İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin, ticari fatura bedellerinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali kararı.
Özet: Sunulan yargılama, ticari ilişki kapsamında fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasında ilk derece mahkemesinin kabul kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu ele almaktadır; davalıların yetki ve borca itirazlarının haksız bulunması üzerine, yapılan yargılama ve bilirkişi incelemesi sonucunda, davacı şirket defter kayıtlarıyla davalıların takip tarihi itibarıyla 49.933,98 TL, takip sonrası ödemelerle ise 34.933,98 TL borçlu oldukları, ayrıca belirli faturalara ilişkin ürün teslimatlarının sevk irsaliyeleriyle kanıtlandığı tespit edilmiştir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2021
NUMARASI
: ████████ Esas ████████ Karar
DAVA
: İTİRAZIN İPTALİ
KARAR TARİHİ
: █████/2025
KARAR YAZIM TARİHİ █████/2025
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılar ....Şti. ve .... Şti. ortaklığı ile davacı şirket arasındaki ticari ilişki sebebi ile satılıp teslim edilen mallar karşılığı düzenlenen fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine, alacaklarının tahsili amacıyla başlattıkları Aliağa İcra Müdürlüğü’nün █████████ E.s. icra takibinin, davalı borçluların itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
SAVUNMA
: Dava dilekçesi davalı .... Şti.’ne 17.09.2020 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı vekili 12.10.2020 tarihli cevap dilekçesi ile genel yetkili icra dairesinin İstanbul, genel yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacıya borcun bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Dava dilekçesi ve tensip zaptı davalı ... Şti.’ne 03.07.2020 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı tarafından cevap dilekçesi ve kanıt listesi sunulmamıştır.
KANITLAR
:Aliağa İcra Müdürlüğü’nün █████████ E.s. takip dosyası ile; 49.933,98-TL asıl alacak ile 4.369,50-TL işlemiş faiz toplamı 54.303,48-TL alacağın %19,50 oranında avans faizi ile birlikte tahsili istemi ile, davacı tarafından davalılar aleyhine 14.05.2019 tarihinde girişilen ilamsız icra takibi, ödeme emrinin davalılara 15.05.2019 tarihinde tebliği, davalıların 17.05.2019 tarihli icra dairesinin yetkisine ve borca itirazı üzerine takip durmuş, davacı tarafından 1 yıllık yasal süre içinde dava açılmıştır.
İcra takibinin faturaya dayalı olması ve ticari ilişkinin davalılarca inkar edilmemesi karşısında TBK.’nun 89/1. md. uyarınca davalıların Karşıyaka İcra Müdürlüğü’nün ve mahkememizin yetkisine itirazı haklı bulunmamış, uyuşmazlığın esasına girilmişti.
Davacı şirketin ticari defter kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen 18.06.2021 tarihli raporda özetle; davacı şirketin 2018-2019 yılları inceleme döneminde E-Defter tuttuğu, yevmiye defteri ve defter-i kebirin E-Defter beratlarının oluşturma tarihlerinin yasal süresi içinde yapıldığı, 2018-2019 yıllarına ait Envanter defterinin kanuni süresi içinde açılış onayının usulüne uygun olarak tanzim edildiği, taraflar arasında 04.07.2018 - 22.12.2018 tarihleri arasında bulunan ticari ilişkide davacı resmi defterlerinde, davalılara ilişin kayıtların 120 Alıcılar hesabının altında 120 004469 .... Şti. Ort. hesabında takip edildiği, bu hesapta 2018 yılında 04.07.2018-22.12.2018 tarihleri arasında davacı tarafından davalılar adına düzenlenen 406.503,98-TL toplam tutarındaki faturaların borç kayıtlarının yapıldığı, davalılar tarafından 04.07.2018 - 26.10.2018 tarihleri arasında davacıya yapılan 356.570,00-TL toplam tutarındaki ödemelerin alacak kayıtlarının yapıldığı ve 31.12.2018 kapanış kaydıyla 49.933,98-TL tutarındaki borç bakiyesinin 2019 yılına devrettiği, 01.01.2019 tarihli açılış kaydı ile, 2018 sonu borç bakiye devri 49.933,98-TL tutarın borç kaydının yapıldığı, davalılar tarafından 13.11.2019 - 26.11.2019 tarihleri arasında davacıya yapılan 15.000,00-TL toplam tutarındaki ödemelerin alacak kayıtlarının yapıldığı ve 31.12.2019 tarihli kapanış kaydıyla 34.933,98-TL tutarındaki borç bakiyesinin 2020 yılına devrettiği, davacı resmi defter kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalıların oluşturduğu iş ortaklığının, davacıya 49.933,98-TL tutarında borçlu olduğu, takip tarihinden sonra 13.11.2019 - 26.11.2019 tarihleri arasında davacıya 15.000,00-TL toplam tutarında ödeme yapılmakla 26.11.2019 tarihi itibariyle davalıların oluşturduğu iş ortaklığının davacıya 34.933,98-TL tutarında borçlu olduğu, davacının 22.11.2018 - 22.12.2018 tarihleri arasında düzenlediği 35.055,86-TL toplam tutarındaki 5 adet faturanın dayanağı sevk irsaliyeleri ile karşılaştırıldığında içeriklerinin birebir aynı olduğunun, örtüştüğünün ve irsaliyelerde teslim alan hanelerinde isim ve imzaların olduğu görüldüğünden faturaların içeriğindeki ürünlerin davalıların oluşturduğu iş ortaklığına teslim edildiğinin tespit edildiği, faturaların elden teslim edildiği beyanıyla dayanak belge sunulmadığından, faturaların teslimin tespit edilemediği, davacı şirketin 07-08-09-10-11-███████ dönemlerine ait bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin mal ve hizmet satışlarına ilişkin Form BS bildirimin kanuni süresi içinde bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirildiği açıklanmıştır.
İş ortaklığını oluşturan davalı şirketlerin ticari defter kayıtları mali müşavir aracılığı ile incelenmek üzere İstanbul Nöbetçi Asliye Ticare Mahkemesi’ne talimat yazılmış, İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce davalı ... Şti.’ne, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce davalı ... Şti.’ne yapılan usulüne uygun tebligatlara rağmen davalılarca ticari defter kayıtları bilirkişi incelemesine sunulmamıştır
GEREKÇE
: Dava İİK.'nun 67. md. uyarınca genel haciz yolu ile yapılan takipte, adi ortaklığı oluşturan borçluların borca itirazlarının 49.933.98-TL asıl alacak bedeli yönünden iptali istemine yöneliktir
Taraflar arasındaki inşaat malzemesi satışına ilişkin ticari ilişkiye dayanak yazılı sözleşme bulunmamakta ise de, davacı şirketin TTK. hükümlerine uygun düzenlenen ve birbiri ile örtüşen ticari defterleri uyarınca, taraflar arasında 2018 döneminde bulunan ticari ilişkide, cari hesap ilişkisine haiz faturaların ticari defterinde kayıtlı olduğu, satışa konu emtianın davalılara teslim edildiği, 14.05.2019 takip tarihi itibariyle 49.933.98-TL borçlu bulunan, icra takibinden sonra 13.11.2019 tarihinde 5.000,00-TL, 26.11.2019 tarihinde 10.000,00-TL ödemede bulunan davalıların, bakiye 34.933,98-TL borç bakiyesini ödediğine ilişkin kayıt bulunmadığı, icra takibinden sonra yapılan davalı ödemelerinin mahsubu sonucu davacının 34.933,98-TL asıl alacak tutarı için takibe devam edebileceği, davalı takip borçlularının 14.05.2019 icra takip tarihinde 49.933.98-TL asıl alacak yönünden takibe itirazlarında haklı olmadığı, haksız ve kötü niyetle itirazda bulunduklarının anlaşıldığı..." gerekçesi ile; Davanın KABULÜNE; Davalılar.... Şti. ile ... Şti.'nin Aliağa İcra Müdürlüğünün █████████ E.s. icra takibine İTİRAZLARININ İPTALİNE, Takibin 49.933,98-TL asıl alacak bedelinden icra takip tarihinden sonra 13.11.2019 tarihinde yapılan 5.000,00-TL ile, 26.11.2019 tarihinde yapılan 10.000,00-TL toplamı 15.000,00-TL ödemenin mahsubu ile 34.933,98-TL asıl alacak bedeli üzerinden; 34.933,98-TL asıl alacağa 14.05.2019 takip tarihinden itibaren, Ödenen 5.000,00-TL alacağa 14.05.2019 takip tarihi ile 13.11.2019 ödeme tarihi arasında, Ödenen 10.000,00-TL alacağa 14.05.2019 takip tarihi ile 26.11.2019 ödeme tarihi arasında değişen oranlarda avans faizi yürütülmek sureti ile devamına karar verilmiş, verilen bu karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
:
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin İzmir Büyükşehir Belediyesi İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü bünyesinde "... Şb.Md.'lüğü sorumluluk alanında bulunan içme suyu şebekelerinin Bakım ve Onarımının Yapılması" işinde diğer davalı .... Şti. ile iş ortaklığı yaptığını, ihale gereği yapılması gereken hizmet ve faaliyetlerin baştan sona .... bünyesinde yürütüldüğünü, müvekkili şirketin ihale kapsamında yapılması gereken işlere katılmadığını, iki firmanın kağıt üzerinde bir ortaklığı olduğunu ve bu ortaklığın 2019 yılı sonunda bitirildiğini ve 05.01.2020 tarihli devir sözleşmesi ile sözleşme incesi alacak ve borçlardan tarafların birbirini ibra ettiklerini, tüm aktif ve borçların diğer davalı ....şirketi bünyesine geçtiğini, müvekkili şirketin borçlu ve taraf sıfatının bulunmadığını, davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, fatura alacağının tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
''...İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;
i) İlamsız takip yapılmış olması,
ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
İii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve ███████-824 E., ████████ K.; 25.11.2020 tarihli ve 2017/(19)11-894 E., ████████ K. sayılı kararlarında da değinilmiştir.
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura, faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır.
Dava konusu faturanın düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır.
Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir.
Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdî bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdî ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdî ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdî ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticarî defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.
Davanın açıldığı tarihte ve yargılama sırasında yürürlükte bulunan HMK’nın “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi;
“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”.şeklindedir
7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir;“Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”...'' (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.06.2021 tarih ve 2017/(19)11-2742 Esas ████████ Karar sayılı Kararı)
İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, alacağın likit ve belirlenebilir olmasına, yargılaması sırasında sunulmayan ancak istinaf aşamasında sunulan delillerin bu dava yönünden dikkate alınamayacak olmasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı ... vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2021 tarih ve ████████ Esas ████████ Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 2.386,34.TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 599,58.TL harcın mahsubu ile bakiye 1.786,76.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu sırasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere █████/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!