7. Ceza Dairesinden Kaçakçılık ve İnsan Sağlığını Tehlikeye Atan İlaç Suçlarında Gümrük İdaresinin Temyiz Yetkisi ve Zamanaşımıyla Bozma Kararı.
Özet: Yüksek Mahkeme, Gümrük İdaresinin kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç yapma veya satma suçundan doğrudan zarar görmediği gerekçesiyle bu yöndeki temyizini reddederken, aynı suçtan yargılanan diğer sanıklar hakkındaki kamu davasını zamanaşımı nedeniyle düşürmüş; öte yandan, kaçakçılık suçundan verilen mahkûmiyet kararlarında ise davalar arasındaki hukuki ve fiili irtibatın gözetilmemesi, hüküm tarihinde yürürlükteki kanun maddelerinin hatalı uygulanması ve lehe olabilecek güncel yasa değişikliklerinin dikkate alınmaması gibi önemli usuli ve esaslı aykırılıklar tespit ederek hükümleri bozmuştur.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.SUÇ
: 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet, kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç yapma veya satmaHÜKÜMLER
: Mahkûmiyet, suça konu eşyanın müsaderesiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Kısmî ret, kısmî onama, kısmî bozmaKatılan ... İdaresi vekilinin temyizinin suça sürüklenen çocuk ... hakkında kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik olduğu gözetilerek inceleme yapılmıştır.Katılan ... İdaresi vekilinin kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç yapma veya satma suçundan temyizine ilişkin; kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç yapma veya satma suçundan doğrudan zarar görmeyen Gümrük İdaresinin davaya katılma ve hükmü temyize yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.Katılan ... İdaresi vekilinin kaçakçılık suçundan suça sürüklenen çocuk ... hakkında kurulan mahkûmiyet hükmüne, sanıklar ..., ..., ..., ..., ...'ın kaçakçılık ve kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç yapma veya satma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyizleri yönünden; sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ile suça sürüklenen çocuk ... hakkında kurulan mahkûmiyet hükümlerinin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:I. Katılan ... İdaresi Vekilinin Kişilerin Hayatını ve Sağlığını Tehlikeye Sokacak Biçimde İlaç Yapma veya Satma Suçundan Kurulan Suça Sürüklenen Çocuk ... Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Hükmünü Temyizi Yönünden Suçtan doğrudan zarar görmeyen Gümrük İdaresi'nin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237/1. maddesi uyarınca kamu davasında katılan sıfatının ve aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı cihetle, Gümrük İdaresi vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,II. Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'ın Kişilerin Hayatını ve Sağlığını Tehlikeye Sokacak Biçimde İlaç Yapma veya Satma Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükümleri Temyizleri YönündenSanıkların yargılama konusu eylemi için, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 187/1. maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e maddesi ve 67/4. maddesi gereği 8 yıllık olağan ve 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, anılan Kanun'un 67/2-d bendi uyarınca zamanaşımını kesen son işlem olan, sanıklar hakkında mahkûmiyet kararının verildiği 10.03.2016 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleştiğinin anlaşılması bozmayı gerektirmiştir.Açıklanan nedenlerle sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'ın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun'un 321/1. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1. maddesinin (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,III. Katılan ... İdaresi Vekilinin Suça Sürüklenen Çocuk ... İle Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... Hakkında Kaçakçılık Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükümlerini Temyizi Yönünden1. Olay günü Sulh Ceza Hâkimliinin arama kararı doğrultusunda sanık ...'ın işletmeciliğini yaptığı yanında çalışanı ....'ın bulunduğu işyerinde ve sanık ...'ın evinde, sanık ...'ün işletmeciliğini yaptığı yanında çalışanı ...'in bulunduğu işyerinde yine Sanık ... ve suça sürüklenen çocuk ...'nın birlikte işletmeciliğini yaptığı işyerinde suça konu eşyaların ele geçmesi karşısında, sanıklara ilişkin davalar arasında hukuki ve fiili irtibat bulunmadığı gözetilmeden, yargılamaya devamla davanın birlikte görülerek sonuçlandırılması,Kabul ve uygulamaya göre;1. Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18. maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 3/5, 3/10. maddeleri uyarınca cezalandırılması yerine yazılı şekilde karar verilmesi,2. 10.12.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3/ 22. fıkrasının ''3/23." madde ve fıkrası olarak değiştirildiği dikkate alınarak, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3/23. maddesine eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar pek hafif olması halinde üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanıklar ve suça sürüklenen çocuk lehine hükümler içerdiği, yine aynı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve dava konusu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katının ödenmesi halinde, soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca etkin pişmanlık ihtarında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle, 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12/2. maddesi gereği ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının Mahkemesince saptanması ve sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması,3. Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli ve 2013/7-591 Esas, ████████ Karar ve 16.05.2017 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;İncelemeye konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 17.12.2014, iddianame düzenleme tarihinin 05.11.2015 olduğu,Sanıklar ... ve ... hakkında, aynı gün incelenen Dairemizin █████████ Esas sayılı dosyasında suç tarihinin 18.03.2015, iddianame düzenleme tarihinin 16.04.2015 olduğu gözetilerek,Sanıkların bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre adı geçen sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, gerektiğinde birleştirilmesi ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,4. Sanıklar hakkında tayin olunan adli para cezasının taksitle tahsiline karar verilirken, 5237 sayılı Kanunu'nun 52/4. madde ve fıkrasının gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232/6. maddesine aykırı davranılması, hukuka aykırı bulunmuştur.5. 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinde öngörülen hak yoksunlukları uygulanırken, 15.04.2020 tarih ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi ile anılan maddede yapılan değişiklik ve Anayasa Mahkemesinin 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24.11.2015 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarih ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı iptal kararı nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedenleri bozmayı gerektirmiştir.6. Suça konu eşyanın 5607 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi atfı yapılmadan müsaderesine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.Açıklanan nedenlerle, katılan ... İdaresi vekili, sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'ın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 26.06.2025 tarihinde karar verildi.