Tapu iptali ve tescil davasında, Yargıtay bozma kararı sonrası, kamu malı niteliğindeki orman vasfındaki taşınmazın özel mülkiyete konu olamayacağı ve hak düşürücü süreye tabi tutulamayacağı.
Özet: Bu karar, 1954te genel kadastroda şahıs adına tarla olarak tescil edilmiş ancak daha sonra Orman İdaresi tarafından orman vasfıyla Hazine adına tescili talep edilen bir taşınmaz hakkındaki tapu iptali ve tescil davasını ele almaktadır; yerel mahkemenin davayı hak düşürücü süre nedeniyle reddetmesi üzerine Yargıtay, ormanların kamu malı niteliğinde olduğunu, özel mülkiyete konu olamayacağını, devir ve temlik edilemeyeceğini, kazandırıcı zamanaşımı ile kazanılamayacağını ve yolsuz tescilin taşınmazın kamu malı niteliğini değiştirmeyeceğini belirterek, bu tür davalarda hak düşürücü sürenin uygulanamayacağını vurgulamıştır.
8. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
KARAR
: Davanın kabulüne
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı kayyımı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
1954 yılında yapılıp kesinleşen Genel Arazi Kadastrosu sırasında ............. köyü 39 parsel sayılı 7.089,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Haziran 317 tarihli ve 5 sıra numaralı tapu kaydı uygulanarak 1/2'şer hisse ile ........... mirasçıları adına tarla niteliği ile tespit ve tescil edilmiş, daha sonra 2009 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (22/a) maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu çalışmalarında taşınmaz 116 ada 1 parsel numarasını alarak 7.046,37 m² yüzölçümü ile tespit edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde; 19.01.2010 tarihinde ilan edilen kadastro çalışmaları sırasında Kadirli ilçesi ... köyü Karanıca mevki, 116 ada 1 parsel sayılı taşınmazın orman olmasına rağmen davalılar adına tespit edildiğini belirterek, tespitin iptali ile dava konusu yerin orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Kadirli 1. Kadastro Mahkemesi'nin 07.04.2010 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile dava dilekçesinin görev nedeniyle reddine, karar kesinleştiğinde ve istek halinde dosyanın görevli ve yetkili Kadirli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, kararın davacı ... İdaresince temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi'nin 21.06.2010 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamı ile eldeki davanın 2859 sayılı Kanun gereğince yapılan teknik çalışmaları kapsayan pafta yenilemesine itiraz niteliğinde olmayıp taşınmaz mülkiyetine ilişkin olması nedeniyle davaya bakma görevinin Genel Hukuk Mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle hükmün onanmasına karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesi kararı 30.09.2010 tarihinde kesinleşmiştir.
Kadirli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 12.04.2011 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamı ile çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin 24.03.1954 tarihinde kesinleştiği ve kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... İdaresi tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince, "...Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu yapılmamıştır. Genel arazi kadastrosu ise 1954 yılında yapılmış ve kesinleşmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.12.2008 tarihli ve 2008/7-717 Esas, ████████ Karar sayılı kararında da değinildiği üzere en geniş anlamıyla “Kamu Malı” kavramı, Devletin veya kamu tüzel kişiliğine sahip idarelerin, kamu hizmetlerini ifa ederken kullandıkları ve yararlandıkları malları ifade etmektedir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16. maddesinde “Kamu Malları” başlığı altında, kamunun ortak kullanımına veya bir kamu hizmetinin görülmesine ayrılan yerler hakkında ayrıntılı düzenlemeler bulunmakta, eş düzenlemelere 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nde (madde 641, 912) ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun (madde 715, 999) yer verilmektedir. Keza, 3402 sayılı Kanun'un 16/D maddesinde Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ormanlara da yer verilmiştir. Kamu malları üzerinde özel mülkiyet kurulamaz. Bunlar kamu hizmeti yönünden tahsis edildikleri yetkili idarece kamu malı olmaktan çıkarılmadıkları sürece temlik edilemez; kazandırıcı zamanaşımı yoluyla da edinilemezler. Kamu malı niteliği kazanmış bir taşınmaz özel mülkiyete konu olamayacağından tapuya bağlansa bile mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 931 ve Türk Medenî Kanunu'nun 1023. maddeleri bu durumda uygulanmaz. (Y.H.G.K. 30.09.1981 tarihli ve E: 1979/1-167, K: ████████, 03.12.2008 tarihli ve 2008/7-717-722). Bu sonuçlara bağlı olarak, Hukuk Genel Kurulunun 21.2.1990 tarihli ve 1989/1-700 Esas, ████████ Karar; 18.10.1989 tarihli ve 1989/1-419 Esas, ████████ Karar sayılı kararlarında da açıklandığı üzere; kamu malı niteliği taşıyan bir taşınmazın her nasılsa özel mülk olarak tapuya tescil edilmesi bir yolsuz tescil olup, bu husus o yerin özde tescile tabi bulunmama (kamu malı olma) niteliğini değiştirmez. (YHGK’nın 26.02.2003 tarihli ve ███████-116 E., ████████ K.; 25.12.2002 tarihli ve ███████-1101 E., █████████ K. sayılı kararları).
Kamu malları özel mülkler gibi devir ve temlik edilemezler. Böyle durumlarda, iyiniyet veya tapu siciline güven ilkelerinin uygulama yeri de yoktur (YHGK’nın 11.06.2003 gün ve ███████-414 E. ve ████████ K. sayılı Kararı).
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 08.05.1987 tarihli ve 1986/3 Esas, 1987/4 Karar sayılı ilamı da, 766 sayılı Tapulama Kanununun hak düşürücü süre ve kamu malına ilişkin 31 ve 35. maddeleriyle ilgili olup, içtihadı birleştirme kararı ile kamu mallarında hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı kabul edilmiştir. 766 sayılı Kanun'un 31 ve 35. maddelerine koşut düzenlemeler 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12 ve 16. maddelerinde de yer aldığına göre, sözü edilen İçtihadı Birleştirme Kararı 3402 sayılı Kanun'un yürürlüğü döneminde de uygulama olanağı bulacaktır.
Gerek 766 sayılı Kanunun 31/2. maddesi ve gerekse 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde, özel mülkiyete konu olamayacak, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler hakkında Orman Yönetimi tarafından açılacak davaların 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olup olmadığı konusunda açık bir hüküm bulunmamakta ve özel şahıslar ile Orman Yönetimi arasında bir ayrım da içermemekte ise de, “Kamu Malı” savıyla açılacak davalarda 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı konusundaki Yargıtay kararları yerleşik içtihat halini almıştır (Örneğin: Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 tarihli ve 2002/1-19 E. ███████ K.; 09.06.2004 tarihli ve 2004/1-335 E. ████████ K.; Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 09.12.2006 tarihli ve █████████ – 4268; Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 11.03.2008 tarihli ve █████████-3034; 20. Hukuk Dairesinin 03.04.2008 tarihli ve █████████-5261 sayılı kararları).
Açıklanan hususlar gözetilerek mahkemece yargılamaya devam edilip, Orman Yönetiminin talebi hakkında bir karar verilmesi..." gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, 02.06.2022 tarihli birlirkişi raporunda tamamen orman ağaçları ile kaplı olan dava konusu taşınmazın 1948, 1952, 1968 ve 1985 yıllarına ait hava fotoğraflarının streoskobik değerlendirilmesinde tarım arazisi niteliğini taşımadığı, ilk tesis kadastrosunun yapıldığı yıllarda çalılık ve ağaçlık ile kaplı iken 1985 yılına gelindiğinde ağaç ile kaplanmış olduğunun değerlendirildiği, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 14.06.2022 tarihli bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmaz bakımından en eski delil olan 1948, 1952, 1968, 1985 yılı hava fotoğraflarında ve 2014 yılı amenajman haritasında (Çzbc1) ve (Çzab2) simgesi ile gösterilen orman sayılan alana isabet etmesi, aktüel olarak verimli ve kapalı kızılçam ormanı olması, bitişiğindeki ormanlarla arasında ayırıcı bir unsur bulunmaması, mevcut ormanların devamı niteliğinde bütünlük arz etmesi, tarıma elverişli olmaması, meylinin %12'den büyük toprak muhafaza karakteri taşıyan yerlerden olması, toprağının orman toprağı olması, 6831 sayılı Kanun'un (1/j) maddesi ile ilgisinin bulunmaması nedenleriyle 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesine göre orman sayılan yerlerden olduğu kanaatinin bildirildiği, bu hali ile 3116 sayılı Kanun'a göre orman sayılan yerlerden olduğu, 4785 sayılı Kanun ile devletleştirilen ve 5658 sayılı Kanun'un tabi olan yerlerden olmadığı, tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanun'un 45. maddesinin ilgili fıkralarının, Anayasa Mahkemesi'nin 01.06.1988 tarihli ve █████ E.K.; 14.03.1989 tarihli ve █████ E.K., 13.06.1989 tarihli ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edildiği ve kalan fıkralarının da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğu, bu yollarla da ormandan yer kazanılamayacağı, ayrıca öncesi orman olan bir yer üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilse bile salt orman toprağının dahi orman sayılan yer olacağı gerekçeleriyle, davanın kabulü ile dava konusu Osmaniye ili Kadirli ilçesi ... köyü Karanıca mevki, 116 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Davalılar kayyımı vekili, kararın eksik inceleme ve araştırma ile verildiğini, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararını temyiz etmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar kayyımı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ
: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazine'den harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
26.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!