İhalenin feshinde taşınmaz kıymet takdirine süresinde itiraz edilmesine rağmen yeniden bilirkişi incelemesi yapılmaması eksik inceleme olup kararın bozulmasını gerektirir.
Özet: Borçlunun, icra ihalesine konu taşınmazın kıymet takdiri raporuna süresinde itiraz etmesine rağmen, alt mahkemelerce bu itirazların yeterince incelenmeyerek veya eksik incelemeyle ihalenin feshi talebinin reddedilmesi üzerine Yargıtay, ihalenin feshine yönelik şikayette, taşınmazın değerinin uzman bilirkişi marifetiyle yeniden ve eksiksiz bir şekilde tespit edilmesi gerektiği prensibini hatırlatarak, bölge adliye mahkemesi kararını kaldırıp ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur.
12. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı İlk Derece Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmasına işin ivediliği ve niteliği nedeniyle 5311 Sayılı Kanunla değişik İİK'nin 366. maddesi hükmü uygun bulunmadığından bu yöndeki isteğin reddine oy birliği ile karar verildikten sonra işin esası incelendi:
Borçlunun, sair fesih nedenleri ile birlikte satışa esas alınan kıymet takdiri raporunun taşınmazın gerçek özelliklerini ve değerini yansıtmadığını, rapora süresinde itiraz ettiklerini ileri sürerek ihalenin feshi istemiyle icra mahkemesine başvurduğu, İlk Derece Mahkemesince; kıymet takdirine itiraz edilmediği gerekçesiyle ihalenin feshi talebinin reddine ve para cezasına hükmedildiği, borçlunun istinaf başvurusunun da Bölge Adliye Mahkemesince; her ne kadar ilk derece mahkemesince kıymet takdirine itiraz edilmediği tespiti hatalı ise de, borçluların ihalenin feshine yönelik şikayetinde delil olarak dayandığı gayrımenkul değerleme uzmanı tarafından düzenlenen 11.09.2022 tarihli bilirkişi raporununun delil olarak kıymet takdirine ilişkin dava dosyasına ibraz etmemiş olmasından dolayı ihaleye esas alınan bilirkişi raporu usulüne uygun olarak düzenlendiği, yeniden kıymet takdiri yapılmasını gerektirir bir durum bulunmadığı gerekçeleriyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
İİK’nın 128/2. maddesi gereğince, satışa hazırlık işlemleri sırasında icra dairesi taşınmazın kıymetini ehil bilirkişiler aracılığıyla tayin ve tespit ettirir, kıymet takdirine ilişkin rapor, borçluya, haciz koydurmuş alacaklıya ve diğer ipotekli alacaklılara tebligatın yapıldığı icra dosyasındaki, ayrıca bildirilmiş bulunması hali müstesna olmak üzere, tapudaki mevcut adresleri esas alınmak suretiyle tebliğ edilir. İİK'nın 128/a maddesine göre, ilgililer, raporun tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesinin kıymet takdiri işlemine karşı şikayet yolu ile icra mahkemesine başvurarak düzenlenen raporun gerçeği yansıtmadığını ileri sürebilirler. Yasanın öngördüğü bu olanağı kullanmayanlar, kıymet takdirinin usulsüz olduğundan bahisle ihalenin feshini talep edemezler.
Kıymet takdirine itiraz üzerine mahkemece verilecek kararlar kesin olmakla beraber süresinde şikayet hakkının kullanıldığı hallerde icra mahkemesi kararının, ihalenin feshinin istenmesi sırasında incelenmesi mümkündür. Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, borçlunun fesih nedeni olarak ileri sürülen kıymet takdirine ilişkin itirazları konusunda uzman bilirkişi marifeti ile keşif yapılmak suretiyle incelenerek taşınmazın değerinin belirlendiği tarih esas alınarak bilirkişi tarafından tespit edilen değerin ihalede esas alınan muhammen bedelin üzerinde olması halinde ihalenin feshine karar verilmesi, muhammen bedelin altında olması halinde ise ihalenin feshi isteminin reddine karar verilmesinden ibarettir. (HGK'nın 16.06.2020 tarih, ███████-742 E. - ████████ K.)
Somut olayda; mahkemece kıymet takdiri hususunda yeniden rapor alınmak suretiyle ihale konusu taşınmazın değerinin belirlenmesi suretiyle karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm tesisi isabetsiz olup Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
:
Yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 21.01.2025 tarihli ve █████████ E.-███████ K. sayılı kararının (KALDIRILMASINA), Eğirdir İcra Hukuk Mahkemesinin 28.03.2024 tarihli ve 2024/3 E. ███████ K. sayılı kararının (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!