Nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarında bakanlığın usulüne uygun katılma sıfatının yokluğu ve cinsel saldırı eylemiyle sınırlı hürriyet kısıtlamasının niteliği.
Özet: Yüksek mahkeme, nitelikli cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından bölge adliye mahkemesince verilen mahkumiyet hükümlerini bozarak, mağdurenin rızasıyla suça sürüklenen çocukların evine gittiği, cinsel saldırı eylemi haricinde ayrıca hürriyeti kısıtlayıcı başkaca bir eylemin tespit edilemediği ve dolayısıyla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraat edilmesi gerektiğini belirtmiş; ayrıca ilk derece mahkemesinde davaya katılmayan bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun kabul edilerek sanıklar aleyhine hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu ifade etmiştir.

YARGITAY DAİRESİ
: 9. Ceza DairesiMAHKEMESİ
:Ceza DairesiSAYISI
: 268-784I. HUKUKÎ SÜREÇNitelikli cinsel saldırı suçundan sanık ...'in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/2, 102/3-a, d, 102/5, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 10 yıl; sanık ...'nin TCK'nın 102/2, 102/3-a, d, 102/5, 43/1, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 11 yıl 14 ay 7 gün; suça sürüklenen çocuklar ... ile ...'ın ise TCK'nın 102/2, 102/3-a, d, 102/5, 43/1, 31/3, 62 ve 63 maddeleri uyarınca ayrı ayrı 7 yıl 13 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, sanıklar yönünden hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesince 02.03.2017 tarih ve 348-60 sayı ile verilen hükümlerin, suça sürüklenen çocuklar ve sanıklar müdafileri ile Aile ve Hizmetler Politikalar Bakanlığı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesince 30.11.2017 tarih ve 1347-2345 sayı ile müsnet suçtan sanıklar ile suça sürüklenen çocuklar hakkında Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesince kurulan hükümlerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 280/2. maddesi uyarınca kaldırılmasına, 6545 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki düzenlemenin lehe olduğunun kabulü ile müsnet suçtan sanıklar ... ve ...'nin TCK'nın 102/2, 102/3-a-d, 102/5, 43/1, 53 ve 63. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 16 yıl hapis; suça sürüklenen çocuklar ... ve ...'in ise TCK'nın 102/2, 102/3- a-d, 102/5, 43/1, 31/3 ve 63. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 10 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, sanıklar yönünden hak yoksunluklarına ve mahsubuna dair hükümlerin, sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar müdafileri ile ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 28.11.2019 tarih 5651-12858 sayı ile;"...Katılan ..., Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında katılan Bakanlığa usulüne uygun şekilde duruşma günü tebliğ edildiği halde kovuşturma evresinde davaya katılmayan vekilinin, gerekçeli kararın tebliği üzerine katılma ve istinaf talebinde bulunduğu anlaşıldığından, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar davaya katılınabileceği şeklindeki 5271 sayılı CMK'nın 237. maddesi nazara alındığında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükümleri temyize hakkı bulunmadığı gibi Bölge Adliye Mahkemesince verilen katılma kararı da hukuki değerden yoksun olduğundan, vaki temyiz isteminin aynı Kanunun 298. maddesi gereğince reddine,Sanıklar ile suça sürüklenen çocuklar müdafilerinin temyiz isteminin incelenmesine gelince;...İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına duruşma günü tebliğ edildiği halde kovuşturma evresinde duruşmalara iştirak edip davaya katılmayan Bakanlık vekilinin, gerekçeli kararın tebliği üzerine katılma ve istinaf talebinde bulunduğu anlaşıldığından, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar davaya katılınabileceğine dair 5271 sayılı CMK'nın 237. maddesi nazara alındığında katılan sıfatı bulunmayan Bakanlık vekilinin istinaf talebinde bulunamayacağı gözetilmeden, vaki istinaf başvurusunun kabulüyle gerçekleştirilen istinaf incelemesi neticesinde hükümlerin kaldırılarak sanıklar ile suça sürüklenen çocukların aleyhlerine hükümler kurulması,Katılan mağdurenin anlatımları, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sanıklar ile suça sürüklenen çocukların, mağdureye yönelik hile kabul edilebilecek bir eylemlerinin tespit edilemediği, mağdurenin olay günü suça sürüklenen çocuk ...'ın telefonla araması üzerine sanık ...'ın babaannesinin evine rızasıyla gittiği ve bir süre birlikte oturduktan sonra cinsel saldırı eylemlerinin gerçekleştiği anlaşıldığından, mevcut haliyle cinsel saldırı suçunun işlendiği sırada ve eylemle sınırlı süreyle mağdurenin iradesiyle hareket edebilme imkanının ortadan kaldırılmasının kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmayacağı ve mevcut haliyle sanıklar ile suça sürüklenen çocukların mağdurenin hürriyetini kısıtlayan başkaca bir eylemlerinin de bulunmadığı gözetilerek bu suçtan beraatleri yerine yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesi,Kanuna aykırı, sanıklar ile suça sürüklenen çocuklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 30.11.2017 gün ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı vaki istinaf başvurusunun kabulüyle hükümlerin kaldırılarak sanıklar ile suça sürüklenen çocukların kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve nitelikli cinsel saldırı suçlarından mahkumiyetlerine dair kurulan hükümlerin 5271 sayılı CMK'nın 302/2-4. madde ve fıkrası gereğince bozulmasına, dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmesine,'' oy birliği ile karar verilmiştir.Bozmaya uyan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda 27.11.2020 tarih 11-1525 sayı ile İlk Derece Mahkemesince duruşma günü tebliğ edilmesine rağmen hüküm verilinceye kadar yöntemince kamu davasına katılmadığının anlaşılması karşısında, ... vekilinin istinaf başvurusunun CMK'nın 279/1-b maddesi gereğince reddine; sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.03.2017 tarihli ve 348-60 sayılı ilamı ile verilen mahkûmiyet hükümlerine ilişkin istinaf başvurusunun ise aynı Kanun'un 280/2. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.İşbu hükümlerin de suça sürüklenen çocuklar ve sanıklar müdafileri ile müşteki Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 20.01.2022 tarih ve 24303-500 sayı ile;''...Bakanlığın katılan sıfatı bulunmaması nedeniyle vekilin istinaf başvurusunun 5271 sayılı CMK'nın 279/1-b. maddesi uyarınca reddine dair verilen kararın aynı Kanunun 279/son. maddesi gereğince itirazı kabil olup, temyiz yeteneğinin bulunmadığı ve Bakanlık vekilinin söz konusu karara yönelik temyiz istemi CMK'nın 264. maddesine göre itiraz kabul edilip, bu hususta gerekli kararın mahallinde merciince verilmesi gerektiği anlaşıldığından, sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar müdafileri ile suça sürüklenen çocuk ...'ın temyizleriyle sınırlı yapılan incelemede gereği görüşüldü:Duruşmalı gerçekleştirilen istinaf yargılaması sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince verilen 30.11.2017 gün ve █████████ Esas, █████████ sayılı vaki istinaf başvurusunun kabulü ile 5271 sayılı CMK'nın 280/2. maddesi uyarınca Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.03.2017 günlü kararının kaldırılarak sanıklar ile suça sürüklenen çocukların beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırı suçundan mahkumiyetlerine dair kurulan hükümlerin temyiz incelemesini yapan Yargıtay kapatılan 14. Ceza Dairesinin 28.11.2019 gün ve █████████ Esas, ██████████ karar sayılı ilamıyla bozulması karşısında, 30.11.2017 günlü istinaf ilamının ortadan kalkması nedeniyle dava konusu uyuşmazlık hakkında Bölge Adliye Mahkemesince duruşmalı yapılacak yargılamada yeni hükümler kurulması gerekirken yazılı şekilde ilk istinaf incelemesinde kaldırılmasına karar verilen ilk derece mahkemesi hükümlerine yönelik istinaf başvurusunun esastan reddedilmesi,Kanuna aykırı, sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar müdafileri ile suça sürüklenen çocuk ...'ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 27.11.2020 gün ve ███████ Esas, █████████ Karar sayılı beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırı suçundan kurulan hükümlere ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik hükmünün 5271 sayılı CMK'nın 302/2-4. madde ve fıkrası gereğince bozulmasına, dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmesine," karar verilmiştir.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesi ise; 13.05.2022 tarih ve 268-784 sayı ile; "...Sonuç olarak istinaf incelemesi yapılabilmesi için ortada istinaf konusu bir hüküm olması veya hükümden önce verilip hükme esas teşkil eden veya başkaca kanun yolu öngörülmemiş olan mahkeme kararı bulunması, yahut diğer kanunlarda aleyhine temyiz kanun yoluna başvurulacağı belirtilmiş karar ve hüküm bulunması (istinaf uygulaması başlamadan önceki kanun hükümleri yönünden) gerekmekte olup, istinafın konusunu oluşturmadığı temyiz incelemesi sırasında saptanan bir hususta Yargıtay ilgili Dairesi'nin bozma kararı üzerine istinaf mahkemesi Dairesi'ni ilk derece mahkemesi yerine geçerek esasen ortada geçerli ve kesinleşmesi ertelenmiş bir hüküm yahut karar bulunduğu halde yeniden hüküm kurmaya zorlaması, kanun yolu denetimi sınırlarını aşıp alt derece mahkemeleri yargı yetkisine müdahale sonucunu doğurduğundan hukuka aykırıdır, bu nedenle yeniden hüküm kurulmamış, Dairemizin CMK 280/2.maddesindeki yetkisi çerçevesinde esastan red kararları verilmiştir." şeklindeki gerekçe ile bozmaya direnerek önceki hüküm gibi istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.Bu hükmün de sanıklar ve suça sürüklenen çocuklar müdafileri ile suça sürüklenen çocuk ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.08.2022 tarihli ve 95598 sayılı onama istekli tebliğnamesi ile dosya CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 13.04.2023 tarih ve 11848-2356 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.II. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSUSanıklar ve suça sürüklenen çocuklar hakkında, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat hükümleri ile suça sürüklenen çocuk ... hakkında yağma suçundan verilen beraat hükmünün kesinleştiği anlaşılmakla, inceleme sadece nitelikli cinsel saldırı suçundan verilen istinaf başvurusunun reddi kararına yönelik yapılacaktır.Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; Özel Dairece bozma kararı verildikten sonra bozmanın niteliğine göre yeniden Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince TCK'nın 61. maddesine göre hüküm kurulmasının gerekip gerekmediğinin ve esastan ret kararı verilmesinin yeterli olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.III. GEREKÇEA. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin AçıklamalarAyrıntılarına Ceza Genel Kurulunun 17.05.2022 tarihli ve 248-359 sayılı, 31.05.2023 tarihli ve 315-322 sayılı, 05.07.2022 tarihli ve 359-528 sayılı, 16.10.2024 tarihli ve 216-315 sayılı ve 05.03.2025 tarihli ve 426-113 sayılı kararlarında da yer verildiği üzere;07.10.2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 25 ve geçici 2. maddeleri uyarınca kurulan bölge adliye mahkemeleri, 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edilerek 20.07.2016 tarihinde göreve başlamıştır. Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle ülkemizin de taraf olduğu İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmeye Ek 7 No'lu Protokolde yer verilen güvenceler güçlendirilmiştir.Bölge adliye mahkemelerinin Türk yargı sistemine ikinci kez dâhil olmasıyla kanun yolu yargılamasında yeni bir durum ve anlayış ortaya çıkmıştır. İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı başvurulabilen, hatta başvuru olmasa da bir kısmı için resen öngörülen bir kanun yolu (CMK madde 272/1) olarak istinafta, hem maddi vakıa denetimi hem de hukuki denetim yapılabilmekte, sebep gösterilmese de ilk derece mahkemesi hükmü bir bütün olarak incelenmekte, varsa hukuka aykırılıklar resen belirlenerek, kural olarak yeniden yapılacak yargılama ile ıslah edilmekteyken, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümlerini konu edinen temyiz yolu, bir hukuki denetim mekanizması olarak öngörülmüş, temyiz merciinin yetkisi de kural olarak bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince verilen kararların, maddi ceza hukuku ve muhakeme hukuku normlarının kullanılması bakımından hukuka aykırılık taşıyıp taşımadıklarının incelenmesi ile sınırlanmış (CMK. madde 288/1, 294/2), hukuka aykırılık ise aynı yasa maddesinin ikinci fıkrasında; "Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması" olarak tanımlanmıştır.CMK'nın "Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma" başlıklı 280. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra verebileceği kararlar; istinaf başvurusunun esastan reddi, düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi, hükmün bozulması ve davanın yeniden görülmesi olarak sayılmış, davanın yeniden görülmesi kararını veren bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin duruşma sonunda ya istinaf başvurusunu esastan reddedeceği ya da ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kuracağı belirtilmiştir.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanmış uygulamalarına göre bir hüküm bozulmuş olmakla tamamen ortadan kalkacağından, mahkemelerce direnme kararı verilirken CMK'nın 230, 231 ve 232. maddelerine uygun yeni bir hüküm kurulması zorunludur. CMK'nın 230 ve 232. maddeleri uyarınca, aynı Kanun'un 223. maddesine göre hükmün ne olduğu herhangi bir tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmeli, bozulmakla tamamen ortadan kalkan ve infaz yeteneğini yitiren önceki hükme atıf yapılmasıyla yetinilmemeli, onandığı takdirde başka bir kararın varlığını gerektirmeden infaza esas alınabilecek nitelikte yeni bir hüküm kurulmalıdır. Öğretide de; "Yargıtaydan verilen bozma kararına bölge adliye veya ilk derece mahkemesinin direnme hakkı vardır. Bir karar bozulmakla tamamen ortadan kalkacağından direnme kararlarında da 5271 sayılı CMK'nın 230, 231 ve 232. maddeleri gereğince yeniden hüküm kurulmalı ve kurulan bu hüküm sorun, gerekçe ve sonuç bölümlerinden oluşmalıdır. Bu nedenle direnme kararlarında da olay özetlenmeli, neden bu sonuca ulaşıldığı gerekçelendirilmeli ve hukuki nitelemeye yer verilmelidir." (Nur Centel/Hamide Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, Beta, 12. Baskı, 2015, İstanbul, s. 812) şeklinde görüşler belirtilmiştir. Bu husus Bölge Adliye Mahkemeleri kurulduktan sonra da geçerliliğini sürdürmekte, ilk derece mahkemesi için yeni bir hüküm kurulması zorunlu olduğu gibi Bölge Adliye Mahkemeleri için de bu kural geçerlidir.Yargıtay, temyiz edilen hükmü başvuruda gösterilen hükmü etkileyecek nitelikteki hukuka aykırılıklar nedeniyle bozar. Bozma kararı, hukuka aykırılık nedeniyle bölge adliye mahkemesinin son kararının kaldırılmasıdır (Fidan Balcı/Seyithan Öztürk, Ceza Yargılamasında İstinaf ve Temyiz, Adalet Yayınevi, Ankara, 2020, s. 462). Ancak Bölge Adliye Mahkemesince verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın temyiz incelemesi sonucunda bozulmasıyla ilk derece mahkemesi tarafından kurulan ilk hükmün de bozulduğu kabul edilmelidir. İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı tek başına infaz yeteneği bulunan ve hukuk düzeninde sonuç doğuran bir hüküm değildir. Bölge Adliye Mahkemesince verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı, ilk derece mahkemesince verilen hükme sıkı sıkıya bağlı olduğundan Yargıtay incelemesi sonucu verilen bozma kararıyla ilk derece mahkemesi hükmü de tamamen ortadan kalkar. CMK'nın 223. maddesinde hükümlerin neler olduğu açıkça sayılmış olup istinaf başvurusunun esastan reddi gibi kararlar hüküm olarak kabul edilmemiştir. Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda anılan maddede sayılan hükümlerden biri kurulmamış ve bu karar da temyiz incelemesi sonucu bozulmuş ise direnme kararı verilirken ilk derece mahkemesi tarafından verilen hüküm yeniden kurulmalıdır.Öte yandan, 28.02.2019 tarihli ve 30700 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7165 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 8. maddesi ile eklenen CMK'nın 304. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca bozma kararı istinaf başvurusunun esastan reddi kararına ilişkin ise Yargıtay dosyayı, gereği için kararı veren ilk derece mahkemesine gönderecektir. Bu düzenlemeyle istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın bozulmasından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderileceğinden direnme kararı da ilk derece mahkemesince verilebilecektir. Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddi şeklinde direnme kararı verilemeyeceğinden kanun koyucu tarafından benzer uyuşmazlıkların önüne geçildiği anlaşılmaktadır.B. Somut Olayda Hukuki NitelendirmeYargıtay bozma ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kalkması sonucunda, bu hükme bağlı olan İlk Derece Mahkemesi kararının da tamamen ortadan kalktığı gözetildiğinde, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde kurulan 02.03.2017 tarihli ve 348-60 sayılı hükümlerin, davanın yeniden görülmesi kararı verilmesini müteakip duruşma açarak yargılama yapan Bölge Adliye Mahkemesince CMK'nın 280/2. maddesi uyarınca kaldırılması ve yeniden hüküm tesisi sureti ile verilen 30.11.2017 tarihli ve 1347-2345 sayılı hükümlerin de temyiz incelemesi neticesinde Özel Dairece bozulması karşısında, bozma kararına inceleme dışı suç yönünden uyarak gereğine tevessülle karar ittihaz eden Bölge Adliye Mahkemesince, müsnet suç yönünden bu kez TCK'nın 61. maddesinde belirtilen esaslara göre yeniden hüküm kurulmasından sarfı nazarla istinaf talebinin esastan reddi kararı verilmesinde isabet bulunmamaktadır.Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararının bozulmasına karar verilmelidir.V. KARARAçıklanan nedenlerle;1- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 13.05.2022 tarihli ve 268-784 sayılı direnme kararının, Özel Dairece bozma kararı verildikten sonra bozmanın niteliğine göre Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince TCK'nın 61. maddesine göre yeniden hüküm kurulması gerektiğinin ve istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinin yeterli olmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,2- Dosyanın, gereği için kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin de bilgi için İlk Derece Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.04.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.