Kamulaştırma Kanununa dayalı taşınmaz bedelinin tespiti ve tescili davasında, bilirkişi raporu ve faiz hesaplama hataları nedeniyle verilen kararın defalarca bozulması.
Özet: Bursadaki bir taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve davacı idare adına tescili davasında, yerel mahkeme tarafından verilen kabule yönelik kararlar, bilirkişi raporlarının tek kişi tarafından düzenlenmesi, emsal belirlemedeki usuli ve esasi hatalar, düzenleme ortaklık payı oranlarının eksik incelenmesi ve faiz hesaplamasındaki yanlışlıklar gibi önemli eksiklikler nedeniyle Yargıtay tarafından iki kez bozulmasına rağmen, mahkemenin davanın tekrar kabulüne yönelik son kararı da taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ███████ Esas, ████████ KararKARAR
: KabulTaraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Bursa ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 839 ada 36 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın müvekkili idare adına tescilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için davacı idare tarafından teklif edilen bedelin düşük olduğunu, kıymet takdir komisyonu raporunda tarla olarak değer biçildiğini, taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı kapsamında yer aldığını ve arsa vasfında değerlendirilmesi gerektiğini, taşınmazın sanayi arsası vasıflı imar parseli olup, konumu itibarıyla değerli olduğunu ileri sürmüştür.III. MAHKEME KARARIMahkemenin 17.08.2015 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Birinci Bozma Kararı1. Mahkemenin 17.08.2015 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda ... Belediyesi Başkanlığı lehine kamulaştırma yoluyla satılan özel amaçlı bir satışın emsal olarak alınması suretiyle dava konusu taşınmaza değer biçildiğinden, bu rapora göre hüküm kurulmasının doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen KararMahkemenin 28.04.2021 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.C. İkinci Bozma Kararı1. Mahkemenin 28.04.2021 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; taşınmaza değer biçen ve hükme esas alınan 14.12.2020 tarihli bilirkişi raporu üç kişiden oluşturulacak bilirkişi kurulu yerine tek bilirkişi tarafından hazırlandığından geçerli olmadığı gibi dava konusu taşınmazın ve içinde bulunduğu bölgenin ileride imar uygulamasına tabi tutulması hâlinde kesilmesi gereken düzenleme ortaklık payı oranının ve dava konusu taşınmazın çevresinde düzenleme görmüş parseller var ise bunlardan kesilen düzenleme ortaklık payı oranları ile bunlara ilişkin bilgi ve belgelerin ilgili Belediye İmar Müdürlüğü ile Tapu Müdürlüğünden ayrı ayrı sorularak alınacak cevaba göre bilirkişi kurulu raporu denetlenmeden eksik inceleme ile karar verilmesi nedeniyle, ayrıca dava konusu taşınmaz ile emsal olarak incelenen ... Mahallesi 832 ada 326 parsel sayılı taşınmazın Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından belirlenen emlak vergisine esas metrekare değerlerinin karşılaştırılmasında, emsal taşınmazın dava konusu taşınmazdan daha değerli olduğu anlaşıldığı hâlde, ters orantı kurularak dava konusu taşınmazın emsalden daha değerli olduğu kabul edilmek suretiyle değer biçildiğinden raporun inandırıcı da görülmediği, kabule göre de ilk kararla hükmedilen 509.280,00 TL’ye ilk karar tarihine kadar, bozma sonrası artan 271.015,08 TL bedele son karar tarihine kadar yasal faize hükmedilmesi gerekirken tüm bedele son karar tarihine kadar yasal faize hükmedilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen KararMahkemenin ilâm başlığında belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalı tarafa ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarMahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz Sebepleri1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın arsa vasfında değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, 1968 yılında kamulaştırma işlemlerine başlandığı, ancak tamamlanamadığı dikkate alınarak el atma tarihindeki niteliklerine göre değerlendirilme yapılması gerektiğini, dava konusu taşınmazın hemen yanında bulunan 839 ada 35 parsel sayılı taşınmaz hakkında ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında ... Mahallesi 386 ada 20 parsel sayılı taşınmaz emsal alınarak taşınmazın metrekare birim değerinin 162,64 TL/m² olarak tespit edildiğini, birbirine komşu iki parselin metrekare birim fiyatlarının bu derece farklı olmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, emsal olarak alınan ... Mahallesi 832 ada 326 parsel sayılı taşınmaz imar parseli dava konusu taşınmaz ise kadastro parseli olmasına rağmen %40 düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılması gerekirken bu kesintinin yapılmadığını, bu nedenle taşınmazın değerinin yüksek hesaplandığını, kamulaştırma bedelinin tamamına dava tarihinden son karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesinin doğru olmadığını, müvekkili idare lehine vekalet ücreti takdir edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin düşük olduğunu, taşınmazın konumu itibarıyla kıymetli bir bölgede yer aldığını, şehir merkezine yakın ve sanayi bölgesinde yer alan, komşu parsellerde fabrika binaları bulunan taşınmaza daha yüksek bedel verilmesi gerektiğini, dosyaya sundukları emsal taşınmazların değerlendirmeye alınmadığını, emsal alınan taşınmazın uygun nitelikte olmadığını, taşınmazın emsal taşınmazdan daha değerli olmasına rağmen eşdeğerde kabul edildiğini, dava konusu taşınmazın 2015 yılı emlak rayiç bedelinin 315,15 TL/m² olduğu dosyada sabit olduğunu, taşınmazın gerçek piyasa değerinin bu bedelden de çok daha fazla olacağının açık olduğunu, kamulaştırma bedeline kamu bankalarınca mevduatlara uygulanan en yüksek faiz oranı üzerinden faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.C.Gerekçe1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Arsa niteliğindeki Bursa ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 839 ada 36 parsel sayılı taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.3. Temyizen incelenen mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.4. Hükümde dava konusu taşınmazın alanının 3.138 m² yerine, maddi hata ile 3.318,00 m² olarak gösterilmesi suretiyle infazda tereddüte yol açılması isabetsizdir.5. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve █████ sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, ████████ Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerekirken, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi doğru değildir.6. İlk kararla hükmedilen 509.280,00 TL’ye ilk karar tarihine kadar, bozma sonrası artan 168.528,00 TL bedele ise ikinci karar ile ödenmesine hükmedildiği gözetilerek ikinci karar tarihine kadar yasal faize hükmedilmesi gerekirken tüm bedele son karar tarihine kadar yasal faize hükmedilmesi hatalıdır.7. Davacı idare tarafından fazla depo edilen bedelin davalı tarafça bankadan çekilmiş olması halinde varsa çekilme tarihine kadar işlemiş nemaları ile birlikte davalılardan alınarak davacı idareye verilmesine, çekilmemişse birikmiş nemaları ile birlikte davacı idareye iadesine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir.Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine,2. Taraf vekillerinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan "3.318,00" sayısının hükümden çıkartılması, yerine "3.138,00" sayısının yazılması, hüküm fıkrasının 17.12.2024 tarihli hükmün tamamlanması ek kararı ile düzeltilen (4) numaralı bendinin ikinci paragrafının tümüyle hükümden çıkartılması, yerine "Tespit edilen 677.808,00 TL kamulaştırma bedelinin ilk kararla ödenmesine hükmedilen 509.280,00 TL’lik kısmına davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasına denk gelen 28.05.2015 tarihinden ilk karar tarihi olan 17.08.2015 tarihine kadar, bakiye 168.528,00 TL'lik kısmına ise 28.05.2015 tarihinden ikinci karar tarihi olan 22.04.2021 tarihine kadar yasal faiz uygulanmasına" cümlesinin yazılması, hüküm fıkrasının 17.12.2024 tarihli hükmün tamamlanması ek kararı ile düzeltilen (4) numaralı bendinin üçüncü paragrafında yer alan "tüm nemaları ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" ibaresinin hükümden çıkartılması, yerine "davalı tarafça bankadan çekilmiş olması halinde varsa çekilme tarihine kadar işlemiş nemaları ile birlikte davalıdan alınarak davacı idareye verilmesine, çekilmemişse birikmiş nemaları ile birlikte davacı idareye iadesine" cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Davalıdan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine,02.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.KARŞI OYYargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve ███████-44 Esas, ███████ Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.Bu nedenle somut olayda temyiz eden davalı taraf vekilinin faiz uygulamasına ilişkin olarak Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir talebinin (Davalı vekilinin 22.11.2024 tarihli temyiz dilekçesi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve ███████ Esas - ███████ Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.Hâl böyle iken, eldeki derdest somut davada temyiz eden davalı vekilinin faiz hükmüne yönelik temyiz talebine ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümezliği ilkesini derdest haldeki somut olaya ilişkin yorumlayan ifadeler içeren Dairemiz "Düzeltilerek Onama" kararının "Değerlendirme" bölümünün 5 No.lu bendinde yazılı çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 02.10.2025