Temyiz aşamasında UYAPtan tespit edilen sanık ölümünün kamu davasını düşürme yeterliliği ile yerinde araştırma gerekliliği arasındaki uyuşmazlık hakkında Ceza Genel Kurulu kararı.
Özet: Kaçak eşyayı ticari amaçla bulundurma suçundan yargılanan sanığın temyiz aşamasında UYAPtan edinilen resmi kayıtlar ve cumhuriyet başsavcılığı ölüm şerhiyle vefat ettiğinin anlaşılması üzerine, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin kamu davasının düşürülmesi hususunda yerel mahkemeden araştırma talep etmesine karşılık, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının resmi belgenin aksi ispat edilene kadar geçerli sayılması ve yargılamanın çabukluğu ilkesi gereği davanın derhal düşürülmesi gerektiğini savunarak karara itiraz etmesiyle, sanığın ölümü halinde kamu davasının düşmesi için ek araştırma gerekip gerekmediği uyuşmazlığı ortaya çıkmıştır.
Ceza Genel Kurulu         ████████ E.  ,  ████████ K.
    "İçtihat Metni"

    İtirazname No
    : ██████████
    KARARI VEREN
    YARGITAY DAİRESİ
    : 7. Ceza Dairesi
    MAHKEMESİ
    :Asliye Ceza
    SAYISI
    : 577-812
    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    Sanığın kaçak eşyayı bu özelliğini bilerek ticari amaçla bulundurma suçundan 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamülleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'un 8/4. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62, 52/2, 53 ve 54. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 500 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve müsadereye ilişkin Büyükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesince 25.11.2013 tarih ve 551-1215 sayı ile verilen hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 11.04.2018 tarih ve 15444-4002 sayı ile; sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekip gerekmediğinin mahallinde değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiştir.
    Dosyanın gönderildiği Büyükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesince 10.02.2020 tarih ve 487-101 sayı ile 4733 sayılı Kanun'un 8/4. maddesi ile TCK'nın 43/1, 62, 52/2-4, 53 ve 54. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 9.920,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, taksitlendirmeye, hak yoksunluğuna ve müsadereye ilişkin hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyanın gönderildiği Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 02.09.2020 tarih ve 61426 sayı ile; "7242 sayılı Kanun'un 3. ve 5. maddelerindeki değişiklikler sebebiyle lehe kanun değerlendirmesi yapılmak üzere dosyanın mahalline gönderilmesine" karar verilmiştir.
    Büyükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesince 28.10.2021 tarih ve 577-812 sayı ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3/18-22-son maddeleri ile TCK'nın 43/1, 62, 52/2-4, 53 ve 54. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 6.640 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, taksitlendirmeye, hak yoksunluğuna ve müsadereye dair hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesince 21.11.2013 tarih, 4440-10153 sayı ve oy çokluğu ile; "Sanığın, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 06.12.2021 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu" gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
    Daire Üyesi ...; "Sanık hakkında düşme kararı verilmesi gerektiği" görüşüyle karşı oy kullanmıştır.
    II. İTİRAZ SEBEPLERİ
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 04.04.2024 tarih ve 57782 sayı ile; "...Sanık ...’un 06.12.2021 tarihinde öldüğünün Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığınca 31.12.2021 gün ve █████████ sayılı yazısıyla tespit edilmesine ve bu yazının aksi ispat edilinceye kadar geçerli resmi belge sayılmasına rağmen davaların kısa sürede sonuçlanması ilkesi gereğince düşme kararı verilmesi gerekir iken 'Bu durumun mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Kanun’un 64. maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğundan' bozma kararı verilmesi usul ve yasalara aykırıdır." düşüncesiyle itiraz yoluna başvurulmuştur.
    5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesince 07.05.2024 tarih ve 2331-4864 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    III. UYUŞMAZLIK KONUSU
    Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; Ulusal Yargı Ağı Projesi(UYAP) sisteminden alınan güncel nüfus kaydında sanığın 06.12.2021 tarihinde hükümden sonra temyiz aşamasında öldüğünün Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığının 31.12.2021 tarihli ve 4356 sayılı ölüm şerhiyle tespit edilmesi karşısında bu durumun mahallinde araştırılmasının gerekip gerekmediğinin belirlenmesine ilişkindir.
    IV. UYUŞMAZLIĞA İLİŞKİN BİLGİLER
    İncelenen dosya kapsamından;
    Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kullanılarak çıkartılan güncel nüfus kayıt örneğinde, sanığın Yerel Mahkemenin 28.10.2021 tarihli ve 577-812 sayılı hükmünden sonra 06.12.2021 tarihinde öldüğü ve bu durumun Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığının 31.12.2021 tarihli ve 4356 sayılı ölüm şerhiyle tespit edildiği anlaşılmaktadır.
    V. GEREKÇE
    A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
    TCK'nın, "Sanığın ve hükümlünün ölümü" başlıklı 64. maddesi şöyledir;
    "Sanığın ölümü halinde kamu davasının düşürülmesine karar verilir. Ancak, niteliği itibariyle müsadereye tabi eşya ve maddi menfaatler hakkında davaya devam olunarak bunların müsaderesine hükmolunabilir.
    (2) Hükümlünün ölümü, hapis ve henüz infaz edilmemiş adli para cezalarını ortadan kaldırır. Ancak, müsadereye ve yargılama giderlerine ilişkin olup ölümden önce kesinleşmiş bulunan hüküm, infaz olunur.",
    Dava veya cezanın düşmesinin etkisi ise aynı Kanun'un 74. maddesinde düzenlenmiştir.
    TCK’nın 64. maddesinde; sanığın ölümü durumunda kamu davasının düşürüleceği, sadece niteliği itibarıyla müsadereye tabi olan eşya ve maddi menfaatler hakkında yargılamaya devam olunacağı, hükümlünün ölümü hâlinde ise hapis ve henüz infaz edilmemiş adli para cezalarının ortadan kalkacağı ancak müsadereye ve yargılama giderlerine ilişkin olup ölümden önce kesinleşmiş bulunan hükmün infaz olunacağı belirtilmek suretiyle hükümlü ile sanığın ölümüne farklı sonuçlar bağlanmıştır. Bu nedenledir ki, hükümden sonra ve fakat hüküm kesinleşmeden kanun yolu safhasında sanığın ölmesi hâlinde hükmün kesinleşmesinin önlenmesi gerekir.
    Kamu davası açılmadan önce şüphelinin ölmesi durumunda kovuşturma imkânının bulunmaması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına, kamu davası açıldıktan sonra sanığın ölmesi hâlinde ise derece mahkemesince davanın düşmesine karar verilecektir. Ölü şahıs hakkında yargılama yapılamayacağından esas itibarıyla dava, ölüm gününde düşmüş sayılır. Ölüm nedeniyle davanın düşürülmesine dair verilecek karar da nitelik olarak beyani/ihbari bir karardır. Ölümün ceza ilişkisini sadece ölen kişi bakımından sona erdirmesi nedeniyle iştirak hâlinde işlenen suçlarda diğer sanıklar hakkında davaya devam edilecektir.
    Sanığın ölümü, niteliği itibarıyla müsadereye tabi olan, yani üretilmesi, bulundurulması, kullanılması, taşınması ve ticareti suç teşkil eden eşya (TCK madde 54/4) ve maddi menfaatler hakkında davaya devam olunarak müsadere kararı verilmesine engel olmaz. Fakat sanığın ölümünden sonra suç ile ilgili eşyanın (TCK madde 54/1-2) müsaderesine karar verilemez.
    Görüldüğü gibi, suç teşkil eden bir fiilin işlenmesiyle fail ile devlet arasında doğan ceza ilişkisi, bu fiili işleyen sanığın ya da hükümlünün ölümüyle cezaların şahsiliği ilkesi nedeniyle başkası sorumlu tutulamayacağından düşmektedir. Ölüm, bir vakıa olan suçu ortadan kaldırmayacak, suçtan sorumlu tutulacak kişi olmadığından, devletin suçla birlikte ortaya çıkan cezalandırma sorumluluk ve yetkisini sona erdirecektir.
    Hükümden sonra ve fakat kanun yolu aşamasında sanığın ölmesi durumunda, Yargıtayın, UYAP ortamından temin edilecek nüfus kayıt örneğine dayanarak kamu davasının düşürülmesine karar vermesinin mümkün olup olmadığı hususunda Yüksek Genel Kurulun tarihî süreç içerisinde farklı uygulamalar ortaya koyduğu söylenmelidir.
    Şöyle ki; Ceza Genel Kurulu hükümden sonra ve fakat temyiz aşamasında sanığın ölmesi durumunda, özellikle müsadereye tabi eşya ve/veya maddi menfaatler hakkında da bir karar verilmesi gerekmeyen hâllerde genel olarak kamu davasının sanığın ölümü nedeniyle düşürülmesine karar vermiştir (CGK'nın 21.12.2004 tarihli ve 191-220 sayılı, 03.40.2012 tarihli ve ████████ E. - ████████ K. sayılı, 07.04.2012 tarihli ve ████████ E. - ████████ K. sayılı kararları). Fakat Genel Kurulun aynı durumda düşme kararının yerel mahkemece araştırma yapılarak verilmesi gerekçesi ile hükmü bozduğu da görülmektedir (CGK'nın 06.05.2008 tarihli ve ███████ E. - ████████ K. sayılı, 24.05.2023 tarihli ve ████████ E. - ████████ K. sayılı kararları). Genel Kurul, düşme kararı ile birlikte müsadereye tabi eşya ve/veya maddi menfaatler hakkında da bir karar verilmesi gerekiyor ise bu kez kural olarak mahallinde gerekli araştırmanın yapılarak müsadereyi de kapsayacak biçimde düşme kararı verilmek üzere hükmü bozma temayülü göstermiştir (CGK'nın 13.3.2012 tarihli ve ████████ E. - ███████ K. sayılı, 30.04.2013 tarihli ve 189-162 sayılı, 05.03.2013 tarihli ve 1560-81 sayılı, 05.03.2013 tarihli ve 131-75 sayılı kararları).
    Öncelikle CMK'nın 303/1-a maddesi gereğince, hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden davanın düşmesine hükmolunması gerekirse, Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir. Kanun metni yoruma muhtaç olmayacak sarahatte bulunmakla Yargıtayın ölüm nedeniyle de davanın düşürülmesine karar verebileceğinde kuşku yoktur.
    Yüksek Kurulun 11.06.1984 tarihli ve ███████ karar sayılı ilamı ile, doğurduğu sonuçlar itibarıyla "ölüm" vakıasına müstenidat teşkil eden belgenin hiçbir tereddüte mahal bırakmayacak açıklık ve kesinlikte olması gereğine işaret edildiği müşahede olunmaktadır.
    5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun "Bildirim Süresi ve Yükümlü Olanlar" başlıklı 31. maddesinde ölüm olayının bildirim süresi ve meydana geldiği yer ile olaya ilişkin koşullara bağlı olarak ölümün kimler tarafından bildirilmesi gerektiği hususlarına yer verilmiştir. Dolayısıyla gerçekleşme biçimine göre otopsi tutanakları, mahkeme kararları, doktor raporları vb. belgelere dayalı olarak ölümün nüfusa tescili sağlanacaktır.
    5490 sayılı Kanun'un 44. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde adli makamların nüfus kayıt örneklerini doğrudan alma yetkisi olduğu vurgulanmış, "Kimlik Paylaşımı Sisteminin Kullanılması" başlıklı 45. maddesinin 1. fıkrasında ise İçişleri Bakanlığının merkezî veri tabanında tutulan verileri bu Kanun'da belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde kurumlarla paylaşabileceği belirtilerek bu bilgilerin kullanılması düzenleme altına alınmıştır.
    Keza İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü ile Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı arasında 26.09.2006 tarihinde imzalanan protokole göre, Uyap'ı kullanan tüm yargı birimlerinin nüfus bilgilerine ulaşabilmesi olanağı sağlanmış olup hâlen Yargıtay dâhil olmak üzere tüm adli makamlardaki yetkili birimler, ilgili kişilerin nüfus kayıtlarına erişebilmektedir.
    Yargıtay Özel Dairelerince verilen birçok kararda UYAP sistemi kullanılarak çıkartılan nüfus kayıt örneklerine dayanılarak eksiklikler temyiz aşamasında tamamlanmakta, bu belgelerin temin edilmiş olması nedeniyle yerel mahkeme hükümlerinin bozulması yoluna gidilmemekte ve bazı durumlarda düşme kararları verilmektedir. Bu bağlamda; UYAP sistemi kullanılarak çıkartılan nüfus kayıt örneğine dayanılarak öldüğü anlaşılan sanıklar hakkındaki kamu davalarının TCK'nın 64. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesi, dosyada bulunmayan ve suç vasfının belirlenmesi açısından önem taşıyan mağdurlar ile sanıkların nüfus kayıt örneklerinin UYAP'tan çıkartılması nedeniyle bu eksikliğin bozma nedeni yapılmaması sürdürülen bir uygulamadır.
    Yukarıda zikrolunun mevzuata göre UYAP sisteminden diğer adli makamların olduğu gibi Yargıtay Dairelerinin de gerek nüfus kayıt bilgilerini gerekse diğer bilgileri çıkartarak kullanmasında ve kararlarına dayanak yapmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından, usul ekonomisi de gözetilmek suretiyle yargılamaların süratle sonuçlandırılabilmesi için gerektiğinde temyiz aşamasında UYAP sistemi kullanılarak nüfus kayıt örneği ve adli sicil kaydı çıkarılmalı ve inceleme sırasında göz önüne alınmalıdır. Böylece yargılamaların gereksiz yere uzamasının önüne geçilebilecektir. Anayasa'mızın 141 ve AİHS’nin 6. maddeleri de yargılamanın makul sürede ve en az masrafla icra ve tamamlanmasını amirdir.
    Şu hâle göre, mer'i mevzuat, süregelen uygulamalar ve yapılan açıklamalara istinaden şu sonuçlara ulaşmak mümkündür:
    Hükümden sonra ve fakat temyiz aşamasında sanığın ölmesi durumunda,Yüksek Genel Kurulun "ahvali şahsiyenin tespitinde ancak nüfus kayıtlarının esas olabileceği" (CGK'nın 16.06.1952 tarihli ve █████ sayılı kararı) yönündeki kabulü ve nüfus kütüğünün delil niteliği gözetilerek;
    a. Müsadereye tabi eşya ve/veya maddi menfaatler hakkında da bir karar verilmesi gerekmeyen hâllerde, özellikle sanığın ölmediğine dair somut olgulara dayanan iddia ya da makul şüphe yoksa ve yargılama aşamasında temin edilerek duruşmada sanığa vicahen okunan nüfus kaydı ile aynı bilgileri taşıyan, UYAP ortamından temin edeceği nüfus kayıt örneğine dayanarak Yüksek Ceza Genel Kurulunun ya da Özel Dairelerin kamu davasının düşürülmesine karar vermesi gerektiğinin,
    b. Düşme kararı ile birlikte müsadereye tabi eşya ve/veya maddi menfaatler hakkında da bir karar verilmesi gereken hâllerde, olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden davanın düşmesine hükmolunmasının mümkün olması ve özellikle sanığın ölmediğine dair somut olgulara dayanan iddia ya da makul şüphenin bulunmaması hâllerinde, yargılama aşamasında temin edilerek duruşmada sanığa vicahen okunan nüfus kaydı ile aynı bilgileri taşıyan, UYAP ortamından temin edeceği nüfus kayıt örneğine dayanarak Yüksek Ceza Genel Kurulunun ya da Özel Dairelerin kamu davasının düşürülmesine karar vermesine yasal bir engelin bulunmadığının,
    c. Davanın düşmesine hükmolunması, sanığın ölmediğine dair somut olgulara dayanan iddia ya da makul şüphenin ortadan kaldırılması ya da müsadere yönünden olayın daha ziyade aydınlanmasının gerektiği durumlarda mahallinde gerekli araştırma yapılarak müsadereyi de kapsayacak biçimde düşme kararı verilmek üzere hükmün bozulmasına karar verilmesinin zorunlu olduğunun,
    Kabulü gerekir.
    B. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme
    UYAP sistemi kullanılarak alınan güncel nüfus kayıt örneğinde; sanığın 06.12.2021 tarihinde öldüğü bilgisinin yer alması ve bu durumun Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığının 31.12.2021 tarihli ve 4356 sayılı ölüm şerhiyle tespit edilmesi, sanığın ölmediğine dair somut olgulara dayanan iddia ya da makul şüphenin bulunmaması, UYAP ortamından temin edilen nüfus kayıt örneğinin, yargılama aşamasında temin edilerek duruşmada sanığa vicahen okunan nüfus kaydı ile aynı bilgileri taşıması hususları birlikte değerlendirildiğinde; ölümle ilgili ayrıca mahallinde araştırma yapılmasına gerek olmaksızın sanık hakkındaki kamu davasının ölüm nedeniyle düşürülmesine karar verilmelidir.
    Öte yandan sanıktan ele geçirilen ve müsaderesi talep edilen dava konusu kaçak sigaraların dosya kapsamında yurda kaçak yollardan giren eşya ve bu kapsamda TCK'nın 54/4. maddesi uyarınca münhasıran müsadereye tabi olduğunun dosya kapsamında sabit olması nedeniyle bu konuda mahallinde araştırılacak bir husus bulunmadığından ölüm nedeniyle düşme kararı verilirken dava konusu kaçak sigaraların da müsaderesine karar verilmelidir.
    Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne ve sanık hakkındaki kamu davasının TCK'nın 64 ile CMK'nın 223. maddeleri uyarınca düşmesine, dava konusu kaçak sigaraların TCK'nın 54/4. maddesi gereğince müsaderesine karar verilmelidir.
    VI. KARAR
    Açıklanan nedenlerle;
    1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
    2- Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 21.11.2023 tarihli ve 4440-10153 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
    3- Büyükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.10.2021 tarihli ve 577- 812 sayılı hükmünün, güncel nüfus kayıt örneğinde sanığın, hükümden sonra 06.12.2021 tarihinde öldüğü bilgisinin yer alması karşısında, sanığın ölmüş olması nedeniyle BOZULMASINA,
    4- 06.12.2021 tarihinde öldüğü anlaşılan sanık hakkındaki kamu davasının TCK'nın 64 ve CMK'nın 223. maddeleri uyarınca DÜŞMESİNE, sanıktan ele geçirilen kaçak sigaraların TCK'nın 54/4. maddesi uyarınca MÜSADERESİNE,
    5- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.06.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!