Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, orman idaresinin Bingöldeki taşınmazın orman olduğu iddiasıyla açtığı kadastro tespitine itiraz davasında, taşınmazın tarım arazisi olduğu ve davalılar adına tesciline ilişkin ilk derece mahkemesi ret kararını onadı.
Özet: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasında, davacının bir taşınmazın orman vasfında olduğu iddiasıyla hazine adına tescilini talep etmesine karşılık, davalıların uzun süredir tarla olarak kullandığını beyan etmesi üzerine, ilk derece mahkemesince yapılan keşifler ve bilirkişi incelemeleri sonucunda taşınmazın tarım arazisi olduğu ve orman sayılan yerlerden olmadığı tespit edildiğinden, davacının davası reddedilerek taşınmazın kadastro tespitindeki gibi tapuya tesciline ilişkin karar, Yargıtay tarafından hukuka uygun bulunarak onanmıştır.

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., ███████ K.Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:K A R A RKadastro sırasında, Bingöl ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 165 ada 19 parsel sayılı 2552.64 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tarla vasfıyla davalılar adına tespit edilmiştir.Davacı vekili; Bingöl ili ... ilçesi ... köyü 165 ada 19 parsel numaralı taşınmazın davalılar adına tespit gördüğünü, taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'na göre orman sayılan yerlerden olduğunu beyan ederek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.Davalılar ..., .... ve ...; taşınmazı 100 seneyi aşkın bir zamandan beri nizasız, malik sıfatıyla ve hüsnüniyetle tarla olarak kullandıklarını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 22.05.2005 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla; davacının delillerini bildirmediği ve ilk duruşmaya gelmediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 04.07.2006 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamıyla; "... Orman İdaresine dayanılan deliller mahkemenin resmi kurumlardan bizzat isteyip getireceği, resen toplanacak delillerdir ve bunların yargılama aşamalarında zaten toplanmış oldukları görülmektedir. Mahkemece, taşınmaz başında keşif yapılarak işin esası hakkında bir hüküm kurulması gerekirken, aksi düşünce ile davanın açılmamış sayılmasına ve taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; mahalli bilirkişi beyanlarına göre taşınmazın tarım arazisi olduğu, ancak son yıllarda terör nedeniyle ekilip biçilmediği, ziraat bilirkişi raporuna göre taşınmazın mevcut yapısının ve çok öncesinin tarım arazisi olduğu, orman bilirkişisinin yöntemine uygun hazırlanan raporunda taşınmazın orman sayılmayan alanlardan olduğu, komşu 165 ada 18 parsele uygulanan 13.04.1983 tarih 22 sıra numaralı tapu kaydının güney sınırı yani dava konusu 165 ada 19 parseli ... ve varisleri okuduğu, davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu Bingöl ili ... ilçesi ... Mahallesi 165 ada 19 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağındaki tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 02.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.