Uyuşturucu madde ticareti davasında, somut şüphe halinde adli arama kararı yerine önleme aramasıyla elde edilen delilin hukuka aykırılığı ve yerel mahkemenin beraat hükmünde direnmesi üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulu incelemesi.
Özet: Uyuşturucu madde ticareti suçundan beraat eden sanık hakkında, ilk derece mahkemesinin istihbari bilgi ve ele geçirilen maddenin miktarına rağmen hukuka aykırı arama sonucu elde edilen delilin hükme esas alınamayacağı gerekçesiyle verdiği direnme kararı üzerine dosya, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin bozma kararına karşı, özel ve somut suç şüphesi bulunması nedeniyle adli arama kararı alınmaksızın yapılan önleme aramasının hukuka aykırı olduğu ve bu yolla elde edilen uyuşturucunun delil niteliği taşımadığı argümanıyla, delillerin hukuka uygunluğu ve suçun maddi unsurunun oluşup oluşmadığına dair uyuşmazlığın giderilmesi için Yargıtay Ceza Genel Kuruluna taşınmıştır.

YARGITAY DAİRESİ
: 10. Ceza DairesiMAHKEMESİ
:Ağır CezaSAYISI
: 243-180I. HUKUKÎ SÜREÇUyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanığın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca beraatine ilişkin Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 15.09.2015 tarihli ve 282-339 sayılı hükmün, Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 27.04.2022 tarih, 6998-5734 sayı ve oy çokluğuyla; "İstihbari bilgi alma tutanağı, olay tutanağı ve tüm dosya içeriğine göre; olay öncesi açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen sanık ...'in üzerinde önleme arama kararı ile arama yapılabilecek olması, ele geçen uyuşturucu maddenin ele geçiriliş biçimi ve miktarı ile dosya kapsamına göre; sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyeti yerine beraatine karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.Daire Üyesi .... ...; "...Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin gerekçeli kararında da belirtildiği üzere, 'önleme araması' suç işlenmesinin veya bir tehlikenin önlenmesi için yapılan arama olup, bu tür aramanın muhatapları suç şüphesi altında olmayan kişilerdir. 'Adli arama' ise şüpheli veya sanığın yakalanması ya da suç delillerinin elde edilmesi için yapılan aramayı ifade etmekte olup, somut bir suç şüphesinin bulunduğu hallerde önleme araması değil, ancak adli arama yapılabilir. Başka bir ifadeyle, önleme araması genel ve soyut olarak suç işlenmesinin önlenmesi, adli arama ise özel ve somut bir suçun failleri ile delillerinin elde edilmesi için yapılan aramadır.Yargılama konusu olayda, sanık ...'ın ismi, yanında bir başka kişi ile birlikte geleceği ve aracın plakası ile sanıklar hakkındaki suç şüphesi önceden belirlenmiştir. Olay öncesinde sanık ...'in açık kimliği bilinmese de, içinde bulunduğu aracın plakası tespit edilmiş olup, kendisi de ismi belli olan diğer sanıkla birlikte suç şüphesi altında olan bir kişidir. Sanıkların aracı kolluk görevlileri tarafından genel bir önleme uygulamasına istinaden değil, haklarındaki suç şüphesine istinaden yapılan özel bir takip üzerine durdurulmuştur. Somut suç şüphesi nedeniyle durdurulan araçta ve içinde bulunan şahıslar üzerinde arama yapılabilmesi için 5271 sayılı CMK'nın 116 vd. maddeleri uyarınca adli arama kararı alınması gerekmekte olup, dava konusu olayda, adli arama kararı alınmaksızın, sanık ...'in üzerinde önleme araması kararına istinaden yapılan arama sonucunda ele geçirilen uyuşturucu madde hukuka aykırı yöntemle elde edildiğinden, Anayasa'nın 38/6. ve CMK'nın 217/2, 289/1-i maddeleri uyarınca hükme esas alınamaz.Yukarıda açıklanan nedenlerle, sanık ... hakkında Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.09.2015 tarih ve ████████ E. - 339 K. sayılı beraat hükmünün usul ve yasaya uygun olması nedeniyle onanmasına karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan, sanık hakkındaki hükmün bozulması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum." düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesince 11.09.2024 tarih ve 243-180 sayı ile; "…Şahısların bilgisi ile araç plakasının yer aldığı istihbari bilgi alma tutanağı gözetildiğinde niteliği ve faili belli olan bir suçun işlendiği konusunda şüphe oluşmuştur. CMK'nın 116, 117 ve 119. maddelerine uygun şekilde 'adli arama kararı' alınmadan, olaydan 10 gün kadar önce verilen 'önleme araması kararına' dayanılarak sanıkların üzerinde ve araçta arama yapılması hukuka aykırıdır. Bu arama sonucu bulunan uyuşturucu madde ise, hem 'suçun maddi konusu' hem de 'suçun delili' olup 'hukuka aykırı yöntemle elde edildiğinden hükme esas alınamaz.'İsnat olunan suçun maddi konusu olan uyuşturucu maddenin hukuka aykırı yöntemle elde edilmesi nedeniyle suçun maddi konusu bulunmadığı ve hükme esas alınamayacağı; buna bağlı olarak suçun unsurunun oluşmadığı kanaatine varılmış ve sanık ... hakkında Yargıtay 10.Ceza Dairesi’nin █████████ esas █████████ karar sayılı sanık ... ilgili vermiş olduğu bozma ilamına direnilmesi ile bu sanığın üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği sabit olmadığından..." gerekçesiyle bozma kararına direnilerek sanığın CMK'nın 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.Direnme kararına konu bu hükmün de Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.11.2023 tarihli ve 114195 sayılı bozma istekli tebliğnamesiyle dosya, CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 10. Ceza Dairesince 18.12.2024 tarih ve 20102-26248 sayı ile direnme kararının yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.II. UYUŞMAZLIK KAPSAMI, KONUSU VE ÖN SORUNDirenmenin kapsamına göre inceleme, sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan beraat hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.Yerel Mahkeme ile Özel Daire arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna ilişkin olarak yapılan arama işleminin hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; Yerel Mahkemece verilen kararın yeni hüküm niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.III. ÖN SORUNA İLİŞKİN BİLGİLERİncelenen dosya kapsamından;Yerel Mahkemece 15.09.2015 tarih ve 282-339 sayı ile; "Yüklenen suçun sanıklar tarafından işlenmediğinin sabit olması nedeniyle CMK nun 223/2-b maddesi gereğince beraatine" ilişkin kararın temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetine karar verilmesinin gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmesinden sonra yapılan yargılamada Yerel Mahkemece bu defa 11.09.2023 tarih ve 243-180 sayı ile; "…Sanığın üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği sabit olmadığından CMK 223/2-e maddesi gereğince beraatine," şeklinde önceki kararda yer almayan yeni ve değişik gerekçe ile direnme kararı verildiği anlaşılmaktadır.Anlaşılmaktadır.IV. GEREKÇEA.İlgili Mevzuat ve Ön Soruna İlişkin AçıklamalarCeza Genel Kurulunun süreklilik kazanmış uygulamalarına göre şeklen direnme kararı verilmiş olsa dahi;a) Bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak,b) Bozma kararında tartışılması gerektiği belirtilen hususları tartışmak,c) Bozma sonrası yapılan araştırma, inceleme ya da toplanan yeni delillere dayanmak,d) Önceki kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak,Suretiyle verilen hüküm, direnme kararı olmayıp yeni bir hükümdür. Bu nitelikteki bir hükmün temyiz edilmesi hâlinde ise incelemenin Yargıtayın ilgili dairesi tarafından yapılması gerekmektedir.B. Ön Soruna İlişkin Hukuki DeğerlendirmeYerel Mahkemenin, uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olduğu bahisle CMK'nın 223. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca verdiği beraat hükmünün, Özel Dairece bozulmasından sonra yapılan yargılama sonucunda bu defa bozma öncesi kararda yer almayan yeni ve değişik gerekçe ile uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun işlendiğinin sabit olmadığından bahisle CMK’nın 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) maddesi uyarınca hüküm kurulmuş olması nedeniyle Yerel Mahkemenin son uygulaması direnme kararı niteliğinde değildir.Özel Daire denetiminden geçmemiş olan bu yeni hükmün doğrudan ve ilk kez Ceza Genel Kurulunca ele alınması mümkün olmadığından, dosyanın temyiz incelemesi için Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.Ulaşılan sonuç karşısında asıl uyuşmazlık konusu değerlendirilmemiştir.V. KARARAçıklanan nedenlerle;Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.09.2023 tarihli ve 243-180 sayılı kararı yeni hüküm niteliğinde olduğundan, dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.06.2025 tarihli müzakerede oy birliğiyle karar verildi.