Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, davacının bonoda tahrifat iddiasıyla gerçek borcun tespiti için açtığı menfi tespit davası.
Özet: Bu menfi tespit davasında davacı, aleyhine başlatılan icra takibine esas teşkil eden bonodaki borç miktarının davalı tarafından tahrif edilerek asıl meblağın üzerinde gösterildiğini iddia ederek, aracına konulan haciz sonrası kendisinin iddia edilen miktarın dışında borcu olmadığının tespitini talep etmiştir; davalı ise tahrifat iddialarını reddederek takibin hukuka uygun olduğunu savunmuş ve ilgili ceza davasında bono üzerinde sahtecilik yapılmadığına dair beraat kararı verildiğini belirtmiştir.

T.C.

ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: 2020/9
DAVA
: Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2017
KARAR TARİHİ
: █████/2020
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
A.TALEP
:
1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı aleyhine Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı dosyasında icra takibi yapıldığını, icra takibinin ... tanzim, ... vade tarihli ... TL bedelli bir takip olarak hazırlandığını, icra takibi davacının o dönem başkaca ailesel sorunlarının olduğu bir döneme denk geldiğini, bu yüzden yasal itiraz haklarını kullanamadıkları için kesinleştiğini, davalı alacaklının görünen şahıs kesinleşen icra takibinden sonra davacının aracına haciz ve yakalama koydurulduğunu ve davacının aracının yaklaşık olarak 4 ay kadar öncede yakalatılarak çektirildiğini, yakalanan aracın ... plakalı ... marka ... model bir araç olduğunu, 18 yıldır davacının davalının takibi yüzünden otoparkta çürümeye bırakıldığını, davalının, esasında ... TL olan bir bononun yazı kısmına ... yazarak ... TL haline getirdiğini ve bu şekilde icra takibi başlatıldığını ileri sürerek davalının davacıya ... TL dışında borcunun olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
B. TARAF TEŞKİLİ
:
2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi) uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez.(H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261)
3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır.
C.CEVAP
:
4.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının, davacıdan olan alacağını tahsil etmek amacıyla Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi yapıldığını, davacının evine defalarca hacze gidildiğini ancak olumlu sonuç alınamayınca davacıya ait aracın haczedilerek muhafaza altına alındığını, davacı aleyhine ... tarihinde takip yapıldığını, ancak davacının takipten çok sonra borcunu ödememek için kötü niyetli olarak Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduğunu, Ticaret Kanunu 676. Maddesinin “(1) Poliçe bedeli hem yazı hem de rakamla gösterilip de iki bedel arasında fark bulunursa, yazı ile gösterilen bedel üstün tutulur.” hükmüne amir olduğunu, davaya konu bono üzerinde herhangi bir tahrifat bulunmadığını, yargılama sırasında bono üzerinde yapılacak incelemede tahrifat bulunup bulunmadığının ortaya çıkacağını, bononun vadesi geldiğinde para ödenmeyince alacağının tahsili için icraya koyulduğunu, bononun farklı kişilerce farklı kalemlerle doldurulmuş olmasının bononun geçerliliğini etkilemeyeceğini ileri sürerek davacının davasının reddini talep etmiştir.
D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ:
5.Dava, tahrifat yapıldığı iddia edilen takibe konu bonoda davacı tarafın ... TL dışında bir borcunun olup olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
6.Dava ilk önce Antalya ... Asliye Hukuk mahkemesinin .../... esasında açılmış, mahkeme, ... tarihli kararı ile görevsiz olduğundan bahisle hüküm kurmuş ve dosya mahkememize tevzi edilmiştir.
7.Antalya ... Asliye Hukuk mahkemesinin görevsizliğe yönelik .../... esas, .../... karar sayılı hükmü, ... tarihinde kesinleşmiştir. Davacı vekili, ... tarihli dilekçesi ile yani görevsizlik kararından önce dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmiştir. Usule aykırı bir durum olmamakla, dosya zamanında mahkememize gönderilmiştir.
8.Antalya ... Asliye Hukuk mahkemesinin gerekçesi yerinde olmakla, kabule göre, yargılamada mahkememiz görevlidir.
9.Dava konusu yargılama ile ilgili olarak, Antalya ... Asliye Ceza mahkemesinin .../... esas, .../... karar sayılı dosyasında yapılan yargılamada, ... tarihli verilen kararda özetle; atılı resmi belgede sahtecilik suçunun unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla sanık olan iş bu davanın davalısı ... hakkında beraat kararı verilmiş, katılan/iş bu davanın davacısı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin .../... esas, .../... karar sayıl ilamı ile özetle; "...bono üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan ... Kriminal Polis Labaratuvarı Müdürlüğü'nün ... tarih ve ...-...-... sayılı raporuna göre, "Yeni Türk Lirası" bölümündeki "... TL" ibareleri, "Ödeyecek" bölümündeki "..." isim yazısı, atılı bulunan borçlu imzaları ve sağ alt köşedeki "..." rakamları ile katılan ...'nin yazı ve imzaları arasında benzerlikler görüldüğü, söz konusu yazılar ve imzanın ... elinden çıktığı, bu imza ve yazıların aynı veya benzer nitelikli mürekkemli kalem ürünü olduğu,Senet muhtevasındaki diğer yazıların ise farklı nitelikte ikinci bir mürekkepli kalem tarafından oluşturulduğu, bu yazıların katılan ya da sanığa ait olmadığı sonucuna varılmadığı, katılanın samimi anlatımları, sanığın senedi doldurulmuş vaziyette alması durumunda yazı ve rakamla ifade edilen meblağların farklı olduğunu fark etmemesinin hayatın olağan akışına uygun olmaması, ... Kriminal Raporunun katılanın anlatımlarını doğrulaması birlikte değerlendirildiğinde, sanığın, katılan tarafından ... TL olarak tanzim edilip imzalanarak kendisine verilen senedin yazıyla meblağ kısmına farklı bir kalemle "..." yazdırarak , bu şekilde kullandığı, unsurları tamam olan bonoda aldatıcılık gücünün bulunduğu sonucuna varıldığı, böylece, sanığın, ... TL olan senet meblağını, TTK'nun 690 maddesi yollamasıyla 588/1 maddesi gereğince yazı ile değer gösteren meblağ kısmına itibar edileceği hükmünden yararlanmak amacıyla bu kısma "..." yazdırdığı bonoyu icra takibine koymak suretiyle yüklenen Resmi Belgede sahtecilik suçunu işlediği...." gerekçeleriyle, ilk derece mahkemesinin kararı ortadan kaldırılmış ve sanığın resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği kabul edilerek, sonuç olarak 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ancak sanık hakkında kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Karar, ... tarihinde kesinleşmiştir.
10.Genel kural olarak belirtmek gerekir ki; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ███████-50 esas , ████████ karar nolu █████/2011 karar tarihli kararında özetle belirtildiği üzere , ceza mahkemesince verilen beraat kararı , kusur ve derecesi , zarar tutarı, temyiz gücü ve isnat yeterliliği , illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamaz ancak hukuk hakiminin bağımsızlığının sınırsız değildir. Hukuk mahkemesi ceza mahkemesinin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle de fiili hukuka aykırılığı konusu ile bağlıdır. Çünkü, ceza mahkemesi, uyguladığı yargılama usulü de göz önünde tutularak, maddi gerçeği araştırır ve hukuk mahkemesine göre daha geniş kapsamlı bir inceleme yapar. Hukuk mahkemesinin, ceza mahkemesinin maddi olay kabulü ile bağlı olmadığı konusundaki aksi düşünce, toplumun adalete ve adaletin tecellisine aracılık eden mahkemelere güveni sarsar ve kamu barışını da tehdit eder.
11.Tam burada davalı hakkında verilen ve 5271 sayılı "Ceza Muhakemeleri Kanunu" nda düzenlenen "Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması" kurumundan, hukuki niteliğinden ve hukuk dosyalarına etkisinden bahsetmek gerekmektedir;
12.Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, ceza yargılamasında sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eder. Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CMK’nın 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır(Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 19.02.2008 gün ve 346-25, 03.02.2009 tarih, ███████-250 E., ███████ K., 03.02.2009 tarih, 2009/4-13 E., ███████ K.; Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması hakkında ayrıntılı bilgi için: ARTUÇ, Mustafa, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması, Ankara 2010) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, 5271 sayılı CMK'nın 23.maddesinde belirtilen hükümlerden değildir.(Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03.05.2011 gün ve 2011/4-61, E., ███████ K; 06.10.2009 gün ve 2009/4-169 E, ████████ K sayılı ilammları).
13.Kurumun anılan özellikleri karşısında, maddi olgunun belirlenmesi yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından, hukuk hakimini bağlamıyacağının kabulü gerekir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun █████/2012 gün 2011-██████ E, ███████ K sayılı ilamı) Yargıtay 21. HD'nin █████████ esas, █████████ karar sayılı emsal ilamında da; “Her ne kadar ceza davasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması nedeniyle kesinleşmiş bir mahkumiyet kararından söz etmek mümkün değilse de, ceza yargılamasında maddi vakıa olarak eylemin hukuka aykırılığının ve failinin belirlenmiş bulunması karşısında kusur oranlarının belirlenirken bu durumun da göz önüne alınması gerektiği açıktır” denmektedir.
14.Mahkememiz dosyası içine alınan, ceza mahkemesi dosyası içeriğine bakıldığında, oradaki, savcılıkça alınan, ... tarihli ... Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü Uzmanlık Raporunda; Söz konusu senet üzerinde yer alan ... YTL ibaresi,ödeyecek bölümündeki ... yazısı,atılı bulunan borçlu imzaları ve sağ alt köşede yer alan ... rakamlaranının aynı ve benzer nitelikte bir mürekkepli kalem ile yazıldığı ve bu yazıların müştekiye ait olduğunun, diğer yazıların ise farklı nitelikte ikinci bir mürekkepli kalem ile yazıldığı belirtilmiştir. Ceza mahkemesi yargılamasında her hangi bir rapor aldırılmamıştır.
15.Mahkememizce, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının niteliği ve hukuk-ceza mahkemeleri arasındaki yukarıda da değinilen özellikler/bağlılık durumu da düşünülerek, imza incelemesi yaptırılmıştır.
16.İmza incelemesinde uzman bilirkişi tarafından düzenlenen ... tarihli raporda özetle; tetkike konu senedin ilk yazımı esnasında, senet üzerinde, "... YTL", "...", "..." içerikli yazı-rakamların ve atılı olan iki adet borçlu imzasının bulunduğu, tetkike konu senet muhtevasındaki diğer yazı ve rakamların ise ilave yazım yoluyla sonradan yazıldığı belirtilmiştir.
17.Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.
18.Davalı vekili, raporu karşı itiraz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda aleyhe olan hususları kabul etmediklerini, bononun farklı kişilerce farklı kalemlerle doldurulmuş olmasının bononun geçerliliğini etkilemediğini, bonoda tahrifatın söz konusu olmadığını beyan etmiştir.
19.Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen).
20.Bu hususlar doğrultusunda, bilirkişi raporunun, hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır.
21.6102 sayılı TTK'nin 778. maddesinin göndermesiyle bonolar hakkında uygulanması gereken aynı Kanunun 676. maddesi gereğince, bono bedeli hem yazı ve hem de rakamla gösterilip de iki bedel arasında fark bulunursa yazı ile belirlenen bedele itibar olunur. Ancak bu kural senedin bedel kısmında tahrifat yapılmamış olması halinde uygulanır.(Yargıtay 11. HD., █████████ esas, █████████ karar)
22.Bono üzerindeki beyanların, bononun zorunlu ve ihtiyari unsurlarının, ilgililerin rızası olmaksızın değiştirilmesi, silinmesi veya kazınması halinde bonoda/senette tahrifat söz konusudur.
23.Somut olayda, bononun miktara ilişkin yazı ile yazılan kısımında tahrifat yapıldığı bilirkişi tarafından tespit edilmiştir ve takip dayanağı bonoda tahrifat yapıldığının saptanması halinde senedin tahrifattan önceki miktar için geçerli sayılması gerekir(HGK'nun 14.05.2003 tarih ve ███████-347 E., ████████ K.; Yargıtay 12. HD'nin ██████████ esas, █████████ karar; █████████ esas, ██████████ karar)
24.Davacı tarafın talebi de tahrifattan önceki miktardan fazla kısım için borçlu olmadıklarının tespiti talebinden ibarettir.
25.Tüm dosya kapsamı, dayanak icra dosyası içeriği, mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu göz önüne alındığında, davacının, davasında haklı olduğu, davasını ispatladığı, icra takibine dayanak bonoda tahrifat yapıldığı, tahrifattan önceki haline değer verilmesi gerektiği dikkate alınarak, davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
26.Son olarak belirtmek gerekir ki; İİK 72/5 maddesi dava borçlu lehine hükme bağlanırsa ve takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa talebi üzerine borçlunun dava sebebiyle uğradığı zararın alacaklıdan tahsiline karar verileceğini hükme bağlamaktadır. Anılan kanun hükmü uyarınca davalı-alacaklı aleyhine tazminata hükmedilebilmesi için davalı alacaklı tarafından yapılan icra takibinin haksız olmasının yanı sıra takibin kötü niyetle yapılması da şarttır. Somut olayda, senettik tahrifat, bilirkişi raporundaki tespitler, dosya içindeki bilgi ve belgeler göz önüne alınarak, kabule göre, takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından, davalı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmetmek gerekmiştir.
HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ İLE; davacının Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyasından dolayı davalıya asıl alacağın ... TL'si dışındaki diğer kalemler olan toplam dava konusu edilen ... TL'den dolayı borçlu olmadığının tespitine,
2-... TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL peşin/nispi karar harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm tarihi itibariyle alınması gerekli bakiye ... TL nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, (24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “kararın verilmesinden itibaren iki ay” ibaresi “kararın tebliğinden itibaren bir ay” şeklinde değiştirilmiştir.)
6-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen toplamda ... TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı ... TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı tarafça bir gider yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" nin, "Gider avansının kullanılmayan kısmı hükmün kesinleşmesinden sonra davacıya iade edilir. Davacı tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle yapılır. Hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilir." düzenlemesi göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına,
11-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., █████/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., █████/1940, 1940/7 E., ███████ K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından kanun yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına,
12-Dosya arasında bulunan Antalya ... Asliye Ceza mahkemesinin .../... esas, .../... karar sayılı dosyasının ve Antalya ... İcra dairesinin .../... esas sayılı dosyasının, karar kesinleştiğinde mahalline iadesine,
Dair, davacı asil ve vekili ...'ın yüzüne karşı davalının yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2020
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!