İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde Eşin Borcunun Nakli Sonrası Yapıldığı İddia Edilen Fazla Ödeme ve Zamanaşımı İtirazına İlişkin İtirazın İptali Davası
Özet: Davacı, eşinin davalıya devredilen borçları için toplam 860.000 TL ödediğini, bu ödemenin gerçek borçtan fazla olduğunu ve bazı borçların zamanaşımına uğramış olabileceğini ileri sürerek fazla tutarın iadesini talep etmiş; davalı iddiaları reddetmiş; bilirkişi raporunda ise çeşitli icra dosyalarından kaynaklanan yaklaşık 916.000 TLlik borcun yapılan 860.000 TL ödeme ile tasfiye edildiği, ancak davacının "eşinin borcu olarak fazla ödeme" iddiasını destekleyen herhangi bir belgeye rastlanmadığı tespit edilmiştir.

T.C.
İSTANBUL7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
:████████ EsasKARAR NO
:████████DAVA
:İtirazın İptaliDAVA TARİHİ
:█████/2024KARAR TARİHİ
:█████/2025Mahkememizde görülmekte olan 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkil ..., eşi ...’e ait borçların davalı ... A.Ş.’ye devri sonrasında, kendisine ait kredi kartından toplam 700.000,00 TL’nin mail order yöntemiyle çekildiğini, ayrıca eşi tarafından daha önce 160.000,00 TL ödeme yapıldığını belirterek toplam 860.000,00 TL tutarında ödeme yapıldığını ileri sürmüştür. Davacı, davalının eşine ait borçlardan fazla ödeme çektiği hususunda kuşku bulunduğunu ve bazı borçların zaman aşımına uğramış olabileceğini iddia ederek, ödenen tutarın gerçek borç miktarı ile karşılaştırılmasını ve fazla ödenen tutarın iadesini talep etmiştir. Davacı, bu hususların tespit edilmesi için bilirkişi incelemesi yapılmasını istemiştir. Mahkemece, davacının ödemelerin fazla olup olmadığını, borçların zaman aşımına uğrayıp uğramadığını ve faiz hesaplamalarının doğru olup olmadığını belirlemek amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Davacının talebi, fazla ödenen tutarın iadesi ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıdan tahsilini kapsamaktadır.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı ... ... A.Ş., davaya konu borcun, davacı ...’ün eşi ...’e ait çeşitli bankalardan devredilen alacaklardan kaynaklandığını, taraflar arasında protokol düzenlenerek borç ilişkisinin sonlandırılmaya çalışıldığını, davacının iddia ettiği fazla ödeme ve zamanaşımı itirazının ise usule ve esasına aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Davalı, zamanaşımı def’inin yalnızca icra mahkemesine şikayet yoluyla ileri sürülebileceğini, söz konusu davanın ise ticari kredi alacağından kaynaklanması sebebiyle asliye hukuk mahkemesinde görülmesinin görevsizlik doğurduğunu belirtmiş, ayrıca davacının iddialarının mesnetsiz ve kötü niyetli olduğunu savunmuştur. Davalı, protokol ve ekleri ile icra dosyalarını delil olarak sunmuş ve davanın öncelikle usulden reddini, aksi halde esastan reddini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava, Kredi sözleşmesinden kaynaklı fazla ödenen bedelin iadesine istemine ilişkindir.Mahkememizce tüm deliller toplanmış, gerekli inceleme ve araştırmalar yapılmış, ve Mahkememizce █████/2025 tarihli ara karar ile dosyanın dosyanın bankacı ve hesap uzmanı bilirkişiye tevdi ile gerektiğinde banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapılmak suretiyle, tüm dosya kapsamı hakkında rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiştir.█████/2025 tarihli bilirkişi raporunda; Davacının tarafı bulunmadığı 06.08.2024 tarihli Taksit Sözleşmesi’nde, borçlu ... ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin davacı şirkete olan borcunun 916.357,86 TL olarak kabul edildiği, Sözleşmeye konu borcun, .... İcra Dairesi ... E, .... İcra Dairesi ... E, .... İcra Dairesi 2016/... E, .... İcra Dairesi 2013/... E, .... İcra Dairesi ... E, .... İcra Dairesi 2022/... E, .... İcra Dairesi ... E, .... İcra Dairesi 2022/... E, .... İcra Dairesi ... E, .... İcra Dairesi 2023/... E ve .... İcra Dairesi ... E sayılı icra dosyalarına konu edildiği, İcra dosyalarına ilişkin yapılan hesaplamada, hakkında bilgiye rastlanmayan .... İcra Dairesi ... E sayılı dosya hariç, borç toplamının 906.115,34 TL olarak tespit edildiği, Sözleşme ile kabul edilen 916.357,86 TL borca karşılık 860.000,00 TL ödenmesi ile borcun tasfiye edildiği ve davalı şirket tarafından icra dosyalarına haricen tahsil bildirimi gönderilerek takiplerin sona erdirildiği, Davacının “eşinin borcu” olarak fazla ödeme yapıldığı iddiasını doğrulayan herhangi bir ödeme belgesine rastlanmadığı, hususları tespit edildiği görüş ve kanaati bildirilmiştir.Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “borcun nakli (borcun üstlenilmesi)” ile ilgili yasal düzenlemelerin ortaya konulmasında yarar bulunmaktadır.Borcun üstlenilmesi somut olaya uygulanması gereken 818 sayılı Kanun'un 173 ilâ 181 inci maddeleri arasında “Borcun nakli” başlığı altında düzenlenmiş ve tarafların durumuna göre iki ayrı ilişki içinde ele alınmıştır. Borcun üstlenilmesinde; borçlu, alacaklı ve borcu üstlenen üçüncü kişi yer almaktadır. Buna göre borçlu ile borcu üstlenmek isteyen üçüncü kişi arasındaki ilişkide “borcun iç üstlenilmesi” söz konusu iken, borcu üstlenen üçüncü kişi ile alacaklı arasındaki ilişkide ise “borcun dış üstlenilmesi” söz konusudur. Gerçekten de borcun üstlenilmesinde; borcu üstlenen, kendisinin daha önce dâhil olmadığı ve bu anlamda tamamen dışında olduğu bir borç ilişkisinde, borcu aynen muhafaza ederek borçlunun konumuna geçmesi hâli söz konusudur. Dolayısıyla borcun üstlenilmesi, belirli bir borç için borçlunun değişmesini konu edinmektedir.Borcun iç üstlenilmesi, üçüncü kişinin, borçlu ile yaptığı sözleşme ile onu alacaklıya karşı olan borcundan kurtarmayı taahhüt etmesini ifade eder. Böyle bir taahhüt borçlunun alacaklıya karşı olan ifa yükümü üzerinde hiçbir etki yapmaz; üçüncü kişi ile alacaklı arasında herhangi bir hukuki bağ kurmaya yetmez. Bu husus 818 sayılı Kanun'un 173/1 inci maddesinde “Bir borçluya karşı yapılan, borcun nakli taahhüdü, müteahhidi ya borcu tediye etmek yahut alacaklının rızasını istihsal ederek borcu üzerine almak suretiyle borçlunun beraetini tahsile mecbur eder” şeklinde ifade edilmiştir. Dolayısıyla borcun iç üstlenilmesi borç ilişkisinin pasif süjesinde bir değişikliğe yol açmaz, sadece borçlu ile üçüncü kişi arasında bir hukuki ilişkiden ibaret kalır (S. Sulhi Tekinay, Sermet Akman, Haluk Burcuoğlu, Atilla Altop, Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 1993, s. 269).Borcun dış üstlenilmesi ise alacaklı ile üçüncü kişi arasında yapılan bir sözleşme olup bununla borçlu borcundan kurtulur ve onun yerine borcu üstlenen üçüncü kişi borçlu olarak geçer. Borcun dış üstlenilmesi 818 sayılı Kanun'un 174/1 inci maddesinde “Evvelki borçlunun yerine yenisinin kaim olması ve borçtan beraeti borcun nakli müteahhidi ile alacaklı arasında yapılacak akit ile vukubulur” şeklinde ifade edilmiştir. Dolayısıyla borcun dış üstlenmesi, alacaklı ile borcu üstlenen arasında söz konusu olmakta ve borç ilişkisi varlığını sürdürdüğü hâlde borç, eski borçludan yeni borçluya (borcu üstlenene) geçmektedir. Bu itibarla borcun dış üstlenilmesi, gerçek anlamda borcun üstlenilmesini ifade etmektedir.Borcun üstlenilmesi alacaklı ile borcu üstlenen arasında yapılan bir sözleşme olup borçlunun bu sözleşmeye katılması gerekmediği gibi buna muvafakat etmesi de gerekmez. Hatta alacaklı ve borcu üstlenen, borçlunun muhalefetine rağmen böyle bir sözleşmeyi yapabilirler. Zira üçüncü kişi yararına borçtan kurtarma her zaman mümkündür. Öte yandan borcun üstlenilmesi sözleşmesinin kurulması ve geçerliliği hiçbir özel şekle tabi değildir. Taraflar diledikleri şekilde, sözlü, yazılı veya resmî şekilde bu sözleşmeyi yapabilirler.Her türlü borç, kural olarak borcun üstlenilmesi sözleşmesinin konusunu oluşturabilir. Bu kapsamda gelecekte doğması muhtemel borçlar, şarta bağlı borçlar, nizalı borçlar, seçimlik borçlar, kısmi borçlar, müteselsil borçluluktaki borçlar, zamanaşımına uğramış borçlar da borcun üstlenilmesine konu olabilir. Dolayısıyla asıl borçlunun belirli bir sürede borcunu ödememesi hâlinde bu tarihten itibaren geçerli olmak üzere şarta bağlı olarak da borcun üstlenilmesi mümkündür.Borcu üstlenilmesinde eski borçlunun şahsına bağlı olmayan ve ona karşı doğmuş bulunan her türlü fer'î hak borcu üstlenene karşı da ileri sürülebilir. Bu kapsamda eski borçlunun bizzat kurmuş olduğu teminatlar, eski borçlu zamanında işlemiş ve muaccel hâle gelmiş olan faiz, cezai şart ve sözleşmenin ihlâlinden doğan tazminat talepleri ile işleyecek faizler borcu üstlenen hakkında da geçerli olur. Bununla birlikte kefillerin sorumlulukları ile üçüncü kişilerin borca teminat olarak kurmuş oldukları rehin dolayısıyla sorumlulukları, ancak bunların borcun yüklenilmesine muvafakat etmeleri hâlinde devam eder (818 sayılı Kanun md. 176/2).Borcun üstlenilmesi ile borcun içeriği değişmez ve borcu üstlenen eski borçlunun yerine geçerek borçlu sıfatını kazanır. Borcun içeriğinin aynen devam etmesinin sonucu olarak borç ilişkisinden kaynaklanan def'iler de borcu üstlenene geçer (818 sayılı Kanun md. 177/1). Borç ilişkisinden kaynaklanan def'iler, üstlenilen borcun doğumuna, geçerliliğine, ortadan kalkmasına ya da sona ermesine ilişkin def'ilerdir. Borcun üslenilmesi sözleşmesinde aksi kararlaştırılmadıkça borcu üstlenen eski borçluya ait kişisel def'ileri alacaklıya karşı ileri süremez (818 sayılı Kanun md. 177/2).Hemen belirtilmelidir ki, borcun üstlenilmesi sözleşmesi, alacaklı ile borcu üstlenen üçüncü kişi arasında yapılması nedeniyle kefalet sözleşmesine ve üçüncü kişinin fiilini taahhüde benzese de bu iki sözleşmeden çok temel farklıları bulunmaktadır. Kefalet sözleşmesinde kefil; esas borca bağlı, fer'î ve tali bir borç üstlenir. Fer'î olmak, kefaletin ayırıcı karakteridir. Borcun üstlenilmesinde ise üstlenen, asıl borçluyu borcundan kurtaracak şekilde borcu üstlenmekte ve borcun asli borçlusu hâline gelmektedir. Bu anlamda, borcun üstlenilmesi, borçlunun borcuna kefil olmaktan tamamen farklıdır. Zira kefalet, asıl borçluyu borcundan kurtarmaz. Öte yandan üçüncü kişinin fiilini taahhütte, borçlu alacaklıya kendi edimini değil, bir üçüncü kişinin fiilini taahhüt etmekte, üçüncü kişinin fiilini ifa etmemesinin riskini üstlenmektedir (818 sayılı Kanun md. 110). Dolayısıyla üçüncü kişinin fiilini taahhüt eden, üçüncü kişi tarafından fiilin gerçekleştirilmemesi nedeniyle doğan zararı gidermekle yükümlü olup ayrı bir borç söz konusudur. Oysa borcun üstlenilmesinde borcu üstlenen, asıl borçlunun yerine geçerek borçlunun edimini ifa ile yükümlüdür. Nitekim aynı hususlar, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2022 tarihli ve ███████-649 Esas, ████████ Karar sayılı kararında da vurgulanmıştır.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ███████-454 Esas ve █████████ Karar sayılı ilamı)Tüm bu açıklamalar ışığında; davacı tarafça dava dışı eşi ... 'ün borcuna istinaden fazla yapılan kredi ödemelerinin iadesi istemiyle açılan belirsiz alacak davası olduğu, davacı asilin kredi sözleşmesinin tarafı olmadığı, yine █████/2024 tarihli protokol borcun taksitlendirildiği, iş bu protokolün davalı ... ile dava dışı ... ile ... 'ın taraf olduğu, davacı asilin iş protokole ve ek protokole taraf olmadığı, Protokole konu borcun, .... İcra Dairesi'nin ... Esas, .... İcra Dairesi'nin ... Esas, .... İcra Dairesi'nin 2016/... Esas, .... İcra Dairesi'nin 2013/... Esas, .... İcra Dairesi'nin ... Esas, .... İcra Dairesi'nin 2022/... Esas, .... İcra Dairesi'nin ... Esas, .... İcra Dairesi'nin 2022/... Esas, .... İcra Dairesi'nin ... Esas, .... İcra Dairesi'nin 2023/... Esas ve .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyalarının olduğu, uyuşmazlığın çözümünde taraflar arasındaki hukuki ilişkin tespitinin gerektiği, davacı tarafça taraf olmadığı kredi sözleşmesi ve dolasıyla takip dosyalarına istinaden yapılandırılan protokole istinaden ödeme yaptığı, bu haliyle davacı tarafça borcun üstlenildiği, borcun üstlenilmesinin herhangi bir şekil şartına bağlı olmadığı, taraf iradelerinin bulunmasının yeterli olduğu(icap-kabul), davacı tarafça protokole istianeden yapılan ödemenin iadesini istemekte olup bu hususta borcun sona erdiğine ilişkin yazılı bilgi belge sunulmadığı, protokol hükümlerinin üstlenildiği anlaşılmakla; davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;1-Davanın REDDİNE,2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 615,40-TL maktu red harcının davacıdan tahsiline, peşin alınan 427,60-TL harçtan mahsubu ile geri kalan 187,80-TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi gereğince hesap olunan 1.000,00- TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı..█████/2025Katip ...Hakim ...