Avukatın haksız icra takibi sonucu ödediği borcun istirdadı davasında, abonelik faturası uyuşmazlığı ve görevli mahkeme tartışması.
Özet: Bu istirdat davasında, davacı avukat, tüm faturalarını ödemesine rağmen hakkında başlatılan haksız ve kötü niyetli bir icra takibi sonucu, bankacılık ve mesleki itibarının olumsuz etkilenmemesi için borçlu olmadığı 12.835 TLyi icra tehdidi altında ödemek zorunda kaldığını, icra takibine konu borcun ve abonelik numarasının kendisine ait olmadığını, davalı şirketin borcun dayanağı faturayı sunamadığını ve geçmiş kontrollerde de böyle bir borcun tespit edilmediğini belirterek ödediği meblağın yasal faiziyle birlikte iadesini talep etmektedir.

T.C.

İSTANBUL
22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
:████████ Esas
KARAR NO
:███████
DAVA
:İstirdat
DAVA TARİHİ
:█████/2025
KARAR TARİHİ
:█████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının avukat olduğunu, ... ... A.Ş.'de ... numaralı abonelik hattının bulunduğunu, davacının bu aboneliği ile ilgili olarak tüm faturalarını ödemesine ve hiçbir borcu olmamasına rağmen TC Merkezi Takip Sistemi 2024/... E. Sayılı dosya ile hakkında icra takibinin başlatıldığını, icra tehdidi altında olması ve açık bir icra dosyasının bankalar nezdindeki kredbilitesini olumsuz etkilemesi nedeniyle davacının söz konusu borcu ödeme zorunda kaldığını, davacının abonelik numarasının "..." olmasına karşın, icra takibinde abone numarasının "..." olarak belirtildiğini, dolayısıyla farklı bir abonelik nedeniyle davacı hakkında takip başlatılmış olduğunu, davacının icra takibine konu borcun muhatabı olmadığının açık olduğunu, icra takibinde borcun nedeni olarak Eylül 2018 dönemine ilişkin faturadan bahsedilmekte ise de, söz konusu fatura icra dosyasına eklenmediği gibi, takipten haberdar olan davacının davalı şirkete borcun sebebini öğrenebilmek için yaptığı sayısız başvurunun da sonuçsuz kaldığını, yani davalı tarafça, borcun sebebi olarak gösterilen faturanın ortaya konamadığını, oysa Eylül 2018 dönemine ilişkin olarak daha önce faturalandırma yapıldığını, ve davacıya gönderilmiş ve davacı tarafından da ödendiğini, davacıya faturalarının e-mail üzerinden gönderildiğini, gönderilen 24.10.2018 tarihli e-mail ile 01-30 Eylül 2018 kullanımları nedeniyle oluşturulan faturanın davacıya gönderildiğini, ilgili faturanın bedelinin 2.667,00 TL olduğunu, takibe konu edilen faturanın asıl alacağının ise ödeme emrinde 2.841,01 TL olarak belirtildiğini, görüldüğü üzere faturaların abonelik numaralarının örtüşmediği gibi, miktarlarının da örtüşmediğini, davacının davalı nezdindeki aboneliğinin uzun yıllar devam ettiğini, 18.03.2020 yılında davalı şirket tarafından davacıya, geçmiş hesapların kontrol edildiğine ve 01.05.2019-31.08.2019 tarih aralığında sistemde yaşanan teknik bir aksaklık nedeniyle eksik faturalandırma yapıldığına dair e-mail gönderildiğini, ve eksik olduğu belirtilen miktarlarla ilgili 26.02.2020 tarihinde ek bir faturalandırma yapılarak davcıya gönderildiğini, bu e-mailde davacının geçmiş hesaplarının kontrolünde, 2019 yılında sistemden kaynaklanan eksik faturalandırma dışında, ödenmeyen herhangi bir faturadan bahsedilmediğini, icra takibine konu edilen Eylül 2018 yılından kalan böyle bir borç olması halinde, 2020 yılında yapılan kontrolde bunun bildirilmemesi mümkün olmayıp, söz konusu e-mail de davacının 2018 yılından kalan bir borcunun olmadığını gösterdiğini, davacının davalıya herhangi bir borcunun olmadığını belirtilse de böyle bir borç varsa dahi faturasının davacıya iletilmediğini, icra takibi ile de gönderilmediğini, icra takibinden sonra davacının ısrarlı taleplerine rağmen davalı şirket tarafından davacıya kayda değer bir dönüş yapılmadığını, borcun sebebi ve faturanın ortaya konamadığını, buna rağmen iddia edilen fatura alacağına faiz işletilebilmesi dahi mümkün değil iken, %42 gibi yüksek bir faiz oranı ile faiz işletilmesi ve 7.139,46 TL işlemiş faiz talep edilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle davacının hiçbir borcu olmamasına rağmen, hakkında başlatılmış olan haksız ve kötüniyetli takip neticesinde icra tehdidi ve hakkında açık olan bir icra takibinin mesleki itibarının yanı sıra, bankalar nezdindeki işlemlerini de olumsuz etkileyeceğinden dosya borcunu ödenmek zorunda kaldığını, bu nedenle icra dosyasına ödenen 12.835,00 TL'nin istirdadının sağlanmasının gerektiğini, fazlaya ilişkin hakların saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulü ile istirdat talebinin kabulünü, davacının borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı 12.835,00-TL'nin ödeme tarihi olan 01.10.2024 olan tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davada görevli mahkemenin Asliye Ticaret mahkemesi olduğunu, bu nedenle davanın öncelikle görevsizlik nedeniyle usulden reddinin talep edildiğini, taraflar arasında imzalanan 'İşimi Kolaylaştıran Hizmetler - Çerçeve Sözleşmesi'nden kaynaklandığını, bu sözleşme kapsamında davalının sadece kurumsal abonelere sunulan 'TCKN ile numara sorgulama servisi' hizmeti satın aldığını, davacı Kurumsal Tipte bir abonelik sözleşmesi akdettiğini, söz konusu hizmetin de ekli sözleşmede açık bir şekilde görüleceği üzere avukatlık ofisi adına satın alındığını, TTK'ya göre, bir işin ticari iş sayılabilmesi için işin bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir faaliyet olması gerektiğini, ticari işletme kapsamında yapılan her iş, ticari iş olarak kabul edildiğini, bu çerçevede, bir tacirin ticari faaliyetiyle ilgili yaptığı tüm işlerin ticari iş sayılacağını, somut olayda ise; davacı ticari faaliyetleri için davalı şirketle abonelik sözleşmesinin imzalamadığını, yani hem davacı hem de davalı şirket ticari faaliyetle iştigal ettiğini, dava konusu fatura da taraflar arasında akdedilen Kurumsal Tip Abonelik Sözleşmesine istinaden düzenlendiğini, tarafların tacir oldukları, davaya sözleşmeye konu hattın tacirlere özgü imzalanan sözleşmeye ilişkin hat olduğunu, bu nedenle temel ilişkininin ticari olduğunu, huzurdaki uyuşmazlığın da ticari mahiyette işlerden kabul edilmesi gerektiğini, bu nedenlerle davanın Tüketici Kanunu kapsamında kalmadığını, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili bir uyuşmazlık olduğu gözetilerek davanın görevsizlik nedeniyle reddini talep ettiklerini, göreve ilişkin itirazların saklı ve baki kalmak kaydıyla; Merkezi Takip Sistemi 2024/... MTS sayılı dosyada yer alan alacak kalemlerinin davacının satın almış olduğu 'Sorgulama Servisi' hizmetine istinaden yansıtılan 10.10.2018 Son Ödeme Tarihli faturadan kaynaklandığını, faturada aboneliğin davacının kendisine ait olduğunun sabit olduğunu, davalı şirket ekipleri tarafından davacının fatura ödeme kayıtlarının incelendiğini, 30.09.2018 tarihli, 10.10.2018 son ödeme tarihli faturanın ödenmediğinin tespit edildiğini, bu dava konusu faturanın ödenmemesi üzerine davalı şirketin haklı alacağını tahsil edebilmek amacıyla Merkezi Takip Sistemi 2024/... MTS sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ahde vefa ilkesi gereği davacı satın almış olduğu hizmetin bedelini ödemekle bağlı olduğunu, kendisine tahakkuk ettirilen faturaları ödemekle yükümlü olduğunu, davacı ile davalı şirket arasında hizmet alımı mevcut olup davacının davalı şirkete fatura borcunun bulunmadığını, davalı şirket, davacının satın almış olduğu hizmete dair yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ve davacıya hizmet verdiğini, ancak davacının, verilen hizmetin karşılığı olarak tahakkuk ettirilen faturaları ödemediğini, hal böyle iken usul ve mevzuata uygun olarak kendisine tahakkuk ettirilen faturaları ödemekle yükümlü olan davacının davalı şirkete borçlu olduğunun tartışmasız olduğunu, aksinin kabulü halinde davacı yönünden sebepsiz zenginleşme oluşacağını, davacının huzurdaki davada dermeyan ettiği iddiaların borçtan kurtulma maksadıyla ve somut gerçeğe aykırı olup davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının takip talebinde %42 oranında faiz işletilemeyeceğini belirtmişse de bu iddiasının da somut gerçeğe aykırı olduğunu, bu nedenle ilgili faturalara uygulanacak gecikme zammı oranının takip tarihi itibarıyla 7782 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında kaldığı ve aylık %3.5 olduğunun sabit olduğunu, yapılan faturalandırma işlemine ek olarak talep edilen faiz oranının da mevzuat hükümlerine uygun olduğunu, görev itirazının tekrarla davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddini, aksi kanaatte haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
:
Dava, istirdat istemine ilişkindir.
Her ne kadar....Tüketici Mahkemesi'nin, █████/2025 T.,.... Sayılı kararı ile mahkememizin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş ise de,
█████/2012 tarihli, 6335 sayılı yasa ile değiştirilen TTK 4. maddesinde, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği belirtilmiştir.
TTK 4. maddesinde; "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda; Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun mal varlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır" denilmektedir.
Anılan maddede, tek tek belirtilen davaların, mutlak ticari dava niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.Ayrıca, mutlak ticari davadan başka, nispi ticari davaların da tanımı yapılmış ve bir davanın nispi ticari dava olarak kabul edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve aynı zamanda uyuşmazlığın da her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerektiği ifade edilmiştir.
TTK hükümlerine göre, nisbi ticari davanın varlığından söz edilebilmesi için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili bulunması gerekir.Bu iki koşuldan birinin olmaması halinde ortada bir ticari davanın varlığından bahsedilemez. Başka bir deyişle yasada ifade edilen iki koşulun aynı anda gerçekleşmesi zorunludur.Taraflardan birinin tacir olması durumunda ticari işten bahsedilebilirse de, ticari davanın mevcut olduğundan söz edilemez.
Somut olayda; davanın abonelik sözleşmesinden kaynaklandığı, davacının gerçek kişi olduğu ve tacir sıfatının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Dava konusu ve sunulan deliller kapsamında davaya konu uyuşmazlığın, TTK 4. maddede belirtilen, mutlak ticari davalardan olmadığı gibi, aynı maddede dayanağını bulan nispi ticari dava niteliğinde de bulunmadığı görülmektedir.
HMK 114. Maddesinde; mahkemenin görevli olması hususunun dava şartı olarak belirtildiği, HMK 115. maddesinde de, dava şartlarının, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetileceği açıklanmakla yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebilir. HMK 2. madde ve TTK. 4. ve 5. maddesi gereğince davaya bakma görevi Mahkememize ait olmayıp davacı tarafça açılan davanın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK.nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE, Karar kesinleştiğinde ve kesinleşme tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
2-Kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği taktirde, talep halinde HMK nun 20.maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına ve aynı yasanan 331/2.maddesi gereğince yargılama giderleri hakkında karar verilmesine,
Dosya üzeriden yapılan inceleme sonucunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize sunulacak veya gönderilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.█████/2025
Kâtip ... Hâkim ...
e-imzalıdır e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!