Kamu hastanesinde KHK ile kadroya alınan işçinin fiili vasıflı çalışmasına rağmen temizlik görevlisi olarak kodlanması ve toplu iş sözleşmesi hakları talepli meslek kodu düzeltme davası.
Özet: Bu dava, 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile temizlik görevlisi olarak sürekli işçi kadrosuna geçirilen ancak fiilen vasıflı klinik destek personeli olarak çalıştığını iddia eden davacının, işverence Toplu İş Sözleşmesi hükümlerine uygun olarak benzer vasıflı bir işte görevlendirilmesi ile Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilen meslek kodunun fiilen yaptığı işe göre düzeltilmesi talebinin ilk derece ve istinaf mahkemelerince reddedilmesi üzerine, Yargıtayın iş mahkemelerinin yetkisi ve 5510 sayılı Kanunun sigortalıların işyerlerinde fiilen yaptıkları işe uygun meslek kodunun bildirilmesi zorunluluğu çerçevesinde uyuşmazlığı değerlendirmesidir.
10. Hukuk Dairesi         ██████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 01.01.2008 de alt işveren işçisi olarak ... ... Doğum ve Çocuk Hastanesinde çalışmaya başladığını, hastanenin ... Devlet Hastanesine devrolduğu ve çalışmanın burada sürdüğünü, sonrasında bu hastanenin ... ... adı ile hizmet vermeye devam ettiğini, 02.04.2018 tarihinde KHK gereği davacının kadroya alındığını, işveren ile aralarında belirsiz iş sözleşmesi bulunduğunun kabulü gerektiğini, çalışmanın halen sürdüğü, müvekkilinin değişik servislerde klinik destek personeli olarak görev yaptığını, 06.05.2021 tarihinde sözlü olarak temizlik işlerinde görevlendirilmek istendiğini, müvekkilinin TİS gereği vasıflı bir işte çalışmak istemesi sebebiyle bu kapsamdan işverenden talepte bulunduğunu, davalının SGK bildirimlerinde temizlik görevlisi olarak bildirim yaptığı fiilen kadroya alındıktan sonra hiç temizlik işinde çalışmadığını, Kuruma temizlik görevlisi olarak bildirimler yapılmış ise de vasıflı işlerde çalıştığını, bu konuda görevlendirme belgelerinin bulunduğunu, TİS'in 29. maddesi gereği vasıfsız işlerde çalıştırılamayacağını, ... ile ... Sağlık iş arasında imzalanan TİS'ten yararlandığını beyanla davalının davacıyı TİS'e uygun olarak benzer mahiyette vasıflı bir işte görevlendirmesinin ifası ve bu ifaya uygun olarak meslek kodunun değiştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Bakanlık vekili cevap dilekçesinde; 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 127. maddesi ile mezkur hükümlerin uygulanmasına dair usul ve esaslar çerçevesinde şartları taşıdığı tespit edilen davacının 02.04.2018 tarihi itibariyle sürekli işçi kadrosuna alındığını, davacının bu tarih itibariyle SGK kayıtları doğrultusunda, kadroya geçiş yapılmadan önce son olarak hangi hizmet alımı kapsamında çalışmış ise o kapsamda yani temizlik görevlisi olarak kadroya geçirildiğini, 02.04.2018 tarihinden itibaren vakıf olunan kadroya temizlik görevlisi olarak geçirilme durumu ile ilgili olarak işleme başlayan 24.12.2016 tarihli ve 696 sayılı Kararname'nin 127. maddesi ile eklenen geçici 23 ve 24. maddelerinde belirtilen şartları taşıyan taşeron şirketler nezdinde çalışmakta olan personellerin sürekli işçi kadrosuna geçirildiğini, SGK kayıtları baz alındığından davacı kadroya geçirilmeden önce temizlik hizmet alımı kapsamında çalıştığına dair işe giriş bildirgesi verildiğini, kadroya temizlik görevlisi olarak alındığını beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas, ██████████ Karar sayılı ilamı nazara alınarak davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu değerlendirilerek hakkında istinaf başvurusunda bulunulan İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesinin Toplu İş Sözleşmesi hükümlerini gözardı ettiğini, çalıştığı kurumdaki diğer işçilerin aksine 696 sayılı KHK ile kadroya geçirildiği için yararlanması gereken Toplu İş Sözleşmesinden yararlandırılmadığını, bu durumun ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin ve Anayasal güvencelerinin ihlaline neden olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, meslek kodunun düzeltilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
1- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5/b maddesi uyarınca "idari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanun'un geçici 4. maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara iş mahkemesinde bakılacağı belirtilmiştir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 101. maddesi uyarınca “Bu Kanun'da aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür”.
5510 sayılı Kanun’un 102. maddesinin birinci fıkrasının (n) bendinde ise;
“Muhtasar ve prim hizmet beyannamesinde, sigortalıların işyerlerinde fiilen yaptıkları işe uygun meslek adı ve kodunu, gerçeğe aykırı bildiren her bir iş yeri için aylık asgari ücreti geçmemek üzere meslek adı ve kodu gerçeğe aykırı bildirilen sigortalı başına asgari ücretin onda biri tutarında idari para cezası uygulanacağı" hükmüne yer verilmiştir.
Çalışma hayatında işçilerin mesleklerine göre sınıflandırılması ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarının doğru bir şekilde tutulması için meslek kodları kullanılır. SGK meslek kodları, çalışanların hangi meslek dalında çalıştığını gösteren numaralardan oluşur. Bu kodlar, işçilerin faaliyet alanlarını tanımlamak ve işverenlerin çalışanlarını doğru bir şekilde bildirmesi için kullanılır.
İşverenlerin, çalışanların iş yerinde fiilen yapmış olduğu işe uygun meslek kodunu prim hizmet beyannamesinde gerçeğe aykırı biçimde bildirir ise idari para cezası ödemek zorunda kalacağı düzenlenmiştir. Belirtmek gerekir ki söz konusu idari para cezası iş yeri bazında ve her bir beyanname dönemi için tatbik edilmekte olup uygulama 2018 yılına ait Ocak ayına ilişkin beyannamelerden itibaren zorunlu olarak uygulanmaktadır.
Meslek kodlarının girişi sırasında, sigortalının bitirmiş olduğu okuldaki mesleği veya uzmanlık alanı değil, iş yerinde fiilen yapmış olduğu işe ilişkin meslek kodunun girilmesi yasal zorunluluktur.
5510 sayılı Kanun’un 59. maddesi uyarınca işveren tarafından çalışanın fiilen çalıştığı işe ait meslek adının ve kodunun gerçeğe aykırı olup olmadığı hususu SGK’nın denetim ve kontrol amacıyla görevlendirmiş olduğu memurlar aracılığıyla denetlenmektedir.
Sonuç olarak 5510 Sayılı Kanun’da yapılan düzenleme uyarınca işverenler, çalışanları işe alırken iş yerinde fiilen yapacakları veya yapmakta oldukları işe uygun meslek kodunu SGK’ya bildirmekle yükümlü hale gelmiş olup işbu yükümlülüğü yerine getirmemeleri halinde idari para cezası yaptırımı ile karşılaşmaları söz konusudur.
Her meslek grubuna özel olarak atanan bu kodlar, işçilerin SGK’ya bildirilen bilgilerini doğrulamak ve işverenlerin çalışanlarını doğru bir şekilde sınıflandırmasını sağlamak amacıyla kullanılır. Meslek kodları, çalışanların yaptığı işin niteliğini belirler ve onları doğru bir şekilde sınıflandırır, işçilerin prim, vergi ve diğer yasal kesintilerinin doğru bir şekilde hesaplanmasında önemli bir rol oynar, yapılan işin risklerini ve iş güvenliği önlemlerini belirlemek için de kullanılır ve sigortalıların yasal haklarının korunmasına yardımcı olur.
Meslek kodunun sosyal güvelik hukuku, kamu hukuku, bireysel ve toplu iş hukuku yönünden önemli etkileri vardır.
Sosyal güvenlik hukuku yönünden prime esas kazancı, fiili hizmet süresi zammını ve ayrıca hizmetin geçtiği gerçek işverenin belirlenmesinde etkisi vardır. Bireysel ve toplu iş hukukunu etkileyen yönleri olsa da 2018 yılında yasal düzenleme ile denetimi Sosyal Güvenlik Kurumuna verilmiş olup, uyuşmazlığın artık 5510 sayılı Kanun kapsamında kaldığı tartışmasız hale gelmiştir.
5510 sayılı Kanunu'nda 2018 tarihinde yapılan değişiklikle meslek kodu, işe giriş bildirgesinin önemli unsurlarından biri olmuştur. Zira bu eksiklik cezai yaptırıma bağlandığına göre hukuki yaptırımı da olmalıdır. 5510 sayılı yasal düzenleme gereğince meslek kodu düzeltilmesi istemi, sigortalı sicil kaydının düzeltimi ve geniş anlamda fiili çalışmanın varlığının araştırılması nedeni ile hizmetin tespit kapsamında değerlendirilmesi gerekir.
Sonuç olarak meslek kodunun değiştirilmesi istemi 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklanan bir uyuşmazlık olup, Kurum tarafından işlem yapılmasını gerektirdiğinden HMK’nın 124. maddesi uyarınca yasal hasım olan Sosyal Güvenlik Kurumunun davalı olarak katılımı sağlanarak savunması alınıp, onun göstereceği deliller de toplandıktan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
2- Diğer taraftan 1.11.09.2014 tarihli Mükerrer Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanun'un 64. maddesi ile 5521 sayılı Kanun'un 7. maddesinin üçüncü fıkra olarak “31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile diğer sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talepleri hariç olmak üzere, dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat edilmesi zorunludur. Diğer kanunlarda öngörülen süreler saklı kalmak kaydıyla yapılan müracaata altmış gün içinde Kurumca cevap verilmezse talep reddedilmiş sayılır. Kuruma karşı dava açılabilmesi için taleplerin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması şarttır. Kuruma başvuruda geçirilecek süre zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz.” eklenen hüküm 7036 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasında da aynen zikredilmiştir.
Dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında yargılamanın devamı için gerekli olan şartlardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları, dava açılabilmesi için değil mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır.
6100 sayılı Kanun'un 115. maddesinin ikinci fıkrasındaki “Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.” düzenleme gereğince, eksik olan bir dava şartı, belirli bir süre verilerek giderilebilecek ise hâkim tarafından eksikliğin giderilmesi için kesin süre verilmesi gerekir. Bu süre içinde dava şartı eksikliği tamamlanmaz ise dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilmelidir.
Eldeki davanın 15.07.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmakla, yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında, 11.09.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanun'un 64. maddesi ile 5521 sayılı Kanun'un 7. maddesine üçüncü fıkra olarak eklenen ve giderek 7036 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasındaki düzenleme gereği, dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaatın olması ve Kurumca müracaata konu istemin zımnen yada açıkça reddedilmesi gerektiği dava şartı olarak düzenlenmiş olup, davacı tarafından 7036 sayılı Kanun'un 4. maddesine uygun bir şekilde, davaya konu istem hakkında, Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat ve Kurum tarafından bu müracaata konu istemin reddine ilişkin bir işlem veya eylem bulunmadığı görülmekle, İlk Derece Mahkemesince, davacı tarafa davaya konu istemi hakkında Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat etmesi ve bu müracaat hakkında anılan yasal düzenleme uyarınca Kurumun red iradesini gösterir işlem veya eyleminin olduğunun belgelenmesi için kesin süre ihtaratlı önem verilmeli, bu süre içerisinde dava şartı eksikliğinin tamamlanmaması halinde dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilmeli, Kuruma müracaat ve müracaatın reddine dair Kurum işlem veya eylemine ilişkin dava şartının tamamlanması halinde ise davanın esasına girilerek, varılacak sonuca göre karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1-Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Üyeler ... ve ...'ın muhalefetlerine karşı; Başkan ..., üyeler ... ve ... oyları ve oy çokluğuyla,
11.03.2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Dava meslek kodununu işveren tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna yanlış bildirildiği, fiilen yapığı işe uygun olmadığı, bu nedenle eksik ücret aldığını, KHK uyarınca fiilen yaptığı işe uygun kadroya geçirilmediği iddiasıyla bu hatanın giderilmesini kadrosu ve ücretinin düzeltilmesini talep ve dava etmiştir. Yargılama sonunda Mahkemece davanının reddine/kabulüne meslek kodunun düzeltilmesine, davaya bakmanının idari yargının görevine girmesi nedeniyle davanın yargı yolu caiz olmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Temyiz edilen kararın Yargıtay 9. HD tarafından incelendiği meslek kodu uyuşmazlığının sosyal güvenlik mevzuatını ilgilendirdiği gerekçesiyle dairemize gönderildiği, dairemizin sayın çoğunluğu tarafından da davanın gönderme kararındaki gibi sosyal güvenlik hukukunu ilgilendirdiği kabul edilmek sureyle işin esasının incelenmesi gerektiği kanaatiyle kararın öncelikle taraf teşkilinin sağlanması davaya SGK dahil edilmesi, ayrıca Kuruma müracaat koşulunun sağlanması gerektiği belirterek mahkeme kararı bozulmuş ise de aşağıdaki gerekçelerle sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.
Meslek kodu; çalışanların iş yerindeki mesleki pozisyonlarını belirlemek için kullanılan işveren tarafından SGK bildirilen numaralardan oluşan bir sistemdir. İlk defa 5510 saylı Kanun'un 102. maddesine 15.7.2016 tarih 6728 sayılı Kanun'un 51. maddesi ile getirilmiştir. “Muhtasar ve prim hizmet beyannamesinde, sigortalıların işyerlerinde fiilen yaptıkları işe uygun meslek adı ve kodunu, gerçeğe aykırı bildiren her bir iş yeri için aylık asgari ücreti geçmemek üzere meslek adı ve kodu gerçeğe aykırı bildirilen sigortalı başına asgari ücretin onda biri tutarında idari para cezası uygulanır” şeklinde düzenlenmiştir.
Meslek kodunun ne amaçla getirildiği ne işe yaradığı hususu üzerinde durulmalıdır. Buna göre çıkan uyuşmazlıkların niteliği ve uyuşmazlığın çözümünde görevli olan yargı yeri ve mahkemeler belirlenecektir.
Bireysel iş hukuku açısından meslek kodu bildirimi işçinin yaptığı iş, çalışma koşulları, sendika açısından tabi olduğu iş kolu ve yetkili sendika tespiti için önemli olup; sosyal güvenlik hukuku açısından ise, prime esas kazanç tespiti ile fiili hizmet zammı konusunda önemlidir. Bu ayırımı doğru belirlemek uyuşmazlığın hangi mahkeme, hangi yargılama hukuku uygulanarak hangi delillerle çözüleceği bakımından önemlidir. Sayın çoğunluk bu ayırımı yapmaksızın meslek kodunun yanlış bildirilmesinin 5510 sayılı Kanun'un 102. maddesinde idari para cezasına tabi tutulmasını sosyal güvenlik hukuku uygulaması için yeterli görmüş, hizmet tespiti davalarından uygulanan re'sen araştırma ilkesini uygulama yoluna gitmiştir. Bu hatalı bir değerlendirmedir. İşveren tarafından eksik veya zamanında yapılmayana bir işleme, idari para cezası uygulanması onun sosyal güvenlik kapsamına alınmasını gerektirmez. Kaldı ki idari para cezasının iptaline yönelik davalar idari işlem olarak idari yargıda çözümlenmektedir. Bir işleme yaptırım uygulanması onu sosyal güvenlik davasını gerektirecek bir sonuç doğurmaz. İşverenlerin Kuruma karşı sorumluluklarının belirli zamanlarda ve belirli şekilde yerine getirilmesini amaçlamaktadır.
Bireysel iş hukukunu ilgilendiren meslek kodu davalarında ise; işveren işçiyi çalıştırdığı işe uygun ücret ödememekte, işveren bu işe uygun ücret, sendikalı ise bu işe uygun toplu iş sözleşme hükümlerinin uygulanması talep edilmektedir. Bu gibi durumlarda ödenen bir ücret değil işe uygun bir ücret talebi ve meslek kodu talebi bulunmaktadır. Bu uyuşmazlıklarda verilen kararların temyiz incelemesi Dairemizin görevinde olmayıp Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin görevinde olup; yıllarca da bu şekilde uygulanmıştır.
Sosyal güvenlik hukuku açısından, sadece eksik bildirilen prime esas kazançların tespitini amaçlayan meslek kodu düzeltme taleplerinde veya itibari hizmeti içeren meslek kodu düzeltme taleplerine ilişkin davalarda, işveren yanında Kurumda davaya dahil edilmek suretiyle yargılama yapılacak, temyiz incelemesi de Dairemiz tarafından yerine getirilecektir. Prime esas kazancın tespiti davasında, işveren tarafından sigortalıya yapılan ücret ödemelerinin tamamı Kuruma bildirilmeyip, eksik miktarda yapılan fiili ödemelerin gerçek miktarda olduğunun tespiti ile ücret üzerinden sigorta primi kesilmesi, dolaysıyla daha fazla aylık alınması amaçlanmaktadır. İtibari hizmete yönelik meslek kodu ise sigortalıya fazladan pirim ödeme gün sayısı kazandırmakta olup sigortalının sigortalılık durumlarını doğrudan etkilemektedir. Yoksa sadece meslek kodunun değiştirilmesi prime esas kazancın değiştirilmesini sonucunu doğurmayacaktır. Çünkü 5510 sayılı Kanun'da veya başkaca bir kanunda meslek koduna göre ücret belirleneceği ve buna bağlı olarak prime esas kazanç bildirileceğine yönelik hiçbir düzenleme bulunmamaktadır.
Somut olayımızda davacı ... kadrosuna 696 sayılı KHK kapsamında girdiğini, kadroya temizlik işçisi olarak geçirilmiş ise de; hiçbir zaman temizlik işinde çalışmadığını, tıbbi sekreter, veri giriş elemanı olarak çalıştığını, iş yerinde uygulanan TİS'nin 29. maddesine göre “vasıfsız işçi kadrosunda bulunmakla beraber, bir yıl süreyle vasıflı işçiler tarafından yapılması gereken bir işte çalışmış olanlar bu sürenin sonunda vasıfsız bir işte çalıştırılamazlar” hükmü gereğince vasıflı bir işte görevlendirilmesini ve buna göre meslek kodunun değiştirilmesini talep etmiştir. Uyuşmazlık konusu tamamen bireysel iş hukukunu ilgilendiren işyerindeki TİS hükümlerinin kendisine uygulanmasını bu şekilde çalışma koşullarınını düzeltilmesine yönelik, tamamen iş hukukundan kaynaklanmaktadır. Sosyal güvenlik hukukunu doğrudan ilgilendiren bir dava olmadığından temyiz incelemesinin dairemizce değil 9. Hukuk Dairesi tarafından yapılması gerekmektedir. Sayın çoğunluk tarafından davanın sosyal güvenlikle ilgili kabul edilerek Sosyal Güvenlik Kurumuna da davanın yöneltilmesi gerektiğine yönelik bozma kararına bu nedenle katılmıyoruz.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!