaralı 6.611,64-TL tutarlı ve 04.04.2024 tarihli ----- fatura numaralı ve 3.900-TL tutarlı 3 adet satış gerçekleştirdiğini, davalı borçlu firma cari hesaba mahsuben 26.04.2024 tarihinde 8.664,31-TL ödeme gerçekleştirmiş kalan borcunu ise ödemediğini, daha sonrasında firmanın ödeme yapması için firma ile yapılan görüşmelerde ----- isimli e-posta adresinden e-posta göndere ----- mali işler sorumlusu ----- kendi organizasyonel sorunları nedeniyle ödemeyi geciktirdiklerini belirterek ödeme yapacaklarını ifade etmişlerse de ödeme yapmadığını, Müvekkilinin alacağı için ---- İcra Müdürlüğü'nde -----. numarası ile icra takibi başlatılmışsa da borçlu firmanın itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, davalı firma icra takibine yapmış olduğu itirazda borcu olmadığını iddia ettiğini, taraflar arasındaki ilişkinin ticari niteliği göz önüne alınarak, arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşamama ile sonuçlandığını, bu nedenlerle; davanın kabulüne, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İcra takibi ve huzurdaki dava konusu üç adet faturaya tarafımızca itiraz edilmemiş olması, bu faturaların içeriğinin taraflarınca kabul edildiği anlamına gelmediğini, fatura içeriği malların gerçekten sunulup sunulmadığı ve ayıplı olup olmadığı gibi davacının alacağını ortaya koyan hususların yapılacak yargılama ve bilirkişi incelemesi sonucu saptanması ve ona göre karar oluşturulması gerektiğini, fatura konusu mallar taraflarınca teslim alındığını ancak bir süre sonra bazı ürünlerin ayıplı olduğunun anlaşıldığnıı, bu sebeple taraflarınca ödeme yapmaktan kaçınıldığını, bu nedenlerle; huzurdaki davanın reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER
:----. İcra Dairesi ------ Esas sayılı icra takip dosyası, taraf şirketlere ait BA BS formları.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava, -----. İcra Dairesi ----- Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.Türk Medeni Kanunun 6. Maddesinde, Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğunu belirtmiştir.Yine Türk Ticaret kanununun 83. Maddesinde, Ticari uyuşmazlıklarda mahkemenin yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebileceğini belirtmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 222.maddesi; " (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-███████ md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. " şeklindedir. Yasal düzenleme emredici niteliktedir. Yasanın üçüncü fıkrasında açıkça ifade edildiği üzere, diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının kesin delillerle ispatlanmamış olması ifadelerine yer verilmiştir.Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; huzurdaki davaya dayanak icra takip dosyasının incelenmesinde alacağın 29.03.2024 ve 04.04.2024 tarihli faturalardan kaynaklanan bakiye cari hesap alacağına dayalı olduğu, cevap dilekçesinin incelenmesinde dava konusu edilen faturaların ve faturalara konu malların davalı tarafa teslim edildiğinin ikrar edildiği, ancak malların ayıplı olduğu savunmasında bulunulduğu, ayıp savunmasına ilişkin ayıp ihbarının yapıldığına, ayıplı ürünlere ilişkin delil tespiti yaptırıldığına ya da dava konusu alacağa dayanak faturaların süresinde iade edildiğine ilişkin herhangi bir beyanda bulunulmadığı, savunmaların soyut ve yüzeysel olduğu, bu haliyle usul ekonomisi gereği defterlerin incelenmesine gerek olmadığı anlaşılmakla davanın asıl alacak talebi bakımından kabulüne karar vermek gerekmiştir.İşlemiş faiz talebine ilişkin yapılan değerlendirmede; 6098 sayılı TBK’nın 117/1 maddesine göre sözleşme ilişkisinden kaynaklanan alacaklara temerrüt faizi yürütülebilmesi için alacağın muaccel olması yeterli olmayıp, borçlunun ihtarla temerrüde düşürülmesi gerekir. Ya da aynı kanunun 117/2 maddesi uyarınca taraflarca ödeme tarihinin kesin olarak belirlenmesi gerekir.Dosya kapsamında, davacı tarafından icra takibinden önce davalıya gönderilen temerrüt ihtarı olmadığı gibi taraflar arasında kesin vade de belirlenmemiştir. Bu haliyle davacı tarafın işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı anlaşılmakla bu yöndeki talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın KABULÜ ile davalı borçlunun ----- İcra Dairesi ----- Esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın 9.827,33 TL asıl alacak üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE,-Davalının takibe itirazı haksız görüldüğünden hüküm altına alınan 9.827,33 TL'nin % 20 si olan 1.965,46 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 671,30 TL karar ve ilam harcından baştan alınan 615,40 TL peşin harçtan mahsubuyla bakiye 55,90 TL karar ve ilam harcının davalı taraftan tahsili ile hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL başvurma harcı, 615,40 TL peşin harç toplamının davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,4-Davacı tarafından yargılama gideri olarak yapılan 60,00 TL'nin kabul red oranına göre 45,19 TL lik kısmının davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/2 maddesi uyarınca hesaplanan 9.827,33 TL nispi vekalet ücretinın davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/2 maddesi uyarınca hesaplanan 3.218,59 TL nispi vekalet ücretinın davacı taraftan tahsili ile davalı tarafa ödenmesine,7-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul red oranına göre 2.350,25 TL lik kısmının davalı taraftan tahsili ile hazineye gelir kaydına,8-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul red oranına göre 769,75 TL lik kısmının davacı taraftan tahsili ile hazineye gelir kaydına,9-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına,)Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı; 6100 sayılı HMK 341/2 maddesi uyarınca miktar itibarıyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.MADDİ HATANIN DÜZELTİLMESİ6100 sayılı HMK'nn 304.maddesinde 'Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir. (2) Tashih kararı verildiği takdirde, düzeltilen hususlarla ilgili karar, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş olan suretlerin altına veya bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır, imzalanır ve mühürlenir.” düzenlemesi vardır.İnfazda tereddüt oluşturmaması amacıyla ve usul ekonomisi gereği mahkememizin ---- Esas ----- Karar sayılı ilamının hüküm kısmının 1. Fıkrasında her ne kadar davanın kabulüne karar verildiği belirtilse de esasen davanın kısmen kabulüne karar verildiği açık olduğundan;"1-Davanın KISMEN KABULÜ ile davalı borçlunun ----. İcra Dairesi ----- Esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın 9.827,33 TL asıl alacak üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE,-Davalının takibe itirazı haksız görüldüğünden hüküm altına alınan 9.827,33 TL'nin % 20 si olan 1.965,46 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,"şeklinde tashihine hükmün devamının aynı şekilde teselsül ettirilmesine karar verildi.Dair, tarafların yokluğunda; 6100 sayılı HMK 341/2 maddesi uyarınca miktar itibarıyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.