2/b vasıflı taşınmazda kullanım şerhi düzeltilmesi davasında, bozma sonrası kesin hüküm gerekçesiyle verilen ret kararının usul ve yasaya aykırı bulunması.
Özet: Bu dava, kadastro çalışmaları sonucunda orman sınırları dışına çıkarılan bir parselin beyanlar hanesindeki kullanıcı şerhinin düzeltilmesi talebine ilişkin olup, ilk derece mahkemesinin başlangıçta davacının lehine verdiği kararın taraf teşkilinde eksiklik ve yetersiz delil nedeniyle bozulmasının ardından, bozmaya uyularak yapılan yargılamada davaların hatalı bir şekilde başka bir davanın kesin hükmü gerekçe gösterilerek reddedilmesi üzerine, temyiz incelemesinde bu son kararın usul ve yasaya aykırı bulunarak hukuka uygun olmadığına karar verilmiştir.
8. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kullanım kadastrosu sonucunda, ... ilçesi ...Mahallesi çalışma alanında bulunan 161 ada 1 parsel sayılı 274,87 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı" şerhi yazılarak bahçe vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
2. Davacı ... dava dilekçesinde; satın alma iddiasına dayanarak, taşınmazın kendi fiili kullanımında bulunduğundan bahisle, lehine kullanıcı şerhi verilmesini talep etmiştir.
3. Bozma ilamından sonraki yargılama sırasında müdahil ..., kesin hükme ve satın almaya dayanarak, taşınmazın kendi fiili kullanımında olduğundan bahisle, tapu iptali ve taşınmazın adına tescili istemiyle davaya katılmıştır.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 10.12.2019 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile, davanın kabulüne, dava konusu 161 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davacı ...'ın zilyetliğinde bulunduğunun tespitine ve tapu kaydının beyanlar hanesine bu hususun şerhine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 10.12.2019 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 16.03.2020 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamıyla; "Yargılama sırasında dosya arasına alınan dava konusu taşınmaza ait tapu kaydına göre, taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine, ...’in kullanımında olduğuna dair şerh verildiği, ancak Mahkemece davacı tarafa, adı geçen şerh sahibini davaya dahil etmesi için süre ve imkan tanınmadığı ve bu haliyle davada taraf teşkilinin sağlanmadığının anlaşıldığı, öte yandan, mahallinde yapılan keşifte yerel bilirkişi veya tanıkların dinlenilmediği, duruşmada dinlenilen davacı tanıklarının soyut ve yetersiz beyanlarına itibar edilmek suretiyle hüküm kurulduğu açıklanarak; Mahkemece, öncelikle davacı tarafa, dava konusu taşınmazda lehine kullanım şerhi verilen ...’i davaya dahil etmesi için süre ve imkan tanınması, taraf teşkilinin sağlanması halinde dahili davalıdan savunma ve delillerinin sorulması, bildirdiği takdirde delillerinin toplanması ve bundan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile ziraatçı bilirkişi ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılması, keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan, dava konusu taşınmazın öncesinde ve tespit tarihi itibariyle kim tarafından, ne zamandan beri ve ne şekilde kullanıldığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması; fen bilirkişisinden, yapılan keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ile tanık sözlerini denetlemeye elverişli rapor alınması; ziraat mühendisi bilirkişisinden ise, tespit tarihi itibariyle taşınmazın niteliğinin ve kullanım durumunun ne olduğunu açıklayan, taşınmazın fotoğraflarını içerir, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması ve bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davacı ... ve müdahil ...'in davalarının ayrı ayrı reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davacılar ... ve müşterekleri vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazı satın alma sözleşmesi ile satın aldıklarını, emlak vergisini ödediklerini, keşifte alınan beyanların lehlerine olduğunu belirterek, bu nedenler ve resen belirlenecek sebeplerle hükmün bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na 5831 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile eklenen Ek-4. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışması sonucunda düzenlenen kadastro tutanağının beyanlar hanesindeki kullanım şerhinin düzeltilmesi istemine ilişkindi.
2. İlk Derece Mahkemesince, İstanbul Anadolu 18. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamının bu dosya yönünden kesin hüküm teşkil edeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; verilen karar usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır.
6100 sayılı HMK'nın 303/1. maddesi gereğince “Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir."
İstanbul Anadolu 18. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı ... tarafından, dava konusu taşınmazı satın aldığını, taşınmazın arsa vergilerini ödediğini ve zilyetliği altında bulundurduğunu ileri sürerek, zilyetliğinin tespitine karar verilmesi istemiyle dava açıldığı, yargılama sonunda ilk derece mahkemesince, davanın kabulüne, dava konusu 161 ada 1 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesine "iş bu taşınmaz 1990 yılından beri ...'in fiili kullanımındadır" ibaresinin şerh edilmesine karar verildiği ve anılan kararın 05.02.2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Temyize konu dosyada ise, davacı ..., dava konusu 161 ada 1 parsel sayılı taşınmazı satın aldığını, arsa vergilerini ödediğini ve kendi fiili kullanımında bulunduğu ileri sürerek dava açmıştır. Dolayısıyla her iki davanın konusu ve sebebi aynı olmakla birlikte, her iki davanın tarafları aynı olmadığından, İstanbul Anadolu 18. Asliye Hukuk Mahkemesi ilamının bu davada kesin hüküm teşkil ettiğinden söz edilemez.
Öte yandan; dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na 5831 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile eklenen Ek-4. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışması sonucunda düzenlenen kadastro tutanağının beyanlar hanesindeki kullanım şerhine yönelik olup, husumetin tapu maliki ile birlikte beyanlar hanesinde kullanıcı şerhi verilen şerh sahibine de yöneltilmesi gerekmektedir. Esasen bu husus önceki tarihli bozma ilamında da bozma sebebi yapıldığı halde, şerh sahibi ...'in davalı sıfatıyla davada taraf olmadığı ve bu haliyle davada taraf teşkilinin sağlanmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, öncelikle davacı tarafa, dava konusu taşınmazda lehine kullanım şerhi verilen ...’i davaya dahil etmesi için süre ve imkan tanınmalı, taraf teşkilinin sağlanması halinde dahili davalıdan davaya ilişkin savunma ve delilleri sorulmalı ve bildirmeleri halinde delilleri toplanmalı ve bundan sonra işin esasına girilip tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda tüm delilleri toplanıp birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu husus gözetilmeksizin, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK'nun 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA,İstek halinde peşin harcın temyiz eden davacılara iadesine,
Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
16.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!