Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, tacirler arası ayıplı mal satışı sözleşmesinden kaynaklanan ticari itibar ve alacak talepli dava.
Özet: Bu hukuki evrak, davacı bir şirketin, satın aldığı ve 24 ay garantili olmasına rağmen ayıplı olarak teslim edildiğini iddia ettiği bir ürün nedeniyle alacak talebiyle açtığı davayı ele almaktadır; davacı, maldaki ayıpların davalı şirket tarafından giderilmemesi, ticari itibarının zarar görmesi ve rezervasyon iptalleri gibi nedenlerle müspet-menfi zararlarının ve ürün bedelinin ticari faiziyle birlikte tahsilini talep ederken, davalı ise ayıbın mevcut olmadığını, davacının yasal bildirim sürelerine uymadığını, taleplerin soyut ve fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir; mahkeme, tarafların tacir olması nedeniyle uyuşmazlığın ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklandığını ve ilgili kanun hükümlerinin uygulanacağını belirtmiştir.

T.C.

ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ███████
DAVA
: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2018
KARAR TARİHİ
: █████/2020
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
A.TALEP
:
1.Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ... tarihli fatura ile davalı şirketten 24 ay garantili, ... ... satın aldığını, malın ayıplı olarak müvekkili şirkete teslim edildiğini, bu durumun müvekkili şirket tarafından davalı şirkete bildirildiğini, davalı şirketinde ayıplı malı tamir edeceğini yazılı olarak taahhüt etmiş olmasına rağmen maldaki ayıpları gidermediğini, ayıplı malları tamir etmek amacıyla tüm aksamıyla birlikte atölyesine götürdüğünü, yeniden müvekkili şirkete teslim edilen ve kurulumu yapılan ... ... ...deki ayıpların giderilmediğini bu durumun davalı personelin tarafından tespit edildiğini, ayıplı malın ayıpsız misli ile değiştirilmesini, misli ile değişiminin mümkün olmaması halinde aynı süre içerisinde ürün bedeli dahil müspet -menfi bütün zararların ödenmesini talep ettiklerini, ihtarnamenin ... tarihinde tebliğ olduğunu, ihtarnameye rağmen müvekkilinin taleplerinin karşılanmadığını, malın ayıplı olması sebebiyle müvekkili şirketin ticari itibarinin zarar gördüğünü, müvekkili otelin konaklayanlara sunulacak imkanları kataloglarında belirttiğini, gelen müşterilerin otel kataloglarını değerlendirerek konaklayacakları otelleri tercih ettiklerini, müvekkili şirkete ait ..., kataloglarında ... nin sezon boyunca müşterilerinin kullanımında bulunacağını görsellerle birlikte müşterilerinin bilgisine sunulduğunu, ...nin bozuk olması sebebiyle otel personelleri müşterilere karşı mahcup olduğunu, otel müşterileri özellikle çocuk müşteriler bu duruma tepki gösterdiklerini, değişik acentelerinin online değerlendirme portallarında paylaşarak yorum yoluyla izhar ettiklerini bazı müşterilerin rezervasyonlarını iptal ettiğini bu durumdan müvekkili şirketinin zarar gördüğünü belirterek ... TL nin davalı şirketten ticari faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
B. TARAF TEŞKİLİ
:
2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi) uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. (H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261)
3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır.
C.CEVAP
:
4.Davalı vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; ortada bir ayıbın olmadığını taahhüt edilen üründe bir özelliğin söz konusu olmadığını, satıcının alıcıya birtakım nitelikler bildirmesi ve bu niteliklerin söz konusu üründe bulunmaması ya da sözleşme konusu üründen beklenen faydayı azaltan veya ortadan kaldıran durumun söz konusu olmadığını, TBK 223 ve devamı maddeleri kapsamında davacı tarafından ayıp bildiriminde bulunulmadığını yasal bildirimi süreleri açıldıktan sonra ... tarihli ihtarname ile iddiada bulunduklarını, müvekkili şirket tarafından ihtarnameye cevabı ihtarname ile itiraz edildiği, davacı tarafça ürün ile ilgili rutin bakım onarım talebinde bulunulduğunu ve müvekkili şirketçe yerine getirildiğini, meydana gelen ayıbın ne olduğu bu durumun imalattan mı yoksa kullanımdan mı kaynaklandığı hususunda bir tespit ya da müvekkiline yapılmış bildirim olmadığını, davacı tarafın iddialarını soyut ve taleplerinin fahiş olduğunu, kötü niyetli olduğunu, belirterek davanın reddini talep etmiştir.
D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ:
5.Dava, alacak talebinden ibarettir.
6.Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. HD'nin █████████ Esas, ████████ Karar sayılı, █████/2018 tarihli kararında da belirtildiği üzere; Taraflar tacir olup, uyuşmazlığın ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK ve 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerekir.
7.Borçlar Kanunu’nun satım sözleşmesine dair hükümlerinin (TBK 'nun 207.maddesi) esasen tacirler arasında yapılan satım sözleşmelerine de uygulanması benimsenmiştir. Bununla birlikte satım sözleşmesinde malın ayıplı olması halinde özel hükümler öngörülmüştür (TTK'nun 23.maddesi). Dolayısıyla tacirler arası satım sözleşmelerine Borçlar Kanunu hükümleri ile birlikte TTK m. 23/1 ve 1-c hükmü de uygulanacaktır.
8.Bu noktada uyuşmazlığın temelini oluşturan “ayıp ve ayıba karışı tekeffül” kavramları üzerinde durmakta yarar vardır:
9.Ayıba ilişkin hukuki düzenleme, dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken 6098 sayılı Borçlar Kanununun 219. maddesinde yer almaktadır. Düzenlemede “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur." denilmektedir.
10.Ayıba ilişkin diğer sınıflandırma, ayıbın açık ve gizli olup olmamasına göre yapılmaktadır. Açık ayıp hemen ilk bakışta ya da yüzeysel bir muayene ile tespit edilebilen ayıptır. Durumun gerekli kıldığı, muayene ile anlaşılamayan ayıplar, gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değilse de ayıp meydana çıkar çıkmaz derhal ihbar etmelidir (Domaniç, H.: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C.I, İstanbul 1988, s.155; Yavuz, N.: Ayıplı İfa, 2.b., Ankara 2010, s. 107; Karakaş, C.F.: Ticari Satımda Ayıp İhbarının Süresi ve Şekli, XXII. Ticaret Hukuku ve Yargıtay Kararları Sempozyumu, Ankar 2006, s.172). Derhal kavramı, halin icabına uygun fazla vakit geçirmeden bildirim olarak anlamak gerekir. Eğer alıcı iğfal edilmiş, yani maldaki ayıp ondan bilerek saklanmış ise Kanunun öngördüğü çözüm satıcı bakımından ağırlaştırılmış bir sorumluluğu gerektirmektedir. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 225. maddesine göre alıcıyı iğfal etmiş olan satıcı, ayıbın kendisine vaktinde ihbar edilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz.
11.Ticari satımlarda muayene ve ihbar külfeti TTK 21/1-c. maddede düzenlenmiştir. Bu hükme göre “ Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya bildirmeye mecburdur. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde muayene etmeye veya ettirmeye ve bu muayene neticesinde malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için bu durumu bu süre içerisinde satıcıya bildirmeye mecburdur.” Ancak ayıp ihbarının bu süre içinde satıcıya ulaşması şart değildir. Bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcı haklarını korumuş olur. TTK 21/1-c. maddede gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde Borçlar Kanunun 223. maddesinin uygulanacağı belirtilmiştir. Borçlar Kanunun 223. maddesinde ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde bildirimin derhal yapılması aksi halde alıcı malı ayıp ile beraber kabul edilmiş sayılacaktır. Alıcı ihbar külfetini yerine getirmiş ise zamanaşımı süresi içinde Borçlar Kanununun 227. maddesinde kendisine tanınan hakları dava yoluyla talep edebileceği gibi zamanaşımı süresi dolsa bile kendisine karşı açılan davada ayıptan doğan defi hakkını ve seçimlik haklarını ileri sürebilir. Bu halde artık alıcının ayıpları bildiği ya da bilmesi gerektiği konusunda ispat yükü satıcıya aittir. Zira bu suretle satıcı yasal olarak kendisine düşen bir sorumluluğu reddetmektedir. TBK'nun 231.maddesine göre, satıcı daha uzun süre için kefalet etmemiş ise, satılanı ayıba karşı tekeffülden kaynaklanan her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile alıcıya teslimin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
12.Somut olayda, mahkememizce taraf delilleri toplanmış, tanıklar dinlenmiştir.
13.Dinlenen tanık ... beyanında özetle; davacı şirketin genel müdürü olduğunu, ürünü aldıktan 15-20 gün sonra sorunlar çıkmaya başladığını, firmaya bildirim yaptıklarını, yurt dışından tutkal getireceklerini söylediklerini, 2017 yılı sezon sonuna doğru davalıdan teknik elemanlar gelerek incelemeler yaptıklarını, sezon içinde en az 20 kez davalı şirketi davet ettiklerini, toplam 10 kere geldiklerini, ufak tefek arızaları davalı tarafça verilen kitlerle giderdiklerini, 2017 yılı sonunda davalı firmanın ürünü söküp tamir etmek için götürdüklerini, 2018 yıl ... ayında ürünün geri geldiğini, tekrar aynı sorunu yaşadıklarını, ürünü götürmelerini söylediklerini, değişim talebini davalının kabul etmediğini, müşterilerin büşük memnuniyetsizlik yaşadığını, ürünü paketleyip kullanmadıklarını ; Davacı tanığı ... duruşmada özetle; otelin teknik müdürü olduğunu, ürün ilk geldikten 15 gün kadar sonra sorunlar yaşadıklarını, ortak kararla cırtların iptal edildiğini ve iple boruların bağlanmasına karar verildiğini, biraz daha kullandıktan sonra başkaca sorunların ortaya çıktığını, davalı şirket çalışanları ile sürekli görüştüklerini, davalının tamir için ürünü götürdüğünü, ipleri klora dayanıklı malzeme ile değiştirilmesini söylediklerini, ürünü yaptıktan sonra da sorunların yine devam ettiğini ; Davalı tanığı ... duruşmadaki beyanında özetle; davalı firmada işçi olarak çalıştığını, ... ürünler yaptığını, dava konusu ürünün yapımında da kendisinin de çalıştığını, tamire gittiklerinde söylemelerine rağmen kloru fazla attıklarından kumaşın özelliğini kaybettiğini belirlediklerini, defalarca tamire gittiklerini ancak düzene girmediğini, kumaşa zarar verici işlemlerin davacı tarafça yapıldığını ; Davalı tanığı ... duruşmadaki beyanında özetle; davalı firmada işçi olarak çalıştığını, kendisinin ürünün bakımına gittiğini, klorun fazla konulduğundan dolayı ürünün beyazlaştığını gördüğünü, deniz suyunun da kullanıldığını, dikişlerin açıldığını fark ettiğini, 3-4 günde bir arıza bilgisinin geldiğini, kendilerinden davacı taraf istediği için içeriden boru döşediklerini, firma olarak aynı projeyi ... ...ne de yaptıklarını ancak klorlamayı kendisi yaptığı için bir sıkıntı olmadığını beyan etmiştir.
14.Mahkememizce aşamalarda ... nöbetçi mahkemesine talimat yazılarak, davanın temeli olan mal üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması istenmiştir.
15. ... tarihli bilirkişi ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; dava konusu ürünün üretiminde, havuz suyunda kullanılan kimyasal maddelerin tahribatı sonucunda sorun yaşanabileceği konusu dikkate alınmadan kimyasal maddelere karşı dayanıksız ve uygun olmayan kalitesiz malzeme kullanıldığı, üretim esnasındaki işçiliğin iyi olmadığı, sonuçta ürünün kalitesiz olduğu, bu nedenle üründe sürekli sorun yaşandığı, ürünle ilgili bu durumun davacı tarafından ürünün hiç kullanılmadan anlaşılmasının mümkün olmadığı, ancak bir süre kullanıldıktan sonra anlaşılabileceği, bu nedenle ürünün gizli ayıplı olduğu, gizli ayıbın davalı tarafından havuz suyu kimyasallarına dayanıklı yeni bir ürünün davacıya verilmesiyle giderilebileceği, ürünün gizli ayıplı olması halinde davacının talep edebileceği bedelin dava tarihi itibariyle hesaplamasının ise uzmanlık alanında olmadığı hususları belirtilmiştir.
16.Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş ve itirazlar/beyanlar alınmıştır.
17.İtirazların değerlendirilmesi amacıyla mahkememizce tekrar talimat yazılmış ve iki adet tekstil ve bir adet kimya mühendisi eşliğinde tekrar keşif yapılıp, bilirkişi raporu aldırılması istenmiştir.
18.Talimat yolu ile aldırılan bilirkişiler kimya mühendisi ..., tekstil mühendisi ..., tekstil mühendisi ... tarafından düzenlenen heyet raporunda özetle; ürünün katalog üzerinden alındığı, dava konusu üründe kullanılan malzemelerin havuz suyu için kullanılan kimyasallara karşı mukavemetsiz olduğu ve kalitesiz malzeme kullandığı aynı zamanda işçilik kalitesinin de iyi olmadığı, bu nedenle devamlı sorunlar yaşandığı, üründeki hataların hemen görülmesinin mümkün olmadığı için ancak bir süre kullanıldıktan sonra görülüp tespit edilebileceği düşünüldüğünden ürünün gizli ayıplı olduğu, gizli ayıbın yeni ürünün davacıya verilerek giderilebileceği, bedelin dava tarihi itibariyle hesaplamasının ise uzmanlık alanlarında olmadığı hususları belirtilmiştir.
19.Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş ve itirazlar/beyanlar alınmıştır.
20.Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen).
21.Bu hususlar doğrultusunda, bilirkişi raporlarının, hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Mahkememizce aldırılan iki bilirkişi raporu da birbirini teyit eder niteliktedir. Üründeki ayıbın gizli ayıp olduğu, kullanıldıkça ortaya çıkan bir ayıp olduğu bilirkişi raporları ile anlaşılmaktadır. Dosya kapsamından, dilekçelerden, tanık beyanlarından üründeki kullanılma ortaya çıkan sorunlar meydana geldikçe davacı tarafça davalıya derhal bildirimde bulunulduğu da anlaşılmaktadır. Yine bakıldığında, faturada gösterilen ürün satış bedeli konusunda taraflar arasında bir ihtilaf olmadığı, bu konuda bir itirazın davalı tarafça da ileri sürülmediği anlaşılmakla, bu konuda ayrıca bir bilirkişi incelemesi yaptırılmamıştır.
22.Üst yargı denetimine elverişlilik açısından bir hususa da değinmek gerekmektedir. Davacının, kesin sürede liste vermediği için davalının tanıklarının dinlenmemesine yönelik itirazları, tensip tutanağı ile henüz uyuşmazlık konusu tam belirlenmeden verilen kesin sürenin usule uygun olmayacağı nedeniyle yerinde bulunmamıştır. Mahkememizce bir kısım taraf tanıkları dinlenmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 241. maddesi “mahkeme, gösterilen tanıklardan bir kısmının tanıklığı ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede bilgi edindiği takdirde, geri kalanların dinlenilmemesine karar verebilir” hükmünü düzenlemiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 241. maddesinin amacı, gerekçesinde de belirtildiği üzere kanıtlanan hususlar ile ilgili davanın gereksiz uzamasının önlenmesidir. Bu hüküm keyfi şekilde tanıkların dinlenmesinden vazgeçilmesi yönünde bir imkan mahkemeye tanımamakla birlikte, somut olayda, bir kısım tanıklar dinlenmiş, davalının tanığının bildirilen adresi esas alınarak, tebligat yapılmış, zorla getirilme çıkarılmış ancak tanık duruşmada hazır olmamıştır. Teknik bilirkişiler vasıtasıyla iki adet rapor alınması, bir kısım tanıkların dinlenmesi hususları karşısında, ispat edilmek istenen husus konusunda yeterli derecede bilgi edinildiği için kanuni imkandan yararlanılarak, diğer tanık dinlenmesinden vazgeçilmiştir.
23.Tüm dosya kapsamı, dinlenen tanık beyanları, aldırılan ve birbirini teyit eden bilirkişi raporları doğrultusunda, yukarıdaki açıklamalar ışığında, davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ İLE, ... TL'nin ... tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
2-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL peşin karar harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm tarihi itibariyle alınması gerekli bakiye ... TL nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, (24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “kararın verilmesinden itibaren iki ay” ibaresi “kararın tebliğinden itibaren bir ay” şeklinde değiştirilmiştir.)
5-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen toplamda ... TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti-keşif gideri toplamı ... TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, davalı tarafından yatırılan gider avansının aynı şekilde istek halinde iadesine,
10-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep ve masraf bulunması halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., █████/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., █████/1940, 1940/7 E., ███████ K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından kanun yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına,
Dair, davacı vekili ... ve davalı vekili ...'ın yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2020
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!