Adi ortaklığın tasfiyesine dair sözleşmedeki rekabet yasağı ve cezai şart hükümlerinin geçerliliği ile ihlali iddiasının, bozma sonrası verilen hükme yönelik karar düzeltme talebi üzerine Yargıtay tarafından incelenmesi.
Özet: Bu hukuki evrak, adi ortaklığın tasfiyesi sonrası imzalanan sözleşmedeki rekabet yasağına ve cezai şarta aykırılık iddiasıyla başlayan bir uyuşmazlığı ele almaktadır; davacı, davalının rekabet yasağını ihlal ettiğini belirterek 200.000 Euro cezai şart talebiyle icra takibi başlatmış, davalı ise rekabet yasağının geçersiz olduğunu savunmuştur. İlk derece mahkemesi, yasağın çok geniş kapsamlı ve çalışma hürriyetini kısıtlayıcı nitelikte olması nedeniyle cezai şartı geçersiz bularak davayı reddetmiş; ancak Yargıtay, cezai şart hükmünün geçerli olduğuna hükmederek kararı bozmuştur. Bozma sonrası ilk derece mahkemesi, sözleşme serbestisi ilkesi uyarınca rekabet yasağı ve cezai şart maddelerinin geçerli olduğuna ve davalının bu hükmü ihlal ettiğine kanaat getirerek, davacının talebini kabul etmiş ve davalının itirazının iptali ile 200.000 Euro cezai şartın ödenmesine karar vermiştir.
3. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Davalı vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; tarafların 2001 yılında adi ortaklık kurmak suretiyle çalışmaya başladıklarını, anlaşamamaları sebebiyle 31.07.2014 tarihinde bir sözleşme imzalanarak ortaklığın tasfiye edildiğini, işbu sözleşmeye göre; davalının ... firmasına ait otomat makinelerini ve şirket araçlarını ve iş ile ilgili tüm ekipmanları müvekkiline devredeceğini, ayrıca 2 sene boyunca müvekkili ile rekabet yapmamak ve onun çalışmasını engellememek için ...-... firmasının çalışmakta olduğu ... firması dahil, diğer firmalarla ve askeri birliklerle dolaylı ya da doğrudan kendisi ya da bir başka firma adı altında çalışamayacağının hükme bağlandığını, sözleşme ile belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmesine karşın, davalının sözleşmeye aykırı davranarak aynı faaliyet alanında çalışmaya devam ettiğini, yeni sözleşmeler yaptığını, eski sözleşmelerine devam ettiğini, rekabete giriştiğini, davalının 31.07.2014 tarihli sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle, sözleşmenin 8. maddesine istinaden 200.000,00 Euro cezai şart talebiyle başlattıkları icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek; davalının itirazının iptaline ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davaya konu sözleşmede kararlaştırılan rekabet yasağı hükmünün geçerli olmadığını, sözleşmenin 7. maddesinin her şeyden önce Anayasa'nın çalışma hürriyetini düzenleyen 48. maddesine aykırı olduğunu, hükmün davalıya mesleğini yasakladığı gibi ticari faaliyeti de yasakladığını, hukuka ve ahlaka aykırı sözleşme hükmünün ve buna bağlı cezai şartın geçersiz olduğunu, davalının sadece sözleşme öncesi mevcut olan işleri devam ettirdiğini, yeni bir sözleşme yapmadığını, işleri devam ettirmesinin zorunlu olduğunu, kararlaştırılan cezai şartın ticari mahvına neden olacağını, davalının sözleşme ile kararlaştırılan yükümlülüklerine uyduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 30.12.2015 tarihli kararıyla; yasaklayıcı hüküm incelendiğinde davalının çalışma hürriyetini engelleyecek şekilde geniş kapsamlı olduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.05.2013 tarihli ve ███████-1601 E., ████████ K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi düzenlemenin sözleşme hürriyetini kaldıran kelepçeleme düzenlemesi olduğu, bu nedenle hükmün haksız rekabeti önlemeye yönelik bir düzenleme olarak kabulünün mümkün olmadığı ve öngörülen cezai şartın da geçersiz olduğu, bu bakımdan da talebin yerinde olmadığı, kaldı ki taraflar arasındaki davaya konu 31.07.2014 tarihli sözleşme incelendiğinde bir iş yapılmasına dair sözleşme olmayıp adi ortaklığın tasfiyesine ilişkin olduğu, 7. maddedeki rekabet yasağıyla ilgili hükmünse tasfiyeye ilişkin düzenleme ile birlikte kaleme alınmasının yerinde olmadığı, keza taraflar arasında aynı tasfiye işlemlerinin devamı niteliğinde 08.12.2014 tarihli protokolün imzalandığı, geçersiz hükme dayanılarak cezai şart talep edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Dairemizin 06.02.2018 tarihli ilamıyla; cezai şart hükmünün geçerli olduğu, gerekli değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
2. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; aksi kanıtlanmadığı için tarafların ortaklık paylarının eşit olduğu, sözleşme serbestisi ilkesinin kabul edildiği, tarafların imzaladıkları sözleşmenin 7. ve 8. madde hükümlerinin sözleşme serbestisi ilkesi uyarınca geçerli olduğu ve tarafları bağlayacağı, davalının, davacı ile ortaklık ilişkisi devam ederken .../... Eğitim Alayından ihale alarak 04.02.2015 tarihinde satış sözleşmesi imzaladığı, ayrıca başkaca 4 askeri birlik ve ... Dağıtım Ltd. Şti.yle ticari ilişkilerini de devam ettirdiği, davalının bu eylemi ile taraflar arasında imzalanan 31.07.2014 tarihli sözleşmenin 7. maddesine aykırı davrandığı, davacı tarafça bu maddeye dayalı cezai şart isteyebilme koşulunun oluştuğu, diğer yandan maddede belirtilen cezai şart tutarının davalının ekonomik olarak mahvına sebebiyet vermeyeceği, cezai şart miktarından tenkis koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile takip dosyasında davalının 200.000,00 Euro borca itirazının iptaline, takibin bu miktar üzerinden takip talebinde belirtilen koşullarda devamına, hükmolunan 200.000,00 Euro’nun takip tarihindeki efektif satış kuru olan 2.8678 üzerinden karşılığı olan 573.560,00 TL’nin %20’si oranında (114.712,00 TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
Dairemizin 15.10.2024 tarihli kararıyla; davalının sözleşmedeki cezai şart hükmüne aykırı davrandığının ve bu miktar cezai şartın davalının ekonomik mahvına sebebiyet vermeyeceğinin denetime elverişli bilirkişi raporuyla belirlendiği, dava, icra takibindeki asıl alacak üzerinden açıldığından, reddedilen kısım ve davalı lehine hükmedilecek vekalet ücreti bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiş, karara karşı davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
VI. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Sebepleri
Davalı vekili; taraflar arasındaki 31.07.2014 tarihli sözleşme incelendiğinde, tarafların eşit olmadıkları ve davalının davacıya kıyasla zayıf ve güçsüz konumda olduğunun açıkça anlaşıldığını, cezai şarta ilişkin bir değerlendirme yapılabilmesi için bilirkişilerin sözleşme ile davalının elde etttiği gelirin somut olarak denetime elverişli bir biçimde tespit etmesi gerektiğini, taraflar arasındaki cezai şartın geçerli olduğuna kanaat getirmek için bu sözleşme kapsamında ne alıp verdiğinin ortaya konması gerektiğini, sözleşmenin 1. maddesinde davalıya sanki 1.000.000,00 TL verileceği ifade edilirken hemen 2. maddede ise satılacak mallardan kalan miktar üzerinden ödeme yapılacağı ifade edilerek, borcu bulunmadığının kabul edilmiş olmasının bilirkişilerin dikkatinden kaçtığını, cezai şartı ödemesinin ekonomik mahvına sebep olacağını, ortada var olmayan 1.000.000,00 TL'nin ödenmiş olarak kabul edilen bilirkişilerin sözleşme ve protokol tutarını da 3.000.000,00 TL gibi hesaplayarak hataya düştüklerini, satışı yapılan taşınmazlar ve aracın değerlerinin toplamda 2.068.900,00 TL olduğunu, bu miktarın cebine girmediğini, taraflara ait olan ...-... firmasının borcunun ödenmesinde kullanıldığını, 3.000.000,00 TL'nin içinde müvekkiline ait olan araç ve evin de olduğunu, bilirkişilerin yaptığı hesaplamada sanki davalı taraflar arasındaki sözleşme gereği 3.000.000,00 TL gelir elde ederek %19.04' ünün cezai şart olarak kabulünün hatalı olduğunu, davalının ... firmasına olan cari borcu ve bunu kapatmak için karşılığında alacağı promosyon ürünlerin varlığı ve ancak sözleşmeye devam etmek suretiyle bu promosyon ürünleri almaya hak kazanacağından 2014 yılından sonra ... firmasıyla çalıştığını ve sonrasında da bir daha işlem yapmadığını, sözleşmeyi ihlal etme gayesi olsa bugün de hem askeri birlikler hem de ... firmasıyla çalışmaya devam edeceğini, sözleşmeden sonra daha önce çalışılan hiç bir askeri ihale veya devir edilen otomat satış noktalarına bir teklif vermediğini, ihaleye katılmadığını, söz konusu askeri birliklerde ... firması ile cari borç ve promosyon ürünleri teslim almak amacıyla çalışmaya devam etmek zorunda kaldığını, bu nedenle bilerek ve isteyerek sözleşmeye aykırı davrandığını kabul etmenin haksızlık olacağını; Mahkemenin aksine kanaatte olması halinde tenkis koşullarının varlığının kabul edilmesi gerektiğini, bilirkişilerin bu konuda yaptığı araştırmanın yetersiz olduğunu, bugünkü ekonomik durumunun ele alınıp değerlendirilmesi gerekirken sadece 2014-2017 yılları arasındaki gelir beyannamelerinin ele alındığını, sadece bugünkü gelir vergisi beyannameleri değil kamu kurum ve özel kişilere olan borcunun veya alacaklarının da tespiti gerektiğini, vergi ve sosyal güvenlik kurumu kayıtları ile bu kurumlardan gelen yazılar ve kolluk tarafından hazırlanan ekonomik ve sosyal durum inceleme raporuna yansıtılmadan ekonomik durumunun tespit edilemeyeceğini, Mahkeme kararına rağmen bilirkişi raporunda davacının uğradığı zararın tespit edilmediğini, tarafların sözleşme ile yüklendikleri edimlerin denetime elverişli bir şekilde ortaya konması gerektiğini, sözleşme ile müvekkilinin 750.000,00 TL borç ve elinde hiçbir şey olmadan ticari hayatını bitirme pahasına özel hayatını düzene koymak için sözleşmeyi imzaladığını, kendisine kalan borcu ödemesi, öngörmesi mümkün olmadığından imzaladığı sözleşme nedeni ile tek bildiği işi yapmaya devam etmek zorunda kaldığını, ayrıca İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ E., █████████ K. sayılı dosyada ... firmasının açtığı davada 944.706,12 TL aleyhine karar verilmişken ödemek durumunda kaldığı bedellere bakıldığında ağır bir mağduriyet yaşadığının kabulü gerektiğini, sözleşmedeki rekabet yasağı hükmünün geçersizliğinin, cezai şartın fahiş olup olmadığının ve kaldırılması gerektiği hususlarının Mahkemece yeterli araştırılmadığını, bilirkişi raporlarının uyuşmazlığı aydınlatacak düzeyde açıklık içermediğini, aynı heyetten alınan bilirkişi raporları ile davanın kabulüne karar verilemeyeceğini, ayrıca söz konusu takibin Mahkemece 573.560,00 TL olarak kabul edilmiş olması nedeniyle reddedilen miktar üzerinden davalı lehine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın düzeltilmesini ve Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin ihlali nedeniyle öngörülen cezai şartın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Tarafların 31.07.2014 tarihinde imzaladıkları sözleşmenin 7. maddesinde; “..., 2 yıl süreyle ...-... firmasının şu anda çalışmakta olduğu ... şirketi dahil diğer firmalarla ve askeri birliklerle doğrudan ya da dolaylı yollarla çalışamaz. ... firmasının alacağı ihalelere 2 yıl boyunca giremez, kendisi ya da başka biri üzerine kuracağı firma, şirket ve her ne ad altında olursa olsun ortaklık yaparak çalışamaz” düzenlemesine, 8. maddesinde de; “Yukarıdaki sözleşmenin şartlarına uymayan, sözleşme şartlarını ihlal eden taraf, karşı tarafa 200 bin Euro cezai şart ödemeyi taahhüt ettiği gibi, sözleşmenin bozulmasından dolayı uğranılacak her türlü zarardan da sorumlu olacaktır” düzenlemesine yer verildiği görülmüştür.
Karar düzeltme yoluyla incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle bozma ilamında belirtilen ilkelere göre değerlendirme yapılarak, davalının eylemi ile taraflar arasında imzalanan 31.07.2014 tarihli sözleşmenin 7. maddesine aykırı davrandığı, davacı tarafça sözleşmenin 8. maddesine dayalı cezai şart isteyebilme koşulunun oluştuğu, cezai şart tutarının davalının ekonomik olarak mahvına sebebiyet vermeyeceğinin anlaşılmasına göre, davalı vekilinin karar düzeltme dilekçesinde bildirdiği sebeplerin reddi gerekmiştir.
VII.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde bulunmayan karar düzeltme isteminin REDDİNE,
Aşağıda yazılı para cezasının karar düzeltme isteyene yükletilmesine,
30.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!