Haberler nedeniyle ticari itibar ve marka hakkı ihlali uyuşmazlığında, yayınların basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilerek reddedilmesi.
Özet: Bir internet sitesinde yayımlanan haberlerin ticari itibarını zedeleyerek marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu iddia eden davacı şirketin, erişimin engellenmesi, haksız rekabet ve marka hakkına tecavüzün tespiti ve meni talebiyle açtığı dava; ilk derece ve istinaf mahkemelerince, söz konusu haberlerin basın ve ifade özgürlüğü ile halkın bilgi edinme hakkı kapsamında, öz-biçim dengesi bozulmadan yapıldığı gerekçeleriyle reddedilmiş olup, Yargıtay da bu kararı doğrular nitelikte, ifade özgürlüğünün demokratik toplumun temelini oluşturduğunu vurgulamıştır.
4. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ Esas ███████ Karar
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... internet sitesinde 01.01.2020 tarihinde yapılan iki haber nedeniyle müvekkili şirketin ticari itibarının zedelendiğini, kişilik haklarının saldırıya uğradığını, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını belirterek haberlere erişimin engellenmesi, müvekkili şirketin iş ve eylemlerinin yanıltıcı beyanlarla kötülenmesi nedeniyle davalının haksız rekabet eyleminin ve marka hakkına tecavüzünün tespiti ve meni, haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz neticesinde oluşan durumun ortadan kaldırılması talep edilmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu haberlerin ... isimli internet sitesinde yer alan tüketici yorumlarına dayalı olarak yapıldığını, şikayetlerin halen yayında olduğunu, haberlerde özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığını, yayınların basın özgürlüğü sınırları içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bir gazetecilik tekniği olarak çarpıcı başlık kullanılmasının olağan olduğu, haberlerde öz-biçim dengesinin bozulmadığı; yayınların, bilgi verme kapsamında ve basın özgürlüğü çerçevesinde kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu yayınların basın özgürlüğü kapsamında kaldığı; halkın, dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olma hakkının olduğu, basının da bu doğrultuda olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve sorumlu olduğu, haberlerin de bu ilke kapsamında yapıldığı, özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığı, güncel olan konuların gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekmesi için çarpıcı başlıklara yer verilerek iddia kapsamında ve eleştiri sınırları içerisinde aktarıldığı, marka ve kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu yayınlarda müvekkilinin masumiyet karinesinin ihlal edildiğini, hakkında mahkumiyet kararı bulunmamasına rağmen suç isnat edildiğini, müvekkili şirketin haksız yarar elde ettiğine dair bir delil olmadan yapılan dava konusu haberlerin hukuka aykırı olduğunu, yeterli araştırma yapılmadan müvekkili şirketin iş ve eylemlerinin yanıltıcı beyanlarla kötülendiğini, ürünlerinin karalandığını, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; ... internet sitesinde 01.01.2020 tarihinde yapılan yayınlar nedeniyle davacının marka hakkının zarar gördüğü, haksız rekabete yol açıldığı iddiası ile erişimin engellenmesi, haksız rekabet eyleminin ve marka hakkına tecavüzün tespiti ve meni, haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz neticesinde oluşan durumun ortadan kaldırılması talebine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; dava konusu yayınların toplumun bilgi edinme ve basının haber verme hakkı kapsamında kaldığı, ifade özgürlüğü ve bu bağlamda basın özgürlüğünün asıl, sınırlamanın ise istisna olduğu, sınırlamanın kanuni olması, meşru amaca dayanması ve demokratik toplumda gerekli ve orantılı olmasının gözetilmesi gerektiği; basının, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumlu olduğu, yayının basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 22 Nisan 2013 tarihli ve ████████ başvuru numaralı kararında “İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu, 10. maddenin 2. fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan “bilgi” ya da “düşünceler” için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, “demokratik toplumun” onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu, 10. maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğinin...” ifade edildiği; tüm bu açıklamalar ışığında dava konusu yayınlarda yer alan söz ve ifadelerin, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağı anlaşıldığından, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!