Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen iflas tasfiyesinde sıra cetveline itiraz davası: Konkordato mühleti içinde komiser izniyle doğan alacakların tespiti talebi.
Özet: Davacı şirket, iflas tasfiyesinde düzenlenen sıra cetvelinde, müflis şirketten olan alacağının bir kısmının reddedilmesine itiraz ederek; özellikle konkordato mühleti içerisinde komiserin izniyle doğan ve konkordatoya tabi olmayan kira bedelleri, ticari alım satım borçları ve icra vekalet ücreti gibi reddedilen alacak kalemlerinin hukuka aykırı şekilde belirlendiğini, bu alacaklarının geçerliliğini sözleşmeler, faturalar ve icra takipleriyle ispatladığını, bu nedenle reddedilen tüm alacaklarının sıra cetveline tam ve doğru şekilde kaydedilmesi gerektiğini ileri sürmektedir.

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████DAVA
: Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))DAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının dosya üzerinde yapılan incelemesi sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:İDDİA
:Davacı vekili Bakırköy Nöbetçi Tüketici Mahkemesi'ne verdiği █████/2024 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde ; Müvekkili şirketin, müflis .... Tekstil Limited Şirketi'nden olan alacağı için 24.07.2024 tarihinde Bakırköy ... İcra (İflas) Dairesi .... İflas dosyasına iflas masasına alacak kaydı talebinde bulunulduğunu, İflas Müdürlüğü tarafından düzenlenen 23.08.2024 tarihli sıra cetvelinde "Alacak kayıt dilekçesinde ibraz edilen belgeler incelendiğinde konkordato mühlet kararından önce doğduğu bildirilen 7.074.934,24-TL alacağın varlığını ispatlayan herhangi bir belgeye rastlanmadığı, İstanbul .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı kapak hesabında takip tarihinin 26.03.2024 olduğu, konkordato sürecinde takip yapılamayacağından 517.293,31 TL icra vekalet ücretinin reddi gerektiği, dosya hesabında belirtilen 1.940.974,12 TL tahsil harcının da reddedilmesi gerektiği anlaşıldığından talep edilen 33.471.456,05 TL toplam alacağın; 9.533.202,00 TL'nin reddi ile bakiye kalan 23.938.254,05-TL'nin kabulü ile 4. Sıraya kaydına karar verildi" şeklinde karar verildiğini, müvekkili şirket ile müflis ... Tekstil Ltd. Şti. arasında Müvekkili şirkete ait toplamda 16 adet makine ve aksesuarlarının davalı şirkete kiralanması hususunda 16.11.2022, 06.03.2023, 15.03.2023, 24.04.2023, 02.05.2023 tarihli 5 ayrı kiralama sözleşmesi akdedildiğini, işbu kira sözleşmeleri uyarınca kira faturaları düzenlendiğini, faturaların tarafların ticari defter ve kayıtlarına işlendiğini, Müflis şirket kira sözleşmelerine aykırı olarak tüm kira ilişkilerinden doğan Aralık 2023, Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs 2024 aylarına ait kira bedelleri ile ilaveten ███████ sayılı sözleşmeden doğan Kasım 2023’e ait kira bedelini ödemediğini, ayrıca müvekkilinin, müflis şirketle aralarındaki ticari alım satım ilişkisinden kaynaklı olarak da müflis şirketten alacağı olup müvekkil şirketin bu alacağının da ödenmediğini, sözleşmelerin 8-d maddesi uyarınca “Temerrüt halinde Kiracı BK 315/2 hükmüne istinaden keşide edilecek ihtara rağmen, verilen yasal önel içinde, kira bedeli ve iş bu sözleşmeden doğan diğer tüm yan borçlarını faiz ve ferileri ile birlikte ödemezse, önelin hitamında sözleşme başkaca hiçbir ihtara gerek olmaksızın ... Dış Ticaret Anonim Şirketi tarafından feshedilmiş sayılır. Kiracı sözleşmenin feshedilmiş sayıldığı tarihte makineleri ... Dış Ticaret Anonim Şirketi'ne iade etmekle yükümlüdür. Bu durumda Kiracı, sözleşmenin feshine sebebiyet vermesi nedeniyle sözleşmenin feshedilmiş sayıldığı tarihten hitamına kadarki kira bedellerinin tamamı tutarındaki cezai bedeli ... Dış Ticaret Anonim Şirketi'ne nakden ve defaten ödeyecektir. Sözleşmenin bu şekilde feshi halinde kiralayan tarafından ilgili makineler teslim alınamazsa kiralayanın uğradığı zararlar da kiracı tarafından tanzim edilecektir.” Hükmünü havi olduğunu, sözleşme hükmü gereğince taraflarınca davalı tarafa 14.03.2024 tarihinde kira bedellerinin 10 gün içerisinde ödenmesi ve aksi halde sözleşmenin feshedilmiş sayılacağı ve makinelerin iade edilmesi gerektiğine ilişkin Beşiktaş .... Noterliği ... yevmiye numaralı 14.03.2024 tarihli ihtarnamenin gönderildiği, fakat davalı tarafça kira bedellerinin ödenmediğini ve makinelerinde iade edilmediğini, bunun üzerine müvekkili şirketin alacağına istinaden verilen ihtiyati haciz kararı kapsamında İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyası ile esas takibe geçilmiş olup işbu icra dosyasından alınan 28.06.2024 tarihli güncel kapak hesabının 26.396.521,81- TL olduğunu, konkordato mühlet tarihinden sonra Komiser Heyetinin izniyle doğan borçların ödenmemesi halinde ödenmesi için icra takibi yapılabileceğini, sıra cetvelinde her ne kadar konkordato sürecinde takip yapılamayacağı belirtilerek 517.293,61 TL icra vekalet ücreti reddedilmiş ise de işbu takibe konu alacağın mühlet içerisinde komiserin izin verdiği işlemler neticesinde doğmuş alacak niteliğinde olup konkordatoya tabi olmadığını, bu hususun müflis şirket hakkında Bakırköy .... ATM ... E. Sayılı konkordato dosyasından alınan Konkordato Komiser Heyeti Görüş Raporu'nda "19.04.2024 Tarihli Faaliyet raporumuzda yer aldığı üzere Şirketin 29.02.2024 tarihli ticari kayıtlarına göre, ... Şirketi’nin ... Şirketi’ne Mühlet içi oluşan 18.937.714,44 TL ve mühlet öncesi konkordatoya tabi 7.074.934,74 TL olmak üzere toplam 26.012.648,68 TL borcu gözükmektedir. Bilindiği gibi, İİK m.308/c hükmüne göre, mühlet içerisinde komiserin izin verdiği işlemler neticesinde doğan borçlar konkordatoya tabi değildir. Yani mühlet içerisinde komiserin izniyle doğan borçlar, konkordato projesine bağlı olmaksızın tam olarak ödenecektir. Bu düzenleme ile kanun koyucu, üçüncü kişilerin konkordato talep eden borçluyla iş yapmaktan imtina etmemeleri için, komiserin izni bulunan işlemler sonucunda doğan borçlarını konkordato projesinden bağımsız olarak tahsil edebilmelerine olanak tanımıştır. Hemen belirtelim ki, mühletten sonra doğan borcun konkordato projesinden etkilenmemesi için gerekli olan “komiserin izni” bazen açık bir izin şeklinde olabileceği gibi, bazen örtülü bir şekilde de olabilir. Bu çerçevede, İİK m.308/c f.4’te düzenlenen “izin” şartına geniş bir anlam yüklenmeli; konkordatonun amacıyla, Mahkemenin veya komiserin getirdiği kısıtlamalarla çelişmeyen işlemler bakımından komiser izninin varlığından hareketle, mühletten sonra doğan bu nitelikteki borçların da konkordatoya tabi olmadığı kabul edilmelidir. (YEŞİLOVA, Bilgehan, Öztek-Konkordato Şerhi, Ankara, 2019, s. 426; benzer şekilde, ALBAYRAK, Hakan, İflas Dışı Adi Konkordatoda Konkordato Mühletinin Sözleşmeler Bakımından Sonuçları, 1. Baskı, Ankara 2020, s. 223). Yukarıda belirtilen ... Şirketi’nin .... Şirketi’ne Mühlet içi oluşan 18.937.714,44 TL bakiye yalnız Konkordato talep eden ... Şirketinin ticari kayıtlarında gözüken bakiye olup Komiser heyetimizin açıkça ve yazılı şekilde belirli bir borç doğumu için izin vermiş bulunmadığı; bununla beraber, genel ve zımni faaliyet izni çerçevesinde, borçlu Şirketin rutin faaliyeti neticesinde taraflar arasında konkordato mühletinden faydalanıldığı dönemde doğduğu belirtilen borçların tamamı -yukarıda yapılan teorik açıklamalar neticesinde- heyetimizin örtülü izniyle doğan borçlardır." şeklinde belirtildiğini, dolayısıyla müvekkili şirket tarafından söz konusu konkordato mühletinden sonra komiser heyetinin örtülü izniyle doğmuş olan alacağına ilişkin takip başlatılmasında hukuken hiçbir engel bulunmamakta olup 517.293,61 TL icra vekalet ücreti alacak taleplerinin reddedilmesinin yasaya ve usule aykırı olduğunu, müvekkili şirketin konkordato mühlet tarihinden önce doğmuş 7.074.934,24-TL tutarındaki alacağı "varlığını ispatlayan herhangi bir belgeye rastlanamadığı" gerekçesiyle reddedilmiş ise de Sayın Mahkemeniz dosyasına bilahere sunulacak müvekkil şirket ile müflis şirkete arasındaki ticari kayıt, defter ve belgeler ile Sayın Mahkemenizce gerek görülmesi halinde müvekkil şirket kayıtları üzerinde yapılacak yerinde inceleme faaliyeti sonucu işbu alacağın varlığının tespit edileceğini, müflis şirket tarafından konkordato dosyasına sunulan İmtiyazsız Alacaklılar Listesi'nde konkordato mühleti öncesinde müvekkili şirketin müflis şirketten 7.074.934,24-TL tutarında alacaklı olduğunun kabul edildiğini, müvekkili şirketin konkordato mühleti öncesi doğan 7.074.934,24-TL tutarındaki alacağının reddedilmesinin hukuken kabul edilemeyeceğini, alacak miktarına ilişkin itirazları saklı kalmakla beraber belirtmek gerekir ki; sıra cetvelinde kabulüne karar verilen 23.938.254,05- TL'nin 4. Sıraya kaydedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin İstanbul .... İcra Dairesi ... E. Sayılı icra dosyasına konu alacağının mühlet içerisinde komiserin izin verdiği işlemler neticesinde doğmuş alacak niteliğinde olup konkordatoya tabi olmadığını,Konkordatonun hükümleri
:Madde 308/c
:"Kredi kurumları tarafından verilen krediler de dahil olmak üzere, mühlet içinde komiserin izniyle akdedilmiş borçlar, adi konkordatoda konkordato şartlarına tabi değildir; malvarlığının terki suretiyle konkordatoda yahut sonraki bir iflâsta masa borcu sayılır. Aynı kural karşı edimin ifasını komiserin izniyle kabul eden borçlunun taraf olduğu sürekli borç ilişkilerindeki karşı edimler için de geçerlidir. ....206 ncı maddenin birinci sırasında yazılı imtiyazlı alacaklar, rehinli alacaklıların rehnin kıymetini karşılayan miktardaki alacakları ve 6183 sayılı Kanun kapsamındaki amme alacakları hakkında bu maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanmaz."İflas masrafları ve masanın borçları
:Madde 248
: " İflasın açılmasından ve tasfiyeden doğan masraflar önce çıkarılır. Rehinlerin bedelinden yalnız rehinin muhafaza ve paraya çevrilmesi masrafları çıkarılır. "Yukarıda yer verilen yasa maddeleri uyarınca mühlet içinde komiserin izniyle akdedilmiş borçların, adi konkordatoda şartlarına tabi olmayıp iflâsta masa borcu sayılmakta ve iflasın açılması sırasında çıkarılması gerektiğini, işbu alacak sıra cetvelinde her ne kadar 4. Sıraya kaydedilmiş ise de 1. Sıraya kaydedilmesi gerekmekte olup sıra cetvelinin bu yönüyle de usule ve yasaya aykırı şekilde düzenlendiğini, neticede Mahkemece resen ele alınacak nedenlerle, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulüne, müvekkilinin alacağının tamamının sıra cetveline 1. sıradan kaydına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.DELİLLER VE GEREKÇEDava, iflas idaresi tarafından düzenlenen sıra cetvelinde belirlenen sıraya itiraz davasıdır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.Somut olayda hangi mahkemenin görevli olduğunun belirlenmesi için öncelikle taraflar arasındaki ilişkiyi saptamak gerekli olup,davacı vekili, müflis şirketin iflas masasına kaydedilen davacı alacağının 1.sıradan kaydı gerekirken 4.sıradan kaydedildiğinden bahisle sıra cetvelindeki yerinin düzeltilmesini istemiştir.Ticaret Mahkemesi iflastan sonra İİK'nın 235.maddesi uyarınca masaya yapılan alacak kayıt talepleri ile ilgili görevli olup bunun dışında sıraya veya alacağın muvazaalı olduğuna ya da olmadığına dair talepler ile ilgili görevli olmayıp uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde İcra Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.İcra Hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. Dava şartları kamu düzeninden olup kamu düzenine ilişkin hususlarda resen dikkate alınacak hususlardan olup dava şartı yokluğu halinde HMK'nun115/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğundan .davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.HÜKÜM/Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla;açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy İcra Hukuk Mahkemesine tevzi edilmek üzere Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğüne GÖNDERİLMESİNE,4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra davaya yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların █████/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile 2 hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda oybirliğiyle karar verildi. █████/2025Başkan ...☪e-imzalıdır.☪Üye ...☪e-imzalıdır.☪Üye ...☪e-imzalıdır.☪Katip ...☪e-imzalıdır.☪"İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."