Muğlada Hazine ile davacı arasındaki tapu iptali ve tescil davasında, taşınmazın orman veya tarım arazisi niteliği ile zilyetlikle kazanım şartlarının Yargıtay bozma kararları sonrası uzun süreli hukuki değerlendirmesi.
Özet: Davacı tarafından hazine adına kayıtlı taşınmazın orman niteliği taşımadığı ve zilyetlikle kazanıldığı iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davasında, önceki kabul kararlarının üst mahkemece taşınmazın orman vasfı ile zilyetlik koşullarının detaylı araştırılması gerektiği gerekçesiyle iki kez bozulması üzerine, ilk derece mahkemesi yeniden yapılan inceleme ve bilirkişi raporları doğrultusunda, çekişmeli taşınmazın 341,49 m2lik kısmının başından beri orman sınırları dışında kaldığını, 1991 yılı tapulama tarihinden önce uzun yıllar boyunca aralıksız olarak tarım amacıyla ihya edildiğini ve bu kısım için davacının eklemeli zilyetlik yoluyla kazanım şartlarının oluştuğunu tespit ederek davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████K.KARAR
: Kısmen kabulTaraflar arasındaki tapu iptali ve tescil istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı Hazine vekili tarafından esasa yönelik olarak, davacı ... vekili tarafından harç, yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik olarak temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:K A R A RDavacı ... dava dilekçesinde; davalı Hazine adına tapuda kayıtlı bulunan Muğla ili ... ilçesi ... köyü 196 ada 15 parsel sayılı taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunu, tespit tarihine kadar adına zilyetlikle kazanım şartlarının oluştuğunu belirterek, tapu kaydının iptaline ve taşınmazın adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince verilen, davanın kabulüne dair ilk karar, davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 02.04.2015 tarih █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamıyla "... arazi ve orman kadastrolarına ilişkin tüm evrak getirilip yeniden yapılacak keşifte usulünce tahdit uygulaması yapılarak, taşınmazın orman kadastro sınırları içinde kalıp kalmadığının tespit edilmesi, orman tahdidinin içinde kaldığının anlaşılması halinde bu kısımda sürdürülen zilyetliğin kazanma bakımından değer taşımayacağının, orman sınırı dışına çıkarılan yerlerden olduğunun anlaşılması halinde öncesinin orman olması ve kanunlar uyarınca Hazineye intikal eden yerlerden olması sebebiyle olağanüstü zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla kazanılamayacağının düşünülmesi, taşınmazın baştan beri tamamen orman sınırları dışında kaldığının anlaşılması halinde ise ziraat uzmanı raporunda taşınmazın % 35 - 40 eğimli ve taşlık kayalık yapıda olduğu, parselin genel kısmında yoğun çalılık, maki, yabani meneviş ve yabani zeytin ağaçları bulunduğu" yönündeki raporu da dikkate alınarak, zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı, zilyetliğin malik sıfatıyla sürdürülüp sürdürülmediği hususlarının kesin olarak belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi ..." gereğine değinilerek bozulmuştur.İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda verilen davanın kabulüne ilişkin önceki karar, davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 16.04.2021 tarih █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamıyla "... çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı ve taşınmazın tapusunun idari yoldan oluştuğu 1991 yılına kadar davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarının usulünce araştırılmadığı açıklanarak, hava fotoğrafları da incelenmek suretiyle usulünce orman ve zilyetlik araştırması yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi ..." gereğine değinilerek bozulmuştur.İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... taşınmazın ev-tarla niteliği ile kullanılmakta olduğu, 3116 sayılı orman kanununa göre orman sayılmayan alanlar içerisinde kaldığı, üzerinde mevcut durumda orman bitki örtüsünün bulunmadığı, 3302 Sayılı Orman Kanununun 2/B uygulamasına konu yerlerden olmadığı, köy toplu tarım arazileri ile bütünlük sağladığı, dava konusu yerin öncesinde orman tahdidi dışında orman sayılmayan yerlerden olduğundan 4785 sayılı yasaya tabi olmadığı ve 5658 sayılı kanun hükmüne göre iadeye tabi yerlerden olmadığı, ziraat alanında kaldığı, dava konusu taşınmazın üzerinde ormancılık faaliyeti açısından üretim planlaması yapılacak yerlerden olmadığı anlaşılmıştır. █████/2022 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın memleket haritaları ve hava fotoğraflarının yapılan incelemesinde tarım yapılan alan olduğu göz önünde bulundurularak arazinin konum ve toprak özellikleri, üzerinde yetiştirilen bitki deseni itibariyle, (A) harfi ile gösterilen 341,49 m2 kısmının tapulama tarihi olan 1991 yılından geriye dönük olarak ortalama 20-25 yıl ve daha evvelinden itibaren aralıksız imar-ihya edildiği ve tarım arazisi olduğu çevre araziler ile benzer özellikte olduğunun tespit edildiği, (B) harfi ile gösterilen 1197,88 m2 kısmın ise, toprak yapısı olarak bu alanın 2/3 lük kısmı yoğun kayalık yapıda geri kalan 1/3 lük kısmı ise ev ve avlusu olarak kullanıldığı dikkate alınarak yapılan değerlendirmede, meyve ağaçlarının yaşı (10-15 yaşlarında Zeytin ve diğer meyve ağaçları) ile hava fotoğrafları itibari ile emek ve masraf yapılarak imar-ihya işleminin tapulama tescil tarihi olan 1991 yılından sonra gerçekleştiğinin belirlendiği, dava konusu taşınmazın krokide A harfi ile gösterilen 341,49 m2'lik kısmının baştan beri tamamen orman sınırları dışında kaldığı, tapulama tarihi olan 1991 yılından geriye dönük olarak ortalama 20-25 yıl ve daha evvelinden itibaren aralıksız imar-ihya edildiği ve tarım arazisi olduğu çevre araziler ile benzer özellikte olduğu, davacının eklemeli zilyetlik yoluyla taşınmazın bu kısmını kullandığı, zilyetliğin kesintisiz nisasız ve aralıksız sürdürdüğü ..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve Muğla ili ... ilçesi ... köyü 196 ada 15 parsel sayılı taşınmazın 11.08.2022 tarihli bilirkişi heyeti raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 341,49 m²'lik kısmının Hazine adına kayıtlı tapu kaydının iptali ve ifrazı ile ayrı bir parsel numarası verilerek, ... adına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından esasa yönelik olarak, davacı ... vekili tarafından harç, yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik olarak temyiz edilmiştir.İlk Derece Mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yargılama sırasında vefat eden davacı ...'nün mirasçılarına meşruhatlı davetiye tebliğ edilerek, yöntemince davadan haberdar edilip, davaya katılımlarının sağlanmadığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle davada taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemez.Oysaki; bir davada taraf teşkilinin sağlanması, dava şartlarından olup mahkemelerce yargılamanın her aşamasında re’sen göz önünde bulundurulmalıdır. Bu koşul yerine getirilmeden davanın esasına girilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır.Bilindiği üzere; Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin, hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir. 6100 sayılı Kanun' un 27. maddesi (1086 sayılı Kanun'un 73. maddesi), Uluslararası Sözleşmeler ve Anayasanın 36. maddesiyle en temel yargısal hak olarak kabul edilen hukuki dinlenilme hakkı gözetilerek, Mahkeme, tarafları dinlemeden, onların iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez.Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince öncelikle, vefat eden davacı Ramazın'ın tüm mirasçılarına duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilmek suretiyle, bu kişiler davadan haberdar edilerek kendilerine davayı takip imkanı sağlanmalı, bu şekilde yöntemince taraf koşulu sağlandıktan sonra işin esasına girilerek hüküm kurulmalıdır.S O N U Ç
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,01.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.