7. Hukuk Dairesi, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin teminat amaçlı olduğunun tespitiyle tapu iptali ve tescil davasının reddi kararının davacı vekili tarafından yapılan temyiz incelemesi.
Özet: Davacının, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayanarak tapu tescili talebiyle açtığı davada, sözleşmenin tarafların gerçek satış iradesini yansıtmadığı, aksine davalının borçlarına teminat teşkil eden geçersiz bir işlem olduğu Yargıtayca tespit edilerek önceki kabul kararları bozulmuş; bunun üzerine yerel mahkemece davanın reddedilmesi üzerine davacı vekilince, sözleşmenin teminat amaçlı değerlendirilmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğu ve tarafların iradesinin göz ardı edildiği gerekçeleriyle temyiz yoluna başvurulmuştur.
7. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, ..... Noterliğince düzenlenen 20.11.2015 tarihli "Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi" ile tapuda kendi adına kayıtlı olan ... ilçesi ... Mahallesi ... ada ... parsel sayılı taşınmazdaki ████████ hissesini 600.000,00 TL bedelle satmayı vaad ettiğini, sözleşmeye göre taşınmaz üzerindeki haczin kaldırılarak 1 yıl içinde taşınmazın ferağını vereceğinin kararlaştırıldığını, taşınmaz üzerindeki haczin kalkmasına ve müvekkili tarafından satış bedeli olan 600.000,00 TL'nin peşin ödenmesine rağmen davalı tarafından tapuda ferağ verilmediğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazda davalı adına kayıtlı ████████ payın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ...; davacının iddialarının doğru olmadığını, davalının hataya düştüğünü, davalının taşınmazdaki borçları ödediği halde dava dışı ... kendisine düşen dairenin verilmediğini, bu nedenle davacının talep hakkı olmadığını, öte yandan sözleşmenin 20.11.2015 tarihinde imzalandığını ve davacı tarafın belirttiği sürenin 20.11.2016 tarihinde dolduğunu, ancak davacı tarafından işbu davanın 07.11.2016 tarihinde açıldığını, davanın açıldığı tarih itibariyle temerrüdün söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin 10.09.2021 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli kararı ile davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; taraflar arasında 20.11.2015 tarihinde satış vaadi sözleşmesi imzalandığı, aynı gün davalının dava dışı ... Ltd. Şirketi ile dava konusu taşınmaz üzerinde bina inşa etmek üzere kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiği, yine aynı gün davacı, davalı ve dava dışı ... Ltd. Şirketinin haricen ''... Yapı İnşaat Satış Sözleşmesi'' imzaladıklarının anlaşıldığı, adi yazılı sözleşmede, daha önce yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve satış vaadi sözleşmelerine atıfta bulunularak davalı ...'a kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince isabet edecek bağımsız bölümün, davalının borçlarını ödenmesi yönünden düzenlemeye tâbi tutulduğu, yapılan bu sözleşmede davacı ile davalı arasında yapılan satış vaadi sözleşmesine istinaden davalıya bırakılan bağımsız bölümün sorumluluğunun dava dışı yükleniciye ait olduğu, kat mülkiyeti tesisine kadar davalı tarafından ve davalı adına ödenen borçların yüklenici şirkete ödenmesi halinde anılan dairenin tapusunun davalıya bedelsiz olarak devrinin gerçekleşeceğinin ve davacının hiçbir hak talep etmeyeceğinin düzenlendiği ve bu sözleşmede davacı ...'ın da imzasının bulunduğunun anlaşılmasına göre, 20.11.2015 tarihinde düzenlenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin gerçekte taşınmazın satışına yönelik bir irade ile yapılmadığı, aksine davalının borçlarını ödenmesi karşılığında teminat olarak düzenlendiği; bu bağlamda da anılan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin geçerli olmadığı, davacının davalı adına bir ödemede bulunmuş ise bunun ayrı bir dava ile talep edilebileceğinden davanın reddine karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulünün doğru görülmediği gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Dairemiz bozma ilamına uyularak, dava konusu taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin teminat amaçlı imzalandığı ve geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Mahkemenin, tarafların iradesini yok sayarak bu sözleşmeyi teminat amaçlı olarak değerlendirmesi kararının hukukî dayanaktan yoksun olduğunu,
b. Mahkemece, İlk Derece Mahkemesinin kararına dayanak teşkil eden Yargıtay bozma kararının muhalefet şerhinde belirtilen gerekçelere uygun şekilde karar verilmesi gerektiğini,
c. Davalı tarafından, ..... Noterliğince düzenlenen 20.11.2015 tarih ve ... yevmiye numaralı Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi’nin geçersiz olduğu iddia etmekteyse de, bu hususta açılmış bir dava bulunmadığını,
d. Dava konusu taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin geçerliliğini koruduğunu, tescil yönünde karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu,
e. Sözleşmenin noterde düzenlendiğini, resmi şekil şartlarına uygun olduğunu, sözleşmenin teminat amacı taşıdığına dair herhangi bir ibarenin yer almadığı, noter senedinin aksinin ispatının aynı mahiyette bir belge ile olabileceğini,
f. Adi yazılı sözleşme ile dava konusu satış vaadi sözleşmesinin aynı olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, her iki sözleşmenin konularının farklı olduğunu, bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,26.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğu ile karar verildi.
K A R Ş I O Y
Dairemizin 27.12.2023 tarihli kararında yazılı karşı oy gerekçesi doğrultusunda hükmün bozulması gerektiği düşüncesindeyiz.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!