Kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında temyiz kesinlik sınırının değerlendirilmesiyle bazı davacılar için ret, diğerleri için temyizin kabulü.
Özet: Davacılar tarafından miras bırakanlarına ait taşınmazın imar planında sağlık tesisi alanı olarak belirlenmesine rağmen kamulaştırma yapılmaması ve bedel ödenmemesi nedeniyle açılan kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında, ilk derece mahkemesi davanın kabulüne karar vermiş, davalı idarenin istinaf başvurusu bölge adliye mahkemesince esastan reddedilmiştir; davalı idarenin temyiz başvurusu ise, davacılardan bazıları yönünden temyize konu miktarın kesinlik sınırının altında kalması nedeniyle reddedilirken, diğer davacılar yönünden temyiz şartlarını taşıdığı anlaşılarak kabul edilmiştir.
5. Hukuk Dairesi         ██████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ Esas, █████████ Karar
KARAR
: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ Esas, ████████ Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,
Miktar veya her paydaş için değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın her paydaş için değeri kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Davacılar ..., ..., ...., ..., ... ve ... yönünden hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kalmaktadır.
Bu nedenle; davalı idarenin davacılar ..., ... (.... ), .... ..., ... ve ... yönünden temyiz istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı idare vekilinin davacı ..., ..., ... (....), ..., ..., ... ve ... yönünden yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ..., .... Mahallesi ... ada ... parsel sayılı taşınmazda davacı tarafın miras bırakanı adına kayıtlı paylarının bulunduğunu, yapılan imar uygulamasında taşınmazın sağlık tesisi alanı olarak planlandığını, davalı tarafça kamulaştırma işlemi yapılmadığını, bedel de ödenmediğini beyanla, taşınmazın dava tarihindeki piyasa rayiç değerinin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; tapu kaydında sadece davacı ... ve ...'ın isimlerinin yer aldığını, diğerlerinin isimlerinin bulunmadığını, hak sahibi ise kimin mirasçısı olduğunun araştırılması gerektiğini, husumetin belediye başkanlığına yöneltilmesi gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, taşınmaz bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, bedeline hükmedilen taşınmazın tapusunun davacıların payı oranında iptali ile davalı idare adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; ıslahla talep edilen miktara dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, taşınmazla ilgili olarak yapılan imar değişikliği ile ilgili olarak idarelerinin görüşüne başvurulmadığını, hiçbir şekilde bilgi verilmediğini, imar değişikliği ile tahsis olunan ihtiyaç olmadığını, yatırım planlaması da bulunmadığını, davacının maliki olduğunu ve ancak imar planlarında sağlık alanı olarak gösterilmesi sebebiyle tasarrufta bulunamadığını ileri sürdüğü taşınmazının imar planlarında sağlık alanı olarak gösterilmiş olmasının tek başına, müvekkili bakanlıktan kamulaştırmasız el atma gerekçesiyle tazminat talep edilmesi için yeterli olmadığını, diğer kurumların da sağlık kurum veya kuruluşu açmaya ve işletmeye yetkili olduklarını, davacı bir zarara uğramışsa bundan dolayı ...’nın sorumlu tutulamayacağını, müvekkili idarenin hukuka aykırı bir işlemi ile bu işlemde ağır kusurunun bulunması ayrıca idarenin işlemi ile doğan zarar bakımından uygun illiyet bağının kurulabilmesi gerektiğini, eldeki davada tazminata ilişkin unsurların eksik olduğunu, davacı tarafça zarara uğranıldığı iddia ediliyorsa, bu hususta illiyet bağının ancak ilgili belediye ile kurulabileceğini, husumetin de belediyeye yöneltilmesi gerektiğini, davacılara ait taşınmaza müvekkili idare tarafından fiili bir el atma olmadığını belirterek resen gözetilecek sebeplerle de kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ... Belediye Başkanlığı Kentsel Tasarım Müdürlüğü’nün 29.04.2022 tarihli yazısına göre davaya konu taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında sağlık tesis alanı olarak planlanmış olduğu, bu planın 20.02.1998 tarihinde yapıldığı, keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda taşınmazın boş bir şekilde bulunduğu, fiili el atmanın olmadığı, uygulama imar planındaki özgüleme amacı gözetildiğinde sorumluluğun davalı idareye ait olduğunu, dava konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli İmar Planı içerisinde arsa vasfında olması nedeni ile hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal mukayesesi yöntemi ile taşınmazların değerinin tespiti yoluna gidilmesinde yöntem olarak isabetsizlik bulunmadığı, dava tarihi olan 22.04.2022 tarihi itibarı ile belirlenen m² değerinin 2.946,65 TL/m² olduğu, bu birim fiyat üzerinden davacıların, tapu kaydı ve veraset ilamındaki miras payları oranında kamulaştırmasız el atma tazminatının hesaplandığı, taşınmazın tespit edilen m² değerinin taşınmazın bulunduğu konumla uyumlu olduğu, her ne kadar yukarıda açıklandığı üzere hukuken el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline yönelik açılan eldeki davada maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekir ise de bu hususun istinaf sebebi olarak ileri sürülmediği, anılan yanlışlığın resen gözetilmesi gereken kamu düzenine ilişkin sebeplerden de olmadığı, 6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı şekilde yapılan inceleme sonucunda verilen hükümde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmakla davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ... olarak tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelin tahsili hususundadır.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde ve bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A.Davalı İdare Vekilinin Davacılar ..., ... (.... ), ...., ..., ... ve ...'a İlişkin Temyizi Yönünden;
Davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
B. Davalı İdare Vekilinin ..., ..., ... (... ....), ..., ..., ... ve ...' a İlişkin Temyizi Yönünden;
Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!