Yargıtay 11. Hukuk Dairesinden menfi tespit davasında müteselsil kefalet sözleşmesinin geçerliliğinin, azami miktar, tarih ve sıfatın kefilin el yazısıyla belirtilmesi şartına tabi olduğu içtihadı.
Özet: Davacı müteselsil kefilin, bankadan devralınan alacak nedeniyle hakkında başlatılan icra takibi sonrası açtığı menfi tespit davasında, ilk derece mahkemesince bozmaya uyularak verilen kısmi kabul kararının temyiz incelemesinde, Yargıtay, kefalet sözleşmesinin geçerliliği için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 583/1. maddesi gereğince kefilin sorumlu olacağı azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefil sıfatıyla yüklendiği taahhüdü kendi el yazısıyla belirtme şartının önemini vurgulayarak, bu koşulların sözleşmenin sıhhati açısından hakim tarafından resen gözetilmesi gerektiğini belirtmiştir.
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :... Mahkemesi

HÜKÜM
: Kısmen kabul
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 29.04.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı şirket ile dava dışı banka arasında akdedilen genel kredi sözleşmesine müvekkilinin müteselsil kefil olduğunu, bankanın müvekkiline karşı ilamsız icra takibi yaptığını ve takibin kesinleştiğini, akabinde dava dışı alacaklının takibe konu alacağı davalıya temlik ettiğini, borcun ödendiğini, aksi kanaat halinde dahi bu kadar borcun bulunmadığını ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, alınan bilirkişi raporu gereğince davacı tarafça açılan davanın kısmen kabulü ile; dava konusu icra dosyasında davacı tarafın davalı şirkete dava tarihi olan 07.10.2019 tarihinde 323.506,21 euro borçlu bulunmadığının tespitine, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
1.Dosyadaki yazılara, İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/4 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Alacağını temlik eden ... Bankası ile dava dışı asıl borçlu 3S ...Makine Yedek Parça Pazarlama Sanayi ve ... Limited Şirketi arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalanmış olup, davacı da işbu sözleşmeyi 5.000.000,00 TL kefalet limiti ile sınırlı sorumlu olmak üzere müteselsil kefil sıfatıyla imzalamıştır.
Kefalet sözleşmesi, somut olaya uygulanması gereken 6098 sayılı Türk BorçlarKanunu'nun (TBK) 81 ilâ 603. maddeleri [Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (BK) 483 ilâ 503. maddeleri] arasında düzenlenmiştir. Kefalet  sözleşmesiyle kefil, asıl borçlunun borcunu ödememesi durumda, söz konusu borçtan şahsen sorumlu olacağını taahhüt etmektedir. Daha yalın bir anlatımla bu sözleşme ile kefil, borçlunun asıl borcu ifa edememesi riskini üzerine alır. Kefalet; TBK'nın 581. maddesinde; “Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir” şeklinde tanımlanmıştır. Kefaletin  türleri ise TBK'nın 585 vd. (BK'nın 486 vd. maddeleri) maddelerinde düzenlenmiş ve uyuşmazlık konusu müteselsil kefaletle ilgili olarak da 586.maddesi; “Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir” hükmünü içermektedir. Önemle vurgulamak gerekir ki; TBK'nın 583. maddesinde; kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağının ve kefilin sorumlu olduğu azami miktarın kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğu belirtilmiştir.
Buna göre; TBK'nın 583/1. maddesi gereğince kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi kefalet sözleşmesinin geçerliliği için şartken, BK'nın 484. maddesi gereğince kefalet sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına ve kefilin bu sözleşmede sorumlu olacağı miktarın gösterilmesine bağlıdır. Zira; 12.4.1944 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu Kararında; sözleşmede kefilin ödeyeceği muayyen bir miktarın gösterilmiş olup olmadığının ve sözleşme içeriğinden böyle muayyen bir miktarın anlaşılmasına imkan bulunup bulunmadığının hâkim tarafından resen gözetilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında alacağın dayanağı genel kredi sözleşmesi döviz (euro) cinsinden düzenlenmiş ve davacı aleyhine başlatılan icra takibinde euro para alacağı talep edilmiş ise de genel kredi sözleşmesinde davacı kefilin sorumlu olduğu kefalet limiti 5.000.000,00 TL olarak belirlenmiş olduğuna göre, menfi tespit davalarında dava tarihi itibariyle alacak-borç miktarının belirlenmesi gerekliliği karşısında, Mahkemece bilirkişi raporu alınmak sureti ile, dava tarihi itibariyle tahsil edilemeyen euro cinsindeki alacağın tespit edilmesi, bu tutarın dava tarihindeki kur üzerinden Türk Lirasına çevrilmesi ve bu şekilde bulunacak TL alacak miktarının, kefalet limiti olan 5.000.000,00 TL'nin altında kalması veya 5.000.000,00 TL'ye eşit olması halinde davanın reddine, 5.000.000,00 TL'nin üzerinde olması halinde ise kefalet kısmını aşan kısım yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
V. SONUÇ
: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin birdiğerinden alınıp yekdiğerine verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, 29.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!