Kadastro mahkemesince verilen kesinleşen hükümdeki maddi hatanın tavzih yoluyla düzeltilmesi talebinin reddedilmesi ve temyiz dilekçesinin usulsüzce reddi kararlarına dair Yargıtay incelemesi.
Özet: Yargıtay, kesinleşmiş bir kadastro mahkemesi hükmündeki maddi hatanın düzeltilmesi amacıyla yapılan tavzih talebini, hükmün infaz edildiği ve mahkemenin dosyadan el çektiği gerekçesiyle reddeden, bu red kararına karşı yapılan temyiz başvurusunu ise kesinlik nedeniyle reddeden ilk derece mahkemesi ek kararlarını hukuka aykırı bularak kaldırmış; kadastro davalarında kanun yolu açık olduğunu ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 305. maddesi uyarınca hükmün yeterince açık olmaması, icrasında tereddüt uyandırması veya birbirine aykırı fıkralar içermesi gibi durumlarda, hükmün gerçek anlamını ortaya çıkarmak amacıyla tavzih kurumuna başvurulabileceğini ve talebin esastan incelenmesi gerektiğini belirtmiştir.
8. Hukuk Dairesi         ███████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI
: ███████ E., 2004/3 K.
Taraflar arasındaki genel mahkemeden aktarılan kadastro tespitine itiraz davasında verilen ve kesinleşen hükmün tavzih edilmesinin istenilmesi üzerine İlk Derece Mahkemesinin 05.03.2024 tarihli ek kararıyla, tavzih talebinin reddine, 17.04.2024 tarihli ek karar ile temyiz dilekçesinin kesinlikten reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen ek kararlar davalı.............. mirasçılarından ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro Mahkemesinde, çekişmeli parsel tutanağı ile aktarılan davanın birleştirilmesi suretiyle yapılan yargılama sonunda, davanın kabulü ile temyize konu ......ili, ........... ilçesi,............köyü 546 parsel sayılı taşınmaza ait Hazine tapusunun iptaline, tamamı 28 pay itibarıyla 7 payının .......eşi..........., her birine üçer paydan 21 payının ....... çocukları ........................., ve ... adlarına tarlı vasfı ile tutanakta belirtilen miktarlar üzerinden hisseleri oranında tapuya tesciline karar verilmiş, kararın maddi anlamda kesinleşmesinden sonra davalı .......... mirasçılarından ... vekili, hükümde ......... çocuğu olarak belirtilen .........'in aslında...........'un eşi olduğunu, kararda bulunan maddi hatanın düzeltilmesi istemiyle tashih talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; .............. Mahallesi 546 parsel sayılı taşınmaz ile ilgili olarak Mahkeme hükmünün infaz edildiği, kesinleşen hüküm ile Mahkemenin dosyadan el çektiği gerekçesiyle tavzih talebinin reddine karar verilmiş ve iş bu 05.03.2024 tarihli ek karar temyiz edilmiş, bu sefer 17.04.2024 tarihli ek karar ile kararın kesin olarak verildiği gerekçesiyle temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Karar tarihi itibarıyla yürürlükte olan kadastro mahkemelerince verilen kararlara karşı, değere bakılmaksızın istinaf ve temyiz kanun yollarına başvurulabileceğine dair 7251 sayılı Kanun ile 3402 sayılı Kadastro Kanun'una eklenen, Ek madde 6'da yer alan düzenleme ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 361/1. maddesi gereğince Mahkemece verilen ek karar yerinde olmadığından ek kararın kaldırılmasına;
1. Hükmün tavzihi 6100 sayılı Kanun'un 305. maddesinde;
“(1) Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir.
(2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.” şeklinde düzenlemiştir.
Hâkim karar verdikten sonra kanun yollarına başvurulup bozulmadığı sürece kendiliğinden kararını değiştiremez. Ancak bazı hâllerde hüküm açık olmayabilir, hükmün uygulanması aşamasında tereddütler ortaya çıkabilir ya da birbirine aykırı fıkralar içerebilir. İşte Kanun, açık olmayan, uygulama aşamasında tereddüt yaratan ya da çelişkili olan hükmün açıklanması, tereddüt ve çelişkilerin giderilmesi için "hükümlerin tavzihi" müessesini düzenlemiştir.
Kesin hüküm ilkesi, Mahkemenin verdiği karara geri dönüp değiştirmesine engeldir. Fakat, bir hükmün anlamının açık olmaması ya da çelişkili hüküm sonuçları içermesi nedeniyle hükmün gerçek anlamının saptanmasında güçlük çekildiği takdirde, tarafların hükmü veren Mahkemeye başvurarak hükmün açıklığa kavuşturulmasını isteyebilecekleri genellikle kabul edilmektedir. Böylece, Mahkeme verdiği hükmün gerçek anlamını ortaya koymaktan başka bir şey yapmayacağından, bundan kesin hükmün zarar görmesi söz konusu olmayacaktır.
Genel ilkelerden çıkarılması mümkün olan bu tavzih olanağını 6100 sayılı Kanun açık bir biçimde düzenlemiştir. 6100 sayılı Kanun'un m. 305/1'e göre, hüküm yeterince açık değilse ya da icrasında kuşku uyandırıyor veya birbirine aykırı hüküm sonuçları içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını ya da duraksama veya aykırılığın giderilmesini isteyebilir (Postacıoğlu, İlhan E./Altay, Sümer: Medenî Usûl Hukuku Dersleri, İstanbul 2020, s.784).
Açıklandığı üzere; hükümlerin tavzihi, hükmün müphem olması veya birbirine aykırı (çelişik) fıkralar ihtiva etmesi halinde, hükmün gerçek anlamının meydana çıkarılması için başvurulan bir yoldur. Yargılamanın iadesine karar verilmedikçe veya hüküm temyiz edilip bozulmadıkça, verilen hükmün değiştirilmesi mümkün değildir. Hükümlerin tavzihi de bunun bir istisnası olarak kabul edilemez.
Tavzih, kural olarak sadece hüküm fıkrası hakkında olur. Hükmün gerekçesinin açıklanması bakımından tavzih yoluna gidilemez. Ancak, hüküm fıkrası ile gerekçe arasında bir çelişki varsa, bu çelişkinin giderilmesi için tavzih yoluna başvurulabilir (YHGK.nin 14.6.1967 tarihli ve 1967/9–462 Esas, 300 Karar sayılı ilamı).
Hâkim, tavzih yolu ile hükümde unutmuş olduğu talepler hakkında karar verip bunu kararına ekleyemeyeceği gibi, hüküm verirken unuttuğu vekâlet ücreti veya faiz hakkında tavzih yolu ile bir karar verip bunu hükmüne dâhil edemez. Aynı şekilde kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişki de tavzih yolu ile giderilemez. Bütün bu anlatımlardan çıkan netice; tavzih yolu ile kesinleşmiş olan hüküm sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, cilt 5, Altıncı Baskı şehir 2001 cilt 5, s. 5270 vd.).
Somut olayda; Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince 22.03.2023 tarihli verilen tapu müdürlüğü cevabında tashih talebinde bulunan davacının talep ettiği 546 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak verilen kararın infaz edilerek uygulandığı, hükmün infaz edildiği belirtilmiş ise de hükümde geçen Tapu Müdürlüğü cevabı dosyada görülememiş, tapunun infaz edilip edilmediği dosya kapsamından anlaşılamamıştır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmaza ait tapunun getirtilmesi, tavzih talep edilen hükme ait dava dosyasının dosya içine alınması, hükmün infaz edilip edilmediği hususunun şüpheden uzak bir şekilde açıklığa kavuşturulması ve tazvih talebinin şartlarının oluşup oluşmadığı üzerinde durularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde tavzih talebinin reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ
: Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesinin 17.04.2024 tarihli ek kararının KALDIRILMASINA,
2. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesinin 05.03.2024 tarihli tavzih ek kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
08.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!