Sözleşmeden Kaynaklanan Tazminat Davası: Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi İhlali Nedeniyle Davalının Yakıt Tedarik Etmemesinden Doğan Kâr Kaybı ve Ticari Zarar Talebi
Özet: Davacı şirket, davalı dağıtıcı şirketin akaryakıt bayilik sözleşmesi ve ek protokoller kapsamındaki yükümlülüklerine aykırı olarak, akaryakıt istasyonuna Mayıs, Haziran ve Temmuz 2023 aylarında üç ay boyunca yakıt tedarik etmemesi nedeniyle istasyonun kapalı kaldığını, bu durumun ticari kazanç kaybına ve büyük zararlara yol açtığını iddia ederek, sözleşme gereği bayiye kesintisiz ürün sağlama ve sadakat yükümlülüğünü ihlal eden davalıdan uğradığı maddi ve manevi zararların tazminini ve akdedilen sözleşmelerin ibrazını talep etmektedir.

T.C.

İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
:████████ Esas
KARAR NO
:████████
DAVA
:Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
:█████/2024
KARAR TARİHİ
:█████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; halihazırda taraflar arasında herhangi bir hukuki veya ticari ilişki olmamakla birlikte davacı ile davalı şirket arasında ... Mahallesi ... Caddesi No 119 (Ada 2083, Pafta G22B19A1C, Parsel 15 ... ... adresinde mukim akaryakıt istasyonunda davalı şirket markası altında akaryakıt faaliyetinin gösterilmesi amacıyla Bayilik Sözleşmesi ve Dikey İlişkiye Konu Sözleşmeler Hakkında Ticari Şartlara İlişkin Ek Protokol akdedildiği, 31.07.2023 tarihine kadar işbu sözleşmelerin yürürlükte kaldığı, işbu dava dilekçesi ekinde davalı Şirket ile Davacı Şirket arasında 20.11.2017 ve 20.11.2022 arasında Bayilik Sözleşmesi akdedildiği, 20.11.2022 ve 31.07.2023 arasındaki aylarda aylık olarak Bayilik Sözleşmeleri ve yine aylık olarak Dikey İlişkiye Konu Sözleşmeler Hakkında Ticari Şartlara İlişkin Ek Protokol akdedilmişse de bu Sözleşmeler davacı Şirket ile paylaşılmadığı, taraflar arasında Bayilik Sözleşmesi akdedilmişse de Davalı Şirket tarafından Davacı Şirket ile imzalanan Bayilik Sözleşmesinin Davacı Şirket'in tüm taleplerine rağmen bir nüsha olarak Davacı Şirket'e ibraz edilmediği, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu ve mevzuatı açısından bayilik lisansının çıkartılması için dağıtıcı şirket ile bayilik faaliyeti sürdürecekler (yani Davalı ve Davacı Şirket) arasında akdedilen Bayilik Sözleşmesi'nin Kurum'a sunulması gerekmekte olup, bu sebeple gerek Davalı Şirket'ten gerekse EPDK'dan bayilik sözleşmelerinin ve eklerinin celbini talep ettikleri, aylık olarak akdedilen Dikey İlişkiye Konu Sözleşmeler Hakkında Ticari Şartlara İlişkin Ek Protokollerin ise Davalı şirket'ten celbedilmesi gerektiği, davacı şirket ile davalı şirket arasında akdedilen sözleşmeler uyarınca; davacı şirket’in nihai amacının maliki bulunduğu akaryakıt istasyonunda davalı şirket markası altında akaryakıt ve sair ürünler satışı yaparak gelir elde etmek olduğu, davacı şirketin dağıtım şirketi olan davalı şirket'ten aldığı ürünlerin satışını yapmak suretiyle akaryakıt dağıtım faaliyetini sürdürmeyi amaçladığı, hal böyle iken; davalı şirket tarafından davacı şirket'e taraflar arasında akdedilen sözleşmelere ve ticari itibara aykırı olarak yakıt verilmemek suretiyle akaryakıt istasyonunun kapalı kalmasına sebebiyet verildiği ve davacı şirket akaryakıt istasyonundan beklemiş olduğu ticari kazançtan mahrum kaldığı, bu kapsamda davacı şirket tarafından Sözleşmelerin süresinin devam ettiği Mayıs, Haziran, Temmuz 2023 aylarında ürün satışı yapamamaktan doğan maddi ve manevi zararının tespit edilerek Davalı Şirket tarafından davacı şirket'e ödenmesini talep ettikleri, taraflar arasında akdedilen Dikey İlişkiye Konu Sözleşmeler Hakkında Ticari Şartlara İlişkin Ek Protokollerde ve Davacı Şirket ile Davalı Şirket arasında süregelen ticari ilişki incelendiğinde de tespit edileceği üzere Davacı Şirket'e toplam marjın %73'ünün takdimi gerektiği, Akaryakıt bayilik sözleşmesi uyarınca davalı şirketin davacı şirket menfaatlerini koruma yükümlülüğünün bulunduğu, akaryakıt bayilik sözleşmeleri karşılıklı güven ilişkisinin yoğun olduğu, sürekli nitelikli sözleşmeler olup tarafların sözleşme süresince sadakat ve birbirlerinin menfaatlerini koruma yükümlülüğü bulunduğu, taraflar arasında akdedilen Bayilik Sözleşmesi uyarınca; davacı şirket tarafından istasyonda satılacak ürünün davacı şirket tarafından yalnızca davalı şirket tarafından temin edilebildiği, hal böyle olmakla birlikte; davalı şirket'in davacı şirket'e yakıt vermekten imtina etmesi halinde istasyona gelen müşterilerin talepleri karşılanamayacak gerek istasyona gelen kamu araçlarına yakıt verilememesi gerek müşterilerin talepleri karşılanamaması nedeniyle kamu zararına yol açılabileceği, işbu davaya konu uyuşmazlık bakımından da davacı şirketin davalı şirket'ten yakıt alamayarak zarara uğradığı, davalı şirketin akaryakıt sözleşmelerinin doğası gereği istasyonda en az 24 saat kesintisiz olarak satış yapılmasını sağlamakla yükümlü olduğu, bu hususun mevzuatta dağıtım şirketinin yükümlülüğü olarak açıkça belirtildiği, bayilik sözleşmesinin amacının ... ürünlerinin bayi tarafından satın alınıp tüketicilere satılması olduğu, bu amaç kapsamında dağıtıcı olan Davalının bayiye en azından 24 saat kesintisiz olarak satış yapılmasını sağlayacak miktardaki ürünü sağlamasının gerektiği, bu akaryakıt teminin yaklaşık 3 ay boyunca yapılmamasının bayi ile dağıtıcı arasında münhasırlık bulunduğu için bayinin başka herhangi bir dağıtıcıdan da akaryakıt ve sair ürünleri temin edememesi sonucunda istasyonun müşterilere satış yapamamasına sebebiyet verdiği ve davacı şirketin 3 ay elde edebileceği kardan ve gelirden mahrum kaldığı, bayinin ticari işletmesinin sermayesini döndürmesinin asıl unsurunun yaptığı akaryakıt ve sair ürünlerin satışlarından sağladığı gelir olduğu, 3 ay boyunca davalı şirket olan ...'in dağıtıcı olarak bayiye satış yapacağı unsurları sağlamamasının bayinin elde edeceği gelirden ve buna bağlı olan kardan mahrum kalmasına sebebiyet verdiği, dava dilekçesi ekinde bulunan yazışmalardan davalı şirket'in yetkilisi tarafından davacı şirket'in teminatı olmadığından ürün satışı yapılmadığı belirtilmişse de davacı şirket'in davalı şirket'te yakıt alımı için sözleşme süresi boyunca teminatı bulunduğu, davacı şirket taşınmazı üzerine davalı şirket tarafından 950.000 TL tutarlı ipotek tesis edildiği, bu sebeple davalı şirketin davacı şirket tarafından teminat verilmemesi sebebiyle ürün satışı yapılmadığı iddiasının dinlenilemeyeceği, davalı şirket yetkilisi ile yapılan görüşmelerde de görüldüğü üzere davacı şirket tarafından teminat verilmesine rağmen blokaj konulduğu ve borç ödendiğinde kalkacağı, o zamana dek ancak ve ancak ön ödemeli olarak alım yapabileceğinin belirtildiği, taraflar arası bir ticari ilişki bulunduğu ve bu ticari ilişkide bayi olarak davacı şirketin dağıtıcı olan davalıdan bu ticari ilişkinin amacını gerçekleştirebilmesi için akaryakıt alımı yapabilmesi gerektiği, akaryakıt alımı yapabilmesine dair ödeme koşulları tek taraflı olarak değiştirilememesi gerektiği, davalı şirket tarafından, alelade bir WhatsApp mesajıyla birlikte akaryakıt alım koşullarının değiştirilmesi ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğu, ticari hayatın akışına uymayacak bir şekilde ön ödeme koşulu getirilmesinin ve arada bir sözleşmesel ilişki varken bir tarafın iradesinden bağımsız olarak sözleşmenin değiştirilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, öyle ki; davalı şirket tarafından davacı şirket'e yakıt verilmediği, davacı şirket'in istasyonu kapalı hale geldiği, davacı şirketin maddi ve manevi ciddi bir zarara uğradığı, her an davalı şirket'ten yakıt alabilme umuduyla işletmesini açık halde yakıt almak için beklediği, bu dönemde personellerine maaş vermeye devam ettiği, istasyonun elektrik, su vb. işletmesel her türlü giderini karşıladığı, davacı şirketin istasyondan kazanç elde edemediği için ise bu giderleri karşılayabilmek için kredi çektiği, çektiği kredinin maliyetlerine halen daha katlanmaya devam ettiği, davalı şirketin davacı şirket'in kar mahrumiyeti ve manevi zararı yanında, davacı şirket'in menfi ve müspet her türlü zararını da karşılamasının gerektiği, kar mahrumiyeti veya kar yoksunluğunun ticari iş birliği içinde olan taraflardan herhangi birinin taahhüt ettiği kazancı sağlayamadığı takdirde ortaya çıktığı, dağıtıcı şirket'in asli ediminin bir dağıtıcı olarak akaryakıt temini olduğu, basiretli bir tacir olarak ticari hayatın akışına uygun bir şekilde hem kendi hem de iş ortaklarının menfaatini koruma yükümlülüğü bulunduğu, ancak Davalı Şirketin bir akaryakıt bayisi olan davacı şirket'e öncelikle akaryakıt teminini sağlamayarak sözleşmeye aykırı davrandığı, daha sonra teminat gösterilmesine rağmen ödeme koşullarını değiştirip bunun borçtan kaynaklandığını söyleyerek ön ödeme talep etmesinin davacı şirket ile daha önce bahsedilen protokol ve anlaşmaları paylaşmamasının ticari hayata uygun olmayıp davacı şirketi hem maddi hem manevi zarara uğrattığı, Maddi tazminat unsurları olan sözleşmeye aykırılık, zarar ve illiyet bağı somut olayda da vuku bulduğundan Mahkemeden talebin Dağıtıcı Şirket’in akaryakıt temin etmeyerek yaptığı sözleşmeye aykırılık sebebiyle davacı şirket'in satım yapamaması ve kapalı kalması sebebiyle uğradığı zararların tazmini olduğu, davacı Şirket tarafından 2023 yılında istasyonda yapılan satışları değerlendirilmek suretiyle Mayıs, Haziran, Temmuz 2023 aylarında davalı şirket'in davacı şirket'e yakıt ikmali sağlamış olması halinde davacı şirket'in kazanacağı karın hesaplanmasına ilişkin metodun bilirkişilere bildirileceği, bu kapsamda davacı şirket'in kar mahrumiyetinin sektörde tecrübeli bilirkişilerce tespit edilmesini talep ettikleri, taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre davacı şirketin Taşıt Tanıma Sistemi satışları hariç %73 kar paylaşım modeliyle çalıştığı, işbu dilekçemiz ekinde sunulan Dikey İlişkiye Konu Sözleşmeler Hakkında Ticari Şartlara İlişkin Ek Protokol kapsamında Bayi Geliri yönteminin nasıl hesaplandığının belirtildiği, davacı şirketin ayda yaklaşık 600 m3'lük tonajla satış yapmakta olduğu, 600 m3'lük tonaj baz alınacak ise 3 aylık toplam brüt karın 2.593.955,89 TL olarak hesaplanabileceği, bu konuda sektörde bilgili bilirkişilerden rapor alınmasını talep ettikleri, bilirkişi raporuna esas olacak belgeler için davalı şirket'ten gerekli belgelerin teminini, EPDK'dan gerekli verilerin celbini talep ettikleri, davacı şirketin geçimini müşterilere sağladığı akaryakıt satışından sağlayan bir şirket olduğu, münhasırlık sözleşmesinde de bulunduğu dağıtıcı şirketten bu temini sağlayamaması sebebiyle uzun bir süre satış yapamaması ve bu sebeple kapalı kalmasının müşteriler ve sektörde olan diğer akaryakıt bayileri nezdinde itibar kaybına sebep olduğu, davacı şirket'in sahiplerinin ...'nde sektörde önde gelen, bilinen ve saygınlığı olan insanlar olduğu, davacı şirket'in hiçbir kusuru olmaksızın istasyonda yakıt satışı yapılamamasına sebebiyet verilmesi halinde davacı şirket'in itibarının zedelendiği, bir tacir olarak davacı şirket'in tüm ekonomik faaliyetlerini olumsuz bir şekilde etkilendiği, dağıtıcı şirket'in bayinin asıl geçim kaynağı olan akaryakıt ve türevlerini temin etmemesinin yukarıda açıklanan sebeplerle maddi bir zarar oluştururken bu durumun davacı şirketin ticari itibarını zedelediği ve manevi tazminat sebebi olduğu, Mahkeme'den davacı şirket'in bu itibar kaybı sebebiyle manevi zararın tazminini talep ettikleri, taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliği itibari ile çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden, davaya davacı şirket'in davalı şirket'ten kaynaklı olarak uğradığı kar mahrumiyetinin tespiti bakımından bilirkişi kurulundan rapor alınmasını talep ettiklerini belirtilerek; fazlaya ilişkin haklar ile başkaca talep ve dava hakların saklı kalmak kaydıyla, yukarıda açıklanan ve re’sen gözetilecek nedenlerle, davanın kabulü ile mevcut aşamada gerçek zararın belirlenmesinin mümkün olmadığını göz önünde bulundurarak, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik kar mahrumiyeti için 10.000 TL, manevi zarar için 10.000 TL zararın, 01.05.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalı şirket'ten tahsil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 27.06.2025 tarihli dilekçesi ile davada talep sonucunun kar mahrumiyeti için 10.000,00-TL, manevi zarar için ise 10.000,00-TL olup, 01.05.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ettiklerini açıklamıştır.
CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının maddi tazminat talebinin basit bir hesaplamayla ve yargılama gerekmeksizin belirlenebilir alacak olduğundan hukuken belirsiz alacak davası olarak açılamayacağı, bu nedenle davacının bu talebine yönelik davanın reddinin gerektiği, Mahkeme tarafından ayrıca tespit edilecek olmakla birlikte, dava dilekçesinde bulunan Yargıtay İçtihatçından anlaşıldığı üzere, taraflar arasında maddi tazminat alacağı konusunda uyuşmazlık bulunması ve ilgili mahkeme tarafından tazminat tutarının hesaplanması hususunda bilirkişi hesaplaması yapılacak olmasının alacağın belirsiz olduğu anlamına gelmediği, bu nedenle davacının maddi tazminat alacağı talebinin haksız olması yanında ayrıca belirlenebilir bir alacak olması nedeniyle Belirsiz Alacak Davası olarak açılamayacağından bu talebin esasa girilmeksizin reddini talep ettikleri, davacı tarafından davalı şirket tarafından kendisine haksız ve hukuka aykırı olarak mal verilmediği iddiasında bulunulmuşsa da davacının tüm bu iddialarına gerçeğe aykırı olması nedeniyle itiraz ettikleri, öncelikle her ne kadar davacının kendisine haksız ve hukuka aykırı olarak mal verilmediği iddiası doğru olmasa da bu iddiayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için böyle bir durumun varlığı kabul edilse dahi sözleşmenin bir tarafça ifa edilmemesi halinde diğer tarafın tacirler arasındaki ticari ilişkileri düzenleyen mevzuat hükümleri gereğince karşı tarafı bu konuda temerrüde düşürmeksizin sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle ve üstelik bu konuda hakkını saklı tutmaksızın sözleşmenin sona ermesi sonrasında zarar talebinde bulunulamayacağının açık olduğu, dolayısıyla, davacının sözleşmenin ifası hususunda uygun bir mehil vererek temerrüde ilişkin ihtarnamesi ve/veya bu hakkını ihtarname ile saklı tutmaksızın davalı şirketten tazminat talebinde bulunmasına imkanı bulunmadığı, bu nedenle de öncelikle huzurdaki davada usulüne uygun bir temerrüt bulunmaması nedeniyle, Mahkeme'den başkaca bir husus araştırılmaksızın ve işin esasına girilmeksizin davanın reddinin talep edildiği, davacı tarafından davalı şirket ile arasında iddia edilen dönemlerin tamamı için Bayilik Sözleşmesi bulunmamakta olup en son olarak Bayilik Sözleşmesinin 30.06.2023 tarihinde sona erdiği, buna ek olarak sözleşme olan dönemlerde ise davacının davalı şirkette bulunan ve vadesinde ödenmeyen borçları nedeniyle mal verilmediği ve bu durumun da sözleşme hükümlerine uygun olduğunun açık olduğu, şöyle ki;"5.ÖDEMELER, BANKACILIK VE TEMİNAT a) Petrol Ürünü bedeli ... tarafından aksi kararlaştırmadıkça, en geç teslimat tarihinde ödenecektir. Hiç, eksik veya geç ödeme hallerinde “...” işbu sözleşmeyi feshedip etmemekte her zaman serbesttir. Her üç halde de “...” alacakları için aylık %10 (Yüzde On) gecikme faizi talep etmeye, her türlü takipte bulunmaya ve verilmiş olan teminatları paraya çevirmeye yetkilidir....11.3."BAYİ"nin 11.1.’deki açıklanan durumlarla sınırlı kalmamak kaydıyla, 11.1.’deki durumlara ve/veya Bayilik Sözleşmesi’ne ve/veya ayrılmaz eki işbu Genel Esas ve Şart Hükümlerinde yer alan hususlardan herhangi birisine uymaması halinde “...”;a) Mal teslimatını bir süre için durdurmak,b)"BAYİ “den uyulmayan her husus için, ayrıca özel bir cezai şart öngörülmemesi halinde 50.000.- (Elli bin) Amerikan Doları cezai şart talep etmek, c)Zarar ziyan talep etmek,d)Sözleşmeyi derhal ve süresinden önce feshetmek, hakkını haizdir."şeklinde olduğu, dolayısıyla taraflar arasında akdedilen Bayilik Sözleşmesi ve onun ayrılmaz eki olan Genel Esaslar ve Şartlar uyarınca davalı şirkete vadesi geçmiş ve ödenmemiş borçları bulunması halinde davacıya mal verilmesi zorunluluğu bulunmadığı, dolayısıyla, davacının davalışirkete bulunan ve ödenmeyen borçlarını gizleyerek akde aykırılığı bulunmamasına rağmen kendisine mal verilmediği iddiası gerçeğe aykırı olduğu gibi davacı şirketin kötü niyetini de gözler önüne serdiği, bu konuda Sayın Mahkeme tarafından sair itirazların davanın reddi için yeterli görülmemesi halinde davacı şirketin davalı şirkete borçlu bulunması nedeniyle kendisine mal verilmediğinin tespiti hususunda davalı şirket ticari defter ve kayıtları üzerinde mali bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettikleri, ayrıca davacı tarafından manevi tazminat talebinde de bulunulmuşsa da davalı şirketin sözleşmeye aykırı bir eylemi bulunmaması nedeniyle tazminat ödemesi söz konusu olmadığı gibi ayrıca tüzel kişi olan davacı şirket lehine manevi tazminat talep etme şartlarının da tüzel kişiliği nedeniyle oluşmadığı ve ayrıca kabul anlamına gelmemek kaydıyla ayrıca manevi zararın davada ispat edilemediğinin de açık olduğu, zira manevi zarara uğrandığı iddiasının tek başına zararın ispatı anlamına gelmediği, bu nedenle, gerek davalının kusurlu bir eyleminin bulunmaması gerek manevi tazminat talep etme şartlarının oluşmaması ve gerekse manevi zararın ispat edilememiş olması nedeniyle davacının manevi tazminat talebinin de ayrıca reddine karar verilmesinin talep edildiği, davalı şirketin davacı şirketten alacaklarının bulunması ve bu nedenle halihazırda taraflar arasında görülmekte olan bir alacak davası bulunması nedeniyle davalı şirketin alacakları hususunda kabul anlamına gelmemek kaydıyla huzurdaki davada bir alacağı tespit edilse dahi davalı şirketin ilgili davadaki alacakları nedeniyle Takas Mahsup talebinin bulunduğu, ayrıca davalı şirket ile davacı şirket arasında tapuda ... İli ... İlçesi ... Mahallesi Ada 2083 Parsel 15 olarak kayıtlı bulunan taşınmaz ve üzerinde kurulu akaryakıt istasyonu ile ilgili olarak 01.07.2023 başlangıç tarihli Kira Sözleşmesi akdedildiği, Kira Sözleşmesi'nin 01.07.2023 başlangıç tarihli, 01.07.2031 bitiş tarihli olarak tüm taraflar yönünden hukuken geçerli ve bağlayıcı olduğu yönünde yazılı olarak mutabık kalındığı, buna karşılık, davacı şirket tarafından kira sözleşmenin ifasına yanaşılmayarak şifahen başka dağıtım şirketinin sonradan daha fazla kira ödediği iddiası ile daha fazla kira bedeli ödenmesi davalı şirketten talep edildiği, buna karşılık yazılı sözleşmeye riayet edilmesi istenince de sözleşmeyi iptal ettiğini iddia ederek başka bir dağıtım şirketi ile kira sözleşmesinin akdedildiği ve sözleşmeyi tapuya şerh ederek başka dağıtım şirketi ile çalışmaya başlandığı, bu yolla da davalı şirket ile akdedilen kira sözleşmesinin ifası davacı şirket tarafından haksız ve hukuka aykırı şekilde hukuken ve fiilen imkansız hale getirildiği, bu nedenlerle, davacının davalı şirket ile akdedilmiş olan Kira Sözleşmesi'ni haksız ve hukuka aykırı olarak ifa etmemesi ve ifasını imkansız hale getirmesi nedeniyle cezai şartın ve kar mahrumiyeti alacağının bulunmadığı, bu konuda davalı şirket tarafından davacıya karşı açılmış ve .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görülmek olan 2024/... E. sayılı dosyası üzerinden görülmekte cezai şart ve kar mahrumiyeti alacağı davasının bulunduğu, bu nedenle, bu alacak yönünden huzurdaki davayı ve iddiaları kabul anlamına gelmemek kaydıyla huzurdaki davada bir alacağı tespit edilse dahi davalı şirketin davadaki alacakları nedeniyle Takas Mahsup defi / taleplerinin bulunduğu belirterek haksız ve hukuka aykırı davanın gerek usulden gerekse esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
:
Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup, davacı şirket vergi kayıtları, bayilik sözleşmeleri ve ek protokoller dosyamız içerisine alınmıştır.
Dosya Mali Müşavir, Nitelikli Hesaplama Uzmanı ve Akaryakıt / LPG sektör bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen █████/2025 tarihli raporda; kâr kaybının, fiili zarardan farklı olarak, olayların olağan akışına, genel hayat tecrübelerine göre malvarlığında meydana gelebilecek bir artışın, zarar verici eylem sonucu kısmen veya tamamen engellenmesi nedeniyle meydana gelen varsayımsal eksilmeyi ifade ettiği, bunun için ilk olarak kazancın elde edilebilmesinin büyük bir ihtimal olarak görülebilmesi gerektiği, heyetlerine tevdi edilen dosya münderecatından taraflar arasında 20.11.2017 ve 20.11.2022 arasında Bayilik Sözleşmesi akdedildiği, 20.11.2022 ve 31.07.2023 arasındaki aylarda aylık olarak Bayilik Sözleşmeleri ve yine aylık olarak Dikey İlişkiye Konu Sözleşmeler Hakkında Ticari Şartlara İlişkin Ek Protokol akdedildiğinin müşahede edildiği, davacının, sözleşme ilişkisinin devam ettiği süre içerisinde bu mahrumiyetin yaşandığı iddiasında olduğu, nitekim ürün temini sağlanmadığı hususu davalının da kabulünde olup; davalı bu savunmasını davacının cari borcunu ödememe nedenine dayandırdığı, hâl böyle olunca bu noktada anılan sürede davalı ürün temini sağlasa idi davacının kar elde edeceği aşikar olmakla birlikte somut ihtilafta önem arz eden hususun davacının bu yönde bir talepte bulunmasının mümkün olup olmadığına ilişkin olduğunu ifade etmek gerektiği, bu atıfla ikinci koşula dönüldüğünde bu koşulun sözleşmenin karşı tarafın kusuruna dayalı olarak sona erdirilmesi gerektiğine ilişkin olduğu, heyetimize tevdi edilen dosya münderecatından sözleşmenin taraflardan birinin irade beyanı ile mi yoksa normal süresinin sona ermesi nedeniyle mi sona erdiği anlaşılamamakla birlikte, davalının sözleşme ilişkisinin devam ettiği süre zarfında herhangi bir sebep yokken davacıya ürün temini sağlamaması kendisine kusur atfedilmesi sonucunu beraberinde getirdiğinden bu hususun irdelenmesi gerektiği, ne var ki heyetimiz sektör üyesince de ifade edildiği üzere davacı bayinin cari borcu mevcutken, 950.000.- TL bedelli gayrimenkul ipoteğini ileri sürerek akaryakıt ürün taleplerinin karşılanmadığı iddiasının sektörel teamül ve uygulamalar kapsamında yeri olamayacağının ifade edildiği, nitekim davacının akaryakıt ürün taleplerinin karşılanması için, öncelikle cari borcun kapatılmasının gerekliliği, sektörel teamül ve uygulamalar ile uyumlu görüldüğü, bu yönü ile takdiri Mahkemeye ait olmak üzere davacının ürün temininin sağlanmamasına kendisinin sebebiyet vermesi hasebiyle kendi kusuruna dayalı olarak kar mahrumiyeti talebinde bulunmasının mümkün olmadığının düşünüldüğü, Mahkemenin aksi yönde karar oluşturması halinde davacının kar mahrumiyetini talep edebileceği, bu noktada davacının kar mahrumiyeti talebinde bulunabileceği kanaatinde olunması ihtimaline binaen devam edildiğinde davacının mahrum kaldığı kazancın hesaplanabilmesi için davacının üç aylık bu süreç itibarıyla elde edeceği gelirin hesaplanması ve bu süre itibarıyla yapmadığı giderlerin mahsup edilmesi suretiyle zararının belirlenmesi gerektiği, heyetimizce yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde davacının 3 aylık kar vergi öncesi net kar mahrumiyetinin 102.821,06-TL’ye tekabül ettiği belirtilmiştir.
Dosya yeniden bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen █████/2025 tarihli ek raporda; takdir Mahkemeye ait olmak üzere davacının ürün temininin sağlanmamasına kendisinin sebebiyet vermesi hasebiyle kendi kusuruna dayalı olarak kar mahrumiyeti talebinde bulunmasının mümkün olmadığı, Sayın Mahkemenin aksi yönde karar oluşturması halinde davacının kar Mahrumiyetini talep edebileceği şeklindeki görüşümüzü muhafaza etme gereği hasıl olduğu belirtilmiştir.
Dava, taraflar arasında düzenlenen bayilik sözleşmesi kapsamında davalı tarafça sözleşme şartlarına aykırı davranıldığı ve tek taraflı olarak davacı aleyhine sözleşme şartlarının değiştirildiği iddiasına bağlı olarak sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan kar mahrumiyeti ve manevi zararın tahsili istemine ilişkindir.
Tarafların iddia ve savunmaları, aldırılan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde;
Dava, taraflar arasında düzenlenen bayilik sözleşmesi kapsamında davalı tarafça sözleşme şartlarına aykırı davranıldığı ve tek taraflı olarak davacı aleyhine sözleşme şartlarının değiştirildiği iddiasına bağlı olarak sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan kar mahrumiyeti ve manevi zararın tahsili istemine ilişkindir. Dava konusu somut olayda; davacı tarafından “taraflar arasında akdedilen sözleşmeler uyarınca; davacı
şirketin nihai amacının maliki bulunduğu akaryakıt istasyonunda davalı şirket markası altında akaryakıt ve sair ürünler satışı yaparak gelir elde etmek olduğu, davacı şirketin dağıtım şirketi olan davalı şirketten aldığı
ürünlerin satışını yapmak suretiyle akaryakıt dağıtım faaliyetini sürdürmeyi amaçladığı, hal böyle iken; davalı şirket tarafından davacı şirkete taraflar arasında akdedilen sözleşmelere ve ticari itibara aykırı olarak yakıt
verilmemek suretiyle akaryakıt istasyonunun kapalı kalmasına sebebiyet verildiği ve davacı şirket akaryakıt istasyonundan beklemiş olduğu ticari kazançtan mahrum kaldığı, bu kapsamda davacı şirket tarafından
sözleşmelerin süresinin devam ettiği Mayıs, Haziran, Temmuz 2023 aylarında ürün satışı yapamamaktan doğan maddi ve manevi zararının tespit edilerek davalı şirket tarafından davacı şirkete ödenmesini talep
ettikleri, bu akaryakıt teminin yaklaşık 3 ay boyunca yapılmamasının bayi ile dağıtıcı arasında münhasırlık bulunduğu için bayinin başka herhangi bir dağıtıcıdan da akaryakıt ve sair ürünleri temin edememesi
sonucunda istasyonun müşterilere satış yapamamasına sebebiyet verdiği ve davacı şirketin 3 ay elde edebileceği kardan ve gelirden mahrum kaldığı” iddiası ile “davalı tarafından ürün temini sağlanmaması
nedeni ile 3 ay boyunca uğradığı kar mahrumiyetinin tahsilini” talep ettiği, buna karşın davalı tarafından “Davacı tarafından davalı şirket ile arasında iddia edilen dönemlerin tamamı
için Bayilik Sözleşmesi bulunmamakta olup en son olarak Bayilik Sözleşmesinin 30.06.2023 tarihinde sona erdiği, buna ek olarak sözleşme olan dönemlerde ise davacının davalı şirkette bulunan ve vadesinde
ödenmeyen borçları nedeniyle mal verilmediği ve bu durumun da sözleşme hükümlerine uygun olduğunun açık olduğu” ileri sürülerek davanın reddi talep edilmiştir.
Dosya münderecatından taraflar arasında 20.11.2017 ve 20.11.2022 arasında Bayilik Sözleşmesi akdedildiği, 20.11.2022 ve 31.07.2023 arasındaki aylarda aylık olarak Bayilik Sözleşmeleri ve yine aylık olarak Dikey İlişkiye Konu Sözleşmeler Hakkında Ticari Şartlara İlişkin Ek Protokol akdedildiği, taraflar arasında akdedilmiş olan Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi’ nin, “5. Ödemeler, Bankacılık ve Teminat”, başlığı altında;
a) Petrol Ürünü bedeli ... tarafından aksi kararlaştırmadıkça, en geç teslimat tarihinde ödenecektir. Hiç, eksik veya geç ödeme hallerinde ... işbu sözleşmeyi feshedip etmemekte her zaman serbesttir. Her üç halde de ... alacakları için aylık % 10 (Yüzde On) gecikme faizi talep etmeye, her türlü takipte bulunmaya ve verilmiş olan teminatları paraya çevirmeye yetkilidir.
b) BAYİ, SHELLİn talebi üzerine cezai şartlar dâhil ... e olan doğmuş ve doğacak tüm borçlarının teminatı olarak metni ve bankası ... ce kabul edilecek ve bedeli ... tarafından belirlenecek teminat mektuplarını derhal ...'e verecektir. " şeklinde hüküm altına alındığı,
Otogaz Bayilik Sözleşmesi'nin “14. Maddesinde ise; "14. TEMİNAT Bayii OTOGAZ siparişini vermeden önce, işbu Anlaşmada öngörülen yükümlülükler, tazminat ve cezai şartlar dahil ...” e olan doğmuş, doğacak tüm borçlarının teminatını teşkil etmek üzere ... tarafından kabul edilecek bir teminat verecektir. Bayi, ... in, herhangi bir bildirimde bulunmaksızın her türlü tazminat, cezai şart ya da işbu anlaşma muvacehesinde ... e ödenmesi gereken benzer tutarları teminattan mahsup etme ya da teminatın tamamını irat kaydetme hakkı olduğunu ve ...'e borçlu olduğu tutarların ödenmesinde bu teminatın kullanılmasını kabul ve taahhüt etmiştir." şeklinde hüküm altına alındığı görülmüş olmakla birlikte,
davacı bayinin banka teminat mektubu yerine davalı şirketin kabulü ile davalı şirket lehine 950.000.- TL bedelli Gayrimenkul İpoteği tesis edildiği anlaşılmıştır.
Tam iki yanlı (karşılıklı) sözleşmelerde, yanlardan her biri hem alacaklı ve hem de borçlu durumundadır. Bu nitelikteki bir sözleşmede, borçlunun temerrüdünden söz edebilmek için, BK. md. 81'e göre, bir yanın kendisine düşen borcu yerine getirmiş olması ya da yerine getirmeye hazır olduğunu öteki yana bildirmiş bulunması gerekir. Böyle bir durumda, edimini yerine getirmiş olan ya da getirmeye hazır olduğunu öteki yana bildiren yana, alacaklı ve henüz edimini yerine getirmeyen yana da borçlu denir. İşte, tam iki taraflı (karşılıklı) sözleşmelerde borçlunun temerrüdü durumunda, alacaklıya BK.nun 106.maddesi (TBK. 125. md)ile aşağıda yazılı olanaklardan birini seçmek yetkisi tanınmıştır:
a) Edimin (borcun) aynen yerine getirilmesi ve gecikmeden dolayı uğradığı zararın tazminini istemek,
b) Edimin aynen yerine getirilmesini reddederek, uğradığı olumlu (müsbet) zararın tazminini istemek, ya da
c) Edimin aynen yerine getirilmesini reddederek sözleşmeden dönerek (akdi fesh etmek) ve olumsuz (menfi) zarar için tazminat istemek, ayrıca, TMK'nın 4. maddesinde, “Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hakim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir”, TBK'nın 50. maddesinde ise; “Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hakim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler” düzenlemeleri mevcuttur.
Öte yandan, “Kâr kaybı Türk Borçlar Kanunu ve Borçlar Kanunu'nun eser sözleşmesi hükümleri ve genel hükümleri arasında ayrı bir başlıkta düzenlenmemiştir. Kâr kaybı olumlu zarar kapsamındadır ve
Yargıtay içtihatlarında da borçlanılan edimin ifa edilmemesi nedeniyle alacaklının uğradığı zarar, başka bir ifade ile sözleşme tam ve vaktinde ifa edilmiş olsa idi alacaklının mal varlığının ulaşacağı
durum ile ifa edilmemesi nedeniyle mevcut durum arasındaki fark olarak tanımlanmaktadır. Dairemizin içtihat ve uygulamalardan kâr kaybının 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 356. maddesi
yollamasıyla 325. maddesi ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 408 ve ██████ maddesindeki kesinti yöntemine göre hesaplanması gerektiği kabul edilmektedir. Kesinti yöntemine göre davacı
alt taşeronun sözleşme konusu olup yapılmayan işler nedeniyle mahrum kaldığı kâr, işin geri kalanının yaptırılmaması anında yaptırılmayan iş bedelinden alt taşeronun işin yaptırılmaması
sebebiyle tasarruf ettiği malzeme ve işçilik bedelleri ile genel giderler ve bu sure içerisinde başka bir iş yapıp kazanç temin etmiş ise bu işten elde ettiği kâr veya başka bir iş bulmaktan kasten
kaçınmış ise elde etmekten kaçındığı kârın düşülerek hesaplanmalıdır (Yargıtay 15 HD 09.01.2016 gün █████████ Esas, ████████ Karar; 03.03.2014 gün █████████ Esas, █████████ Karar;
27.03.2017 gün █████████ Esas, █████████ Karar ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12.05.2010 gün ███████-244 Esas, ████████ Karar sayılı ilamları).”
şeklinde ifade edilmiştir.
Mahkememizce alanında uzman bilirkişilerden aldırılan kök ve ek raporlar ile davacı ve davalı kayıtlarının ayrı ayrı mali ve sektörel yönden incelenmesine karar verilmiş olup, davacı tarafça cari hesap kayıtları incelemeye sunulmamış olup, davacının, sözleşme ilişkisinin devam ettiği süre içerisinde bu mahrumiyetin yaşandığı iddiasında olduğu, nitekim ürün temini sağlanmadığı hususu davalının da kabulünde olup, davalının bu savunmasını davacının cari borcunu ödememe nedenine dayandırdığı, hâl böyle olunca bu noktada anılan sürede davalı ürün temini sağlasa idi davacının kar elde edeceği aşikar olmakla birlikte somut ihtilafta önem arz eden hususun davacının bu yönde bir talepte bulunmasının mümkün olup olmadığına ilişkin olduğu, yapılan mali incelemede taraflar arasındaki mevcut akaryakıt ticareti kapsamında davacı bayinin vadeli mal alışından kaynaklanan cari borcunun mevcut olduğu ve verilen ipoteğin paraya çevrilmesi için takibe geçildiğinin tapu kaydından anlaşıldığı, sektörel uygulamalar doğrultusunda davalı dağıtım şirketi lehine tesis edilmiş bulunan 950.000-TL tutarındaki gayrimenkul ipoteğinin taraflar arasındaki sözleşmeden ve cari hesaptan kaynaklı doğmuş veya doğacak maddi riskleri karşılamak üzere tesis edildiği, cari borcun davacı bayi tarafından vadesinde ödenmemesi üzerine sektörel genel kabul görmüş uygulamalar ve taraflar arasındaki sözleşmeler dahilinde, borç tahsil edilene kadar dağıtım şirketi tarafından yaptırım olarak vadeli akaryakıt ürün ticaretinin sonlandırılmasının, sektörel normlara ve sözleşmelere uygun olduğunun değerlendirildiği, davalı dağıtım şirketinin sektörel normlara uygun olarak bu şekilde bir uygulamaya giderek davacı bayinin vadeli mal taleplerini karşılamadığı tespit edilmiş olup, 950.000.- TL bedelli teminatın "gayrimenkul ipoteği" olduğu, likit ve/veya nakit ikamesi bir teminat olmadığı ayrıca davacının günlük satış tutarı dikkate alındığında gayrimenkul ipoteği bedelinin 3 günlük satış tutarını karşıladığı da dikkate alındığında davacı bayinin cari borcu mevcutken, 950.000.- TL bedelli gayrimenkul ipoteğini ileri sürerek akaryakıt ürün taleplerinin karşılanmadığı iddiasının sektörel teamül ve uygulamalar kapsamında yerinde olmadığı değerlendirilmiş olup, bilirkişi raporunda bu yönden yapılan tespitlere itibar edilerek, davacının akaryakıt ürün taleplerinin karşılanması için öncelikle cari hesap borcun kapatılmasının gerektiği, bu yönü ile davacının ürün temininin sağlanmamasına kendisinin sebebiyet vermesi hasebiyle kendi kusuruna dayalı olarak kar mahrumiyeti talebinde bulunmasının mümkün olmayacağı kanaatine varılarak neticeten Mahkememizce davanın reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 187,80-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Maddi tazminat talebi yönünden, davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T 13/1-2 mad. göre hesaplanan 10.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Manevi tazminat talebi yönünden, davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T 10/3-4 mad. göre hesaplanan 10.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan toplam 600,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazine adına gelir kaydına,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı.█████/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!