Yargıtay 8. Ceza Dairesinin, cinsel amaçla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda zincirleme suç yerine ayrı eylemler olarak kabul edilen bozma sonrası mahkûmiyet hükmünün temyiz incelemesi.
Özet: Yargıtayın, sanığın mağdureyi farklı tarihlerde cinsel amaçla hürriyetinden yoksun bırakma eylemlerinin ayrı suçlar olarak değerlendirilmemesi ve zincirleme suç hükümlerinin hatalı uygulanması nedeniyle eksik ceza tayin edildiği gerekçesiyle verdiği bozma kararını takiben, bölge adliye mahkemesi sanığı iki ayrı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ayrı hapis cezalarına çarpmış olup, temyiz incelemesinde mahkeme, katılan bakanlığın vekalet ücreti talebini reddederken, sanığın ilk eyleme ilişkin tüm itirazlarını dosyadaki delillerle birlikte değerlendirerek yerinde bulmamış ve mahkumiyet kararını hukuka uygun görmüştür.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: ████████ E., █████████ K.SUÇ
: Kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaHÜKÜM
: MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: OnamaYapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma ilamından sonra verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKİ SÜREÇA. Yargıtay Bozma KararıIsparta 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.07.2019 tarihli kararının istinaf edilmesi üzerine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi tarafından verilen 01.04.2021 tarihli mahkumiyet kararının katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafii tarafından temyizi sonrasında, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 14.03.2024 tarihli kararı ile "Sanığın katılan mağdureyi farklı tarihlerde olmak üzere birden fazla kez rızası dışında cinsel amaçla aracı ile kaçırdığı, 2017 yılının Ağustos ayı içerisindeki eylem ile 2018 yılı Şubat ayında gerçekleşen eylemin aradan geçen süre itibariyle farklı suç kastı ile işlendiği ve fiili ve hukuki kesintinin gerçekleştiği dikkate alınmaksızın sanığın 2018 yılındaki eyleminin ayrı bir suç olarak gözetilmemesi ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur" şeklindeki gerekçe ile bozulmasına karar verilmiştir.B. Bozmadan Sonraki Yargılama SüreciBozma üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 19.12.2024 tarih ve ████████ E., █████████ K. sayılı kararı ile sanık hakkında 21.08.2017 tarihinde işlediği kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 109/2, 109/3-f, 109/5, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 13.02.2018 tarihinde işlediği kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise 5237 sayılı Kanun'un 109/2, 109/3-b, 109/3-f, 109/5, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 5 yıl 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.II. TEMYİZA. Temyiz SebepleriSanık Müdafiinin Temyiz İstemiSadece katılanın beyanlarının hükme esas alındığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanmadığına, tanık anlatımlarının lehe olduğuna, 13.02.2018 tarihli suçun oluşmadığına, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine, cinsel amaç bulunmadığına, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, öncelikle beraat kararı verilmesi olmadığı takdirde lehe hükümlerin uygulanması talebine ilişkindir.Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemiBakanlık lehine vekalet ücreti verilmesi gerektiğine ilişkindir.B. Değerlendirme ve Gerekçe1. Katılan Bakanlık vekilinin temyiz talebi yönünden yapılan incelemede;T.C. Anayasasının 41 inci maddesine göre ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevi Devlete aittir.Aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği anlaşılmış ise de, Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve Kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkindir.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetilerek yapılan değerlendirmede, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin lehe vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. Sanık müdafiinin temyiz istemi yönünden yapılan incelemede;Dava dosyası kapsamına göre, sanığın katılan mağdureyi 21.08.2017 ve 13.02.2018 tarihlerinde rızası dışında cinsel amaçla aracı ile kaçırması olayına ilişkin olarak;21.08.2017 tarihli eylem yönünden; tanıkların beyanları, mağdur katılanın beyanları, sanığın soruşturma aşamasında Savcılıkta verdiği ikrar içerikli savunmaları ve dosya kapsamındaki diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde; yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.13.02.2018 tarihli eylem yönünden; 01.09.1999 doğumlu olan mağdur katılanın suç tarihinde 18 yaşını doldurduğu gözetilmeksizin sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 109/3-f maddesinin uygulanması ve bu nedenle birden fazla nitelikli hal gerçekleştiği kabul edilerek alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.III. KARARA. 21.08.2017 tarihli eylem yönünden;Gerekçenin (2) numaralı bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararında, sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,B. 13.02.2018 tarihli eylem yönünden;Gerekçenin (2) numaralı bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 19.12.2024 tarihli ve ████████ E., █████████ K. sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdiren Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.07.2025 tarihinde karar verildi.