Eğitim Sektöründe Marka İltibası, Tasarım Hükümsüzlüğü, Hakka Tecavüz ve Haksız Rekabet İddialarını Değerlendiren Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Temyiz İncelemesi.
Özet: Bu hukuki metin, eğitim alanında faaliyet gösteren iki şirketin marka tecavüzü ve haksız rekabet iddiasıyla karşı karşıya geldiği bir davayı ele almaktadır; davacı şirket kendi tescilli markası olan "..." ibaresine, davalı şirketin benzer markalar tescil ettirerek ve aynı ibareyi kendi ticari faaliyetlerinde, internet sitesinde ve unvanında kullanarak tecavüz ettiğini, iltibas yarattığını ve haksız rekabette bulunduğunu ileri sürerek davalının markalarının, tasarımlarının ve ticaret unvanının iptalini ve tazminat talep ederken, davalı ise davanın zamanaşımına uğradığını, sessiz kalma yoluyla hak kaybı oluştuğunu, markayı davacıdan önce ve yoğun bir şekilde kullanarak tanınmış hale getirdiğini ve dolayısıyla öncelikli kullanım hakkına sahip olduğunu, ayrıca markalar arasında iltibas olmadığını savunarak davanın reddini istemektedir.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ Esas, ████████KararHÜKÜM
: Asıl dava kısmen kabul-birleşen dava kabulİLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk MahkemesiSAYISI
: ███████ E. - ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVADavacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçesinde; davacı şirketin 18.04.2012 tarihinde anaokulu, kreş, çocuk yuvası, okul öncesi eğitim, özel ilköğretim, lise ve öğretimle ilgili eğitim öğretim tesisleri açmak ve işletmek hususunda faaliyet göstermek üzere kurulduğunu, 2014/... sayılı “... ...+...” ibareli markanın 41 ve 43. sınıflarda adına tescil edildiğini, markanın aynı zamanda davacı şirketin işletme adı olduğunu, “... ...” markasıyla Ankara'da dört ayrı şubede hizmet verdiğini ve tanınmış olduğunu, Kastamonu ilinde de bir şubesinin açıldığını, davalı şirketin 2018/.., 2016/.., 2014/.., 2014/.. sayılı markaları davacı şirkete ait marka ile aynı mal ve hizmet sınıflarında tescil ettirdiğini, davalı şirkete ait okulun www......tr alan adlı internet sitesinin bulunduğunu, internet sitesindeki görsellerde “...” ibaresinin okulun tabelasında belirgin ve ayırt edici bir şekilde kullanıldığını, davalı şirketin “... ., ... .., ... .., ... .” şeklinde “...” ibaresini marka/işletme adı olarak, basılı evrak ve reklamlarında ve ticaret unvanında “...” ibaresini ayırt edici unsur olarak kullandığını, davalı şirketin kullanımlarının davacı markası ile iltibas yarattığını, davalı şirketin izinsiz kullanımlarının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz oluşturduğunu, haksız rekabet hükümlerinin ihlali niteliğinde olduğunu, davalı şirketin kullanımlarından haberdar olduğu 31.08.2016 tarihinde ihtarname keşide edildiğini, davalı şirketin ticaret unvanının fiilen kullanıldığına dair somut bir delilin dosyaya sunulmadığını, davalının alan adı kullanımının ve tasarımlarının başvuru tarihlerinin müvekkili şirket marka başvurusundan sonra olduğunu ileri sürerek davalı şirket adına tescilli 2018/.., 2016/.., 2014/.., 2014/.. sayılı markaların 41 ve 43. sınıftaki mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 2014/.. ve 2015/.. sayılı tasarımların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, müvekkili şirketin markasından doğan haklarına vaki tecavüzün tespitine, tecavüz fiillerinin durdurulmasına ve tüm sonuçları ve tesirleriyle birlikte kaldırılmasına, davalı şirketin ticaret unvanının sicilden terkinine, 10.000,00 TL manevi tazminatın avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkili şirkete ödenmesine, birleşen davada ise 2018/.., 2018/.. sayılı markaların 41. ve 43. sınıf mal ve hizmetler yönünden ayrı ayrı hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili asıl ve birleşen dava cevap dilekçesinde, tecavüz ve haksız rekabet talepleri açısından zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, hükümsüzlük davasının açılması gereken 5 yıllık sürenin geçtiğini, davalının 2013 yılında eğitim işleri ile iştigal etmek üzere kurulduğunu, kurulduğu günden itibaren hem marka hem işletme adı hem de unvan olarak kesintisiz bir şekilde “...” ibaresini yoğun ve etkili bir biçimde kullandığını, İstanbul ile sınırlı kalmayıp sosyal medya üzerinden tüm ülkeye hizmet verdiğini, markayı tanınmış hale getirdiğini ve öncelikli kullanım hakkına sahip olduğunu, müvekkilinin 2014/.. sayılı markası için 14.05.2014 tarihinde başvuruda bulunduğunu, davacının marka başvurusunun müvekkilinden sadece 2,5 ay önce olduğunu, müvekkilinin marka tescil tarihinin davacı şirket markasının tescil tarihinden önce olduğunu, marka başvuruları dışında markalarını logo olarak endüstriyel tasarım şeklinde de korumaya aldığını, davacının işbu davayı açmakta kötüniyetli olduğunu, müvekkili şirketin markaları kullanımının etkinlik ve uzunluk süresi dikkate alındığında ayırt edicilik kazandığını, markalar arasında benzerlik ve iltibas olmadığını, müvekkili şirketin ilk alan adı olan www.temaegitim.com alan adının 24.12.2013 tarihinde alındığını, bu alan adının 14.02.2017 tarihinde alınan www......tr adresine yönlendirildiğini, bu şekilde alan adının kesintisiz olarak kullanıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 2014/... sayılı “... ...” ibareli markası ile davalının 2014/.. sayılı “... ... ...”, 2014/.. sayılı “...”, 2016/.. sayılı “... ...”, 2018/.. sayılı “... ..”, 2018/.. sayılı “... ... .. ..” ve 2018/.. sayılı “... .. ..” ibareli markalarının benzer olduğu, dava konusu 41 ve 43. sınıflardaki hizmetler bakımından hizmet listelerinin aynı/aynı tür olduğu, markalar arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanun'un (SMK) 6/1 hükmü uyarınca iltibas ihtimali ve davalı markaları açısından hükümsüzlük nedeni bulunduğu, davalının "..." ibareli kullanımının, davacının marka haklarını ihlal etmediği, SMK'nın 7 ve 29. maddeleri uyarınca davacının markasından doğan haklara tecavüz teşkil etmediği, aksi kabul edilse dahi, davacının 6 yıl süre ile bu kullanıma sessiz kaldığı, bu nedenle marka hakkına tecavüz iddiasına dayalı dava açma ve talepte bulunma hakkını kaybettiği, davacının, davalı şirketin ticaret unvanının terkinini isteme hakkı bulunmadığı, asıl ve birleşen davada hükümsüzlük koşullarının gerçekleştiği, asıl davada marka tecavüzü koşullarının oluşmadığı, davacının manevi tazminat talebinde bulunamayacağı gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli 2018/.., 2016/.., 2014/.., 2014/.. sayılı markaların 41. ve 43. sınıf mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, davacının marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması ve kaldırılması yönündeki taleplerinin reddine, davacının, davalıya ait ticaret unvanının terkini yönündeki talebinin reddine, davacının manevi tazminat talebinin reddine, birleşen ████████ E. sayılı dosya yönünden davanın kabulüne, 2018/.., 2018/.. sayılı markaların 41. ve 43. sınıf mal ve hizmetler yönünden ayrı ayrı hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markalarının asli unsurunun "..." ibaresinden oluştuğu, yine kapsamlarındaki 41 ve 43. sınıf hizmetlerin de aynı/aynı tür olduğu, dava konusu davalı markalarının tescil tarihlerinin üzerinden beş yıllık süre geçmediğinden hükümsüzlük davası açılması için gereken hak düşürücü sürenin dolmadığı, dolayısıyla marka hükümsüzlüğüne karar verilmesi bakımından yasal şartların oluştuğu, davalı şirketin 2014/.. sayılı markasının başvuru tarihinin 14.05.2014, 2014/... sayılı markasının başvuru tarihinin 14.08.2014 olduğu, Özel ... İlkokulu'nun 2014 yılında açıldığı, davacının ilk kez 31.08.2016 tarihli ihtarnameyi keşide ederek davalıdan marka kullanımına son verilmesini istediği, bu ihtardan sonra 19.02.2020 tarihinde işbu dava açılana kadar davacının davalıyı marka kullanımından men etmediği, davalı ile aynı sektörde faaliyet gösteren tacir sıfatını haiz davacının daha önce davalı markalarından haberdar olmadığını ileri sürmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı ve davacının sessiz kalma yolu ile hak kaybına uğradığına ilişkin Mahkeme gerekçesinde de bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin tüm istinaf isteminin yerinde görülmediği gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine, davalı vekilinin istinaf istemi ise davacının marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi, ticaret unvanı terkini, manevi tazminat ile ayrıca davalı markalarının hükümsüzlüğü talep ettiği, kural olarak vekille temsil olunan davalı yararına reddedilen her bir asli talep yönünden ayrı ayrı vekâlet ücreti takdir edilmesi gerekirken, mahkemece tek vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmün esasına ilişkin bir değişiklik yapılmayıp, sadece feri nitelikteki vekâlet ücretine ilişkin kısım için yeniden hüküm kurularak, davalının istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeAsıl dava, marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi, ticaret unvanının terkini, manevi tazminat birleşen davada, hükümsüzlük istemlerine ilişkindir.B. Değerlendirme ve Gerekçeİlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI.SONUÇ
: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,18.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.