3. Ceza Dairesinin silahlı terör örgütü üyeliği suçunda etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması ve gönüllülük kavramının kapsamını belirleyen içtihat kararı.
Özet: Silahlı terör örgütüne üyelik suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz başvurularını genel olarak reddeden mahkeme, TCKnın 221. maddesindeki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasında kritik öneme sahip gönüllülük kavramını ayrıntılı bir şekilde inceleyerek, örgüt üyeliğinden ayrılma veya güvenlik güçlerine teslim olma durumlarında failin gerçek ve samimi pişmanlığının, salt cezadan kurtulma değil, fiilin yarattığı haksızlığı giderme ve legaliteye dönme iradesiyle dışa yansıyan davranışlarla nasıl değerlendirilmesi gerektiğini Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları ışığında detaylıca açıklamıştır.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Edirne 2. Ağır Ceza MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ███████ K.SUÇ
: Silahlı terör örgütüne üye olmakHÜKÜM
: TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 221/4 son, 62, 53, 221/5 ve 51. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: BozmaBölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının sanık aleyhine yaptığı temyiz başvurusunun sanık lehine re'sen gözetilecek hususları da kapsadığı değerlendirilerek yapılan incelemede;1- Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla sanık müdafiinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden sair temyiz itirazlarının esastan reddine, ancak;Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-1878 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadale bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu yasa dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır.Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme, örgüte üye olma, üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme veya örgüte bilerek isteyerek yardım etme suçlarında etkin pişmanlık, şahsi cezasızlık veya cezadan indirim yapılması gereken haller olarak kabul edilmiştir.Şahsi cezasızlık nedeni olarak; sanığın amaç suçun işlenişine iştirak etmeksizin, hakkında bir soruşturma başlamadan önce örgütten gönüllü olarak ayrıldığını ilgili makamlara bildirmesi (TCK’nın 221/2 maddesi), hakkında soruşturma başladıktan sonra, gönüllü olarak teslim olup, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili samimi ve faydalı bilgi vermesi (TCK’nın 221/4 maddesinin ilk cümlesi), yakalandıktan sonra pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının önemli ölçüde yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi (TCK’nın 221/3 maddesi) hallerinde sanık hakkında cezaya hükmolunmayacaktır.Amaç suça elverişli vahim nitelikte sayılan eylemler gerçekleştirilmeden yakalanan, örgüt kuran, yöneten, örgüte üye olan, üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek isteyerek yardım edenlerin örgütün yapısı ve faaliyetleri hakkında bilgi vermesi halinde ise cezadan indirim yapılacaktır (TCK’nın 221/4 maddesinin ikinci cümlesi).Kanun vazıının, etkin pişmanlığı şahsi cezasızlık sebebi olarak kabul ettiği durumlarda, örgütten ayrılma veya güvenlik güçlerine teslim olma bakımından “gönüllülük” esasını benimsediği görülmektedir. Gönüllülük, Türk Dil Kurumu sözlüğünde; “bir iş yapmayı hiçbir yükümlülüğü yokken üstlenen” olarak tanımlanmıştır.Örgütten ayrılma bağlamında gönüllülük,örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde kalması imkanını ortadan kaldıran veya zorlaştıran bir dış etken bulunmaksızın kendi hür iradesiyle gönüllü olarak örgütten ayrılmasıdır. (Ersan Şen - H. Sefa Eryıldız, Suç Örgütü 2018 Baskı syf346)Güvenlik güçlerine teslim olma bakımından gönüllülük kavramına gelince; Pişmanlık ve gönüllülük failin psikolojik dünyasıyla alakalı ve son derece soyut kavramlar olması nedeniyle sanığın “gerçek ve samimi” bir pişmanlık duyup duymadığı veya gönüllü olup olmadığının tespiti fevkalade zordur. Suç sonrasında ki tutum ve davranışların belli ölçüde cezadan kurtulma düşüncesine dayanması son derece insani bir durumdur (Baba, Türk Ceza Hukukunda EtkinPişmanlık 2013 baskı syf 98). Bu nedenle aslında saptanmaya çalışılacak olan, failin salt cezadan kurtulma saikiyle değil fiilin yarattığı haksızlığı gidererek legaliteye dönme düşüncesiyle hareket edip etmediği hususudur ki bu da ancak kişinin dış dünyaya yansıyan davranışlarıyla belirlenebilir.Yakalamanın yasal koşulları oluştuğunda hakkında usulüne uygun olarak düzenlenmiş yakalama müzekkeresine istinaden yakalanan ya da kanunda öngörülen şartlar gerçekleştiği için yakalama müzekkeresi olmaksızın yakalanan faillerin etkin pişmanlıkta bulunmaları halinde, diğer şartlar da gerçekleşirse cezada indirim uygulanması gerekecektir. Bu durumda bir gönüllü teslimden bahsetme imkanı olmadığı açıktır.Suç işleyen ya da suç şüphesi ile takip edilen/soruşturulan kişilerin belli ölçüde yakalanma korkusu taşıyacağının doğal bir durum olduğu da gözetildiğinde, kural olarak gıyabında düzenlenmiş yakalama emri bulunsa da kendiliğinden/gönüllü olarak teslim olup örgütün yapısı ve faaliyetleri hakkında bilgi vermesi halinde TCK’nın 221/4 maddesinin birinci cümlesinin uygulanması gerekecektir.Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;23.11.2018 tarihinde telefonla aranarak davet edilmesi üzerine kendiliğinden kolluğa gelerek etkin pişmanlık hükümlerinden yaralanmak istediğini bildirerek samimi ikrarlarını içeren ifade veren sanığın, örgüt içerisinde bulunan 19 kişi hakkında beyanda bulunduğu, beyanlarını yargılamanın tüm safahatında tekrar ettiği "gönüllü olarak teslim olma" şartlarının gerçekleştiği anlaşılmakla, sanık hakkında TCK’nın 221/4 maddesinin birinci cümlesindeki ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,2- Kabul ve uygulamaya göre de
:Sanık hakkındaki temel cezanın asgari hadden belirlenmesine rağmen ve ayrıca suç ve karar tarihleri itibariyle adli sicil kaydına göre sabıkası bulunmayan, yine dosyaya yansıyan olumsuz bir davranışı da tespit edilemeyen sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartlarının oluşup oluşmadığının karar yerinde tartışmasız bırakılması,Kanuna aykırı, bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebeplerden dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304/2-a. maddesi uyarınca Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.