Danıştay, bağımsız denetim şirketinin yetkili kurum onayı olmaksızın sorumlu denetçi ataması üzerine uygulanan idari para cezası ve uyarıya ilişkin temyiz başvurusunu reddetti.
Özet: Bir bağımsız denetim kuruluşu, sözleşmede kamu gözetimi kurulu onayı olmayan bir kişiyi sorumlu denetçi olarak görevlendirmesi nedeniyle idari para cezası ve uyarı yaptırımıyla karşılaşmış; davacı firma, aykırılığın düzeltilmesi için süre verilmemesi, sorumlu denetçi onayı süreçlerinin yorumlanması ve yaptırımda zamanaşımı gibi gerekçelerle bu karara itiraz etmiş, ancak ilk derece ve bölge idare mahkemeleri yaptırımın hukuka uygun olduğuna hükmederek davayı reddetmiş olup, davacı firma şimdi bu red kararlarının bozulması için temyiz başvurusunda bulunmaktadır.

T.C.
D A N I Ş T A YONÜÇÜNCÜ DAİREEsas No
:█████████Karar No
:█████████TEMYİZ EDEN (DAVACI)
: ... Bağımsız Denetim ve Yeminli Mali Müşavirlik Anonim ŞirketiVEKİLİ
: Av. Dr. ...KARŞI TARAF (DAVALI)
: ... KurumuVEKİLİ
: Av. ...İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ
:Dava konusu istem
: Davacı ile ... Sanayi ve Haddecilik Anonim Şirketi (...) arasında 2014 hesap dönemine yönelik yürütülecek bağımsız denetim çalışmaları kapsamında █████/2014 tarihinde akdedilen sözleşmede Kurul tarafında sorumlu denetçi olarak onaylanmayan bir kişinin sorumlu denetçi olarak görevlendirildiğinden bahisle davacıya uyarı yaptırımı ve 11.203,00-TL idarî para cezası uygulanmasına ilişkin Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu'nun (Kurul) ... tarih ve ... sayılı kararının ilgili kısmının iptali istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ... İdare Mahkemesi’nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; Bağımsız Denetim Yönetmeliği'nde sorumlu denetçilerin davalı idarenin onayı alınmak suretiyle görevlendirileceği ve bu yükümlülüğe uymayan denetim kuruluşlarının uyarı ve para cezası ile tecziye edileceklerinin açıkça kurala bağlandığı, sorumlu denetçilik görevi henüz onaylanmayan bir denetçiyi yaptığı bağımsız denetim sözleşmesi kapsamında sorumlu denetçi olarak görevlendiren davacı denetim kuruluşunun bu eylemine uyan uyarı ve para cezası ile tecziye edilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı;Öte yandan, davacı denetim kuruluşu tarafından, söz konusu aykırılığın giderilmesi için öncelikle süre verilmesi, süresi içerisinde aykırılığın giderilmemesi hâlinde yaptırım kararı alınması gerektiği, kendilerine süre verilmeden doğrudan yaptırım kararı alınmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de mevzuat uyarınca aykırılık nedeniyle doğrudan para cezası verilebileceği gibi diğer yaptırım kararlarının verilebilmesi için de aykırılığın giderilmesi amacıyla süre verilmesinin zorunlu olmadığı, ancak düzeltilmesi imkân dâhilinde olan hâllerde, yaptırım kararı verilmeden önce tespit edilen aykırılık ve eksikliklerin giderilmesi için davalı idarece süre verilebileceği, bakılan uyuşmazlıkta ise aykırılığın ve karşılığında uygulanan uyarı yaptırımının niteliği dikkate alındığında davalı idarece süre verilmeden doğrudan yaptırım kararı alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davacının bu iddiasına itibar edilemeyeceği sonucuna varılmıştır.Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davacı tarafından, aykırılığın giderilmesi için süre verilmesi gerektiği, ihtar edilse ve süre verilse idi sözleşmenin derhâl feshedileceği, sözleşmeyi haklı sebeple feshedebileceği, sorumlu denetçinin her şirket değişikliğinde izin alma zorunluğunun düzenlenmediği, sorumlu denetçiliğe yönelik onayın bir defa verildiği, R.Ö.’nün sorumlu denetçi sıfatını taşıyan bir kişi olduğu, davalı idarenin açıklamalarının da bu yönde olduğu, idarî yaptırım uygulama yetkisinin zamanaşımına uğradığı, zamanaşımına yönelik iddiasının değerlendirilmediği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Davalı idare tarafından, davacının, sorumlu denetçi olarak yetkilendirilmesi Kurul tarafından onaylanmamış bir kişiyi sorumlu denetçi olarak görevlendirdiği, R.Ö. hakkında yetkilendirilme başvurusunun █████/2014 tarihinde yapıldığı, sözleşmenin ise █████/2014 tarihinde akdedildiği, uygulanan yaptırımların mevzuata uygun olduğu, davacının fiilinin düzeltilebilir bir fiil olmadığı, sözleşmeleri mevzuata uygun şekilde düzenleme yükümlülüğünün davacıya ait olduğu, sorumlu denetçiliğin bir unvan değil görevlendirme olduğu, her şirketin sorumlu denetçilerini kendisinin görevlendirdiği, her görevlendirme sonrasında Kurul’un onayının alınması gerektiği, yapılan duyuruların yanlış yorumlamaları ve tereddütleri engellemek amacıyla yapıldığı, idarî yaptırım uygulama yetkisinin zamanaşımına uğramadığı, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ
: Teymiz isteminin reddi ile hukuka uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:Her ne kadar davacı tarafından idari yaptırım uygulama yetkisinin zamanaşımına uğradığı iddia edilmişse de davacıya uyarı yaptırımıyla birlikte idari para cezası da uygulandığından ve idari para cezasına ilişkin zamanaşımı süresi dolmadığı anlaşıldığından bu iddiasının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle;1. Davacının temyiz isteminin reddine,2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, █████/2024 tarihinde kesin olarak esastan oybirliğiyle, gerekçede oyçokluğuyla karar verildi.(X) GEREKÇEDE KARŞI OY
:660 sayılı Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 1. maddesinde yer verilen amaçlar incelendiğinde; davalı idarenin, uluslararası standartlarla uyumlu Türkiye Muhasebe Standartlarını oluşturmak, bunları yayımlamak, bağımsız denetimde uygulama birliğini, gerekli güveni ve kaliteyi sağlamak, denetim standartlarını belirlemek, bağımsız denetçi ve bağımsız denetim kuruluşlarını yetkilendirmek ve bunların faaliyetlerini denetlemek için bağımsız denetim alanında kamu gözetimi yapmak yetkisini haiz bir şekilde kurulduğu, ayrıca anılan Kararname'nin 3. maddesi uyarınca kamu tüzel kişiliğine haiz ve idari özerkliğe sahip olduğu anlaşılmaktadır.660 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin dava konusu işlem tarihindeki hâliyle 25. maddesinin beşinci fıkrasında, bağımsız denetçiler ve bağımsız denetim kuruluşlarının davalı idarece yapılan incelemeler sonucunda tespit edilen görüş ve öneriler doğrultusunda gerekli tedbirleri almakla yükümlü oldukları, idarece belirlenen sürede gerekli tedbirleri almayanlar hakkında uyarı, lisansın askıya alınması ve iptali de dahil olmak üzere uygun yaptırımlar uygulanacağı; 26. maddesinin üçüncü fıkrasında ise davalı idarece 660 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye dayanılarak yapılan düzenlemelere, belirlenen standart ve formlara ve idarece alınan genel ve özel nitelikteki kararlara aykırı hareket eden bağımsız denetim kuruluşlarına idari para cezası verileceği kuralına yer verilmiştir.5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca 660 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'de yer verilen idari para cezalarına ilişkin zamanaşımı süreleri 5326 sayılı Kanun'un genel hükümlerine tâbi olduğu hâlde, idari para cezası dışındaki diğer idari yaptırımlar anılan Kanun dışında tutularak zamanaşımı yönünden herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir.660 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 25. maddesiyle Bağımsız Denetim Yönetmeliği'nin 39. maddesinde yer verilen "uyarı" müessesi, faaliyetlerinde düzeltilmesi gereken mevzuata aykırılıkların bulunduğu hususunun denetim kuruluşları ve denetçilere bildirilmesidir. Uyarı müessesesi, idare tarafından mevzuata aykırılıkların bağımsız denetçilere bildirilmesi ve bu fiillerin tekrarının önlenmesi amacını taşımaktadır.Dosyanın incelenmesinden, davacı bağımsız denetim kuruluşunun Bağımsız Denetim Yönetmeliği'nin 28. maddesine aykırı davrandığının tespit edilmesi üzerine hem uyarı hem de idari para cezası yaptırımı uygulandığı, davacı tarafından idari para cezası ve uyarı yaptırımının zamanaşımına uğradığı yönünde iddiada bulunulduğu anlaşılmaktadır.Uyuşmazlık konusu idari para cezasının fiilin gerçekleştirildiği 2014 yılı için üst sınırının 56.018,00-TL olduğu ve 5326 sayılı Kanun'un 20. maddesi uyarınca hesaplanan soruşturma zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla birlikte uyarı yaptırımı için mevzuatta herhangi bir zamanaşımı süresine yer verilmediği, bağımsız denetçileri ve bağımsız denetim şirketlerini yetkilendirmek ve denetlemek konusunda yetkili olan davalı idarenin her zaman bağımsız denetçileri ve bağımsız denetim kuruluşlarını faaliyetlerinde düzeltilmesi gereken mevzuata aykırılıkların bulunduğu hususunu denetim kuruluşları ve denetçilere bildirebileceği ve 660 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 26. maddesinde yer verilen idari para cezaları için 5326 sayılı Kanun'da öngörülen zamanaşımı sürelerinin kıyasen uyarı müessesesine de uygulanmasının mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle; temyize konu Mahkeme kararının belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.