3. Ceza Dairesi, FETÖ/PDY üyeliği suçunda sanığın örgütle bağını kesme zamanı ve TCK 30/1 hata hükümlerinin yeterince araştırılmaması nedeniyle verilen istinaf ret kararını bozdu.
Özet: Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ilk derece mahkemesince verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın istinafça reddedilmesi üzerine temyiz edilen dosyada Yargıtay, sanığın örgütün gerçek yüzü ortaya çıktıktan sonraki irtibatının şüpheye yer bırakmayacak şekilde araştırılmaması ve TCK 30/1 maddesindeki hata hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması nedeniyle hükmü bozarak, dosyanın yeniden değerlendirilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

MAHKEMESİ
:Ceza DairesiSAYISI
: ███████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Tunceli 2. Ağır Ceza MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.SUÇ
: Silahlı terör örgütüne üye olmaHÜKÜM
: TCK’nın 221/4-1 inci cümle, CMK'nın 223/4-a ve TCK'nın 221/5 maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesince verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddiBölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;Temyiz edenlerin sıfatları, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören, fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği göz önüne alındığında; aşamalarda alınan savunmalarında samimi bir şekilde örgüt ile bağını anlatan ve dinlenen tanık beyanları ile de uyumlu olarak 2013 yılı sonrasında örgütle irtibatını kestiğini ifade eden sanığın özellikle örgütün gerçek yüzünün ortaya çıkmasından sonra örgütle irtibatını devam ettirip ettirmediğinin şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenerek, sonucuna göre de 5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen hata hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı da tartışılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,Kanuna aykırı, sanık müdafii ve Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Tunceli 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.