Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, alkollü trafik kazası sonucu sigorta şirketinin rücuen yaptığı ödemenin tahsili için açılan itirazın iptali davası.
Özet: Davacı sigorta şirketi, sigortaladığı aracın sürücüsünün %150 oranında alkollü ve şeridi ihmal ederek asli kusurlu olarak sebebiyet verdiği yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası neticesinde üçüncü şahsa ödemek zorunda kaldığı tazminat bedelinin tahsili amacıyla başlattığı icra takibine davalı tarafından haksız ve dayanaksız yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir; bilirkişi raporu da kazanın salt alkolün etkisiyle meydana geldiğini ve sürücünün asli kusurlu olduğunu doğrulamıştır.

T.C.

ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ███████
DAVA
: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ
: █████/2017
KARAR TARİHİ
: █████/2020
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
TALEP
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketine sigortalanmış ... plakalı aracın yaralamalı ve maddi hasarlı olarak trafik kazasına karıştığını, meydana gelen kazada araç sürücüsünün şeridi ihmal ederek kazaya sebebiyet verdiği yönünde tutanak tutulduğunu ve araç sürücüsünün %150 oranında alkollü olduğunun tespit edildiğini, karşı tarafa müvekkili şirketin ... TL tutarında ödeme yaptığını ancak icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini, haksız ve dayanaksız olan borçlunun yetkiye ve borca olan itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı cevap vermemiştir.
DAVA
:
Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. maddesine dayanan itirazın iptali istemli davadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ
:
Dava, ... tarihinde Antalya ... Tüketici Mahkemesinde açılmış, anılan mahkemenin ... tarih .../... E. .../... K. Sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilmiş, kararın kesinleşmesi ve talep üzerine dosya mahkememize tevzi olunmuştur.
Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. maddesinde belirtilen 1 yıllık süre içerisinde, açılmıştır.
Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. Sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının davacı, borçlunun davalı ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş faiz olmak üzere toplam ... TL için ilamsız takiplere mahsus icra takibinin yapıldığı, davalı yönünden itiraz edilmekle takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.
Davalı adına kaza tarihi itibari ile kayıtlı olan ... plaka sayılı aracın davacıya kasko sigortası ile sigortalanmış olduğu görülmüştür.
Davacı sigortanın cevabi yazılarına ...'ye ... TL ödeme yapılmıştır.
Bilirkişi Makine Mühendisi ..., Nöroloji Uzmanı ...'nun ... tarihli raporuna göre; davaya konu kazada ... asli kusurlu, ... ve ... kusursuzdur, kaza salt alkolün etkisi ile meydana gelmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi; dava konusunun değerine veya miktarına bakılmaksızın ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli özel bir mahkemedir. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine giren işlerin genel çerçevesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5. maddesinde düzenlenmiştir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yeterli görülmüştür (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun █████/2019 tarih ███████-1097E. ████████K. sayılı kararı).
Görülmekte olan davanın hukuksal dayanağı haksız fiildir. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41. maddesinde haksız fiil “Gerek kasten gerek ihmal ve teseyyüp yahut tedbirsizlik ile haksız bir surette diğer kimseye bir zarar ika eden şahıs, o zararın tazminine mecburdur.” şeklinde tanımlanmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde de aynı yönde “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.” hükmü yer almaktadır. Buna göre haksız fiil hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar verilmesidir. Haksız fiilden söz edilebilmesi için şu dört unsurun birlikte bulunması zorunludur: Öncelikle ortada hukuka aykırı bir fiil bulunmalıdır. İkinci unsur, fiili işleyenin kusurudur. Üçüncü olarak kusurlu şekilde işlenen ve hukuka aykırı olan bu fiil nedeniyle bir zarar doğmalıdır. Nihayet doğan zarar ile hukuka aykırı fiil arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Bu unsurların tümünün bir arada bulunmadığı, bir veya birkaç unsurun eksik olduğu durumlarda haksız fiilin varlığından söz edilemez (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun █████/2018 tarih 2017/4-1457E. ████████K. sayılı kararı).
Sorumluluk hukukunun önemli ögelerinden biri de zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunmasıdır. İlliyet bağının kesildiği durumlarda kusursuz sorumlu olan kişi sorumlu tutulmayacaktır (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin █████/2018 tarih ██████████E. █████████K. sayılı kararı).
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin █████/2018 tarih ██████████E. ██████████K. sayılı kararında; "...1-Dava kasko sigorta ilişkisinden kaynaklanan rücu davasıdır...2918 sayılı KTK'nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97/1. maddesinde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra bu konu ile ilgili olan "b-2" bendinde; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir. Hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK'nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve ███████-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve ███████-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve ███████-81-18; YHGK 14.12.2005 gün ███████-624-713 sayılı ilamları)..." denilmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin █████/2019 tarih █████████E.█████████K. sayılı kararında; "...Kasko poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan rücu alacaklısı davacı sigorta şirketinin, üçüncü kişiye ödeme yaptığı tarih itibariyle rücu borçlusu olan davalı temerrüde düşmüş olup faiz başlangıç tarihinin ödeme tarihi olarak kabul edilmesi gerekirken..." denilmiştir.
Davamıza gelince, davacı sigorta şirketi kasko sigortalısı olan davalıya sahip olduğu aracın alkollü şoför tarafından kullanılmakta iken meydana gelen zararın rücu istemi ile icra takibi başlatmış, davalının itirazı ile itirazın iptali istemi ile dava açmıştır. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97. maddesinde alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra konu ile ilgili olan "b-2" bendinde "alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır. Zararın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK'nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir. Kaza tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasar poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne, aksi halinde reddine karar verilmesi gerekmektedir. Bilirkişi Makine Mühendisi ..., Nöroloji Uzmanı ...'nun ... tarihli raporuna göre; davaya konu kazada ... asli kusurlu, ... ve ... kusursuzdur, kaza salt alkolün etkisi ile meydana gelmiştir. ... tarihli tazminat makbuzuna göre, davacı dava dışı ... ya ... TL ödeme yapmıştır. Bilirkişi heyetinin raporuna göre davaya konu kaza mühhasıran alkolün etkisinde meydana geldiğinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davacının davasının KABULÜNE,
2. Davalının Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın İPTALİNE, takibin DEVAMINA,
3. 2004 sayılı İcra İflas Kanunun 67 maddesi gereğince hesaplanan ...-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan alınması gerekli ... TL karar ve ilam harcından peşin alınan ... TL'nin mahsubu ile bakiye ... TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5. Davacı tarafından yapılan ... TL peşin harç ile ... TL posta, tebligat ve bilirkişi masrafın olmak üzere toplam ... TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6. Davalı yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7. Karar kesinleştiğinde Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. sayılı takip dosyasının müdürlüğüne iadesine,
8. Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9. Kararın kesinleşmesine müteakip davacının ve davalının yatırdığı yargılama giderinin artması durumunda giderleri yatıran davacıya ve davalıya iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345. maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2020
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!