Müşterinin dil bariyeri ve güven kötüye kullanımı iddiasıyla üçüncü şahsa yapılan rıza dışı para transferinden banka sorumluluğunun temyiz incelemesi.
Özet: Davacı, Türkçe bilmemesi ve banka çalışanlarının yönlendirmesiyle rızası dışında 485.000 TLsinin üçüncü bir şahsa aktarıldığını ileri sürerek bankadan tazminat talep etmişse de, ilk derece mahkemesi, davacının Türk vatandaşı olarak uzun süredir Türkiyede yaşadığını, daha önce bankacılık işlemleri yaptığını, işlemlerin ardından mobil bankacılığı aktif kullandığını, işlemlerin hesap cüzdanlarına ve mobil bankacılığa yansımasına rağmen aylarca itiraz etmediğini, kamera kayıtları ve kendisinin üçüncü şahıs aleyhine başlattığı icra takibinin, para transferinin bilgisi ve rızası dahilinde gerçekleştiğini gösterdiğini belirterek davayı reddetmiştir.
11. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ Esas, █████████ Karar
KARAR
: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 8. Tüketici Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 567.540,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; aslen ...'lı olup 3 yıldır Türkiye'de ikamet eden Türk Vatandaşı müvekkilinin Türkçe bilmediğini, kızı ve çeviri programı aracılığı ile iletişim sağladığını, yurtdışında bulunan bir arkadaşının Türkiye'den ev almak istemesi üzerine dava dışı ...'e konuyu aktardığını ve adı geçen ile kendisine ait bir daireyi arkadaşına satması konusunda anlaştıklarını, dava dışı ...'in paranın ... hesabına gönderilmesini istemesi nedeniyle davalı bankada hesap açtırdığını, yurtdışından USD olarak gelen paranın TL'ye çevrilmesi için işlem yapılacağının ve evrak imzalanacağının söylendiğini, müvekkilinin banka şube müdürüne ve çalışanlarına duyduğu güven sebebiyle gerekli olduğu söylenen evrakı imzaladığını, banka çalışanlarının ve müdürünün işlemlerin muhteviyatı hakkında herhangi bir açıklama yapmadıklarını, tercüman çağrılmadığını, müvekkilinin hesabındaki USD'nin TL'ye çevrilerek 485.000,00 TL'yi müvekkilinin nakit çekmiş gibi gösterildiğini, ancak böyle bir bedelin kendisine hiç ödenmediğini, buna dair dekont imzalatılmasının anlaşılmadığını, sonrasında bu bedelin mesai bitiminden sonra dava dışı ... adlı şahsın hesabına nakit yatım olarak intikal ettirildiğini, müvekkilinin dava dışı ...'e belirtilen meblağı ödemesini gerektirir hiçbir sebep bulunmadığını, bu bedelin tahsili için ... hakkında icra takibi başlatıldığını, güven kurumu olan bankaların kendi çalışanlarının eylemleri nedeniyle ortaya çıkan zarardan kusursuz sorumlu olduklarını, bahsekonu meblağın müvekkilinin talimatı olmaksızın 3. kişi hesabına yatırılmasından dolayı müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek davalı çalışanlarının objektif özen yükümlülüğüne aykırı davranışları sebebi ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 485.000,00 TL'nin paranın aktarıldığı tarihten işleyecek faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bankacılık operasyonu açısından bankanın işlemde herhangi bir eksiklik bırakmadığı, dekontların düzenlenişinde, muhasebeleşmesinde, işlemlerin cüzdanlara yazdırılışında görevini tam olarak yaptığı, Türkçe bilmediği için işlemlerin mahiyetini bilemediği iddiasına gelince, davacının yanında, Türkçe bilen kızı ile geldiği, daha önce hesap açılışı sırasında hesap açma evrakını imzaladığı, Türk Vatandaşı olduğu ve 3 yıldır Türkiye'de yaşadığı, yabancı olarak tanımlanamayacağı, ...'ta hesap açmadan önce .... Türk Bankası'nda da hesabının olduğu, dava konusu işlemlerden sonra hesaplarını gerek mobil bankacılık gerekse ATM üzerinden çalıştırdığı, pek çok alışveriş işleminde e-ticaret yöntemini kullandığı, ödemelerini banka hesabından yaptığı dikkate alındığında bankacılık işlemlerinde dil sorunu yaşamadığı, paranın rızası olmaksızın üçüncü bir şahsa aktarılmış olduğu iddiasına gelince; işlemlerin tümünün banka hesap cüzdanlarına yazdırıldığı, bu cüzdanlarda hesap bakiyesinin göründüğü, ayrıca mobil bankacılık üzerinden aylarca pek çok işlem yapıldığı, bu işlemler sırasında hesap bakiyesinin sürekli kontrol edildiği, yapılan işleme ilişkin bankaya herhangi bir şikâyette veya itirazda bulunmadığı, ...'e para ödemesi için hiçbir neden olmadığı yönündeki iddiaya gelince; kamera kayıtlarında davacı ile ...'in bankada konuştukları, paranın ...'den alınacak daire karşılığı olarak ödenmiş olduğunun savcılık ifadesinde şüphelilerin davacıyı dolandırmak kastıyla bankayı aracı olarak kullandıklarını beyan ettiği, dava açılmadan önce ... aleyhine, satışa konu taşınmazın mülkiyetini devretmediği gerekçesiyle ödediği para için icra takibi başlattığının da beyan edildiği, bu durum da, davacının ...'e para transferinin kendi bilgisi ve rızası ile olduğunun bir göstergesi olduğu, video kayıtlarından, ... ile davacının tanışık olduklarının anlaşıldığı, davacının dava konusu işlemle ile aynı gün gerçekleşen işlemlere yönelik şikâyetinin bulunmadığı, bu kapsamda şikâyete konu 485.000,00 TL'lik tahsil ve tediye işlemlerinin esasen karşılıklı işlemler olduğu, bu nedenle kasadan fiilen çıkan ve kasaya giren paraların söz konusu olmadığı, karşılıklı işlemlerin bankalarda yaygın bir uygulama olduğu, davacının Türkçe bilmeyişinden istifade edilerek tediye fişinin imzalatıldığı iddiasının, davacının aile kökeninin Mardin olduğu, anne babasının Türk olduğu, kendisinin de 3 yıldır Türkiye'de yaşadığı ve Türk vatandaşı olduğu, işlemlerde kullandığı imzanın soyad içerecek şekilde muntazam olduğu, işlem sırasında yanında Türkiye'de öğrenim gören kızının da bulunduğu, ayrıca kendisinin hesabı üzerinde mobil bankacılık, internet bankacılığı ve ATM cihazları üzerinden çok sayıda işlemler yaptığı, internet alışverişlerinde banka hesaplarından ödemeler yaptırdığı, bu işlemler sırasında hesap bakiyesini defalarca kontrol etmiş olduğu, hatta hesabının bakiyesinin azaldığı dönemlerde dolar hesabından yeni aktarımlar yaparak işlemlerini sürdürdüğü görüldüğünden bankacılık işlemlerinde herhangi bir dil sorunu yaşamadığı, hesap hareketlerine de tam olarak hakim olduğu kanaatine varıldığı, ... adlı kişi ile de bir daire alışverişi nedeniyle ilişki kurduğu bu nedenle para transferi yapıldığı, paranın ... adlı kişiye gönderildiğini işlem gününden beri bildiği, hesap cüzdanlarında da hesap hareketlerinin yazılı olduğu, tahsil ve tediye fişlerinde yer alan imzaların sıhhati konusunda herhangi bir tereddüt bulunmadığı, tespit edilen hususlar doğrultusunda davalı bankanın işlemlerinde herhangi bir kusur ve hataya rastlanmadığı, işlemlerin banka tarafından tarafların istekleri doğrultusunda tamamlanmış olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı tarafından davalı banka nezdinde açılan hesap üzerinde dava konusu işlemin yapıldığı tarih ve saatten önce TL'ye çevirme, para çekme gibi işlemlerin yapıldığı, bu işlemlere ait dekontların davacı tarafından imzalandığı, bu işlemler yapılırken kendisine davalı banka tarafından tercüman çağrıldığına yönelik bir beyanının olmadığı ve bu işlemlere itiraz etmediği, dolayısıyla banka işlemlerini tercümansız yapabildiği ve davalı banka çalışanları tarafından verilen bilgileri anlayabildiğinin açık olduğu, dava konusu nakit para çekim ve para yatırma işlemlerinin bilirkişi raporlarında tespit edildiği üzere bankacılık uygulamasında sıklıkla yapılan karşılıklı işlemler olduğu, esasen bu işlemler sırasında nakit çekilerek davacıya verilen bir paranın olmadığı, davacının hesabından dava dışı ... hesabına paranın aktarıldığı, havale işleminde verilmesi gereken talimatın bu işlemde nakit para çekme dekontu üzerine alınan imza ile sağlandığı, davacının nakit para çekme dekontunu imzaladığı, imzasına itiraz etmediği, bundan sonra paranın dava dışı ...'in hesabına yatırılmasının işlemin ikinci ayağını oluşturduğu, davacının banka hesap cüzdanına da yapılan işlemlerin yazıldığı ve cüzdanda hesap bakiyesinin görüldüğü, davacının banka şubesine adı geçen ... ile birlikte gittiği, bu kişinin tanımadığı bir kişi olduğuna yönelik iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, sunulan kamera kayıtlarında ses olmadığı, davacının görüntülerdeki davranışlarından Türkçe bilmediği ve davalı banka çalışanının kendisine açıklama yapmaksızın dekont imzalattığı sonucunun çıkarılamayacağı, davacının bizzat dekontu imzaladığı, kaldı ki Türkçe olarak anlaşmasına aracı olduğunu beyan ettiği kızının da işlem yapılırken yanında olduğu, davalı banka çalışanı tarafından yapılan işlemlerde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı, davacının dava konusu işlemden sonra da banka hesabında gerek mobil sistem üzerinden giriş yaparak, gerekse kartla işlem yaptığı, bu itibarla hesabında bulunan ve esasen arkadaşına ait olup taşınmaz satış bedeli olarak kendisine gönderilen paranın çekilerek ... hesabına aktarılması işlemine onay verdiği, dava dışı ... ve ... ile arasındaki anlaşmaya aykırılık nedeniyle oluştuğu iddia edilen zararından, tüm işlemlerini bankacılık mevzuatına uygun şekilde gerçekleştiren davalı bankanın sorumlu olmadığı, Mahkemece davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı banka çalışanlarının kusuru sebebiyle uğranıldığı iddia olunan zararın tahsili talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ
: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73/2 hükmü gereğince Tüketici Mahkemelerinde tüketici tarafından açılan davalar harçtan muaf olduğundan, davacıdan harç alınmasına yer olmadığına, 30.06.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!