İş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında, asıl-alt işveren kusur oranları, bilirkişi rapor çelişkileri ve ceza mahkemesi kararının bağlayıcılığına dair Yargıtay bozma kararı.
Özet: Bir iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında, işçi ve işverenlerin kusur oranları ile asıl-alt işveren ilişkisinden doğan sorumlulukların tespiti konusunda yaşanan uyuşmazlıklar, özellikle daha önce görülen ceza ve rücuan tazminat davalarındaki kusur tespiti ile eldeki dosyadaki bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin giderilmesi gerekliliği nedeniyle dosyanın birden fazla kez temyiz ve bozma süreçlerinden geçtiği, mahkemenin nihayetinde davacının taleplerini kısmen kabul etmesine rağmen, Yargıtayın önceki kararlara ve usuli kazanılmış haklara riayet ederek, kusur oranlarını ve sorumluluğu kesin olarak belirlemek üzere yeni bir bilirkişi raporu alınmasını ve ilgili tüm delillerin yeniden değerlendirilmesini emrettiği bir yargılamayı konu almaktadır.
10. Hukuk Dairesi         ██████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Taraflar arasında Mahkemede görülen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmek ve de davalı ... vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 06.12.2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı ... adına gelen olmadı. Davacı adına Av. ... geldi. Diğer davalı adına gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmiştir. Dosyanın tekrar Dairemize gönderilmesinden ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili özetle; müvekkilinin iş kazasından dolayı sürekli iş göremezliğe uğradığından bahisle 160.631,10 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 09.09.2014 tarihli kararında; iş kazasının davalılardan ...'ın sahibi olduğu binanın 3. kat kaba inşaat işini diğer davalı ...'e verdiği, davalılar arasında bu hali ile asıl alt işveren ilişkisi bulunduğu, davalı ...'ın asıl, diğer davalı ...'in alt işveren olduğu, dosyada alınan kusur raporları ile davacı işçinin %30 kusurlu olduğunun sabit olduğu, raporların bir kısmında asıl alt işveren ilişkisi tespit farklılığı nedeniyle %70 olan işveren kusur oranının davalılar ... ve ...'a aidiyeti hususunda farklı bilirkişi görüşleri mevcut ise de, asıl alt işveren ilişkisinin mevcudiyetinin varlığının toplanan delil ve beyanlarla anlaşılması karşısında tüm bilirkişi raporlarında %70 olarak atfedilen işveren kusurunun alt işveren ...'e ait olduğu, ancak asıl işverenin kusursuz dahi olsa alt işverenin kusuru nedeniyle meydana gelen zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu hususlarının gözetildiği gerekçeleriyle davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı lehine 39.500,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
Mahkemenin bu ilk kararına karşı taraf vekillerince temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay(Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 09.02.2016 tarihli kararıyla hükme dayanak alınan bilirkişi kusur raporlarında çelişki bulunduğu, hesaba esas teşkil eden ücretin hatalı belirlendiği gerekçeleri ile bozulmasına, sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen 04.03.2020 kararla davacının %30, işveren olarak nitelendirilen davalı ...’ın %70 oranında kusurlu olduğu, davalı ...’in kusursuz olduğu kabulünden hareketle davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalı ... yönünden davacı lehine 93.445,52 TL maddi ile 39.500,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin 04.03.2020 tarihli kararına karşı davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 16.02.2021 tarihli kararıyla Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından ... aleyhine açılan rücuan tazminat talepli dosyada mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararın, Dairemizin 27.01.2015 tarih, █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilerek kesinleştiği, yine aynı olaya ilişkin olarak ceza dava dosyasında ise sanık olarak yargılanan davalı ...'un birinci dereceden kusurlu bulunarak hüküm giydiği ve bu kararın da Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 24.09.2013 tarih, █████████ Esas ██████████ Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilerek kesinleştiği anlaşıldığından Ceza Mahkemesinin mahkumiyet kararındaki maddi olaya ilişkin kabulün, hukuk hakimini de bağlayacağı, öte yandan rücuan tazminat talepli dosyada davalı ...‘in işveren sıfatını haiz olduğunun belirlendiği göz önünde bulundurulmak suretiyle; mahkemece öncelikle Çerkezköy İş Mahkemesi‘nin ████████E - ████████K sayılı rücuan tazminat dosyasının onaylı örneğinin temin edilerek, bu dosyada, Ceza Mahkemesinde ve eldeki dosyada alınan kusura ilişkin bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi gidermek amacıyla rapor alınmak suretiyle olayda her iki davalının ve işçinin kusur oranlarını ayrı ayrı saptamak ve alınan raporu mevcut delillerle birlikte değerlendirmek, taraflar lehine oluşan usulü kazanılmış haklara riayet edilerek hesap raporu neticesine göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra verilen temyiz incelemesine konu 29.06.2022 tarihli kararla davacıya atfedilen kusur oranında bozma öncesine göre değişiklik olmadığı, davalıların rücu sorumluluğunun kendi aralarındaki iç ilişkide değerlendirilecek ayrı bir hukuki konu olduğu, bu nedenle her iki davalının kusur oranı toplamı olan %70’e karşılık gelen ve ikinci bozma öncesinde dosya kapsamına uygun olarak bu kusur oranı dikkate alınarak ve davalıların usuli kazanılmış hakları gözetilerek hesaplanan miktardaki maddi tazminat talebinin her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerektiğinden bahisle davacı lehine 93.445,52 TL maddi ile 39.500,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkiline verilen kusurun fazla olduğunu, hüküm altına alınan manevi tazminatın az olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacının müvekkilinin işçisi olmadığını, diğer davalı ...’in işçisi olduğunu, bu yönüyle müvekkiline kusur atfedilmesi ve davanın her iki davalı açısından da müşterek ve müteselsil olarak kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, davanın müvekkil ... yönünden reddi gerektiğini, kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeden ve rücu davasındaki işveren kabulü aşılmak suretiyle müvekkilinin sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, maluliyet oranının hatalı belirlendiğini, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, müvekkilinin işveren değil, tarafları birbirine yönlendiren bir aracı olduğunu, davacı tanıklarının dahi müvekkilinin inşaat alanına geldiğini görmediklerini beyan ettiklerini, müvekkilinin diğer davalı ...’a inşaat malzemeleri sattığını ve inşaatı yapacak usta bulması konusunda yardım istemesi üzerine daha önceden tanıdığı davacıyı yönlendirdiğini, bu nedenle müvekkiline işverenlik sıfatı atfedilemeyeceğini, ayrıca müvekkili hakkında savcılıkça takipsizlik kararı verilmiş olması nedeniyle kaza ile ilgili olarak müvekkiline kusur yüklenemeyeceğini, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu, manevi tazminat isteminin reddi yönünden müvekkili lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından, davalı ...'ın 1992 yılında maliki olduğu taşınmaz üzerine dava dışı ... ile beraber bir mesken inşaatı yapmak istediği, 1992 tarihli “yeni yapı” ruhsatında hem yapı sahiplerinin bu iki şahıs, hem de yapı müteahhidinin bu iki şahıs olarak gösterildikleri, bu yapı ruhsatında 3 katlı olarak görünen binanın tamamının değil 2 katının yapıldığı, eksik bırakılan üçüncü katın ise “yeniden yapı” ruhsatı düzenlenmeksizin yapılmaya başlandığı, olay tarihinde davalı ... tarafından bu 3. katın sadece kaba inşaat kısmının davalı ...’e verildiği, davacının ...’in ...’dan aldığı işte ekip başı kalıpçı ustası olarak çalışırken, kalıp üzerindeki çiviyi keserle çaktığı sırada çivinin kırılarak gözüne saplanması neticesinde gözünden yaralandığı, son bozma ilamından sonra alınan 05.06.2022 tarihli bilirkişi kusur raporunda davacının %30, davalı işveren ...'in %65, işveren sıfatı bulunmayan davalı ...'ın %5 oranında kusurlu oldukları yönünde görüş bildirildiği, mahkeme gerekçesinde anılan rapordan bahsedildikten sonra davalılar arasındaki hukuki ilişki konusunda nitelendirme yapılmaksızın davacıya atfedilen kusur oranında bozma öncesinden farklılık olmadığı, davalıların rücu sorumluluğu kendi aralarındaki iç ilişkide değerlendirilecek ayrı bir hukuki konu olduğu, her iki davalının kusur oranı toplamı olan %70’e karşılık gelen ve ikinci bozma öncesinde dosya kapsamına uygun olarak bu kusur oranı dikkate alınarak ve davalıların usuli kazanılmış hakları gözetilerek hesaplanan miktardaki maddi tazminat talebinin her iki davalı yönünden kısmen kabulüne karar verildiğinin açıklandığı, davalılar lehine manevi tazminatın reddedilen kısmı yönünden 1.575,00 TL vekalet ücreti takdir edildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir. (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 tarihli, 2006/9-508 E., ████████ sayılı kararı)
Öte yandan karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1. maddesi bu tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücretinin, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7. maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16. maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceği düzenlemesini içermektedir. Yine tarifenin manevi tazminat istemlerine ilişkin vekalet ücretinin ne şekilde belirleneceğine ilişkin 10/1 maddesi ise manevi tazminat davalarında avukatlık ücretinin, hüküm altına alınan miktar üzerinden bu tarifenin üçüncü kısmına göre belirleceğini düzenlemiştir.
Somut olayda her ne kadar 05.06.2022 tarihli bilirkişi kusur raporunda esasen asıl işveren konumunda olan davalı ...'ın işveren sıfatı bulunmadığı üçüncü kişi olduğu kabulünden hareketle rapor düzenlenmiş ise de tespit edilen kusur oranlarının dosya kapsamına uygun olduğu değerlendirilmiştir. Bununla birlikte mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemiz'in 16.02.2021 tarihli bozma kararında açıkça olayda her iki davalının ve işçinin kusur oranlarının ayrı ayrı saptanması gerektiğinin belirtilmesine karşın mahkemece davacının kusurunda bozma öncesine göre bir farklılık olmadığı, davalıların rücu sorumluluğunun kendi aralarındaki iç ilişkide değerlendirilecek ayrı bir hukuki konu olduğu, her iki davalının kusur oranının toplamda %70’e karşılık geldiğinden bahisle bozma ilamına aykırı şekilde karar verilmesi yerinde olmamıştır. Ayrıca Mahkemece manevi tazminatın reddedilen kısmı nedeniyle davalılar lehine red vekalet ücretine hükmedilirken mevcut durumda manevi tazminat red vekalet ücretleri konusunda davacı lehine oluşmuş bir usuli kazanılmış haktan bahsedilemeyeceği göz ardı edilerek karar tarihindeki AAÜT'nin 10/1. ve 13/1. maddelerine aykırı karar verilmesi de yerinde görülmemiştir.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, HMK'nın geçici 3. maddesi delaletiyle HUMK’nun 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkeme kararının;
1.Gerekçe kısmının son 6 paragrafının tamamen silinerek yerlerine geçmek üzere;
"Mahkememizce ikinci bozma ilamına uyularak mahkememizin aynı iş kazasından kaynaklı ████████ Esas sayılı rücuen tazminat davasının dosyası ile ceza dava dosyası UYAP üzerinden celp edilmiş, ardından dosya kusur oranlarının saptanması amacıyla bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Alınan 05.06.2022 tarihli ek raporda "Kazanın meydana gelmesinde;
Davalı ...'in %65 (yüzde altmış beş) oranında kusurlu bulunduğuna,
Kazalı işçi ...'ın %30 (yüzde otuz) oranında kusurlu bulunduğuna,
Davalı ...'un % 5 (yüzde beş) oranında kusurlu bulunduğuna" yönelik mütalaa verilmiştir.
Her ne kadar anılan kusur raporunda davalı ...'ın işveren sıfatının bulunmadığı belirtilmiş ise de adı geçen davalının asıl işveren konumunda bulunduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan rapordaki kusur taksimatı dosya kapsamına uygun bulunduğundan bu kusur oranları dikkate alınarak ve davalıların usuli kazanılmış hakları gözetilerek hesaplanan miktardaki maddi tazminat talebinin her iki davalı yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir." ibarelerinin yazılması,
2.Hüküm fıkrasının manevi tazminat red vekalet ücretine ilişin 7 numaralı bendinin tamamen silinerek yerine geçmek üzere "7-) Davalılar davada vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine," ibarelerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Davacı avukatı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma avukatlık parasının davalılara yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemeye gönderilmesine,
25.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!