T.C. Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde, ortağın vergi borçları mağduriyeti nedeniyle talep ettiği, faaliyetsiz kalmış limited şirketin haklı sebeple feshine ve diğer ortağın işlem yetkisinin durdurulmasına dair dava.
Özet: Davacı ortak, uzun süredir atıl durumda olan, diğer ortağına ulaşılamayan, fiilen faaliyet göstermeyen ve kendisine vergi borçları yüklenen şirketin, tüm borçları ödemek zorunda kalması ve genel kurulların toplanamaması gibi haklı nedenlerle Türk Ticaret Kanununun 636/3 maddesi uyarınca tasfiyesiz feshini talep etmiştir; davacı ayrıca, diğer ortağın işlem yetkisinin durdurulması için tedbir istemiş, davalıların savunma sunmadığı davada mahkeme, sunulan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda iddiaları değerlendirmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025
Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
TALEP
: davacı vekili özetle; müvekkilinin ... San. Tic. Ltd. şirketinde ... T.C. Numaralı ... ile ortak olarak yer aldığını, müvekkilinin yıllar önce şirketin diğer ortak tarafından kapatıldığını düşündüğünden bugüne kadar şirketin aktif olduğunu düşünmediğini, şirketin varlığından dahi haberdar olmayan müvekkilinin resmi olarak halen ortak olarak görünmekte ve vergi borçları müvekkiline kesildiğini, bu sebeple tüm doğmuş vergi borçlarının müvekkili tarafından da banka hesaplarına bloke konulduğu için, ödemek zorunda kaldığını, şirket de atıl durumda olduğundan ve diğer ortaklara ulaşılamadığını, müvekkilinin diğer şirket ortağını tanımadığını, kendisine de ulaşamadığını, uzun süreden beri şirketin genel kurulunun toplanamadığını, T.T.K. m.636 f.3 deki haklı sebeplerle davalı ...San. Tic. Ltd.Şti. nin feshini talep ettiklerini, davalı şirketin 1/2 oranında ortağı ve yetkilisi olan ...'ın şirketi ve müvekkilini zarara uğratan eylemleri ve işlemleri nedeniyle de yaklaşık ispat kuralı gerçekleştiğinden HMK. 389 çerçevesinde Telafisi İmkansız Zararların Doğmasının Önlenmesi için, şirketin 1/2 ortağı ve yetkilisi ...'ın işlem yetkisinin durdurulması için tedbir konulmasına karar verilmesi gerektiğini, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Sona Erme Sebepleri ve sona Ermenin Sonuçları" başlıklı 636/3 Maddesi"...haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir..." şeklinde olduğunu, haklı sebebin varlığı halinde şirketin feshinin talep edebileceğinin hüküm altına alındığını, Kanun Maddesi açıkça hangi sebeplerin haklı sebep olduğuna ilişkin açıkça bir düzenlemeye yer vermediğini, Lakin gerek doktrinde gerekse de Yargıtay Kararlarında Limited Şirket faaliyetinin tamamen durmuş olması (Vergi dairesinin resen terk tespiti ve vergi kaydının silinmesi) durumunda haklı nedenin var olduğunun belirtilerek şirketin haklı nedenle feshedilebileceğinin kabul edildiğini, bu nedenle müvekkilinin ortak olarak göründüğü şirketin faaliyetlerinin tamamen durmuş olması ve uzun bir zaman önce fiilen son verilmiş olması ayrıca müvekkilinin uzun zaman önce şirketin feshedildiğini düşündüğünden şirketin haklı nedenle feshi talebi ile işbu davayı açma zorunluluğunun doğduğunu, şirketin devamı ve amacının gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığını, şirket ortağı olarak şirketin haklı nedenle feshine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin tüm vergi borçlarını ödemek zorunda kaldığını, şirketin borçlarını ödediğini, şirketin herhangi bir kuruma borcunun kalmadığını, diğer davalı şirket ortağına tüm çabalara rağmen ulaşamadığını, bu nedenle genel kurulun yapılmasının da mümkün olamadığını, ... şirketinin feshini talep ettiklerini, şirketin 1/2 oranında ortağı ve yetkilisi olan ...'ın şirketi ve müvekkilini zarara uğratan eylemleri ve işlemleri nedeniyle de yaklaşık ispat kuralı gerçekleştiğinden HMK. 389 çerçevesinde Telafisi İmkansız Zararların Doğmasının Önlenmesi için, şirketin 1/2 ortağı ve yetkilisi ...'ın işlem yetkisinini durdurulması için tedbir konulmasını beyan ederek şirketin faaliyetlerini devam ettiremeyecek durumda olduklarını beyan ederek davalı şirketin tasfiyesiz olarak feshine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
SAVUNMA
:
Davalılar tarafından usulüne uygun olarak davetiye tebliğine rağmen davaya cevap verilmemiştir.
DELİLLER
:
Ticaret sicil kayıtları ve Vergi Dairesi yazı cevapları,
Mahkememizce aldırılan 13.03.2025 tarihli bilirkişi raporu,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava davacının davalı ... TİC. LTD. ŞTİ'nin tasfiyesiz olarak feshi isteminden ibarettir.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Mahkememizce aldırılan 13.03.2025 tarihli bilirkişi raporu bilimsel veri ve içeriğe sahip, denetime elverişli bulunması sebebiyle hükme esas alınmıştır.
Limited şirketin haklı nedenle feshine ilişkin TTK. m. 636/3 hükmüne göre, “haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir”.
Kişisel ilişkilerin ağırlık taşıdığı limited şirketlerde, ortaklar arasındaki güven ilişkisi, şirketin devam etmesi ve amacına ulaşabilmesinde büyük önem taşımaktadır. Güven ilişkisinin herhangi bir nedenle zedelenmesi, ortakların aynı amaç için birlikte çalışma isteğini ortadan kaldırabilmektedir. Aynı amaç için birlikte çalışma isteğini kaybeden ortakların, şirketi devam ettirme ve kuruluş amacını gerçekleştirmesi mümkün olmamaktadır. Böyle bir durumda, ortakları şirket sözleşmesi ile bağlı tutmak kişilik haklarına aykırılık teşkil edecektir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki böyle bir süreci yaşayan ortak, elbette payını devrederek şirketten ayrılma hakkına sahiptir. Ancak limited şirketlerde ortağın payını devretmesi, anonim şirketlerdeki gibi kolay değildir. Limited şirket ortağının payını devrederek şirketten ayrılması, zor ve bazı durumlarda imkansız olabilir (TTK. m. 595). Bunu dikkate alan kanun koyucu, diğer ortakların devre onay vermemeleri halinde, ortağın şirket ilişkisinden kurtulabilmesi amacıyla haklı sebeple fesih ve haklı sebeple çıkma hükümlerini düzenlemiştir.
Haklı sebep kavramına ilişkin kanunlarımızda açık bir tanımlama bulunmamakla birlikte, sürekli borç ilişkileri doğuran sözleşmelerde, taraflara haklı sebeplerin varlığında taahhüt ettikleri sözleşme hükümlerini tamamen veya kısmen feshetme yetkisi tanınmaktadır. Sürekli hukuki ilişkilere son verme imkanı sağlayan haklı sebeple fesih kavramının temelinde, dürüstlük kuralı ve kişilik haklarının korunması ilkesi bulunmaktadır. Zira, hiç kimseden kendisi için çekilmez bir hale gelen bir hukuki ilişkiye devam etmesi beklenemez. Bu nedenle, tarafların şahsını ilgilendiren veya taraflar dışındaki olaylar, sözleşme ilişkisini taraflardan birisi için çekilmez hale getiriyorsa, haklı sebeple fesih hakkı doğmaktadır.
Şirketler hukukunda da diğer sürekli hukuki ilişkilerde olduğu gibi haklı sebep kavramına çeşitli sonuçlar bağlanmıştır. Yukarıda ifade etmiş olduğumuz üzere, TTK. m. 636/3 hükmünde, haklı sebeplerin varlığı halinde her ortağın şirketin feshini isteyebileceğini düzenlenmiştir. Ancak söz konusu maddede, haklı sebebe ilişkin bir tanıma veya haklı sebebin sınırına ve kapsamına ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Anonim şirketlerde de haklı sebeple şirketin feshinin düzenlendiği TTK. m. 531 hükmünde de aynı şekilde bir tanım, sınır veya haklı sebebe örnek bulunmamaktadır. Bu hükmün gerekçesinde, haklı sebebe ilişkin bir tanımın veya haklı sebep örneklerinin verilmemesinin bilinçli bir tercih olduğu ifade edilmektedir.
Muhik sebep, her olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. Duruma bağlı olarak, şirket ortakları arasındaki anlaşmazlık ve husumet, şirketin mahkemece feshi için haklı bir neden olarak görülebilir (Y. 11. HD.’nin E. ███████, K. █████████ sayı ve 21.2.2000 tarihli kararı; Y. 11. HD.’nin E. █████████, K. █████████ sayı ve 22.9.2003 tarihli kararı). Genel kurulun birçok kez kanuna aykırı şekilde toplantıya çağrılması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlali, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr payının sürekli azalması, ortaklar arasındaki şiddetli geçimsizlik, şirketin devamlı olarak kâr getirmemesi, şirket amacının gerçekleşmesinde ekonomik ve hukuki imkansızlık, kanun esas sözleşme ve genel kurul kararlarının yerine getirilmemesi veya sürekli şekilde ihlali, uzun yıllar ciddi bir faaliyetin olmaması gibi hususlar haklı sebep olarak kabul edilebilir (Y. 11. HD.’nin E. █████████, K. █████████ sayı ve 15.2.2005 tarihli kararı).
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 15.01.2004 tarih ve 6106 E., 230 K. sayılı kararında da “(1) ortaklar arasında uyumsuzluk ve husumetin süreklileşmesi, (2) şirket faaliyetlerinin durması, (3) şirketin sürekli zarar etmesi, (4) bir kısım ortağın şirketten dışlanıp ortaklık haklarından yoksun kılınması” feshi gerekli kılan haklı nedenler arasında sayılmıştır.
Yine TTK. m. 608 hükmüne göre her ortağın kar payı alma hakkı da bulunmaktadır. TTK. m. 616 hükmü uyarınca “yılsonu finansal tablolarının ve yıllık faaliyet raporunun onaylanması, kâr payı hakkında karar verilmesi, kazanç paylarının belirlenmesi” genel kurulun devredilmez yetki ve görevlerindendir. Genel kurulun kar dağıtım kararı aldığına ilişkin herhangi bir somut delil bulunmamaktadır.
Şirket maksadının gerçekleşmesi veya gerçekleşmesinin imkansız hale gelmesi durumunda da şirketin feshine karar verilebilir. YTD, 26.03.1963 tarih ve E. 3438, K. █████████ sayılı kararında, “...TTK. 434/2’de geçen ‘şirket maksadının husulünün imkansızlaşması’ şeklindeki ifade, sadece işletme konusu işin bünyesinden doğan imkansızlıklara taalluk etmektedir. İdarecilerin kötü idaresi hakkında ayrıca hükümler sevkedilmiştir. Kar elde edememe halinin, maksat ve mevzuun husulünü imkansız hale getirdiğini kabul, ancak uzun müddet kazanç sağlanamaması ve kazanç ihtimalinin tamamen ortadan kalkması halinde mümkün olur” görüşüne yer vererek, uzun süre kazanç sağlamama ve kazanç ihtimalinin ortadan kalkması durumunda maksadın imkansızlaştığının kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Aynı şekilde, sermaye kaybı ve borca batıklık durumunu düzenleyen TTK. m. 633 hükmüne göre, “esas sermayenin kaybı ya da borca batık olma hâllerinde anonim şirketlere ilişkin ilgili hükümler kıyas yoluyla uygulanır”. İflasın bildirilmesi veya ertelenmesi hususuna ilişkin TTK. m. 634 hükmüne göre, “iflasın bildirilmesi ve ertelenmesine anonim şirket hükümleri uygulanır”. Anonim şirkete ilişkin TTK. m. 376/2 hükmüne göre, “son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer”.
Nihayet, TTK. m. 636/2 hükmüne göre “uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir”.
Somut olayda;
Dosyaya sunulan bilgi ve belgeler, celp edilen kayıtlar, alınan bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamına binaen;
... Tic. Ltd. Şti'nin mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere; şirketin herhangi bir kar payı elde edememesi ve hiç kar payı dağıtmaması, gayri faal hale gelmesi, şirketin adresinde bulunamaması, ticari defterlerini incelemeye sunmaması, şirketin son on yıl içinde toplantı yaptığına ve genel kurul kararı aldığına ilişkin bir dosyada herhangi bir bilgi ve belge olmadığı, iki ortaklı şirketin herhangi bir ortağının şirketin faaliyetlerini sürdürmeye yönelik bir iradenin dosya kapsamında bulunmadığı, vergi dairesi sicil kayıtlarına göre davalı şirketin █████/2015 tarihi itibariyle mükellefiyetinin resen terkin edildiğinin görüldüğü, Halkalı Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün █████/2024 tarihli yazısı ile belirtilen borç tutarına göre davalı şirkete ait 71.378,47 TL tutarında borcun ödendiği ve borcunun bulunmadığı, gayri faal olduğu gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde; şirketin gayri faal halde olması ve herhangi bir borcunun bulunmadığı anlaşıldığından; TTK. m. 636/3 hükmünde öngörülen haklı sebeple fesih şartlarının oluştuğu, TTK. m. 633 ve 634 hükümlerinin yollamasıyla uygulama alanı bulan TTK. M. 376/2 hükmü uyarınca, şirketin kanun gereği TTK. m. 636/3 münfesih hale geldiği anlaşılmakla davacının fesih talebinin haklı olduğu anlaşılmakla, davanın kısmen kabulü ile; davalı ... sicil numaralı .... ... TİC. LTD. ŞTİ'nin gayri faal olduğu anlaşılmakla tasfiyesiz olarak feshine, dava, TTK. Madde 636-(1) maddesi uyarınca Limited Şirketin fesih ve tasfiyesine dair olup, böyle bir davada husumetin şirkete yöneltilmesi gerekli olduğundan davalı ... hakkında açılan davanın pasif husumet nedeniyle reddine, davalı karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile,
... sicil numaralı .... TİC. LTD. ŞTİ'nin gayri faal olduğu anlaşılmakla tasfiyesiz olarak feshine,
-Davalı ... hakkında açılan davanın pasif husumet nedeniyle reddine,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL harcın peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile eksik 187,80 TL harcın davanın niteliği gereği davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davanın niteliği gereği kendi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine,
5-Davalı şirketin davacı tarafın talebi doğrultusunda tasfiyesiz olarak feshine karar verildiğinden, davanın niteliği gereği davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Davalılar tarafından dosyaya masraf depo edilmemesi ve yargılama gideri yapılmaması nedeniyle bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin ve Davalı ... yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!