Şirket ortağının SGK prim borcundan sorumluluğu ve ödeme emrinin iptali ile haczin kaldırılması talebiyle açılan davanın temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, bir şirketin prim borçları nedeniyle eski yönetim kurulu üyesi olan davacı hakkında başlatılan icra takipleri sonucu konulan haczin kaldırılması ve davacının kuruma borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkin davanın temyiz incelemesini kapsamaktadır; davacının ödeme emrinin usulsüzlüğü ve sorumluluk süresi iddialarına karşılık, davalı kurum süresinde itiraz edilmediğini ve davacının yönetici sıfatıyla sorumlu olduğunu savunmuş, ilk derece mahkemesinin ödeme emrinin iptaline yönelik önceki kararı bozulduktan sonra, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılamada davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, işbu belge bu kısmen kabul kararının temyiz incelemesi sürecini özetlemektedir.
10. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Taraflar arasındaki haczin kaldırılması ve hacze dayanak olan takipler nedeniyle Kuruma borçlu olmadığının tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ortağı olduğu şirketin prim vs. borçlarından adına düzenlenmiş olan 2014/... takip numaralı ödeme emrinin tarih ve tahakkuk aşamaların atlanmış olduğu, takibe konu alacağın asıl borçlu olan dava dışı ... İnş. A.Ş'ye ait olduğu ve şirketten tahsiline ilişkin işlemlerin yerine getirilmemiş bulunduğu, ... A.Ş'nin merkezinin Antalya olduğu ve Amasya'da faaliyetinin olmadığı, ödeme emrinin 2012 yılı sonrasına ait bulunduğunun tahmin edildiği, davacıya bu konuda herhangi bir teligat yapılmadığı, davacının yalnızca şirketin 2012/Mayıs-2013/Mart döneminde şirket yönetim kurulu üyesi olarak bulunduğu ve bu dönem dışındaki borçlardan sorumlu tutulamayacağı, esasen prim borçlusu ve dönem dışındaki borçlarından sorumlu tutulamayacağı, esasen prim borçlusu şirketin tek imza ile murahhas üyeler tarafından yönetildiği, anonim şirketlerde şahsi sorumluluk, ortağın taahhüt ettiği, sermaye payı ile sınırlı bulunduğu halde, ödeme emrine konu alacak miktarının ortağın hissesine düşen sermaye miktarından da fazla olduğu iddiasıyla hukuka aykırı olarak düzenlenmiş olan ve davacıya tebliğ edilmemiş bulunan, bu bağlamda 29.07.2014 tarihide öğrenilmiş olan 2014/... takip numaralı ödeme emrinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş; dava dilekçesini açıklayarak haczin kaldırılması ve hacze dayanak olan takipler nedeniyle Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; ödeme emrine ve hacze itiraz süresinin 7 gün olduğu, bu yasal süre içerisinde yapılmış bir itiraz bulunmadığı, ödeme emrine ilişkin borcun, davacının ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu ... İnş. Şirketinin borcu olduğu ... İnş Şirketinin borcu olduğu, davacının maaş haczinin 2014/Ocak ayından beri uygulanmakta bulunduğu halde, bugüne kadar itiraz vuku olmadığı, davanın reddi ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi, davanın süresinde açılıp açılmadığının tetkiki gerektiği, Kurum alacağının öncelikle şirket nezdinde takip edildiği, tahsil olanağı bulunmaması üzerine, davacı şirket ortağı ve üst düzey yönetici olduğu ve Antalya ticaret sicil memurluğunun 18.03.2011 tarihli ilamına göre ...'ın 2012-2013 yıllarında 2 yıl süre için çift imza ile şirketi temsil ve ilzama yetkili bulunduğu savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.MAHKEME İLK KARARI
Mahkeme tarafından 24.05.2016 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararla; davacıya ödeme emrinin tebliğ edildiğine dair SGK'dan gelen bir tebliğ evrakının olmadığı, davacının takibi 29.04.2014 öğrendiğini beyan ettiği ve öğrendiği tarihten itibaren hak düşürücü süre içerisinde dava açtığı, şirketin yönetim ve sorumluluğunun yönetim kurulu yetki devri ile murahhas üyeler uhdesinde toplanmış olması karşısında, prim tahakkuk ve ödeme dönemlerindeki hukuki statü itibariyle, şirket temsil ve ilzam konusunda görevi bulunmadığı anlaşılan, şirketin kurucu ortağı veya yönetim kurulunda başkan veya iş bölümüne göre primlerin ödenmesinde sorumlu üye olarak bulunmayan, şirketin yönetiminde parasal konularda yetkili genel müdür, finansman veya muhasebe müdürü gibi üst düzeyde sorumluluk taşıyan görevi bulunduğu da ispatlanamayan, şirketin idare veya mali işlerinde doğrudan söz sahibi veya yetkili bulunmadığı anlaşılan davacının işverenle müştereken sorumluluğunun olamayacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı Kurum tarafından davacıya yönelik olarak yapılan 2013/... takip numaralı ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Mahkemenin 24.05.2016 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 25.03.2019 tarihli ve ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:
"...Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; 2010/... E sayılı takip dosyasından gönderilen haciz bildirisi ile davacıya ait banka hesaplarına haciz konulduğu, dosya kapsamında, haciz konulan takip dosyasından davacı adına düzenlenmiş ödeme emri ve tebliğ evraklarının dosya kapsamında olmadığı, dava dışı... ve prim borçlusu şirket hakkında ödeme emri ve tebliğ mazbatalarının dosya kapsamında bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafından, prim borçlusu şirketin murahhas üyeler tarafından temsil ve ilzam edildiği, temsil ve ilzam yetkilerinin olmadığı iddiasıyla ödeme emrinin iptali talep edilmiştir. Mahkemece, prim borçlusu şirketin temsil ve ilzam yetkisinin murahhas üyelerde olduğu, davacının temsil ve ilzam yetkisi olmadığı kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26. maddesi uyarınca; 'Hâkim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.'
Dava dosyası incelendiğinde, davacı hakkında yapılan bir takip olup olmadığı, ödeme emri düzenlenip tebliğ edilip edilmediği anlaşılmamakta olup iptaline karar verilen takip dosyasından banka hesaplarına haciz konulduğu görülmektedir.
Mahkemece, davacı hakkında yapılan bir takip olup olmadığı, ödeme emri düzenlenip tebliğ edilip edilmediği belirlenerek ve talebi net olarak açıklattırılarak sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..."
2.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak 19.02.2020 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararla; davacıya ödeme emri tebliğ edilmeksizin doğrudan malvarlığına haciz konulduğu gerekçesiyle davacının davasının kabulü ile; 2013/... dosya numaralı takibin iptaline, 2013/... numaralı takip neticesinde davacı adına çıkarılan bir ödeme emri bulunmadığından, 2013/... takip dosyası üzerinden davacının tüm hak ve alacakları üzerine konulmuş hacizlerin iptaline karar verilmiştir.
3.Mahkemenin 19.02.2020 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 05.10.2021 tarihli ve █████████ Esas, ██████████ Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur.
"...Eldeki davada ise, davacı hakkında usulüne uygun şekilde kesinleşmiş bir takip olmaksızın konulan hacizlerin kaldırılmasına yönelik verilen karar isabetli ise de, haczin dayanağı olan, kurumca tevhit edildiği ve iptali istenen ödeme emirlerinin, 6183 sayılı Yasanın 58. maddesi kapsamında ve usulüne uygun şekilde tebliğinin olmaması karşısında, davacının talebinin kurumca sorumlu tutulan miktar nedeniyle kuruma karşı borçlu olmadığının tespitine yönelik olarak kabulü ile bu kapsamda yapılacak yargılama ile davacının sorumlu olup olmadığı hakkında değerlendirme yapılması ile oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..."
4.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak 06.04.2022 tarihli ve 2022/3 Esas, ████████ Karar sayılı kararla; davacıya ödeme emri tebliğ edilmeksizin doğrudan malvarlığına haciz konulduğu anlaşılarak, başlatılmış olan takibin iptali ile ödeme emri bulunmaksızın davacının hak ve alacaklarına konulmuş olan hacizlerin bulunduğu tespit edilerek bozma ilamında belirtilen şekilde davacının sorumlu olup olmadığı hakkında değerlendirme yapılarak davacının davaya konu borçtan sorumlu bulunmadığı kanaatine varılarak Kuruma karşı borçlu bulunmadığı gerekçesiyle davacının davasının kabulü ile, davacının 2013/... dosya numaralı takibe dayalı olarak Kuruma karşı borçlu bulunmadığının tespitine, 2013/... numaralı takip neticesinde davacı adına çıkarılan bir ödeme emri bulunmadığından, 2013/... takip dosyası üzerinden davacının tüm hak ve alacakları üzerine konulmuş hacizlerin iptaline karar verilmiştir.
5.Mahkemenin 06.04.2022 tarihli ve 2022/3 Esas, ████████ Karar sayılı sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 04.10.2022 tarihli ve █████████ Esas, ██████████ Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:
"...Eldeki davada ise, mahkemece, bozma gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece davacı hakkında kurumca konulan hacizlerin, kesinleşmiş ve usulüne uygun şekilde tanzim ve tebliği sağlanmış ödeme emirlerinin bulunmaması nedeniyle kaldırılması gerekir ise de, davacının dava dışı prim borçlusu olan şirketteki A grubu hisse ile temsil ve ilzama yetki olduğu dönemler dikkatlice irdelenerek hacze dayanak yapılan ödeme emirleri içeriğinde yer alan dönemlere göre davacının 14.03.2011-22.12.2011 ve 29.05.2012-15.03.2013 tarihleri arasında kalan dönemler ile ilgili ve sınırlı olarak ve 01.07.2008 tarihi itibari ile yürürlüğe girmiş 5510 sayılı Yasanın 88. maddesi hükümlerine uygun şekilde kuruma karşı sorumluluğunun bulunup bulunmadığının irdelenmesi ile sonucuna göre davacının menfi tespit istemi hakkında infaza elverişli şekilde bir karar tesisi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..."
6.Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; bilirkişi raporuna atıfla davacının davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile; davacının 2013/... dosya numaralı takibe dayalı olarak 2012 yılı 8, 9 ve 10. aylarda doğan borçtan dolayı sorumlu olması nedeniyle, Kuruma karşı borçlu bulunmadığının tespiti talebinin reddine, 2013/... numaralı takip neticesinde davacı adına çıkarılan bir ödeme emri bulunmadığından, 2013/... takip dosyası üzerinden davacının tüm hak ve alacakları üzerine konulmuş hacizlerin iptaline karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının tüm dönemlerden sorumlu olduğu, eksik araştırma ile karar verildiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; adına düzenlenmiş ödeme emri bulunmadığı, temsil ve ilzam yetkisi bulunmadığı, tüm dönemler yönünden davanın kabulünün gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, haczin kaldırılması ve hacze dayanak olan takipler nedeniyle Kuruma borçlu olmadığının tespitine ilişkindir.
1.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, haczin kaldırılmasına ilişkin kararın yerinde olduğu anlaşılmakla; aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Mahkeme kararlarında bulunması gereken hususlar 6100 sayılı Kanun'un 297. maddesinde ayrıntılı olarak tek tek sayılarak gösterilmiştir. Aynı maddenin (2) numaralı fıkrası uyarınca da verilen karar ile taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar, hiçbir şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde çok açık gösterilmesi gereklidir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması, zorunludur.
3.Mahkemece, davacının hem 2013/... takip sayılı dosyadaki 2012 yılı 8, 9 ve 10. aylar prim borçlarından sorumlu olduğundan menfi tespit talebinin reddine, hem de ödeme emirlerinden adı bulunmadığından haczin kaldırılmasına şeklinde hüküm kurulması infazda tereddüte neden olacağından isabetsizdir.
4.Öte yandan; 6183 sayılı Kanun'un “Ödeme emri” başlıklı 55. maddesinin ilk fıkrasında; kamu alacağını vadesinde ödemeyenlere, yedi gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları gereğinin bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; “Ödeme emrine itiraz” başlığını taşıyan 58 inci maddesinin birinci fıkrasında; kendisine ödeme emri tebliğ olunan kişinin, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde itirazda bulunabileceği belirtilmiş olup, “menfi tespit” niteliğindeki ödeme emrine itiraz/ödeme emrinin iptali davasının yedi günlük hak düşürücü süre içerisinde açılması zorunlu olduğu gibi, kendisine ödeme emri gönderilen borçlunun itirazları da üç nedenle sınırlandırılmıştır. Davanın yasal dayanağını oluşturan 6183 sayılı Kanun'un 58 inci maddesine göre; kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren yedi (01.01.2018 tarihinden itibaren 7061 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikle 15) gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir. İtiraz etmezse borç kesinleşmiş olur.
5.Eldeki davada ise her ne kadar davaya konu haciz işlemlerinin yapıldığı 2013/... takip numaralı dosyada 6183 sayılı Kanun'un 55. maddesi kapsamında davacı adına düzenlenmiş ve anılan Kanun'un 58. maddesi uyarınca tebliğ edilmiş bir ödeme emrinin ya da başlatılmış bir icra takibinin bulunmuyor ise de, davacının bozma sonrası beyanı nazara alındığında davacının iddasınının menfi tespit davası olarak kabul edilip işin esastan karara bağlanması gerekirken, yazılı biçimde karar verilmesi isabetsizdir.
6. Ayrıca dosyadaki ticaret sicil kayıtları ve eklerinden davacının prim borçlusu şirkette 13.06.2012-27.06.2013 tarihleri açısından yönetim kurulu üyesi seçildiği ve 11.03.2013 tarihli dilekçe ile istifa ederek sonraki hiçbir yönetim kurulu toplantısına katılmayıp işlem de yapmadığı anlaşılmakla borç dönemlerinin yönetim kurulu üyesi olduğu dönemle sınırlı belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
7. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
11.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!