Kadastro tespiti ile mirasçılık belgesine dayalı tapu tescil taleplerinde aktif husumet ve hakka dayanak incelemesi gerektiğine dair Yargıtay bozma kararı.
Özet: Bu kadastro davasında, kadastro tespitiyle başkaları adına yazılan parsellerin iptali ve ortak muristen gelen miras paylarına göre kendi adlarına tescili için birden fazla davacı ve müdahil tarafından açılan davada, asıl davalı kısmi kabulde bulunmuş; ilk derece mahkemesi, davacıların murisleri ile tespit maliklerinin murisi arasında mirasçılık ilişkisi bulunmadığı ve aktif husumet yokluğu gerekçesiyle davayı reddetmiş, ancak Yargıtay, davacıların taleplerinin ve dayandıkları miras ilişkisinin yeterince araştırılmadığı, ortak murisin ve ırsi bağların saptanması gerektiği gerekçesiyle kararı bozarak yeniden yargılamanın yapılmasını emretmiştir.
8. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

SAYISI
: ███████ E., ███████ K.
İlk Derece Mahkemesi kararı, asıl davanın davacısı ... mirasçısı ..., birleşen davanın davacısı ... ve birleşen davada asli müdahil ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Asıl davanın davacısı .... 21.03.2006 havale tarihli dava dilekçesinde; 22.12.1993 tarih, 123 cilt, 74 sahife, 62 sıra no.lu tapu kaydına dayanarak Ordu ili ... ... köyü Mahallesinde ... mevkii 130 ada 66 parsel sayılı tarlanın tamamının ... adına tescil edildiğini, ancak taşınmazın 1/2 payının kendisine ait olduğunu ileri sürerek, ... adına olan tespitin iptali ile 1/2 pay oranında adına tapuya kayıt ve tescilini talep etmiştir.
Asıl davada davalı ... 07.05.2007 tarihli celsede; "Açılmış bulunan davayı kabul ediyorum, Dava konusu yer ... çocukları ile davacı adına ½ hisse itibariyle yazılması gerekirdi, Açılmış bulunan davayı bu şekilde kabul ederim." şeklinde kabul beyanında bulunmuştur.
Birleşen dosyanın davacısı ..., 23.01.2006 tarihli dava dilekçesinde; Ordu ili .... ilçesi ... köyü 130 ada 34, 66 ve 94 parsel sayılı taşınmazların kadastro çalışmaları sırasında davalılar adına yazılmış olduğunu, aslında dava konusu taşınmazların kendisi ile ... ve ...'nın adına yazılması gerekirken böyle bir yanlış yazılma yapıldığını ileri sürerek, tespitlerin iptali ile taşınmazın 3 hisse kabul edilerek 1 hissesinin kendi adına, ölü olan murislerin 1 hissesinin ... ve 1 hissesinin ise ... mirasçıları adına ibraz edecekleri veraset ilamına göre tespit ve tescil edilmesini talep ve dava etmiş ve davacı vekili 07.11.2017 havale tarihli açıklama dilekçesi ile, dava konusu taşınmazlarda müvekkili olan davacının babası olan ...’nın 1/6 oranında pay sahibi olduğunu, bu 1/6 payın da davacı ... tarafından kullanıldığını beyan etmiş; bilahare 13.03.2019 evrak tarihli ve 14.03.2019 havale tarihli açıklama dilekçeleriyle de, her üç parselin ortak muris ...’den geldiğini, taşınmazların mirasçılık belgesindeki miras hissesine göre tapuya kayıt ve tescilini talep ettiklerini, ancak Mesudiye Sulh Hukuk Mahkemesi' nin ███████ Esas ve ████████ Karar sayılı mirasçılık belgesinin noksan hesaplandığını ve murisine hisse verilmediğini, ancak müvekkili olan davacı tarafından Mesudiye Sulh Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dava dosyası ile yeniden mirasçılık belgesi alınmak üzere talepte bulunulduğunu, davanın henüz karara bağlanmadığını, bu mirasçılık belgesine göre tapu kayıtlarının iptali ile muris ... mirasçıları adına tapuya kayıt ve tescilini talep ettiklerini beyan etmiştir.
Birleşen dosyada asli müdahil ... vekili 05.10.2015 havale tarihli dilekçesi ile; dava konusu taşınmazların tamamının muris ... ’nın olduğunu, müvekkili olan asli müdahilin bu kişinin torunu olduğunu, tüm mirasçılar adına dava açtığını belirterek, taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile muris ... adına tesciline, ... mirasçıları adına davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece (Mesudiye Kadastro) Mahkemesinin 02.12.2013 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla (davaların birleştirilmesinden önceki kararında); "... yapılan kütük araştırmalarına göre davacının babası ...’nın babası ... (....) ile kök muris olarak dayanılan ve tespit maliklerinin murisi evveli olduğu tespit edilen ... oğlu ...’in (...) aynı kişi olmadığı, taraflar arasında mirasçılık ilişkisinin bulunmadığı, davacının tereke adına dava açmadığı, 3. kişi konumundaki tespit maliklerine karşı kendi miras payına yönelik murisinden 1/6 hisse isteği ile dava açtığı, karşı tarafın 3. kişi konumunda bulunduğundan kendi miras payına hasren murisinden 1/6 hisse isteği ile dava açılamayacağı ..." gerekçesiyle verile, HMK'nın 114. maddesi gereğince davacının davasının aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine ve taşınmazların tespit gibi tesciline dair karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamıyla; "... davacının talebi ve talebinin hangi hakka dayandığı belirlenmeksizin karar verildiği, davacıya dava dilekçesini açıklaması için süre verilerek, davacının hangi hakka istinaden hangi payların kimin adına tescili istemiyle dava açtığının, miras yoluyla gelen hakka dayanıyorsa hangi muristen gelen hakka dayandığının ve murisle tarafların ırsi bağının saptanması gerektiği, taşınmazların kimden geldiğinin, tarafların ortak bir murisin mirasçısı olup olmadığının, birbirlerine karşı mirasçı mı 3. kişi mi oldukları belirlenerek husumet hususunun değerlendirilmesi gerektiği ..." gerekçesiyle bozulmuştur.
Yargıtay bozma ilamı sonrası yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesinin 13.09.2019 tarihli ve ███████ Esas, 2019/3 Karar sayılı kararıyla davanın, mahkemenin ███████ Esas sayılı dosyası üzerinde birleştirilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 28. maddesinin 2. fıkrası gereğince ölen davacı ... mirasçılarına tebligat yapılmasına rağmen ilk duruşma oturumuna kadar dava sebep ve delillerini dilekçe ile veya ilk oturuma gelmek sureti ile mirasçıların bu hususu tamamlamadıkları, yapılan kütük araştırmalarına göre davacının babası ...’nın babası ... (....) ile kök muris olarak dayanılan ve tespit maliklerinin murisi evveli olduğu tespit edilen ... oğlu ...’in (....) aynı kişi olmadığı, taraflar arasında mirasçılık ilişkisinin bulunmadığı, davacının tereke adına dava açmadığı, 3. kişi konumundaki tespit maliklerine karşı kendi miras payına yönelik murisinden 1/6 hisse isteği ile dava açtığı, karşı tarafın 3. kişi konumunda bulunduğundan kendi miras payına hasren murisinden 1/6 hisse isteği ile dava açılamayacağı ..." gerekçesiyle, asıl davanın açılmamış sayılmasına, HMK'nın 114. maddesi gereğince birleşen davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine ve taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, Asıl dava davacısı ... mirasçısı ... ile birleşen dava davacısı ... ve birleşen davada asli müdahil ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl davanın davacısı ... mirasçısı ... ile birleşen davanın davacısı ... ve birleşen davada asli müdahil ... vekili müşterek temyiz dilekçelerinde; Mesudiye Sulh Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı mirasçılık belgesi ile davacı ...'nın ... ve ...’dan olma muris .... ve ...’dan olma ...’in mirasçısı olduğunun saptandığını, davaya müdahale talebinde bulunan ...'nın ise ...’in oğlu ...’ın çocuğu olduğunu ve taşınmazlarda mirasçı durumda olduğunu, kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, ...’nın asıl dosya davacısı ... mirasçısı olduğunu, ... adına yazılan 130 ada 66 parsele yönelik keşif yapılmadığını ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmişlerdir.
1. Asıl dava yönünden temyiz istemi incelendiğinde; İlk Derece Mahkemesince, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 28. maddenin 2. fıkrası gereğince asıl davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemiştir.
Şöyle ki; Davacının, dava dilekçesinin deliller bölümünde keşif, bilirkişi ve sair delillere dayandığı anlaşılmakta olup, dava dilekçesinde delil ve belgelerin bildirilmemesi halinde, 3402 sayılı Kanun'un 28/2. Maddesi hükmünün uygulanması söz konusu olabilecektir.
Davacı, dava dilekçesinde keşif ve bilirkişi deliline dayandığına göre, İlk Derece Mahkemesince delil ve belgelerini bildirmek üzere 3402 sayılı Kanun'un 28/2. maddesi uyarınca kesin süre verilmesi ve belirlenen sürede delillerini bildirmediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Bu durum karşısında; İlk Derece Mahkemesince, davanın esasına girilmesi gerekirken, aksi düşünce ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve bu nedenle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
2. Birleşen dava yönünden temyiz istemi incelendiğinde; İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de, Uyap sisteminde ve dosya arasında bulunan nüfus kayıtları ile kök muris ...’e ilişkin (T.C. No: ....) Mesudiye Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 24.07.2019 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı mirasçılık belgesinin incelenmesinde, birleşen davanın davacısı ...’nın, asli müdahil ...’nın ve tespit maliklerinin kök muris ...’in mirasçısı oldukları, birleşen dosya davacısı ve asli müdahil vekilinin açıklama dilekçelerinde de muris ... mirasçıları adına tapuya kayıt ve tescilin talep edildiği, bu durumda davacı ve asli müdahil ile davalıların birbirlerine karşı üçüncü kişi konumunda olmadıkları anlaşılmakta olup, bu durum karşısında İlk Derece Mahkemesince, davanın esasına girilmesi gerekirken, aksi düşünce ile yazılı şekilde karar verilmesi ve asli müdahilin davası hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması usul ve kanuna uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
S O N U Ç
: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, asıl davanın davacısı ... mirasçısı ... ile birleşen davanın davacısı ... ve birleşen davada asli müdahil ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz edenlere iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,02.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!