Sahte kambiyo senedi düzenlenerek dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından mahkum olan davalıya karşı açılan menfi tespit davası ile haksız borç ve hacizlerin kaldırılması talebi.
Özet: Davacı, aralarında taşınmaz husumetleri bulunan davalı tarafından sahte kargo ile imza elde edilerek düzenlenen 12 milyon dolarlık kambiyo senedi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti, icra takibinin iptali ve ihtiyati tedbir talebiyle dava açmış; zira sahte senetle ilgili ceza yargılamasında davalının "dolandırıcılığa teşebbüs" ve "sahtecilik" suçlarından mahkumiyeti kesinleşmiş olmasına rağmen, icra hukukundaki süreçte Yargıtay, imzanın davacıya ait olduğu gerekçesiyle takibin devamına karar vererek davacının tüm malvarlığına haciz konulmasına neden olmuştur.

T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE; davalı ...'ın müvekkili ...'e ait bir taşınmazı haksız olarak ele geçirmiş olduğunu, davacı tarafından açılan davalar sonucunda taşınmazın tekrar davacı üzerine tapuda tescili sağlandığını, bu sürecin 2008 yılında başlamış olduğunu, Bakırköy .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E. İle ... E. Sayılı tapu iptali ve tescil sonrasında Bakırköy ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E. ile ... E. Sayılı feragatin iptali ve nihayetinde Bakırköy .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E. ile ... E. Sayılı tapu iptali ve tescil davalarının müvekkili lehine neticelenmesi ve Yargıtay tarafından kararların onanması sonucu █████/2018 tarihinde taşınmazın davacı adına tescili sağlandığını, 2018 yılı Temmuz ayında kendisini site güvenliğine ve müvekkiline ... Kargo ambalajı kullanarak kargo görevlisi olarak tanıtan bir şahıs sahte bir gönderici adresi oluşturulmuş paketi müvekkiline el yazılı isim ve imzasını alarak teslim ettiğini, müvekkili ve çocukları tarafından gelen ürünü sipariş etmemiş olduklarını, kargonun ..... kargo tarafından da gönderilmediğini tespit ettiklerinde dolandırıcılık türü bir eylemle karşı karşıya kaldıklarını anlayıp davalıdan kuşkulanıp emniyete intikal ettiklerini, sahte kargo olayından sonra 18 Ekim 2018 tarihinde alacıklısı ..., Borçlusu ... olan ve toplam miktarı 76.297.258.81 TL olan Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün eski ... E. yeni ... E. Sayılı dosyasından gönderilen bir ödeme emri müvekkiline tebliğ olduğunu, tebliğ edilen bonoda keşideci kısmında el yazısı ile müvekkilini adının yazılıp imzalandığı ve nakten alınan ifadesi ile belirtilerek 12.000.000 Milyon Amerikan Doları üzerinden düzenlemiş olduğunu, taraflar arasında yıllarca süren davalar nedeniyle husumet olduğunu, aralarında para alışverişi, ticari ya da benzeri bir ilişki olmadığını yapılan incelemeler sonucunda da tarafların telefon kayıtlarında da aralarında bir görüşme ve mesajlaşma olmadığını, senedin düzenlendiği tarihte tarafların farklı şehirlerde olduklarının belirlenmiş olduğunu, müvekkilinin şikayette bulunmuş olunduğunu davalı ... hakkında kamu davası açılmış olduğunu, İcra takibinin iptali için Bakırköy .... İcra Hukuk Mahkemesine başvurulduğunu, Bakırköy ... İcra Hukuk Mahkemesince imzalı boş kağıda doldurulan sahte protokol nedeniyle senedin kambiyo senedi olma vasfında bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabul olduğunu ve takibin durdurulduğunu, bu karar davalı vekilince istinafa götürüldüğünü, İstanbul Bölge Adliye Mahkeme kararı ile takibin devamına karar verildiğini, taraflarınca kararı temyiz ettiklerini, Yargıtay .... Hukuk Dairesi, bonodaki imzanın müvekkiline ait bulunduğundan dolayı Bölge Adliye Mahkemesi kararını onamış olduğunu, İcra Hukuku yönünden takibin kesinleşmiş olduğunu, davacıya ait tüm taşınmaz ve haklara haciz konulduğunu, davalı hakkında ceza davası açıldığını ve yargılamanın Bakırköy ... Ağır Ceza Mahkemesinde yapıldığını, davanın halen derdest olduğunu, sanık olarak yargılanan ... hakkında “Resmi ve Özel belgede Sahtecilik ve Dolandırıcılık Suçuna Teşebbüs" suçlarından çeşitli sürelerde mahkumiyet kararları vermiş olduğunu, sanık tarafınca İstinafa başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesi tarafından, “Dolandırıcılık Suçuna Teşebbüs” suçundan tesis edilen 4 yıl 6 aylık hapis cezası onanarak kesinleşmiş ve kesinleşmiş mahkumiyet kararı infaz için mahkemesince Bakırköy C.Başsavcılığına gönderildiğini, Bölge Adliye Mahkemesi .... Ceza Dairesi bahsi geçen belgelerin sahte olduğuna dair yerel Ağır Ceza Mahkemesi kararının yerinde olduğunu kabul etmiş olduğunu, hükme konu resmi ve özel belgelerdeki sahtecilik fiillerinin ayrı ayrı suçlar oluşturması yerine tek suç mu yoksa zincirleme suç mu olduğunun değerlendirilmesi gerektiği yönünden ve sadece bu suçlara ilişkin hükümlerin anılan nedenle bozulmasına karar vermiş olduğunu, ... Ceza Dairesi tarafından kesin olarak karar verildiği için yerel mahkemenin kararına karşı direnme hakkının bulunmadığını, sahtecilik suçuna ilişkin kabulünde kesinleştiğini, davacının yüksek miktarlı sahte kambiyo senedi ile ciddi bir mağduriyet yaşamış olduğunu, maddi ve manevi büyük zararlara uğramış olduğunu, davacının tüm taşınmazlarına, banka hesaplarına, mal varlığa haciz konulmuş olduğunu, yakınlarının desteği ile hayatını idame ettirdiğini bu nedenle adli yardım talep etmiş olduğunu, davalı tarafından konulan ve iş bu menfi tespit davasına konu teşkil eden sahte senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitini, icra takibinin iptalini, HMK 'nun 389. Maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilerek icra takibinin durdurulmasını, İcra ve İflas Kanunundan kaynaklanan tazminat, ceza ve benzeri haklarının davalıdan tahsilini, Yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde ÖZETLE; davacının davasını dayandırdığı Bakırköy .... Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen kararın huzurdaki davamıza doğrudan herhangi bir etkisi bulunmamakta olup, davacının talebine ilişkin ispat kurallarını huzurdaki dava bakımından yerine getirmesi zorunlu olduğunu, Bakırköy .... Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen fahiş hatalı karara karşı tarafımızca istinaf kanun yoluna da başvurulduğunu, davacı tarafından her ne kadar taraflar arasında Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün .... E. sayılı dosyasına konu senedin verilmesini gerektirir bir ilişki bulunmadığı iddia edilmiş ise de, söz konusu senet davacı tarafından müvekkile taraflar arasında akdedilen bir sözleşmeye istinaden, taşınmaz ile ilgili olarak verildiğini, taraflarca imzalanan 06.01.2018 tarihli Sözleşme'de davacı ... borçlu, müvekkil ... alacaklı olarak belirtilmiş ve daha önce davacı tarafından müvekkile verilen toplam 12.000.000,00 USD bedelli 5 adet senedin müvekkil tarafından davacıya iade edildiğini, bunun yerine davacı tarafından müvekkile 01.08.2018 vade tarihli 12.000.000,00 USD bedelli senet teslim edildiği, sözleşmenin devamında Bakırköy ... Asliye Hukuk Mahkemesinin .... E. sayılı dosyasının borçlu lehine sonuçlanması halinde 01.08.2018 tarihli ve 12.000.000,00 USD bedelli senede karşılık ... Mahallesi .... Mevkii ... Ada ... Parsel'deki benzin istasyonu niteliğindeki taşınmazın müvekkile devredileceği düzenlenmiş, sözleşme alacaklı kısımda ..., borçlu kısmında ... olacak şekilde imzalandığını, dolayısıyla taraflar arasında davaya konu senedin düzenlenmesini gerektirir bir ilişki bulunduğunu, söz konusu senedin, yine daha önce davacı tarafından düzenlenerek müvekkile teslim edilen 5 adet senedin yerine düzenlenerek sözleşme ile birlikte müvekkile teslim edildiğinin açık olduğunu, Davacı tarafından düzenlenerek müvekkile verilen senedin vadesinde ödenmemesi üzerine müvekkil tarafından Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile davacı aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapılmış ve ödeme emri davacıya 18.10.2018 tarihinde tebliğ edildiğini, daha sonra davacı tarafından ikame edilen Bakırköy .... İcra Hukuk Mahkemesi nezdindeki imza ve borca itiraz davası sonucunda mahkemece 17.06.2022 gün, ... E. ve .... K. sayılı ilam ile "İncelenen dosya ve icra dosyası içeriğine göre; dava dosyası kapsamında alınan heyet bilirkişi raporları ve adli tıp raporlarına göre, takip dayanağı bono üzerindeki imzanın davacıya ait olduğu tespit edilmiştir. Bu sebeple imzaya itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmaktadır” gerekçesiyle imza itirazının reddine karar verilmiş ve söz konusu karara karşı davacı tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığını, icra hukuk mahkemesi kararıyla senedin sahte olmadığına karar verildiği ve davacı tarafından itiraz edilmeyerek kararın kesinleştiği ve usuli müktesep hak doğduğunu, , öte yandan icra mahkemesinin imzanın itirazına ilişkin davasının sonucu şekli anlamda kesin olduğu gibi, istisna olarak kararın maddi anlamda da kesinliği de ifade edeceğini, artık senedin sahteliğine ilişkin dava açılamayacağı, açılan davanın da derdestlik yönünden reddedileceğinin açık olduğunu, davacı tarafından ikame edilen huzurdaki menfi tespit davasının, aynı konuda maddi anlamda kesin hüküm teşkil eden bir karar bulunması nedeniyle dinlenmesi hukuken mümkün olmadığını, Davacının dilekçesinde dayandığı ve ceza mahkemesinin gerekçesinde belirttiği "İnceleme konusu senette yer alan "..." isim yazısı ve imzanın alt üst ve sağında kırmızı ok işareti ile göstermiş olduğumuz bölümlerde konumlanmış doğrusal yapıştırıcı bakiyesi hatlarının mevcut olduğu, söz konusu hatlardan sağdaki hattın "...." ibaresindeki "z" harfi ile kesiştiği bölümlerde "z" harfinin kesintiye uğradığı saptandığından, inceleme konusu senedin "..." isim yazısı ve imzadan faydalanılarak oluşturulmuş olduğu hususlarını bildirir RAPORDUR." şeklindeki kabul de gerçeğe ve dosyaların kapsamına tamamen aykırı olduğunu, öncelikle fazlaya ilişkin her türlü talep hakkımız saklı kalmak kaydıyla; haksız davanın reddini, davacının tazminat taleplerinin reddi ile, takibe konu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
:
Bakırköy .... Ağır Ceza Mahkemesi'nin 01.06.2021 gün ve ... E./.... K. Sayılı dosyasının karar örneği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin ... Ceza Dairesinin 13.02.2024 gün ve E... -K. .... sayılı dosyasının karar örneği, Bakırköy .... İcra Hukuk Mahkemesinin 17.06.2022 gün ve E....- K..... sayılıdosyasının karar örneği. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...Hukuk Dairesinin 07.12.2023 gün ve E.... – K. ....sayılı dosyasının karar örneği, Yargıtay ... Hukuk Dairesinin 29.02.2024 gün ve E.... – K.... sayılı dosyasının karar örneği, Bakırköy ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin .... E. ... K. sayılı kararı, Bakırköy .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ... E. .... K. Sayılı kararı, Bakırköy ... Asliye Hukuk Mahkemesinin .... E. .... K. Sayılı dosya suretleri, bakırköy .... icra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasının takip talebi, haciz tutanakları , taşınmazların değer tespitine yönelik yazışma örnekleri, taşınmazların satışına ilişkin avans makbuzu örneği ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
İş bu dava, █████/2018 düzenleme tarihli, █████/2018 ödeme tarihli, 12.000.000,00 USD bedelli dava konusu bonodan ve bononun konu edildiği icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti ve icra takibinin iptali talebine ilişkindir. (İ.İ.K 72)
Bakırköy ... Asliye Hukuk Mahkemesinin █████/2024 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile görevsizlik kararı verildiği ve dosyanın mahkememize gönderilerek iş bu esası aldığı anlaşılmıştır.
Somut olayda davacı taraf, davalı ile dava konusu bononun düzenlenmesini gerektirir bir para alışverişi, ticari ya da benzeri bir ilişki söz konusu olmadığını, sahte kargo olayı ile imzasının alınarak söz konusu bononun oluşturulduğunu, bononun sahteliğine ilişkin olarak Bakırköy ... Ağır Ceza Mahkemesinin .... Esas sayılı ceza dosyası üzerinden yargılama yapıldığını ve bononun sahte olarak oluşturulduğunun tespiti ile sanık olan davalının cezalandırılmasına karar verildiğini, bu nedenlerle dava ve takip konusu bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine ve takibin iptaline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Davalı taraf ise, söz konusu senedin davacı tarafından aralarındaki sözleşmeye istinaden, taşınmaz ile ilgili olarak verildiğini, taraflarca imzalanan 06.01.2018 tarihli sözleşmede davacı ...'in borçlu, ... olarak kendisinin alacaklı olarak belirtildiğini ve daha önce davacı tarafından kendisine verilen toplam 12.000.000,00 USD bedelli 5 adet senedin davacıya iade edildiğini, bunun yerine davacı tarafından dava konusu 01.08.2018 vade tarihli 12.000.000,00 USD bedelli senedin teslim edildiği savunmasında bulunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Bu kapsamda taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iradesi fesada uğratılarak ve hileli olarak imzası alınmak suretiyle dava ve takip konusu bononun oluşturulup oluşturulmadığı, ceza mahkemesince verilen kararın mahkememizi bağlayıp bağlamayacağı konusunda toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü adına mahkememizce tarafların dayandığı deliller celp edilmiş ve buna göre; Davaya konu Bakırköy ... İcra Dairesinin eski ... esas yeni ... esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davalı alacaklının borçlu hakkında 12.000.000 $ USD miktarlı █████/2018 tanzim tarihli, █████/2018 ödeme tarihli bonoya istinaden kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla 12.174.904,11 USD alacak yönünden takip başlattığı ve ödeme emrinin davalı borçluya █████/2018 tarihinde tebliğ olunduğu, takip dayanağı bononun TTK'nun 776 maddesinde sayılan zorunlu unsurları içeren kambiyo senedi vasfına haiz bono niteliğinde olduğu, söz konusu bonoda davacı borçlunun keşideci, alacaklının ise lehtar konumunda yer aldığı görülmüştür.
Dava konusu bono ve takibe ilişkin olarak Bakırköy ... İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas ve ... Karar sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama neticesinde; ...aldırılan bilirkişi raporlarına göre takip dayanağı senetteki keşideci imzası davacı borçluya ait olduğundan imza itirazı yerinde olmasa da, davalı alacaklı tarafından sunulan sözleşmedeki imza davacı tarafça kabul edilmese de, davacı tarafın, davalı alacaklı tarafından kabul edilen sözleşme içeriğine dayanarak borca itiraz sebeplerini ileri sürmesinin davanın genişletilmesi mahiyetinde kabul edilemeyeceği, davalı tarafça sunulan sözleşme ekindeki belgede sözleşme içeriğindeki taraflar, miktar, tanzim ve vade tarihi olarak takip dayanağı bono ile aynı olup kayıtsız şartsız muayyen bir bedeli ödeme vaadini içermediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle, davacının davasının borca itiraz bakımından kabulü ile, İİK'nun 169/a-5 uyarınca takibin durdurulmasına, itiraza ilişkin esasa girilmediğinden İİK'nun 169/a-6 maddesi yarınca davalı aleyhine şartlar oluşmadığından kötü niyet tazminat talebinin reddine dair karar verildiği, taraf vekillerinin istinaf talebi üzerine İstanbul B.A.M .... Hukuk Dairesinin 07.12.2023 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile; Bakırköy ... İcra Hukuk Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı kararının kaldırılmasına ve davacı borçlunun imzaya ve borca itirazının reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin bu kararı temyiz etmesi üzerine Yargıtay .... Hukuk Dairesinin 29.02.2024 tarih ... Esas ve .... Karar sayılı ilamı ile istinaf ilamının onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.
Dava konusu bononun dolandırıcılık suretiyle sahte olarak oluşturulduğu iddiasına ilişkin olarak yapılan ceza yargılaması neticesinde Bakırköy ... Ağır Ceza Mahkemesinin █████/2022 tarih .... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile; HTS raporları ve buna yönelik alınan bilirkişi raporu, Adli Tıp Kurumu raporları, Bakırköy ... İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ve Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra takip dosyası ve Bakırköy .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .... Esas, ... Karar sayılı kararı, yine aynı mahkemenin .... Esas, ... Karar sayılı dosya içerikleri, katılan beyanı, katılan vekillerinin beyanları, sanık savunmaları, sanık vekillerinin beyanları, suça konu senet ve sözleşme ile birlikte dosya kül halinde değerlendirildiğinde; sanık ve katılanın senet ve sözleşmenin düzenlendiği iddia edildiği tarihlerde hiç bir araya gelmedikleri, sanığın katılana 12 milyon doları elden verdiği yönündeki savunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu denli yüksek miktardaki meblağın tek senet düzenlenerek verildiği yönündeki beyanın gerçeği yansıtmadığı, kaldı ki katılanın Bakırköy .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında yer alan taşınmaza ilişkin yapılan yargılama neticesinde söz konusu taşınmazın tapuda iptaliyle katılanın adına kaydına karar verildiği ve katılanın sanıktan borç para almasını gerektirir herhangi bir hukuki durumunun bulunmadığı, sanığın katılanın eşinin borçları nedeniyle 2016 yılında kendisinden borç para aldığı yönündeki beyanının itibar edilebilir olmadığı, nitekim buna ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı, şöyle ki katılanın eski eşiyle belirtilen tarihlerde boşanmış olduğu, sanığın katılana verdiğini iddia ettiği 12 milyon dolarının bulunduğuna yönelik herhangi bir resmi kayıt sunmadığı, gerek suça konu senet, gerekse sözleşme ile ilgili yukarıda anılan Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin ve aynı dairenin genişletilmiş uzmanlar kurulunca yapılan incelemelerde düzenlenen raporlarda belirtildiği gibi, senet ve sözleşmedeki ...'e ait yazı ve imzaların başka amaçlarla atılmış imza ve yazılardan faydalanılarak oluşturulduğunun açık ve net olarak belirtildiği, sanığın söz konusu senet ve sözleşmeyi bu şekilde sahte olarak oluşturduğu, gerçekte var olmayan, borca dayalı olarak senet tanzim ettiği, yine gerçekte var olmayan borç ve senetlerden bahsedilerek sözleşme düzenlendiği, suça konu senedi Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ... takip sayılı dosyasında takibe koyduğu, böylece üzerine atılı Kamu Kurum ve Kuruluşları vb Tüzel Kişilerin Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık suçuna teşebbüs ettiği, ayrıca yukarıda değinildiği gibi suça konu senedi sahte olarak düzenlendiği, ayrıca özel belge niteliğinde olan █████/2018 tarihli "sözleşme" başlıklı sözleşmeyi de yine sahte olarak düzenlediği ve kullandığı sonucuna varılmakla, eylemine uyan 5237 sayılı yasanın 204/1, 207/1 ve 158/1-d, 35 maddelerine göre cezalandırılmasına karar verildiği, davalı sanık müdafinin istinaf talebi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin ...Ceza Dairesinin 13.02.2024 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile; yapılan soruşturma ve delillerin değerlendirilmesine göre sözleşme ve senetteki yazı ve imzanın katılana ait olmasına rağmen, katılan ile sanık arasında gerçek bir alacak borç ilişkisi olmaması, daha önce hukuk mahkemesindeki yargılamanın katılan lehine sonuçlanması, senedin ve sözleşmenin düzenlenme tarihlerinde ve bu tarihlerden önceki ve sonraki sürelerde katılan ile sanık arasında herhangi bir telefon irtibatı olmaması, sanığın senede konu olan $ 12.000.000 parayı elden ve nakit olarak vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olması, bu paranın kaynağına ilişkin şüpheli tarafından yeterli belge yada mal varlığı gösterememesi, eylem tarihinden önce katılanın evine gelen ve kargo görevlisi olduğunu söyleyen bir kişi tarafından katılanın kargo teslim evrakına imzasının alınması, Bakırköy .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasındaki bilirkişi raporuna göre senetteki imzanın katılanın eli ürünü olmadığının belirtilmesi karşısında raporlar arasındaki çelişki ve yukarıda belirtilen gerekçelere göre sanığın suça konu sözleşme ve senedi katılanın imzasını taklit etmek suretiyle sahte olarak düzenlediği, ayrıca bu senedi icra takibine koyarak dolandırıcılığa teşebbüs ettiği anlaşıldığı, böylelikle sanığın nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği, kabul edilmiş ve bu şekilde dolandırıcılık eylemi kesinleşerek mahkemece hükmedilen 4 yıl 6 aylık hapis cezası infaz için Bakırköy C.Başsavcılığına gönderildiği anlaşılmıştır.
Resmi evrakta sahtecilik bakımından ise istinaf tarafından; suça konu sahteliği iddia ve kabul edilen belgelerin aynı suç işleme kararı ile aynı anda düzenlendiğinin tespiti halinde yüklenen eylemin tek bir sahtecilik suçunu, senet ve sözleşmenin farklı tarihlerde verildiğinin tespiti halinde ise bir suç işleme kararının icrası kapsamında resmi belgede sahtecilik ve özel belgede sahtecilik suçlarının kısa zaman aralıkları içerisinde ihlal edildiğinin kabulü ve eylemine TCK'nın 43/1. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekeceği nazara alındığında; anılan hususun tereddüde mahal bırakmayacak şekilde tespiti ile sonucuna göre uygulama yapılması gerektiği gözetilmeksizin hükümde bu konunun tartışmasız bırakılması suretiyle yargılamaya devamla her bir belge yönünden ayrı ayrı sahtecilik suçunun oluştuğu kabul edilerek yazılı şekilde ayrı ayrı mahkumiyet hükümleri kurulması, gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Dava konusu bononun sahteliğine ilişkin alınan bilirkişi raporları; Bakırköy .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama kapsamında alınan Adli Tıp ve Adli Bilimler Enstitüsü’nde görevli üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından █████/2018 tarihinde hazırlanan ilk raporda “ Yazı ve imzanın ... eli ürünü olmadığı” yönünde kanaat bildirildiği görülmüştür. Davalı alacaklının bu rapora itirazı üzerine yapılan Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesince yapılan inceleme sonucu düzenlenen 26.09.2019 tarihli bilirkişi raporunda “İmza ve yazının ... eli ürünü olduğu” yönünde kanaat bildirildiği, raporlar arası çelişkinin giderilmesi yönünden mahkemece Adli Tıp Kurumu Genişletilmiş Uzmanlar Komisyonundan rapor alındığı, komisyonun █████/2021 tarihli raporunda ''..İnceleme konusu 01.08.2018 Ödeme Tarihi, 05.01.2018 Düzenleme Tarihli, 12.000.000 $ USD (Çon iki milyon Amerikan Doları) tutarlı, alacaklısı ... olan, ... adına atfen imzalı senet aslı metnin el yazısı ile doldurulmadığı, sadece borçlu isminin el yazısı ile yazılmış olduğu, “...” isim yazısı ile ...'in mukayese yazı örnekleri arasında, harflerin kaligrafik yapılanması, harfler arasında bağlantı ve kümelenme tarzı ve eğim gibi özellikler bakımından ileri derecede benzerlikler mevcut olduğu, borçlu imzası ile ...'in mukayese imza örnekleri arasında, imza eğim ve ölçüsü, başlangıç ve bitirilişi, grama ve iç gövde büklümlerinin şekil ve biçimlendirilişi ile bağlantı ve orantıları, aralıklar, baskı derecesi ve işleklik gibi unsurlar bakımından ileri derecede benzerliklerin mevcut olması nedeniyle, inceleme konusu senet metninde yer alan borçlu isim yazısı ve borçlu imzasının imzasının ...'in eli ürünü olduğu oy birliği ile kanaatine vardıkları..'' tespitinin yapıldığı görülmüştür. Bakırköy .... Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama kapsamında alınan İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen █████/2019 tarihli rapora göre senet ve sözleşmedeki ... ibareli el yazıları ile altındaki imzanın ...'in eli mahsulü olduğunun tespit edildiği,
Mahkememizce İcra Hukuk Mahkemesince ve Ceza Mahkemesince alınan yukarıda belirtilen bilirkişi raporlarının çelişkilerin giderilerek mahkemesince alınmış olması, çeşitli teknik cihazlar kullanılarak yöntemine uygun incelemenin yapılması, takibe konu senetteki ve karşılaştırmaya esas belgelerdeki imzaların çeşitli yönlerden karşılaştırılmış olması, mukayesenin fotoğraflarla desteklenmesi, mukayese evrakların toplanarak yeteri kadar imza örneği ile incelemenin gerçekleştirilmiş olması, raporu düzenleyen bilirkişilerin uzmanlık alanının konu ile ilgili olması, bu haliyle denetime elverişli, hükme esas alınacak nitelikte ve yeterli olduğu gözetilerek yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmamıştır.
İş bu deliller ışığında somut olayda davacı taraf iradesinin fesada uğratılarak, sahte korgo işlemi neticesinde imzasının alınarak bononun oluşturulduğunu iddia etmiştir. Tüm hukuki işlemlerde olduğu gibi kambiyo ilişkisinin hukuken geçerli olarak doğduğunu kabul etmek için tarafların karşılıklı iradeleri ile meydana gelmiş olması şarttır. Senedin düzenlenmesinde iradenin oluşumu ve beyanı aşamasında, iradenin özgür bir biçimde oluşmadığı veya gerçek iradeye uygun şekilde açıklanmadığı iddiasında bulunan taraf TBK 'nın 39. Maddesinde düzenlenen hak düşürücü süre içinde bono ile bağlı olmadığını bildirmiş ise bu iddiasını her türlü delil ile ispatlayabilir.
İrade bozukluğu halleri Türk Borçlar Kanunu'nun 30 ila 39. maddeleri arasında “Yanılma”, “Aldatma” ve “Korkutma” başlıkları altında düzenlenmiştir. Aldatma (hile) ; genel olarak, bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı korumak yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Nitekim, Hukuk Genel Kurulunun 20.10.2010 tarih ve 2010/1-502 E., ████████ K.; 08.07.2020 tarih ve 2017/1-1831 E., ████████ K. sayılı kararlarında, hilenin; gerçek durumu bilmesi halinde bir kimsenin kabul etmeyecek olduğu bir şeyi kabul etmesine diğer bir kimse tarafından yol açılması olduğu vurgulanmıştır. Başka bir deyişle, yalan söyleyende karşı tarafı aldatmak ve onun gerçeği bilmesi halinde yapmayacak olduğu bir sözleşmeyi yapmağa sevk etmek niyeti bulunmalıdır. (Yargıtay hukuk Genel KuruluE. 2017/1-1216K. ███████, T. 11.2.2021)
Somut olayda davacı taraf, hile ile imzasının alındığı iddia etmiş ve bu hususun ceza mahkemesi kararı ile hüküm altına alındığını, ceza mahkemesinin kararının da mahkememizi bağlayacağı savunmasında bulunmuştur. Dolayısıyla öncelikle ceza mahkemesi kararlarının hukuk davasına etkisi, eş söyleyişle ceza mahkemesinin hangi kararlarının hukuk mahkemelerini bağlayacağı konusu üzerinde durulmasında yarar vardır. Dava konusu bononun tanzim tarihi itibariyle, ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesine (davasına) etkisi, Türk Borçlar Kanunu’nun 74.maddesinde düzenlenmiş olup; hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Bu ilke, ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımını, aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının ise kişi ilişkilerinin Medeni Hukuk alanında düzenlenmesi ve özellikle tazmin koşullarını öngörmesi esasına dayanmaktadır. TBK’nun “ Ceza Hukuku İle İlişkisinde ” başlıklı 74.maddesinde: “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.
” hükmü yer almaktadır.
Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen, beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ancak gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.1.975 gün ve E:1971/T-406, K:1975/1; HGK'nun 23.1.1985 gün ve E:███████-372, K:███████; HGK'nun 27.04.2011 gün ve E:███████-50, K:████████ sayılı ilamları).
Vurgulamakta yarar vardır ki, hukuk usulü bir şekil hukukudur. Davanın açılması, itirazların ileri sürülmesi, tanıkların ve diğer delillerin bildirilmesi belirli süre koşullarına bağlı kılındığı gibi, ikinci tanık listesi verilememesi, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı gibi, yargılamanın süratle sonuçlandırılması gayesi ile belirli kısıtlamalar getirilmiştir. Bunun sonucunda, hukuk hakimi şekli gerçeği arayacak, maddi gerçek öncelikli hedef olmayacaktır. Ancak ceza hakimi bunun tersine öncelikli hedef olarak maddi gerçeğe ulaşmaya çalışacaktır. O halde ceza mahkemesinin maddi nedensellik bağını (illiyet ilişkisi) tespit eden kesinleşmiş hükmünün hukuk hakimini bağlamasına, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 53.maddesi bir engel oluşturmaz (HGK'nun 16.09.1981 gün E:1979/1-131, K:████████ sayılı ilamı; Mustafa Çenberci, Hukuk Davalarında Kesin Hüküm, 1965, s.22 vd.; HGK'nun 27.04.2011 gün ve E:███████-50, K:████████ sayılı ilamı).
Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir (HGK'nun 11.10.1989 gün ve E:███████-373, K:472; HGK'nun 27.04.2011 gün ve E:███████-50, K:████████ sayılı ilamları).
Tüm bu açıklamalar ve yukarıda belirtilen delillerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde; Bakırköy .... Ağır Ceza Mahkemesinin kesinleşen █████/2022 tarih ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile dava konusu bononun, davalının hileli eylemleri neticesinde davacının iradesi fesada uğratılarak davalı tarafından alındığının hüküm altına alındığı, TBK 74. maddesi uyarınca ceza mahkemesinin maddi olaya ilişkin bu tespitinin mahkememizi bağlayıcı nitelikte olduğu, dolayısıyla dava ve takip konusu bononun TBK 30-39 maddeleri uyarınca geçersiz olduğu kabul edilmiş ve Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasından ve icra dosyasına konu █████/2018 düzenleme tarihli, █████/2018 ödeme tarihli, 12.000.000 USD bedelli, keşidecisi davacı olan bonodan dolayı davacının davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine ve Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının iptaline dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ İLE,
Dava konusu Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasından ve icra dosyasına konu █████/2018 düzenleme tarihli, █████/2018 ödeme tarihli, 12.000.000 USD bedelli, keşidecisi davacı olan bonodan dolayı davacının davalı tarafa BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının İPTALİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 4.910.332,43-TL karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan 1.227.583,10-TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 3.682.749,33-TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça yatırılan 1.227.583,10TL peşin harcın davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 379,00-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
5-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 5.306.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
6-Bakiye avansın karar kesinleşince yatırana iadesine,
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad KAYDINA,
Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.█████/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!