Yargıtay, silahlı terör örgütüne üyelik suçundan verilen mahkumiyet kararını, cezanın alt sınırdan uzaklaşması için yetersiz gerekçe nedeniyle bozmuştur.
Özet: Yargıtay, sanıkların silahlı terör örgütüne üyelik suçundan mahkumiyetlerini onayan bölge adliye mahkemesi hükmünü, yargılama sürecindeki usul işlemlerinin ve delillerin hukuka uygunluğunu tespit etmesine rağmen, sanıklara verilen cezanın Türk Ceza Kanununun 61. maddesindeki cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesi ilkeleri ile 3. maddesindeki orantılılık ilkesine aykırı olarak, suçun işleniş biçimi, kullanılan araçlar, zaman ve yer gibi ölçütler göz ardı edilerek alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle yetersiz gerekçeyle tayin edilmiş olması nedeniyle bozmuştur; ayrıca, suçun niteliği ve kaçma hazırlığı gibi durumlar nedeniyle sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vererek dosyayı yeniden yargılama yapılmak üzere ilk derece mahkemesine göndermiştir.
3. Ceza Dairesi         ██████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI
: ███████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., ████████ K.
SUÇ
: Silahlı terör örgütüne üye olma
04.08.2017 (Sanık ... yönünden)
HÜKÜM
: Sanıkların; TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca mahkumiyetlerine yönelik istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Onama
Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden sair temyiz itirazlarının reddine ancak;
Anayasa'nın 138 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca; orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanıkların kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken yetersiz gerekçe ile 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı olarak alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, hükmolunan ceza miktarı, suçun niteliği, mevcut delil durumu, sanık ...'ın eylemli olarak kaçma hazırlığındayken yakalanmış olması, adli kontrol hükümlerinin yetersiz kaldığı ve tutuklulukta geçen süre de dikkate alınarak TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!