Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, kasko sigorta şirketinin halefiyet ilkesine dayanarak beton mikserinden kaynaklı araç hasarı için icra takibine itirazın iptali davası.
Özet: Davacı sigorta şirketi, sigortalısına ait aracın davalıya ait beton mikserinden beton dökülmesi sonucu hasar görmesi üzerine tazminat ödedikten sonra, halefiyet ilkesi gereği başlattığı icra takibine davalının itiraz etmesi üzerine, ödenen zararın kalan 39.944,41 TL anapara ve işlemiş faiz tutarının tahsili için itirazın iptali davası açmış; davalı ise kusurun tek taraflı olarak kendisine atfedilemeyeceğini ve olayın meydana gelişinde tarafların kusurlarının detaylıca değerlendirilmesi gerektiğini savunmuştur.

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2025KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;davaya konu ve müvekkili sigorta şirketine .....numaralı ve █████/2023-█████/2024vadeli PSA Kasko Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı ..... plakalı araç, 14.07.2023 tarihinde Esenler ilçesi, ..... Mahallesi, 122. Sokak istikametinde seyir halindeyken; davalı şirketin maliki olduğu ..... plakalı beton mikserine ait borunun patlaması suretiyle sigortalı aracın üzerine beton dökülmesi sonucu hasar gördüğünü, söz konusu kaza sonrası taraflar aralarında Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı düzenlendiğini, ilgili tutanak incelendiğinde, davalının maliki olduğu beton mikserinin olayın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olduğu görüleceğini, kaza hadisesinin meydana gelmesin akabinde sigortalı ...... plakalı araç sahibi, aracında oluşan zararın giderilmesi için müvekkili şirkete başvuruda bulunmuş, ..... numaralı hasar dosyası açılmış ve Sigortacılık Kanunu Madde █████'ye göre delil niteliğinde olan eksper raporu düzenlendiğini, işbu eksper raporunda sigortalı araçta meydana gelen hasar miktarının 105.218,38TL olduğu tespit edildiğini, tespit edilen hasar onarım bedeli için araç onarım servisi ..... Otomotiv A.Ş.'ye KDV dahil 105.218,38-TL müvekkili sigorta şirketi tarafından ödendiğini, yapılan bu ödemenin ardından müvekkili şirket gerek Türk Ticaret Kanununun 1472. Maddesi, gerek de Kasko Sigortası Genel Şartları B.4. Maddesi gereği sigortalısının haklarına halef olduğunu, Türk Ticaret Kanunu VI – HalefiyetMADDE 1472-1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir.2)Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur.Kasko Sigortası Genel ŞartlarıB 4. Hasar ve Tazminatın Sonuçları MADDE B.4.3-Sigorta şirketi ödediği tazminat tutarınca sigortalıya halef olur. Sigorta şirketi ödediği tutar için rücu talebini, sigorta limitleri dahilinde, öncelikle ilgili risk için teminat sunan sigorta şirketine yöneltir. Sigorta şirketi ilgiliye karşı sahip olduğu rücu hakkını ilgili risk için sigorta teminatının bulunmadığı durumda kullanabilir. Sigorta ettiren ve sigortalı, sigortacının açabileceği davaya veya takibe yararlı ve elde edilmesi mümkün belge ve bilgileri vermeye zorunludur. Davalı ..... plakalı araç maliki aleyhine 105.218,38-TL ve işlemiş faizinin tahsili talebi Bakırköy ..... İcra Dairesi ..... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak, söz konusu aracın işleteni icra takibine haksız ve kötüniyetli olarak itiraz etmiş, takip durdurulduğunu, icra takibinin ardından, davalının maliki olduğu ..... plakalı araç trafik sigortacısının da müvekkili şirket olması nedeni ile ..... numaralı ZMMS poliçesi kapsamında bakiye teminat limitinin tamamı olan 65.273,97-TL'ye ilişkin iç rücu işlemi yapılmış, ilgili tutar 11.02.2025 tarihinde ..... numaralı hasar dosyası kapsamında rücuen tahsil edildiğini, söz konusu tutarın mahsubu ile tahsil edilemeyen 39.944,41TL ve 4.985,59-TL işlemiş yasal faize ilişkin davalının Karayolları Trafik Kanunu Madde 85 gereği sorumluluğu devam ettiğini, izah edilen nedenlerle davalının Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ..... Esas sayılı dosyalarına yapmış olduğu haksız itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına ve alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket aracının kusuruna dayalı bir iddia ile hasar talebinde bulunulmuş olup, salt iddia üzerinden müvekkili şirkete kusur atfedilmesi mümkün olmadığını, kusur yönünden herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın yalnızca davacının müvekkili şirket aracına yüklemiş olduğu kusur iddiasını kabulü haksız ve subjektif değerlendirme içereceğinden öncelikle olayın meydana gelişi itibariyle tarafların kusur değerlendirmesinin yapılması gerektiği, bu nedenle tek taraflı şekilde müvekkile kusur atfedilmesinin kabulü mümkün olmadığını, Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ..... esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine başlatılan alacak bedelinin fahiş nitelikte olduğu, herhangi bir somut veri olmaksızın yalnızca davacının kendi anlaşmalı eksper raporu ile belirlenen bedel üzerinden rücu talebi mesnetsiz olduğu, bu nedenle davacının bu yöndeki iddiaları da teknik bir incelemeye tabi olmaksızın kabul edilebilir olmadığından davanın reddini talep etmiştir.DELİLLER VE GEREKÇE
:Dava, halefiyet nedeniyle maddi tazminat için itirazın iptali istemine ilişkindir.6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunun veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.Diğer taraftan 6102 sayılı TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin, diğeri içinde ticari iş sayılması davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK'nın 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır.Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce re'sen incelenir.Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı ilamında bu husus "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır.Bu durumda eldeki davada dava dışı sigortalı ile davalı açısından değerlendirme yapılması, davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur.HMK Madde 2’ye göre, “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk mahkemesidir.”Taraflar arasındaki uyuşmazlık mutlak ve nisbi ticari nitelikte olmadığından işbu dava açısından Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğundan bahsedilemeyecektir. Davacı taraf, halefiyet gereği sigortalısı yerine geçtiğinden ve kasko sigorta şirketi olduğundan mutlak ticari dava olmadığı gibi sgortalının tacir olmaması nedeniyle nisbi ticari dava da bulunmamaktadır. Bu durumda HMK'nın 2.maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde genel görevli mahkemeler olan Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmakla; davanın görev şartı yokluğundan reddi ile Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine,2-HMK 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli BAKIRKÖY NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,3-HMK. 20 madde gereği süresi içerisinde kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ve taraflardan birinin kararı veren mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesine, aksi halde mahkemece davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına,4-Yargılama, harç ve giderleri konusunda HMK. 331/2 madde gereğince görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına,5-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra görevli mahkemeye aktarılmasına,Dair tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2025Katip .....¸e-imzalıdırHakim .....¸e-imzalıdır