Zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil talebinin hak düşürücü süre, 2/B alanında kullanım kadastrosu talebinin ise idari tasarruf gerekçesiyle reddi ve temyizen onanması.
Özet: Davacı, uzun süredir kullandığı bir taşınmazın tapu iptaliyle adına tescilini veya orman vasıflı olması durumunda Hazine adına kaydedilerek lehine kullanım şerhi işlenmesini talep etmiş; ancak mahkemeler, taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına kesinleşen kadastro tespiti üzerinden hak düşürücü sürenin geçmiş olması ve kullanım şerhi talebinin idari bir işlem olup yargı yoluyla müdahale edilemeyeceği gerekçeleriyle davayı reddetmiş, bu ret kararları temyiz incelemesi sonucunda da usul ve yasaya uygun bulunarak onanmıştır.

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Akdağmadeni Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:K A R A RDavacı dava dilekçesinde özetle; ... köyü 102 ada 912 parsel sayılı taşınmazı kadimden beri tarla olarak kullanıldığın, zilyetlik şartlarının lehine oluştuğunu belirterek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile kendi adına kayıt ve tescil edilmesini, taşınmazın orman vasıflı olması halinde ise Hazine adına tarla vasfı ile kaydedilmesini, beyanlar hanesine kendi adına kullanım ve zilyetlik kaydının işlenmesini talep ve dava etmiştir.İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tespit edildiği, taşınmazın 29.02.2008- 31.03.2008 tarihleri arasında askı ilanına çıkartıldığı, tutanağın 01.04.2008 tarihinde kesinleştiği, davanın 13.12.2021 tarihinde açıldığını, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamayacağı; davacın kullanım ve zilyetlik şerhinin tutanağa işlenmesi talebinin (2/B) alanlarında kullanım kadastrosu yapılması işleminin idari bir tasarruf olduğu, bu konuda idareyi zorlayıcı nitelikte dava açılamayacağı gibi Mahkemece idare yerine geçilerek işlem yapılmasının da mümkün görülmediği gerekçesi ile davacının tapu iptali ve tescil isteminin hak düşürücü süre nedeniyle reddine; davacının 6831 sayılı kanun (2/b) maddesi uyarınca kullanıcı şerhi verilmesi talebinin ise idareyi zorlayıcı nitelikte dava açılamayacağı anlaşılmakla esastan reddine karar verilmiş karar verilmiştir. Hükmün davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; (2/B) alanlarında kullanım kadastrosu yapılması işleminin idari bir tasarruf olup, bu konuda idareyi zorlayıcı nitelikte dava açılamayacağı gibi Mahkemece idare yerine geçilerek işlem yapılması da mümkün görülmediği, taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tespit edildiği, taşınmazın 29.02.2008- 31.03.2008 tarihleri arasında askı ilanına çıkartıldığı, tutanağın 01.04.2008 tarihinde kesinleştiği belirtilerek İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı davacı temyiz isteminde bulunmuştur.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usûl ve Kanuna uygun olup davacının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin ise Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,07.04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.