Acentelik Sözleşmesinin Haksız Feshi, Eksik Komisyon Ödemeleri ve Portföy Kaybı Talepleri Üzerine Açılan Alacak Davasında Tarafların İddia ve Savunmaları
Özet: Bir acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında davacı, davalının sözleşmeyi haksız, ihbarsız ve gerekçesiz feshederek eksik komisyon ödemesi ve işlerini engellemesi sonucu oluşan komisyon kaybı, teşvik primi ve Türk Ticaret Kanununun ilgili hükümleri uyarınca denkleştirme tazminatı dahil çeşitli zararlarının tahsilini istemektedir; davalı ise savunmasında, davacının sözleşmeye aykırı olarak "iş paylaşımı" yapması nedeniyle sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini, davacının yüksek iptal oranına sahip olduğunu ve bu haklı fesih sebebiyle herhangi bir tazminat ya da denkleştirme tazminatı hakkının bulunmadığını ileri sürmektedir.

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2020
DAVA
: Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
BİRLEŞTİRME KARAR TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2025
-----Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ------ Esas sayılı alacak davasında verilen █████/2023 tarihli birleştirme kararına bağlı olarak tarafları ve bilgileri yukarıda belirtilen bu davanın Mahkememizin ----- Esas sayılı tazminat davası ile birleştirilmiş olmakla yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket ile müvekkil şirket arasında █████/2018 tarihinden geçerli olmak üzere acentelik
sözleşmesi yapıldığını, sözleşmenin 26. maddesine göre sözleşme süresi bir yıl olup, taraflarından biri
üç ay önceden bildirmek suretiyle sözleşmeyi tek taraflı olarak fesih etme yetkisine haiz olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede bu hükümler olmasına rağmen, davalı sigorta şirketinin ----
Noterliğinin 06 Ekim 2020 gün ve ------ yevmiye no.lu evrakı ile herhangi bir gerekçe de
göstermeden tek taraflı olarak sözleşmeyi feshettiğini, ayrıca davalı şirket ----- Noterliğinin 06
Ekim 2020 gün ve ----- yevmiye no.lu evrakı müvekkil şirketi vekillik azlettiğini ihtar eden azilmane
göndermiş olduğunu,
taraflar arasındaki sözleşme ve davalı şirketin sözleşmeyi haksız yere herhangi bir gerekçe
göstermeden ve sözleşmeye göre gerekli olan üç ay önceden bildirim şartına da uymadan aniden
fesih ve azilname göndermesi nedeniyle müvekkil şirketin çeşitli şekillerde mağdur olduğunu, müvekkili
şirketin ekranlarından üretim ekranı █████/2020 tarihinde tüm ekranı da █████/2020 tarihinde kapatılması nedeniyle müvekkil şirketin yaptığı sigortaların işlemlerini takip edemez olduğunu,
davalı şirketin, müvekkil şirketin 2019 yılı Temmuz ayına ait komisyon belgelerinde el ile oynama
yapılarak 30.053,00 TL eksik ödemede bulunduğunu, yine davalı şirket müvekkil şirketin hak ettiği
2020 yılı Eylül ayına ait komisyonlardan 25.000,00 TL eksik ödeme yaptığını,
sözleşme süresinin bitmesine 115 gün varken haksız olarak fesih bildirimi ve azilname yapıldığı için
müvekkili şirketin bu zaman aralığında kazanacağı komisyon alacaklarının hesap edilmesi gerektiğini, ayrıca sözleşmenin 18. maddesine göre müvekkilin teşvik primi de alması
gerektiğini, yine 6102 Sayılı TTK nun 121/4 maddesine göre “Haklı bir sebep olmadan veya üç aylık ihbar
süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden taraf, başlamış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer
tarafın uğradığı zararı tanzim etmek zorundadır.” hükmünün mevcut olduğunu, TTK nun bu maddesine göre
müvekkilin uğradığı zararların tespiti ile tazminine,
müvekkil şirketin portföy kaybı (Denkleştirme tazminatı) için yapılacak hesaplamanın da 6102
sayılı TTK nun 122/2 maddesindeki usule göre hesap edilmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kısmi dava olarak şimdilik 95.053,00 TL2nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekili davacı tarafın, acentelik sözleşmenin haksız nedenle feshedildiği iddia edilerek
20.000,00 TL portföy kaybı, 30.053,00 TL komisyon bedeli ve 25.000,00 TL alacağın dava
tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile tahsili talep etmekte olduğunu,
acentelik sözleşmesine aykırı olarak iş paylaşımında bulunan acentenin fesih talebi üzerine haklı nedenle acentelik sözleşmesi feshedilmiş olduğunu, yanlar arasında akdi ilişkiyi düzenleyen acentelik
sözleşmesinde ise davacı acenteye, bu yönde hak tanıyan bir hüküm yer almayıp, aksine acentelik
sözleşmesi 27. maddesi ile müvekkil şirket tarafından haklı fesih halinde acentenin hiçbir tazminat hakkına sahip olamayacağı hükmüne yer verilmiş olduğunu, müvekkil şirket ile arasındaki acentelik sözleşmesi haklı nedenle feshedilmiş olduğundan, TTK 122/3 kapsamında denkleştirme tazminatı talep edilemeyeceği, kaldı ki davacı acente müvekkil şirket
dışında da sigorta şirketiyle çalışmakta olup, müvekkil şirket ile sözleşmesi bitmiş olsa dahi halen sigortacılık faaliyetlerine devam etmekte olduğunu, davalı vekili davacı tarafın çalıştığı dönemde düzenlenen poliçelerde %202’ye yaklaşan oranlarda
iptal gerçekleştiğini ve iptal edilen poliçelerde müşteriye prim iadesi yapılırken bu poliçeler için
acenteye ödenen komisyonların da geri alındığını, davacı tarafın iptal oranı çok yüksek olup, poliçe
iptallerine karşılık acenteden bir teminat alma ve bunu uhdesinde bulundurma imkanı bulunmakla
birlikte teminat vadesinin █████/2021 tarihinde sona ermesi nedeniyle, davalı şirketin teminatsız
kalma/alacağının karşılıksız kalma ve aynı zamanda poliçe iptallerinden doğacak komisyon iadelerinin teminatı nakde çevrilmeden mahsup yolu ile tahsil adına belirli bir miktar komisyon hesabında tutulmuş olduğunu ileri sürerek davanın reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa Yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davacı birleşen davacı vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı şirketin sigortacılık işlemlerini vekaleten yapmak üzere acentecilik sözleşmesi imzaladığını, müvekkilinin kendisine düşen edimleri yerine getirdiğini, ancak kendisine hiçbir gerekçe gösterilmeden davalı şirketin müvekkille olan sözleşmesini feshettiğini ihtar ettiğini, davalının müvekkilini haksız fesih nedeniyle tazminat ödemesi gerekirken herhangi bir tazminat ödemediğini, davalı şirket hakkında haksız fesih nedeniyle ---- Adliyesi -----. Asliye Ticaret Mahkemesi ----- Esas sayılı dosyası ile tazminat davası açıldığını, mahkeme tarafından verilecek faizin müvekkilinin zararını karşılamaya yetmeyeceğini, müvekkilinin birçok şirkete acentecilik hizmeti verdiğini, arabuluculuk yoluna gidildiğini ancak anlaşmanın sağlanamadığını, munzam zararın oluşması için birtakım şartların bir araya gelmesi gerektiğini, alacaklının temerrüt faizini aşan bir zararın gerçekleşmesi gerektiğini, temerrütle munzam zarar arasında bir illiyet bağının olması gerektiğini, borçlunun kusursuzluğunu ispatlayamamış olması gerektiğini, temerrüt faizi ile munzam zarar arasında en büyük farkın kusur olgusunda olduğunu, borçlunun kusursuz dahi olsa temerrüt faizi ödediği halde kusursuzluk munzam zarar istenmesi ihtimalini ortadan kaldırmadığını iddia ederek; davanın kabulüne, fazlaya ait tüm hakları saklı kalmak kaydıyla kısmi dava olarak şimdilik 50.000,00 TL munzam zarar alacağının █████/2020 tarihinden itibaren değişik oranlarda avans faiziyle birlikte davalı şirketten alınarak müvekkiline ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili █████/2025 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; Islah dilekçelerinin kabulü ile ana dava ile birlikte 408.516,97 TL denkleştirme / portföy tazminatının ve birleşen dava ile de 1.078.602,05 TL dava açıldıktan sonra ödenen komisyon bedeli munzam zarar bedeli ile denkleştirme tazminatı munzam zarar tazminatının olmak üzere toplamda 1.487.119,02 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili ıslaha karşı beyan dilekçesinde özetle; Islahı kabul etmediklerini, talebin zaman aşımına uğradığını beyan ederek asıl ve birleşen davaların reddine karar verimesini talep etmiştir.
SAFAHAT
-----. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2023 tarih ----- Esas sayılı dosyası üzerinden verilen kararı ile; "Mahkememizin ----- Esas sayılı davası ile ---- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ------ Esas sayılı davası arasında taraflarının aynı olması ve davaların aynı sebepten doğmuş olması nedenleriyle bağlantı bulunduğu anlaşıldığından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 166/1 maddesi uyarınca davanın ----. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin --- Esas sayılı davası ile birleştirilmesine,2-Davaya ----- Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ----- Esas sayılı dosyası üzerinden devamına, dosyanın bu mahkemeye gönderilmesine," karar verilmiş olup birleşen dosya Mahkememiz asıl dosyası arasına gönderilmiştir.
Deliller
Tarafların ticaret sicil sorguları dosya arasına alınmıştır.
Davalı sigorta şirketine yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır.
----- yazılan müzekkere cevabı dosya arasına alınmıştır.
Sigorta ve acente hukuku alanında uzman sözleşme yorum ve denetim uzmanı ile mali müşavir bilirkişi heyeti kök ve ek raporları dosyaya sunulmuştur.
Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe
:
Asıl dava; taraflar arasında akdedilen acentelik sözleşmesinin feshinin haksız olup olmadığı, fesih sonucunda TTK 122 vd. maddelerine göre fesih tazminatı, denkleştirme tazminatı ve komisyon bedeline hükmedilip hükmedilemeyeceğine ilişkin davadır.
Birleşen dava; taraflar arasında akdedilen acentelik sözleşmesinin feshine bağlı olarak davacının munzam zarar alacağı oluşup oluşmadığı, varsa miktarının ne olduğu hususlarında şimdilik kaydıyla açılmış 50.000,00 TL tazminat davasıdır.
Mahkememizce dava dilekçesi, cevap dilekçesi, taraflarca dosyaya sunulan deliller ve tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir.
Dosyada, davacı tarafın şirket merkezi ----- olduğundan ------- Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmış, dosya, sigorta ve acente hukuku alanında uzman sözleşme yorum ve denetim uzmanı ile mali müşavir bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, 20.12.2021 tarihli rapora göre, taraflar arasında akdedilen acentelik sözleşmesinin 26. ve 27. maddelerinde, feshin düzenlenmiş olduğu, davalı şirket, davacı acente tarafından ------ acentesi olmayan acentelerin müşterilerine acente vasıtasıyla poliçe düzenlenmesi sağlandığı ve ----- acentesi olmayan farklı acentelerle iş paylaşımı yapıldığı tespit edilmiş olduğunu ileri sürerek, davacı acentenin iş paylaşımı yapmış olduğu acente bilgileri ile poliçe numarası ve sigortalı adı bilgilerini açıkladığı, davalı şirketin, davacı acentenin yasal ve sözleşmesel yükümlülüklerine aykırı olarak iş paylaşımında bulunduğunun tespiti üzerine, davacı acentenin, göndermiş olduğu yazı ile “----- nolu partaj ile faaliyet gösterdiğimiz ----- Sigorta Acenteliğimizin feshini rica ederiz.” ifadesiyle, açıkça acentelik sözleşmesinin sonlandırılmasını talep etmiş olduğunu, açıkça acentelik sözleşmesinin sona erdirilmesini istediği yönünde iradesini belirttiği, davalı şirketin, davacı acenteye gönderdiği ----.Noterliği'nden tasdikli ------ yevmiye numaralı “Fesih İhbarı” ile 30.01.2018 tarihli acentelik sözleşmesinin tek taraflı olarak feshedildiğini bildirdiği, ayrıca davacıya ---- Noterliği'nden tasdikli ------ yevmiye numaralı “Vekaletten azil” konulu “Azilname” gönderdiği, davacı ile davalı sigorta kuruluşu arasındaki sözleşmenin, -- Odalar ve Borsalar Birliğinin yazısına göre 31.01.2018-26.10.2020 tarihleri arasında sürdüğü, bundan başka, davacı acente tarafından ------ partaj numaralı yazıyla davalı sigorta kuruluşu ile sözleşmeye devam edilmeyeceği bildirilmişse de, bu yazının 2019 yılında olduğu, ancak davalı------ yine de sözleşmeye devam ettiği, sözleşmeye ilişkin fesih bildirimini ise 06.10.2020 tarihinde yaptığı, bu durumda davalı sigorta kuruluşunun 2020 yılında da sözleşmeyi devam ettirme iradesinin varlığından söz edileceği, zira aradaki sözleşmeye göre acenlelik sözleşmesinin devam ettirilmesi istenmiyorsa taraflardan her biri sözleşme süresinin bitiminden üç ay öncesinde karşı tarafa bildirebileceği (m.26), davalıdan bu şekilde bir bildirim gelmediği, o halde 2020 yılında da tarafların sözleşmeyi devam ettirmek istediklerinden söz edilebileceği, davalı sigorta kuruluşu 06.10.2020'de sözleşmeyi fesih bildiriminde bulunduğu, feshin haklı sebebe dayalı olup olmadığının anlaşılamadığı, zira fesih bildiriminde sebep belirtilmediği, davalı tarafça cevap dilekçesinde, fesih nedeninin davacının iş paylaşımı yapması ve sözleşme iptalleri olduğunun belirtildiği, davacı vekilinin, iş paylaşımı yapılmasının sektörde belli ölçüde alışılan bir durum olduğunu, iş paylaşımının diğer sigorta acenteleri tarafından da yapıldığını, ----- sayılı Sigorta Acenteleri Uygulanmasına İlişkin Genelge 7.2 maddesine göre iş birliği yapılan acentelerin aynı il içinde olması ve sayısının 5'i aşmaması koşuluyla bunun mümkün olduğunu ve davacı açısından bu sınırlar içinde kalındığını beyan ettiği, yapılan incelemede davacı acentenin iş paylaşımı diğer acentelerin sayısının 3 olduğu ve bu rakamı davalının tespit ettiği, Genelge m.7.2'deki kuralın ihlal edilmemiş olması nedeniyle davalının iş paylaşımına ilişkin fesih gerekçesinin hukuki olmadığı, diğer yandan sözleşme iptallerinin tek başına sözleşmeyi fesih için yeterli görülmediği, bu iddiaya ilişkin davalının rakamsal verileri ayrıntılı ortaya koyması gerektiği, sözleşme iptalleri gerekçesinin tek başına muğlak kaldığı ve somut bilgi ve verilere dayanmadığı, acentenin eksikliği veya kusuruna dayalı bir sebebin sözleşme iptallerine yol açtığına dair somut kanıt sunulmadığı, neticede davalının acentelik sözleşmesini haklı sebeple feshettiğine dair olumlu kanaat oluşmadığı, alacak talebi yönünden, davalı tarafın defterlerinin incelenmesi ile net bir sonuca ulaşılabileceği rapor edilmiş olup, davalı tarafın defterlerinin incelenmesi amacıyla dosya mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş, 06.04.2022 tarihli rapora göre, defterlerin usulüne uygun tutulduğu, ancak sunulan bilgi ve belgelerden, davacı tarafa yapılan ödemeler tespit edilemediğinden ve davacı adına komisyon hesabı tutulmadığından, net bir sonuca varılamadığı rapor edilmiştir.
Dosya kapsamına ve taraf vekillerinin sunulan beyanlarına göre dosya yeni bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, sunulan kök ve ek raporlara göre, TTK 122. maddesi gereği acentenin müşterileri sayesinde sözleşmenin sona ermesinden sonra da davalının komisyon ödemelerini devam ettirip ettirmediği ve davalının sigorta poliçe portföyü içerisinde önemli bir paya sahip olup olmadığı, davalının önemli menfaatler elde edip etmediği ispat yükü acente üzerinde olup takdirin sayın mahkemeye ait olduğu, davalı tarafından davacının acentelik feshinin haksız bir fesih olduğu, haksız fesih sonucu davalının davacıya portföy tazminatı ödemesi gerekeceği, hakkaniyet ilkesi gereği tazminata bazı parametrelerin uygulanması gerektiği, denkleştirme tazminatının 1.174.844,22 TL olarak hesaplandığı, davacının 6102 sayılı TTK. md. 122. maddesi gereği talep edebileceği üst sınırın 456.455,30 TL olduğu, munzam zarar hususunda uzmanlıklarının bulunmadığı rapor edilmiş olup, birleşen dava yönünden de inceleme yapılması amacıyla dosya uzman bilirkişiye tevdi edilmiş, sunulan 11.05.2025 tarihli rapora göre, Asıl Dava Bakımından, davacı acentenin kendi bölgesinde yıl içinde iş paylaşımı yaptığı acentenin 5'i aşması halinde, sigorta şirketinin düzenleyici hükümlere aykırılık sebebiyle, acentelik sözleşmesini haklı sebeple fes edebileceği, iş paylaşımı ile ilgili olarak davacı aynı il içinde üç iş paylaşımı yaptığını beyan ederken davalı, acente poliçelerinin 30 ayrı acenteye geçtiğine ilişkin liste sunduğu ve bu listedeki 11 acenteye geçişin yüksek olması sebebiyle ilgili geçişin aslında iş paylaşımı olduğunu beyan ettiği, dosya içerisinde tarafların beyanı haricinde iş paylaşımını gösterir bir veri olmadığı, bununla beraber, davalı sigorta şirketinin 06.10.2020 tarihli fesih ihbarına ve azilnamesine bakıldığında, fesih sebebi olarak görülen lüzum üzerine azilname düzenlendiği ve 30.11.2018 tarihli sözleşmenin fesh edildiğinin beyan edildiği, bu fesih ihbarında haklı sebeple feshe ya da iş paylaşımı yasağına aykırılık sebebiyle sözleşmenin fesh edildiğine dair bir kayda ya da bu ihtardan önce davacı acenteye yapılmış bu husus ile ilgili bir uyarıya rastlanılmadığı, mevcut durumda, Mahkemece ilgili feshin olağan fesih niteliğinde olduğuna kanaat edilmesi halinde davacı acentenin denkleştirme talebinde bulunabileceği, bu durumda davacının 408.516,97 TL denkleştirme tazminatı talep edebileceği, Birleşen Dava Bakımından, davacının asıl davada talep ettiği 30.053,33 TL'lik 2019 yılı Temmuz ayı komisyon bedelinin 03.02.2021 tarihinde ödendiği, ilgili ödeme de nazara alınarak mahsup edildiğinde davacıya ödenmesi gereken tutarın soyut yönteme göre 05.09.2023 birleşen dava tarihi itibarıyla 44.497,03 TL'ye tekabül ettiği, Mahkemece asıl dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle denkleştirme tazminatına da hükmedilmesi halinde, soyut yönteme göre birleşen dava tarihi itibarıyla munzam zararın 1.034.105,02 TL'ye tekabül ettiği rapor edilmiştir.
Davacı vekili, 13.05.2025 tarihli ıslah dilekçesi ile asıl davdaki talebini 408.516,97 TL olarak, birleşen davadaki talebini 1.078.602,05 TL olarak ıslah etmiştir.Mahkememizce aldırılan bilirkişi kök ve ek raporlarının bu yönleriyle hükme esas alınmaya uygun, gerekçeli ve denetlenebilir bulunduğu, taraflar arasında kurulan geçerli sözleşmeye ve sözleşmenin davacının kusuruna bağlı sona ermediği, davalının feshinde haklı neden bulunmamasına istinaden, davacının davalıdan alacağı bulunduğu, her ne kadar davalı tarafça dosyaya bir kısım T.C. numaralarının celp edilmesi talep edilmiş ise de, bahse konu delilinin süresinden sonra sunulmuş olmasına ve bu hususun KVKK'ya aykırılık teşkil edebilecek olmasına bağlı olarak bu hususta yeniden bir inceleme yapılmayarak tahkikat sonlandırılmış, davacının asıl davada davalıdan taleple bağlılık ilkesi uyarınca 408.516,97 TL, birleşen davada 1.078.602,05 TL alacağı olduğu, davaların kısmi dava olarak açılmasına bağlı olarak dava açılış tarihlerinde belirtilen bedeller yönünden dava tarihi itibariyle, ıslah edilen bedeller yönünden ise ıslah tarihi itibariyle temerrüdün gerçekleştiği, taraflar arasındaki işin ticari iş olması sebebiyle 3095 sayılı kanun uyarınca avans faizinin talep edilebilmesinin mümkün olduğu, yine her ne kadar davalı tarafından ıslaha karşı zaman aşımı itirazında bulunulmuş ise de, ıslah edilen alacağın zaman aşımına uğramadığı tespit edilerek, asıl ve birleşen davaların kabulü ile, asıl dava bakımından toplam 408.516,97 TL'nin; 95.053,00 TL'sinin 21.12.2020 dava tarihinden itibaren, 313.463,97 TL'sinin 13.05.2025 ıslah tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, birleşen dava bakımından toplam 1.078.602,05 TL'nin; 50.000,00 TL'sinin 05.09.2023 dava tarihinden itibaren, 1.028.602,05 TL'sinin 13.05.2025 ıslah tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A)Asıl dava bakımından;
1-Davanın KABULÜ ile toplam 408.516,97 TL'nin; 95.053,00 TL'sinin 21.12.2020 dava tarihinden itibaren, 313.463,97 TL'sinin 13.05.2025 ıslah tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 27.905,79 TL harçtan peşin alınan 1.623,27 TL ile ıslah harcı olarak alınan 22.920,00 TL harcın toplamı olan 24.543,27 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.362,52‬ TL harcın davalıdan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan peşin alınan 1.623,27 TL ile ıslah harcı olarak alınan 22.920,00 TL harcın toplamı olan 24.543,27 TL harç gideri, 18.350,00 TL bilirkişi ücreti ve 362,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 43.255,27 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 65.277,55 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafından yapılan 10,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
B)Birleşen-----.ATM ----- esas sayılı davası bakımından;
1-Davanın KABULÜ ile toplam 1.078.602,05 TL'nin; 50.000,00 TL'sinin 05.09.2023 dava tarihinden itibaren, 1.028.602,05 TL'sinin 13.05.2025 ıslah tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 73.679,30 TL harçtan peşin alınan 853,88 TL harcın mahsubu ile bakiye 72.825,42 TL harcın davalıdan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan peşin alınan 853,88 TL harç giderinden oluşan yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 163.004,29 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Karar kesinleştiğinde varsa bakiye gider avansının yatırana iadesine,Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ------ Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. E-duruşmaya son verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!